sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· a- Hudûs Delili
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Kur’an’da Unutkanlık Tedavisi

Burayada Bak
· Cennet Hakkındaki Bazı Batıl Düşünceler
· Hayırdaki Sür’ati
· Kötü Mekr (Sûikast) Planlayanların Cezâlandırılması
· 2. Mirasçının Hayatta Olması
· Tekfir (Keffâret, Fidye–Redemption)
· Uknum-Akanim
· Deve
· Vesîle
· Yıldıznâme
· Fesâdı/Bozgunculuğu
· Düşünsel Sınırları Bilmek
· Ayakta
· Selâmda
· 8)  Halkı, Sağlam Temellerden Uzak Tutma
· Tevhid Ehli Bir Mü’mini Haksız Yere Tekfir Edip Katlini Helâl Saymak.

Son Okunanlar
· b- Muvakkat Yemin
· Mütevazi Olmak.
· g) Dua Yalnızca Allah’ın Hakkıdır
· Jubilee (Jübile)
· g) Davanın Menfaati Daima Dava Adamının Menfaatinden Önce Gelir.
· g) Çeşitli Konulardaki Yanlış Düşüncelerle İlgili Küfür Suçları
· Kıblelerimize Yönelerek Kıyam
· MECİD
· Vahiy
· Fesad Karşısında Mü’minlerin Görevleri



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Mütevazi Olmak.

Mütevazi Olmak
Mütevazi Olmak   Davetçi, peygamber vazifesini yüklenmiş kim­sedir. Bu bakımdan her müslümandan daha hassas bir nok­tada bulunmakta ve dolayısıyla daha büyük bir so­rumluluk taşımaktadır. Davetçinin tek örneği Hz. Pey­gamber (s.a.v.)‘dir. O, zengin, fakir, köle, hür, her­kese karşı büyük bir tevazu içinde bulunur, hiç kimseyi hor ve hakir görmezdi. Herkesle ilgilenir, herkese de­ğer verirdi. Çünkü Yüce Allah onu terbiye ederek, in­san­lara örnek olarak gön­dermişti. Onda kibir, gurur, kendini beğenme, başkasını kü­çük görme gibi bir özellik söz konusu değildi.  İnsanla­rın ma­kam ve şöhretlerine, zenginlik ve fakirlikle­rine göre farklı bir mu­ameleye tabi tutulamayacağı birçok ayetle Hz. Pey­gamber (s.a.v.)‘e hatırlatılmıştı. Her­kes bir tara­ğın dişleri gibi müsavi olup, kimsenin kimseye karşı bir üstün­lük iddia etmeye hakkının olmadığı be­lirtil­mişti. Kureyş’in ileri gelenleri kibir, gurur ve hasetlerin­den dolayı İslam davetini kabul etmeye yanaşmamış­lardı. Hz. Peygamber (s.a.v.)‘in etrafında Süheyb, Ammar b. Yasir, Habbab, Selman-ı Farîsî, Bilal ve İbn Mes’ud (r.a.) gibi fakirlerin bulunması sebebiyle on­larla bir arada oturup konuşmayı kendileri için bir şeref­sizlik sayarak, Peygam­ber’le görüşmek için çevresin­deki bu fakir insanları kov­masını veya kendileri için ayrı bir toplantı yeri tahsis et­mesini istemişlerdi.[1] Böylece Kureyş’in ileri gelenle­rinin bulunduğu toplan­tıda bu fakir insanların yeri olma­yacak, dolayısıyla cahiliye dönemlerinden kalan kendi imtiyaz ve haki­miyetlerini İslamî dönemde de sürdüre­ceklerini zan­nediyorlardı. Hz. Peygamber (s.a.v.)‘in on­ları İslam’a çekmek için bu isteklerini yerine getirme duy­gusuna ka­pılmasının üze­rine şu ayet nazil olarak, onu ikaz et­miştir: “Sabah akşam Rablerinin rızasını isteyerek O’na yal­varanları kovma. Onların hesabından sana bir so­rumluluk yoktur ki, onları kovarak zulmedenlerden olasın.”[2] Bu ayetle Kureyş’in ileri gelenlerinin is­tek­leri red­de­dilmiş ve Hz. Peygamber (s.a.v.) de uya­rılmış olu­yordu. Çünkü İslamiyet’in değer ölçüsü, in­sanların zengin veya fakir oluşları değil sami­miyetle Allah’a inanmala­rı ve O’na ibadet etmeleridir.[3]
Benzeri başka bir ayet de aynı noktaya dokunarak, Kureyş’in ileri gelenlerinin aldatıcı sözlerine iltifat edil­memesini hatırlatmıştır:  “Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yal­varanlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının gü­zelliklerini isteyerek gözlerini ondan ayırma. Bizi anmayı kendisine unutturduğumuz, heva ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere boyun eğme.”[4]
Bu ayetler gösteriyor ki, davetçi karşısındaki in­sanla­rın sosyal durumlarına göre farklı ve imtiyazlı bir tavır takın­mamalıdır. Çünkü İslamiyet, nesep, mal, mülk ve makama dayanan üstünlük anlayışını kaldır­mış, onun yerine tak­vaya dayanan üstünlük anlayı­şını getirmiştir. Hz. Pey­gamber (s.a.v.)’in etrafındaki müslümanlar fakir olmakla birlikte samimi olarak Al­lah’a inanmış insanlardı. Onları bırakıp Kureyş’in ki­birli ve inatçı büyüklerinin sözlerine kulak vermenin doğru olmadığı ayetlerle ortaya konul­muştur. Abdullah b. Ümmü  Mektum hâdisesi, bu konuda daha ibret verici bir örnektir: Hz. Peygamber (s.a.v.) Kureyş büyüklerinden Rebia’nın oğulları Utbe ve Şeybe, Hişam b. Amr, Ebû Ce­hil, Ümeyye b. Halef ve Velid olduğu bir sırada İbn Ümmü Mektum gelerek “Ya Resûlallah! Bana Kur’an oku ve Allah’ın (c.c.) sana öğ­rettiklerinden bir şeyler öğret.” der ve bu isteğini tek­rarlar. Hz. Peygamber (s.a.v.) meşgul iken bu şekilde sözünün kesilmesinden memnun olmaya­rak yüzünü çevirir. Adı geçen Kureyşlilerle meşgul olur. Bunun üzerine şu ayet nazil olarak İbn Ümmü Mektum’a karşı yapılan bu davra­nışın iyi olmadığını sert bir üslupla ihtar etmiştir.[5] “Yanına âmâ bir kimse geldi diye Peygamber yü­zünü çevirdi. Ey Muhammed!.. Ne bilirsin belki de o, arınacak ya­hut öğüt alacaktı. Bu öğüt kendisine fayda verecekti. Ama sen kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun. Arınmak istememesinden sana ne? Sen Al­lah’tan korkup sana koşarak gelen kim­seye aldırmıyorsun!”[6]
Böylece davet hususunda hiç kimseye farklı bir mua­mele yapılamayacağı, kuvvetli-zayıf, zengin-fakir, efendi-köle, erkek-kadın, büyük-küçük herkesin eşit olduğu açıklanmıştır. “Bundan sonra Allah dilediğini doğru yola yönel­tir, dilediğini de dalalette bırakır.”[7]
Davetçiye düşen, tebliğ vazifesini yapmaktır. Al­lah’ın koymuş olduğu bu ölçü, tevazu ve ağırbaşlılık davetçinin bütün hayatını kaplamalıdır. Konuşma­sında, giyinme­sinde, oturup kalkmasında, yiyip içme­sinde daima mütevazi olmalıdır. Hiç kimsenin haysi­yetini ve şerefini rencide edecek davranışları bulun­mamalıdır.[8] Nite­kim tevazu konusunda Kur’an’ın pek çok ayetinden bazısı şu gerçekleri insanın dikkatine sunmaktadır: “Rahman olan Allah’ın kulları yeryüzünde mütevazi (şekilde) yürürler. Cahiller kendilerine ta­kıldıkları zaman onlara güzel sözler söylerler.”[9]
Başka bir ayet de şöyledir: “İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde bö­bürlenerek yürüme. Allah kendini beğenip, övünen kim­seleri sevmez.”[10]
Diğer bir ayette: “Bana kulluk etmeyi gururlarına yediremeyenler, al­çalmış olarak cehenneme girecektir.”[11] buyurulmuştur. Bütün bu ayetler gösteriyor ki soyuna, sopuna, il­mine, malına ve benzeri hususlara güvenerek büyük­le­nen­lere karşı Allah’ın (c.c.) gazabı ve azabı vardır. Böyle olan insanların kalpleri kararmış ve gerçekleri görmekten çok uzak kalmış olduklarını başka bir ayet şöyle bildir­mek­tedir: “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri gör­seler yine inanmazlar, doğru yolu görseler yol ola­rak be­nimsemezler, azgınlık yolunu görseler hemen onu yol edinirler.”[12] Böylece kibirlenen insanların Kur’an-ı Kerim’i an­la­maktan nasıl mahrum kaldıkları açıklanmıştır. Hz. İsa: “Mahsul ovada, sulu ve yumuşak top­rakta yetişir; dağlarda ve sert topraklarda yetişmez. Bunun gibi hikmet de mütevazi olanların kalplerinde gelişir, kibirli olanların kalplerinde gelişmez. Görmez misin? Ba­şını ta­vanlara kaldıranların başları tavana değer ve yarala­nır, başını eğenlere ise tavan gölgelik yapar ve kendini korur.” demiştir. İşte bu büyüklük taslayanla­rın hikmetten nasıl mahrum kaldıklarını göstermekte­dir.[13]
Hz. Peygamber de tevazu konusunda şöyle buyur­muştur: “Muhakkak ki Allah Teâlâ (c.c.) bana sizin mütevazi olmanızı emretti. Hiçbir kimse diğerine karşı övün­mesin ve tecavüzde bulunmasın.”[14]
Başka bir hadis-i şerif de şu anlamdadır: “Allah, suçu bağışlayan kimsenin şerefini artırır, te­vazu gösterenlerin de kadrini yükseltir.”[15]
  [1] Mefâtîhu’l-ğayb, 50 [2] En’am, 6/52 [3] Mefâtîhu’l-ğayb, 51-52 [4] Kehf, 18/28 [5] Tefsir, Taberî, 32-34 [6] Abese, 80/1-10 [7] Fâtır, 35/8. İbn Kesir, Tefsir, 470 [8] Furkan, 25/63 [9] Furkan, 25/63 [10] Lokman, 31/18 [11] Gafir (Mü’min), 40/60 [12] A’raf, 7/146 [13] Gazali, İhya, 299 [14] Müslim [15] Müslim Fatma Keskin, Sabır, Misyon Yayınları.


Son takip: 27.05.2018 - 10:54
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Güzel Sözle Yapılan İnfak. · İslâm'da İnsan Hakları · MURÂBATA YAPMAK (CİHAD İÇİN HAZIR OLMAK) · Karşılık Olarak Sevap · Allah’ın Varlıklar Üzerindeki Üstünlüğü · Tevekkül Konusunda Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar · İnfakın Fayda ve Hikmetleri · Nesh Konusunun Önemi · Son Peygamber · Atılan ok geri dönmez · Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar · Cennetle Müjdelenmişlerdir · 9- Medya Yoluyla Fesad · 2- Tevhid, Bir İnkılâp Projesidir · “Bize Bir İlah Yap Diyenler Kafir Olmadıklarına Göre...” Şüphesi · İzzet-i Nefs. · BUHL/CİMRİLİK .. · 8- Koğuculuk, Gammazlık, Kışkırtıcılık Gibi Gizli Tezvirat, Şantaj Vs. Akla Gelebilecek Yollar · Çocuk eğitiminde şu dört şeye özellikle dikkat edilmelidir · 2- Sıfatta Tevhid
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber