sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Kumarın Zararları
· Kur’an’da Unutkanlık Tedavisi
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Hicretin Sebebi
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· Ecel ve Ömür
· Tuvaletten So a En İyi Temizlik Nasıl Yapılır?.
· 1) Beden Ve Elbise Temizliği
· Ay Hali Olan Kadın İle İlgili Hükümler

Burayada Bak
· Hiçbir Peygamber, Tebliğ Karşılığında İnsanlardan Ücret İstemez.
· Liânın Şartları
· Kur'ân-ı Kerim'de Endâd Kavramı
· Kâr
· Estetik
· Rızâ ve Allah'ın Râzı Olması
· Dikkat
· Her Kış Bir Ölüm, Her Bahar Bir Diriliştir
· İmam
· a- Kur'an-ı Kerim'in Hârikulâde Oluşu.
· Luka
· Ruhbanlık
· 1- Kadının Ailedeki Görevleri
· Nesil Emniyeti
· Nur, Dünya ve Ahirette Tüm Hayırları; Karanlıklar da Şerleri Kapsar

Son Okunanlar
· Sabrın Anlamı Ve Çeşitleri
· Allah, İnsanı En Güzel Şekilde Yaratmıştır
· b) İnsanın Olumsuz Özellikleri
· Boğa
· İnsanoğlu Kendi Kendine Yeterli Midir?.
· Oruç'un Vakti
· a. Tahrif Edilmiş Kaynağa Dayalı İhtilâflar
· “Subhâneke Allahümme” Kelimesinin Anlamı
· Neye Karşı Cihad?
· Ümmet-İmam İlişkisi



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Sabrın Anlamı Ve Çeşitleri

Sabrın Anlamı Ve Çeşitleri
Sabrın Anlamı Ve Çeşitleri   Lügatta: Alıkoymak ve bağlanmaktır. Istılahta: Nefse haz veren şeyleri terk etmek, kaza ve kaderin tecellilerine karşı şikayette bulunmamak, elem, belâ ve musibetler karşısında sızlanmamak gibi mana­larda kullanılmıştır. Peygamber Efendimizin “İmanın ya­rısı” diye tavsif buyurduğu sabır, mü’minin bütün haya­tını bahara çeviren ve onu mutluluğa boğan bir haslettir. “Mü’minin her hâli hayret vericidir. Çünkü onun bütün işleri kendisi için hayırlıdır. Bu yeryüzünde sadece müslümana has bir haslettir. Zira o sevinirse şükreder, sevap kazanır. Bu onun için hayırlı­dır. Başına belâ gelirse, sabreder, bu da onun için hayır­lıdır.” Umumî manada “hâdiselere belâ, felâket ve musi­betlere karşı dayanmayı ve dayanıklı bulunma”yı ifâde eden sabır dört kısımdır: 1- Zihnî faaliyetlerde sabır ve sebat göstermek.
2- Yapmakla mükellef bulunulan ve kanun ile ha­vale edilen işlerin icra ve ifasında sabırlı olmak. 3- Yasakların ve haramların aldatıcı tuzağına düş­me­mek için sabretmek. 4- Musibet, belâ ve felâketler karşısında kaderin hük­müne boyun bükerek teslim olmak. Bir hadis-i şerifle konuya açıklık getirelim. Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah (c.c.) buyuruyor ki: Mü’min kulumun sa­mimi dostlarından birinin ruhunu aldığım zaman üzülür, fakat mükâfatını Allah’tan beklerse onun için ancak cennet vardır.”[1] Diğer bir hadis-i şerifte; Enes b. Malik (r.a.)’den Resûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğu rivayet edil­miş­tir: “Sevabın çokluğu, belânın büyüklüğüne göredir. Al­lah (c.c.) bir topluluğu sevdiği zaman, onları muh­telif mu­sibetlerle imtihan eder. Kim bu musibetleri sa­bırla karşı­larsa Allah Teâlâ ondan hoşnut olur. Ve kim mu­sibetleri sabır ve tevekkülle karşılamaz isyan ederse o da Al­lah(c.c.)’ın gazabına müstahak olur.”[2]  
Sabır; acıya, sıkıntıya katlanmak, nefse hoş gelme­yen hâlleri tahammülle karşılamak ve zorluklara da­yanmak demektir. Bunda insan hayatında karşılaşılan her şey gibi, güçlüklerle yüz yüze gelinmesinin Al­lah’ın bilgi ve ira­desi dahilinde gerçekleştiğine olan inancı ve vuku bulan her ne olursa olsun Allah’a tevek­külü bozmamak iradesi te­zahür eder. Sabreden insan, olayları telâşa kapılmadan ve mo­ra­lini bozmadan kar­şılamış ve sonunu bekleyerek işleri za­mana bırakmayı seçmiştir. Dünya hayatının bir sı­navdan ibaret olduğu bilinciyle dav­ranmış ve her şeyin ancak O’nun izniyle bir hikmet dairesinde cereyan et­tiğine inandığı için istika­metini korumayı asıl kabul etmiştir. Vuku bulan geçici mahi­yetteki zorluğa takıla­rak ümitsiz­liğe düşmemiş ve Al­lah’ın inayetine olan itimadını kay­betmemiştir. Böylece tabiri caiz ise, kriz zamanında Allah’a olan teslimiye­tinden şaşmamıştır. Sarsılmış; fakat sürçme­miş­tir. Sabır tamamen imanın eseridir ve imanın somut an­lamda, bilfiil yaşanarak teyidini ifâde eden yüksek bir haslettir. Dünya süresince mutlaka gündemde var­dır ve herkes kesinlikle sabır sınavı geçirecektir. İmanın sadece kuru bir sözden (kavl-ü mücerret) ibaret olup olmadığı böylece ortaya çıkacaktır. Kur’an-ı Kerim’de:
“Muhakkak ki, Allah sabredenlerle beraberdir. “[3] “Sabredenleri müjdele!”  [4]
“Sabrınıza karşılık selâm size! (Dünya) yurdun(un) sonu ne güzel! “[5] buyurulmuş ve daha pek çok yerde sabrın üstün değe­rine işaret etmiştir. Günümüzde sabır sadece manevî nedenle gösteril-mez. İnsanlar artık menfaatleri için bekleyip, so­nuçta ala­cakları mükâfat için sabrediyorlar. Manevî anlamda sabır sadece birbirine güvenen in­sanlar ara­sında olu­yor; diğer­lerinin, sonunda sadece maddî çıkar için sab­rettikleri söylenebi­lir ve bu da genel olarak doğrudur. Bu farklı değerlendirmelerin yanında sabrın bizce en önemli ve göz ardı edilen tarafı, tasavvufi bakış açı­sıyla aydınlanabilir. Tasavvufta aslolan, günün her anında ve haya­tın her safhasında Hakk’ı hatırda tutarak, O’nun huzurunday­mışçasına yaşamaktır. Bu ise, Allah’ı isim ve sıfatla­rıyla her an şuurumuzda diri tutmaya bağlı bir keyfi­yettir. Resûlullah’ın (ihsan) şeklinde ifâde bu­yurdukları bu Key­fiyetin, kişilerde tahakku­kuna mani olan duy­gular, ilgi ve alakalar ya geç­mişe ya geleceğe ya da içinde bulunduğu­muz anda ya­şanan hâdiselere yöne­liktir. Sabır, gönül ve düşünce dünyamızın geç­mişe ve ol­muşa takılıp kalmaması ve Al­lah’ı unutmaması için telkin edilen bir haslettir. Zihnin ve şuurun geç­mişe bağımlılı­ğını ortadan kaldırmak, demektir.  Biraz evvel meydana gelen hâdise artık ol­muştur (Ok yaydan fır­lamıştır), ol­muşu film şeridi gibi geri getirip yönünü değiştirmek mümkün değildir. Öyle ise, onlara hayıf­lanmak ve maziye bağlanmak ve bağlı kalmak abesle iştigalden başka bir şey değildir. Pratik hayatta hiçbir faydası olmayan, realitede de değiştiril­mesi imkansız olan mazinin, kalp ve zihindeki dağıtıcı tesirini silmek gerekir; zira çoğu zaman insanı isyana sürükleyen şey, geçmişte bitmiş bir şeydir. Bunlar dikkat ve ilgimizi kendilerine çekerek, bizi Hak’tan gafil kılar. Sabırla geçmişe sünger çekip, onla­rın faydasız cazi­besinden sıyrılıp, Hak ile meşgul olmak lazımdır. Bu yüz­den sufî’ye (İbn’ül-Vakt) denilir. Sufî, geçmiş ve gelecek endişelerini bir tarafa atarak içinde yaşadığı anı, en iyi şekilde ihya eden ve değerlendi­rendir. Tasavvuf, ruhun, masivaya kulluğu değil; tam ter­sine bütün kud­retlerinin Cenab-ı Hakk’a doğru yo­ğunlaşması, zeka ve iradenin en şiddetli ve en yoğun bir şekilde O’nu elde etmeye çalışması demektir. Geç­mişte olan şeylerle ilgilenmek, arzularımızı hapse­dip bize rağmen bizi ken­dine bağlarsa, gafletle sürüklenmiş oluruz. Bir örnek vere­rek konuyu biraz daha açalım: “Bahçıvan, elma ağacını yetiştirmek için toprağa gübre verir, su döker. Alttan fışkıran dalları keser ta ki bütün kuvvet yukarı dallardaki çiçeklere ve meyvelere gitsin. İşte sabır, ruhun gönlün ve şuurun maziye doğru dağılımını önlemek ve onları Allah’a yöneltmek demek­tir. Bu manada âlimlerin şu ifâdele­rini dikkatle değer­len­direlim: a- Acı şeyleri kaşlarınızı çatmadan yutunuz. b- Sabır sanki sıhhatmiş gibi, dert ile kaynaşarak ya­şamaktır. c- Hakk’ın huzurunda mütevekkil olunuz, kaş çat­mayınız ve gücenmeyiniz, onun darbelerini tebessümle karşılayı­nız. d- Konuşmaksızın ve sızlanmaksızın, darbeler al­tında eğiliniz. Burada işaret etmeye çalıştığımız sabır, yalnızca iba­det ve kullukta kemâl için değil; bir o kadar da yer­yü­zünde yaşayan insanoğlunun huzur ve mutluluğu için lüzumludur. Geçmişteki olaylara üzülmenin ve sinir­len­menin getirdiği stres, gerilim ve bunların sebep olduğu devâsız hastalıklara karşı yegâne ilaç yine de sabrı öğ­renmek ve sa­bırlıca yaşamaktır. Hayatımızı allak bullak eden şeyler, yaşadığımız hâdiselere karşı duyduğumuz kaygı ve endişeler değil midir? Bunlar ancak sabırla sili­nebilir.
İmanın efdali sabır ile cömertliktir. Sabır her işin başı­dır. Sab­redenler zafere nail olurlar. Sabrın iman­daki yeri, başın cesetteki yeri gibidir. Sahibini cennete idhal eder, sevabı da köle azadından efdaldir, buyurulmuştur. Sa­bır, gam ve kederlerden kurtulmayı, Allah’tan bekle­mektir. Bu da amellerin efdali ve âlâsı­dır. Her şeyin bir cevheri vardır; insanın cevheri akıl, aklın cevheri ise sabırdır. Sa­bır bir nevi nefsi ovmaktır. Yani bir şey yumu­şatmak için nasıl ovulursa, nefsi de böyle, ıslah edebilmek ve ondan lazım gelen faydaları elde etmek için ov­maktır. Yani onu kendi hâline bı­rakmayıp, riyazetlerle Hakk’ın emirlerine inkıyâda ve rızasını talebe alıştırmaktır. Nefeslerimizi na­sıl ki tabiî olarak, hiç yorulmadan, zorlan­madan alıp veri­yorsak, sabırla da tıpkı böyle, her şeyi tabiî hâlde karşıla­malı­yız. Menfi olan mekruhlardan ve mezmum olan şey­ler­den kaçınmada zahiren ve batınen sabretmelidir, yani yapmamak için dayanmalıdır.  Her ne kadar bun­ların iyi olmadığı ilimle bilinirse de sabır olmadıkça ilim kâfi gelmez. Bu sebepten ilimle sabır birbirlerinden ayrılma­yan iki refik veya ruh ile ceset gibidir. Yani ruh­suz ceset gibi, cesetsiz ruh da bir şeye yaramaz, kemâli ikisinin de birleşme­siyle mümkündür. Cenab-ı Allah (c.c.) bütün peygamberlerine hep sabır tavsiye buyur­muştur.  Onla­rın, ümmetlerinden görecekleri her türlü meşakkat ve sıkıntıları ancak sabırları sayesinde yene­cekleri ve kendi nefisleri için değil; Allah için sabret­meleri gerektiği duyu­rulmuştur. Seriyy-i Sekati (k.s.) Hazretlerinden sabrın mahi­yeti sorulmuş, O da lazım gelen malûmatı verirken, ayağını bir akrep ısırmaya başlamış. Kendisine, efen­dim niçin öldürmüyorsunuz veya defetmiyorsunuz? denilince: - Allah’tan haya ederim, hem sabırdan bahsedeyim hem de bir akrebin ısırmasından dolayı feryat ve figan ede­yim, olacak şey değildir, demiştir. Cüneyd (r.a.), Allah Teâlâ Hazretleri’nin mü’minlere iman ile ikram ettiğini; imanın, mü’minin ziyneti; akılın, imanın ziyneti, sabırın da aklın ziyneti olduğunu beyan etmiştir. Şu hâlde sabır, imanda en mühim mevkiyi ihraz et­miş ola­caktır. Ahlâk umumiyetiyle iki kısımdır. Bir kısmı pey­gamberlerde ve velilerde olduğu gibi vehbîdir. Allah Teâlâ Hazretleri’nin bir lütuf ve ihsa­nıdır, onun için on­larda katiyen yorulmadan ve zor­lanmadan tabiî hâliyle cereyan etmektedir; çünkü onlar bize numune olacaklar­dır. Bu numunelerin her hâlde noksansız ve en güzel, en iyi şekilde, kemâl derece­sinde olanları matluptur ve böyle ol­ması tabiîdir. Allah Teâlâ’nın sabırlıları sevmesi ve on­larla olmanın şere­fiyle bahsetmesi, hangi tada ve lezzete denk olabi­lir. [6]
  [1]   Camiu’l-Usûl, Kitabu’s-Sabr, 6/434; Sahîh-i Buhârî, Kitabu'r-Rikak, 6. [2]   Sünen-i Tirmizî, Kitabu'z-Zühd, 57; Sünen-i İbn Mace, Kitabu'l-Fiten, 23.  [3]    Enfâl, 8/46 [4]    Bakara, 2/155 [5]    Ra’d, 13/24 [6] Fatma Keskin, Sabır, Misyon Yayınları.


Son takip: 01.10.2014 - 10:34
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Orucun Sosyal Faydaları · Dinin Kaynağı · Şirkin Tarihsel Kökeni · Mehir · BER · a- Zinâ · m- Rüşvet · m- Rüşvet · 35) Hizbullah · Gusletmesi Gereken Kimseye Haram Olan Şeyler · Sağlıktan yapılan İnfak. · Kur'ân-ı Kerim'de Yemin Kavramı · Müslim Kelimesinin Anlam Sahası · İslâm'da Kadın. · 1) VÜCUT .. · 5- Haddi Aşmak (Taşkınlık) · Tekfir’e Mani Olan Şeyler · Zâlime Yardımcı Olmak · Kayyim, Hademe · Vasiyetin Şartları
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber