sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· Kumarın Zararları
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Kur’an’da Unutkanlık Tedavisi

Burayada Bak
· Zekâtın Önemi
· Ticâretinin Prensipleri
· 2- Akmış Kan
· Râfızıylik
· Bu İsimleri Bilmenin Faydaları
· 18) Tavaf Etmek
· İnzâr
· Tayy-i mekân
· 1- Yer Unsuru
· Nücebâ
· Toprak Mahsullerinin Zekâtı
· Hükmün Türleri
· Bu İsimleri Bilmenin Faydaları
· Ticarette Kâr Sınırı
· a) Muvazzafa veya vazife harâcı.

Son Okunanlar
· Hırsızlık; Anlam ve Mâhiyeti
· Cebrail’in, İbrahim’e Bir İhtiyacın Var mı? Diye Sorması
· 3- Allah yolundan bile bile saptırmak isterler.
· Allah’ın İnsanlara Verdiği Özel Nimet Türleri
· Hadis-i Şeriflerde Âile ve Eşlerin Geçimi
· f) Duanın Fıtri Oluşu
· d- İcbârî Karar
· Müslümanların Birbirleriyle Dostlukları
· b) Şer’i Teslimiyet
· Günümüzde Sığıra Tapma.



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Hırsızlık; Anlam ve Mâhiyeti

Hırsızlık
Hırsızlık; Anlam ve Mâhiyeti     Hırsızlık eski Türkçe'de uğrulama, Arapça'da sirkat ve serika kelimeleriyle ifâde edilmiş, hırsız için de eski Türkçe'de uğru, Arapça'da sârik ve lıss kelimeleri kullanılmıştır. Sirkat sözlükte ve örfte "başkasının malını gizlice çalma" mânâsında olup Kur'an'da, bu anlam çerçevesinde mecâzî bir kullanım olarak "başkasının konuştuğunu gizlice dinleme" mânâsında "istirâku's-sem'a" tâbiri geçer (15/Hıcr, 18). Hadislerde namazın rükûn ve şartlarını eksik bırakmaya "namazdan hırsızlık" (Dârimî, Salât 78; Şevkânî, Neylu'l-Evtâr, II/299) denilmiştir. Arap dilinde "kaçamak bakış" anlamında "bakış hırsızlığı" (müsârakatu'n-nazar) denilmesi, Arap edebiyatında bir şâirin başkasının şiirini kendisininmiş gibi ifâde etmesine "sirkat" tâbir edilmesi de böyledir. Hukuk dilinde hırsızlığın terim anlamı, ayrıntı teşkil eden farlılıklar gözardı edilirse hemen hemen bütün hukuk sistemlerinde aynı olup kelimenin sözlük ve örfteki anlamından farklı değildir. Toplumlar ve medeniyetler arası farklılıklar, hırsızlığın suç teşkil ettiği ve çeşitli müeyyide ve tedbirlerle önlenmesi gerektiği noktasında değil, suçu önleyecek tedbirlerin seçimi, suçun oluşma şartları ve suça uygulanacak müeyyide/yaptırım husûsunda yoğunlaşır.         İnsanlık tarihi kadar uzun bir geçmişi olan hırsızlık suçu, bireysel boyutta ve şahsî öç alma aracı bir eylem olarak kalmamış, kamu düzenini ihlâl eden bir suç sayılarak ilk toplumlardan itibaren cezâlandırılması cihetine gidilmiştir. Hırsızlığın bütün toplumlarda suç olarak görüldüğü, fakat hangi tür eylemin hırsızlık sayılacağı ve ne tür bir yaptırım ile cezâlandırılacağı husûsunun toplumlara ve dönemlere göre değişiklik gösterdiği bir vâkıadır.   İslâm hukukunda hırsızlığın, mezheplerin kendi yaklaşımlarını ve eylemin had cezâsını gerektiren bir suç teşkil etmesi konusundaki özel şartlarını yansıtır tarzda birbirinden kısmen farklı birçok tanımı yapılmışsa da, hukukî bir terim olarak hırsızlık eylemi "başkasına âit bir malın mülk edinme kastıyla muhâfaza edildiği yerden gizlice alınması" şeklinde tanımlanabilir ve suçun tanımında ana unsuru (rükûn) malın gizlice alınması teşkil eder. Klasik fıkıh literatüründe tanımla ilgili olarak yer verilen "cezâî ehliyeti hâiz kimsenin nisab miktarı mütekavvim bir malı mülkiyet şüphesi bulunmaksızın kendi isteğiyle alması" gibi ilâve kayıtlar, suçun oluşması için aranan şartları tanıma dâhil etme çabasının ürünüdür.   Cezâî müeyyidesinin Kur'an ve Sünnet'te belirlenmiş olması sebebiyle hırsızlık İslâm cezâ hukukunun had, kısas-diyet ve ta'zîr şeklindeki üçlü ayrımının had grubunda yer alır. Özellikle Hanefî literatüründe bazen hırsızlığın ikiye ayrılıp eşkıyâlık, silâhlı gasp ve soygun suçuna "büyük hırsızlık" (es-serikatü'l-kübrâ), basit hırsızlığa da "küçük hırsızlık" (es-serikatü's-suğrâ) denildiği olur. Ancak "sirkat" ve "serika" kelimeleri yalın kullanıldığında kural olarak basit hırsızlık kastedilir. Hırsızlık suçunun tanımında yer alan unsurlar, onu benzeri suç ve eylemlerden ayırmaya yarayan birer kriter görevi de görür. Nitekim eşkıyâlık ve gasp suçları, cebir, şiddet ve tehdit kullanılarak işlenmeleri yönüyle; yankesicilik, dolandırıcılık, zimmet ve emniyeti sûistimal suçları da ele geçirilen malın nisap miktarı olması, muhâfaza altında bulunması veya gizlice alınması şartlarının eksik olabilmesi yönlerinden hırsızlıktan ayrılır.   Eski Çin ve Hint'ten Asurlular ve Hititler'e kadar kadim toplumlarda ve dinlerde (meselâ Brahmanizm, Konfüçyanizm) hırsızlığın büyük suç ve günahlardan sayıldığı ve değişik müeyyidelerle cezâlandırıldığı, meselâ eski İran'da, Sumerler'de ve Hammurabi kanunlarında hırsızlığa karşı, çalınan malın birkaç katının ödenmesinden hırsızın öldürülmesine kadar çeşitli ağır cezâların öngörüldüğü bilinmektedir. Eski Yunan'da gasp ve yağmacılığın hırsızlık kapsamında görülmeyip kahramanlık ve beceri örneği sayıldığına dair bilgileri, o toplumun genel telâkkîsi şeklinde değil; topluluklar arası düşmanca ilişkilerle sınırlı bir yargı olarak algılamak gerekir. Ahd-i Atîk'te (Tevrat'ta) yer alan "on emir"den biri "çalmayacaksın"dır (Çıkış, 20/15). Hırsızlara verilen genel cezâ, çalınan malın misliyle ödetilmesidir (Çıkış, 22/1-5). Eğer çalan kişinin malı yoksa köle olarak satılır (Çıkış, 22/3). İsrâiloğulları'na ve eti yenen hayvanlara karşı işlenen hırsızlık üzerinde özellikle durulur. Tevrat'taki bu ilk ögeler Talmud hukukunda başka suçlarla irtibatlandırılarak daha genişletilmiş, eğer kişi hırsızlığı şabatta (Cumartesi) yapmışsa o zaman ölüm cezâsına kadar giden bir anlayış hâkim olmuştur (Ketubbot 31a; Yadayim Genevah 3/1-2). Roma hukukunda geniş bir anlam içeren "furtum" hırsızlığın yanı sıra dolandırıcılık, emniyeti sûistimal, zimmet, ihtilâs gibi mal aleyhine işlenen diğer suçları da kapsar. İlk dönemlerden itibaren, mâbedlere ve devlete âit malın çalınması ile kişire âit malın çalınması arasında ayrım yapılmış, ikinci nevi hırsızlık şahsî bir suç sayılarak suç mağdûruna, uğradığı zararı tazmin ettirmekten fâili köle edinmeye veya öldürmeye kadar varan bir dizi hak tanınmıştı. XII. Levha Kanunu'ndan sonra, suçüstü yakalanmasına ve köle olmasına da bağlı olarak hırsız ölümle cezâlandırılabilir, değilse köle statüsüne geçirilebilir veya çaldığının iki katı ödetilebilirdi.   Kaynaklarda hakkında pek az bilgi bulunan eski Türk hukukunda meselâ Hunlar'da hırsızın, sayısı yedi ile 700 arasında değişen sopa cezâsıyla veya çaldığının dokuz katını ödemekle cezâlandırıldığı, at vb. şeyleri çalanların veya ikinci defa hırsızlık yapanların öldürüldüğü bilinmektedir.   Hıristiyanlıkta da hırsızlığın yasak olduğu bildirilmekle beraber Ahd-i Atîk'teki gibi açık bir cezâ öngörülmemiş, Pavlus'un, "Hırsızlık yapan artık hırsızlık yapmasın" şeklindeki dinî-ahlâkî çerçevedeki öğüdü (Efesoslular'a Mektup, 4/28) esas olmuştur. Kilise hukukunda başlangıçta hıristiyan ahlâkiyâtının da etkisiyle, gizli hırsızlıkla tabiî ihtiyaçları karşılamaya mâtuf basit ve alenî hırsızlığı birbirinden ayırıp ikinci tür hırsızlara şefkatle yaklaşma ve daha hafif cezâ uygulama düşüncesi hâkim olmuşsa da orta ve ileri dönemlerde Roma cezâ hukukuna, kanonik hukuka ve mahallî örf ve âdet hukukuna dayanan ve yaklaşık 18. yüzyılın ortalarına kadar süren müşterek Avrupa cezâ hukukunda hırsızlık ağır bir şekilde cezâlandırılmış, hırsızın bazı organlarının kesilmesi ve damgalanması gibi cezâlar getirilmiştir. Bu tarihten sonra Batı'da fikir akımlarının ve hürriyet mücâdelesinin açık etkisiyle, biraz da bu ağır cezâ uygulamasına tepki olarak hırsızlık suçunu daha hafif şekilde cezâlandırma düşüncesi hâkim olmuş ve kanunlarda diğer birçok suç gibi bunun da prensip itibarıyla hapisle cezâlandırılması cihetine gidilmiştir.   İslâmiyet'ten önce Hicaz-Arap toplumunda hırsızlık, kural olarak ayıp ve suç sayılmakla birlikte, merkezî bir siyasî otorite bulunmadığından suçun düzenli bir tâkibâta ve cezâlandırmaya mâruz kaldığı söylenemez. Meselâ göçebe Araplar kabile fertlerine, dost kabilelere, mâbedlere ve kamuya âit malın çalınmasını suç sayarken, diğer kabilelerden çalınan malı -ki bunlar genelde deve ve giyeceklerdir- ganimet sayar, bu tür eylemleri de ces3aret ve beceriyi simgeleyen davranışlar olarak görürlerdi. Öte yandan hırsızın sosyal konumu ve kabilesinin gücü de cezâlandırılmasında önemli farklılıklar doğuruyordu. Kaynaklar, câhiliyye Arapları arasında hırsızlığın bir hayli yaygın olduğundan söz eder. Öyle ki hırsızlık, Araplar'da sosyal hayatın aynası durumunda bulunan Arap edebiyatının da ana temalarından birini teşkil etmiş, Araplar arasındaki meşhur hırsızlar ve hırsızlık vak'aları etrafında oluşan çeşitli şiir, darb-ı mesel ve menkıbeyi konu alan bir literatür türü ortaya çıkmıştır (Bu konuda geniş bilgi ve örnekler için bk. Abdülmuîn el-Mellûhî, Eş'âru'l-Üsûs ve Ahbâruhum, Dımaşk 1987, s. 11-14, 15 vd.; Yûsuf Halîf, eş-Şuarâü's-Saâlik fî Asri'l-Câhilî, Kahire 1986, s. 7-17). Câhiliyye toplumunda da hırsızlığın hapis, el kesme, kabile himâyesinden çıkarma, dayak gibi çeşitli yaptırımlarla önlenmeye çalışıldığı ve bu dönemde bazı münferit olaylarda hırsızın elinin kesildiği bilinmekle birlikte, bu uygulamanın uzunca bir geçmişinin bulunmadığı, hatta hırsızlık için el kesme cezâsını ilk koyanın Abdülmuttalib veya Velîd bin Muğîre olduğu rivâyetleri vardır.[1]     [1] Ali Bardakoğlu, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 17, s. 384-385


Son takip: 20.06.2017 - 10:58
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· İ'tikâf, Bir Kutlu Arınış; İnzivâ, Bir Görevden Kaçıştır · Maddî İhtiyaçlarını Gidermek · Ticâretinin Prensipleri · Bekkâûn · Kabristan · a- Ekseriyetin Re'yi · Abdesti Bozmayan Durumlar · b) Bereket Gönderme · c- Sigara ve Benzeri · d) Ölüyü Ya Da Faniyi Ta ılaştırma · Ğamûs Yemin · e- Habîs. · f- Çocuğun haklarına riâyetsizlik · Fakirlik mi, Zenginlik mi Daha Hayırlıdır? . · GAZAP. · Gerçek Hidayet · h- Günahlar, Musîbetlerin Sebebidir · 9- Namaz Kılarlar, Zekât Verirler, Âhirete de Kesin Olarak İman Ederler · Fert ve Cemaatin/Toplumun Gördüğü Musîbetlerin Doğru Değerlendirilmesi · i- Evlenilmesi Haram Olan Kadınlar
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber