Kavramlar Ansiklopedisi | Kategoriler | Konular

Kur'an ile Diğer Peygamberlerin Mucizeleri Arasındaki Fark.

Kur



Kur'an ile Diğer
Peygamberlerin Mucizeleri Arasındaki Fark

Bütün peygamberler,
iddialarının doğruluğunu göstermek için, Allah'ın yardımı ile birtakım mucizeler
göstermişlerdir. Bunlar, her peygamberin kendi devrinde en çok revaçta olan
şeylere üstün gelecek nitelikte olurdu. Böyle olmasa, münkirler o devirde
kendilerinin sahip oldukları üstünlüklerle peygamberlerin karşısına
dikilebilirler ve diğer insanları aksi yönde etkileyebilirlerdi. Esasta aynı
olmalarına rağmen, peygamberlerin mucizeleri bu bakımdan farklı olarak tezahür
etmiştir. Ancak Hz. Peygamber'in mucizesi Kur'an, diğerlerinden farklı bir başka
özelliğe daha sahiptir. Bu özellik, onun aklî bir mucize olmasıdır. Aklî mucize,
akıl ve basiretle idrâk edilen mucizedir. Akla hitap ettiği ve sadece vuku
bulduğu zamanda yaşayan insanlar tarafından görülebilen hissî mucizeler gibi
olmadığı için, insanlar yaşadıkça var olur ve büyüklüğünden hiçbir şey
kaybetmez.
Diğer peygamberler gibi birçok
hissî mucize göstermesine rağmen, Hz. Peygamber, sadece Kur'an-ı kerim ile
meydan okuduğu için Kur'an, O'nun risaletini te'yid eden tek mucize olmuştur.
O'nun peygamberliği umumî (34/Sebe', 28) ve ebedîdir. Çünkü peygamberlik zinciri
onunla tamamlanmıştır (33/Ahzâb, 40). Önceki peygamberlerin her biri bir kavme
gönderildiği ve görevleri bir sonraki nebinin gelmesi ile sona erdiği için,
gösterdikleri mucizeler hissî oluyor ve kendi zamanlarının insanlarına hitap
ediyordu. Kendisinden sonra bir başka peygamber gönderilmeyeceği için,
Rasülüllah'ın kıyamete kadar devam edecek olan peygamberliğinin, yine aynı
vasıfta bir mucize ile te'yid edilmesi gerekiyordu. Hissî mucizelerin, böyle
ebedî ve umumî bir risaletle bağdaşması mümkün değildi. O'nun risaletine uygun
mucize, ancak Kur'an-ı Kerim olabilirdi. Zira Kur'an-ı Kerim mucizesi ebedîdir.
Zamanın geçmesi ile yok olmaz. Hz. Peygamber'in vefatı ile, diğer mucizeler gibi
etkisini kaybetmemiştir. Aksine o, bütün dünyanın dilinde her yalancı ve münkire
meydan okumakta, bütün insanları İslam'a ve huzura davet etmektedir. İşte onu
diğer peygamberlerin mucizelerinden ayıran en önemli özellik budur. O, kıyamet
gününe kadar insanların faydasına sunulmuştur.
Kur'an'ın devamlı mucize olma
özelliğinden dolayı Hz. Peygamber'in tâbileri, diğerlerinden daha çok olacaktır.
Çünkü, büyüklüğünü görerek zamanımıza kadar ona inananlar olduğu gibi, bundan
sonra da olacaktır. "Peygamberlerden hiçbir peygamber yoktur ki, ona
mucizelerden (kendi zamanındaki) insanların inandıkları kadar verilmiş olmasın.
Mucize olarak bana verilen ise, ancak Allah'ın bana vahyettiğidir. Bu nedenle
ben, kıyamet gününde peygamberlerin en çok tâbi bulunanı olacağımı ümit
ediyorum." (Buhâri, İ'tisam 1; Müslim, İman 70)
Yine bu hadis-i şeriften
anlaşıldığına göre, diğer peygamberlere verilen mucizelerin benzerleri, ya
suretçe veya hakikatçe kendilerinden önceki peygamberlere de verilmiş
bulunuyordu. Kur'an-ı Kerim mucizesinin bir benzeri ise daha önce hiçbir
peygambere verilmemişti. O, beşerî akla karşı koyan ve ilelebet ona meydan
okuyan aklî bir mucizedir. "Sana indirdiğimiz bu Kur'an, o mucize isteyenlere
karşı okunup dururken, (hâlâ mucize olarak) kendilerine kâfi gelmedi mi?"
(29/Ankebut, 51) Kur'an varken başka mucizeye ihtiyaç yoktur. O, her zaman
ve devirde mübâreze meydanında, kendisine karşı koyanlara meydan
okuyup durmaktadır. Binâenaleyh, her zaman ve her yerde kıyamete kadar sabit ve
nazil olduğu günkü gibi herkesi mağlup etmekte, kat'iyyen yok olmamaktadır. Ama
diğer mucizeler böyle değildir; Kur'an gibi her an mucize olarak devam etmezler.
Kur'an-ı Kerim, artık bugün görülmediği için kendisiyle başkalarına meydan
okunamayan, asanın yılana çevrilmesi ve ölüleri diriltmek gibi, sadece bir yerde
ve zamanda gösterilenlerden biri gibi değil; şimdi bile inkâr edene:
"inanmıyorsan, bir benzerini de sen getir" diyebileceğimiz aklî bir mucizedir.