sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· Kumarın Zararları
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Kur’an’da Unutkanlık Tedavisi

Burayada Bak
· İmamların ve Emirlerin Yardımcıları
· Hükmün Türleri
· Büyük Günah İşlemenin Neticesi
· Kul ve Kulluk
· Selâmda
· Allah Teâlâ’nın Birliği ve Şirk.
· b. Liyâkatlinin Müdâhalesi
· 4- Ayakları Yıkamak
· Teferrüc
· Ziyâret
· Dinde Kolaylık Esastır
· Toprak Mahsullerinin Zekâtı
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Dinin Kaynağı
· 2- Ehl-i kitabın ölçüsüz istekleri vardır.

Son Okunanlar
· Allah'ın Sınavı Olarak Gelen Üzücü Olaylara Sabır
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· Diyanetin Hutbelerinden Küçük Birer Kesit
· 8- Teknoloji Yoluyla Fesad
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· HAK-BÂTIL.
· MÜSLÜMANLARIN TEVESSÜL KONUSUNDA SAPMALARININ NEDENLERİ 1) Taklit
· Düşmanın Silâhıyla Silâhlanmak
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· Sevgi İmanın Göstergesidir



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Allah'ın Sınavı Olarak Gelen Üzücü Olaylara Sabır

Allah
Allah'ın Sınavı Olarak Gelen Üzücü Olaylara Sabır:
  Bu sabır da iki çeşittir: Birincisi, insanlardan gelen ve savması çok zor olan eziyetler, belâlardır. Halkın, kendisinin aleyhinde konuşmaları, kendisine iftira etmeleri, hakkını gasbetmeleri ve benzeri şeylerdir. Sahabilerden biri: "Kişi eziyete sabretmedikçe (iman yolunda işkenceye katlanmadıkça) adamın imanını iman saymazdık" demiştir. Çünkü bu, peygamberlerin sabrıdır. Yüce Allah, onların şöyle dediklerini nakletmiştir: "Biz, sizin bize yaptığınız eziyete/işkenceye sabredeceğiz. Tevekkül edenler/mü'minler yalnız Allah'a tevekkül etsinler." (14/İbrâhim, 12) Peygamberimiz ve ashâbının, müşriklerin söz ve eylemli işkencelerine sabırları sonucu dünyada tevhid yerleşmiş, İslâm gönülleri fethetmiş, âhirette ise altlarından ırmaklar akan nimet cennetlerinde ebedî hayata ermişlerdir. Yüce Allah onların halini ve vasfını şöyle anlatır: "Ve onlar, Rablerinin yüzünü (rızâsını) arzu ederek (nefislerinin zorlandıkları şeylere) sabreder-ler, namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık olarak infak eder (hayır yoluna) harcarlar. İşte bu (dünya) yurdun(un güzel) sonucu onlarındır." (13/Ra'd, 22)    İkincisi,  Savması, kulun elinde olmayan Allah'ın sınavıyla ilgili musibetlerdir. Bir yakınının ölmesi, malının telef olması, hastalık, sakatlık ve benzeri sınavlardır. Bunlara sabır, sabrın en yüce makamıdır. İbn Abbas (r.a.) şöyle demiştir: "Kur'an'da sabır üç çeşittir: Allah'ın farzlarını yerine getirmeğe sabır, musibetin ilk şokuna sabır, Allah'ın belâsına sabır. Bu son sabır çeşidi, başka şeylere sabırdan daha zordur. Buna ancak peygamberler dayanabilir. Bundan dolayı Peygamberimiz: "yâ Rabbi, Sen'den bana dünya musibetlerini küçültüp kolaylaştıracak bir yakîn istiyorum." diye duâ etmiştir. (Tirmizî, Deavât 79) Belâlar, ya kulu olgunlaştırmak, ya da günahlarından temizlemek içindir. Yüce Allah şöyle buyurur: "Başınıza gelen her musibet, ellerinizin yaptığı işler yüzündendir. Allah çoğundan da geçer." (42/Şûrâ, 30) Peygamber Efendimiz de şöyle buyurur: "Mü'min kula isabet eden hiç bir hastalık, tasa, ya da daha küçük bir olay yoktur ki Allah, o musibet ile o kulun günahlarından bir kısmını silmesin." (S. Buhârî, Merdâ 1; Müslim, Birr 52; Tirmizî, Cenâiz 1; Ahmed bin Hanbel, Müsned II/303, III/4, 18) "Allah bir kuluna hayır dilerse, onun günahının cezasını dünyada verir."  (Tirmizî, Zühd 56; Ahmed bin Hanbel, Müsned IV/87). Rivâyete göre "Kim bir kötülük yaparsa, onunla cezalandırılır." (4/Nisâ, 123) âyeti indiği zaman Hz. Ebûbekir: "Bu âyetten sonra insan nasıl sevinebilir?" demiş; Peygamberimiz (s.a.s.) de buna şu cevabı vermiştir: "Allah seni bağışlasın ey Ebûbekir, hasta olmuyor musun? İşte bunlar hep günahlarınızın cezasıdır." (Ahmed bin Hanbel, Müsned I/11). "Kim başına gelen musibete Allah'ın buyurduğu gibi 'İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn' (2/Bakara, 156) deyip sonra, 'Allah'ım, bu musibetimden bana sevap ver, bunun ardından bana hayır ver (aldığın nimetin yerine daha hayırlısını ihsan eyle)!' diye duâ ederse Allah öyle yapar." (Müslim, Cenâiz 3, 4)  Bir kudsî hadiste de şöyle buyurulmuştur: "Kulumu bir belâ (hastalık) ile sınadığım zaman sabreder, Beni ziyaretçilerine şikâyet etmezse etinin yerine daha hayırlı bir et, kanının yerine daha hayırlı bir kan veririm. Onu iyileştirirsem günahından kurtulmuş olarak iyileştiririm, rahmetime (cennetime) koyarım." (İmam Mâlik, Muvatta, Atâ bin Yesâr'dan; Beyhakî, Ebû Hüreyre'den rivâyet etmiştir.) Hz. Ali, çocuğu ölen birine tâziye ederken şöyle demiştir: "Kader, üzerinden geçti, sabredersen me'cûr olursun (sevap alırsın). Eğer sızlanırsan yine kader üzerinden geçmiştir (geri döndürmek   mümkün   değildir),   üstelik  günahkâr  olursun." Gerçekten  sızlanma  ve  şikâyet, musibeti artırmaktan başka bir sonuç vermez. Allah'ın kazâsına sabretmeyenin musibeti ikiye katlanır; bir, musibetin kendisi, bir de sızlanmada haddi aşarak günaha girme. Sızlanmak, yaka paça yırtmak, kafasını yüzünü dövmek, aşırı şikâyette bulunmak, tasa göstermek, normal kıyafetini değiştirip yas giysileri giymek ve benzeri şeyler, istek ile yapılan şeylerin sınırında bulunduğu için insanı sabır makamından çıkarır. Bundan dolayı böyle şeylerden kaçınmalı, normal hayat geleneğini sürdürmeli, ölenin canı, aslında Allah'ın, kendisine verdiği bir emaneti olup, vakti gelince onu geri aldığını düşünerek teselli bulmalıdır. Sabr-ı Cemil, musibete uğrayanın, başkasından ayırt edilmeyecek biçimde sabretmesi; kendisinin musibete uğradığını belli etmemesidir. Fakat kalbin üzülmesi, gözlerden yaş akması, kişiyi sabredenler sınırından çıkarmaz. Çünkü insan, beşeriyetin gereği olan bu halden ölünceye dek ayrılamaz. Peygamber (s.a.s.)'in dahi, oğlu İbrahim'in vefatında gözlerinden yaş akmıştır. "Sen, bundan men etmemiş miydin?" diyenlere: "Bu merhamettir, Allah merhametli kullarına acır!" buyurmuştur (Buhârî, Cenâiz 32, Merdâ 9; Müslim, Cenâiz 11; Ebû Dâvud, Cenâiz 24; Nesâî, Cenâiz 22; İbn Mâce, Cenâiz 53; Ahmed bin Hanbel, Müsned V/204, 206). Kul bilmelidir ki başına gelen belâya sabırdan hâsıl olan sevap, o belâ olmadığı zamandaki âfiyet nimetinden büyüktür. Kul, Allah'ın bu sevâbını düşünerek hoşnutsuzluğu, burukluğu savarsa sabredenler derecesine erer. Allah'tan sabra yardım dilemek, sabrın kendi nefsiyle değil; Allah'ın yardımıyla olduğunu bilmek gerekir. "Sabret! Senin sabrın ancak Allah'ın yardımı iledir." (16/Nahl, 127). Allah kula sabır vermezse kul sabredemez. Yine kul, başka bir gaye için değil; sırf Allah'ı sevdiği, O'nun rızâsına erebilmek için sabretmelidir; sabrı Allah için olmalıdır. Unutmamak lâzımdır ki, Allah için sabredenler, iki cihanın izzetine ermişlerdir. Zira onlar, Allah'ın beraberliğine kavuşmuşlardır. "Allah sabredenlerle beraberdir." (2/Bakara, 153, 249; 8/Enfâl, 46, 66). Allah'ın beraber olduğu kimseler, elbette iki dünyanın şerefine ererler. Sabr-ı cemîl, sızlanmadan belâlara katlanmaktır. Sabra aykırı olan, derdini halka açmak, insanlara sızlanmaktır.  Fakat  halini  Allah'a  şikâyet  etmek, O'na yakınmak sabra aykırı değildir.  Nitekim  Yakub  (a.s.):  "Ben  üzüntü  ve  tasamı  Allah'a  şikâyet ederim." (12/Yûsuf, 86) demiştir. Hz. Eyyûb da Rabbine: "Bu dert bana dokundu, Sen merhametlilerin en merhametlisisin!" (21/Enbiyâ, 83) diyerek derdini Allah'a arz etmiştir. Eğer derdi Allah'a arz etmek sabra aykırı olsaydı, Allah'ın sevdiği bu peygamberler, dertlerini Allah'a arz ve şikâyet etmezlerdi. Onların hali herkese örnektir. Kul, isyana, edepsizliğe varmadan niyazla derdini Allah'a arz edip kurtuluş dilerse bundan sevap alacağı gibi, belâya sabrı da güç kazanır.[1]
İnsan, hemen her çeşit zorluğa dayanabilecek güçte yaratılmıştır. Allah'ın bize verdiği sabır kuvvetini eğer yanlış yerlere dağıtıp harcamazsak; her meşakkate ve her musibete kâfi gelebilir. İnsan, mâruz kaldığı musîbetlerin çok daha büyükleri ve beterleri olduğunu düşünüp haline sabretmelidir. Arzu edileni elde etmeğe sabır, zaferin adresidir. Mihnetlere/sıkıntılara sabır ise kurtulu-şun adresidir.   Hasta ve kabir ziyaretinin temel hikmetlerinden biri, bu iki nasihatçinin sabır tavsiyesidir. Hoşlanmadığına sabretmedikçe, hoşlandığını ele geçiremezsin. (Hz. İsa) Kalbine hücum eden her türlü sıkıntıyı, sabır kalkanı ile karşılarsan, hiç bir dert seni can evinden vuramaz. (Hz. Ali) Sabır, selâmet ve saâdet evinin anahtarı ve her musîbetin ilâcıdır. (Hz. Ali)  Sabır, tökezlemeyen bir binektir. (Hz. Ali)
Mevlâ görelim neyler; Neylerse güzel eyler. (Erzurumlu İbrahim Hakkkı) Lutfun da hoş, kahrın da hoş. (Y. Emre) Sabır saâdeti ebedî kalır, Sabır kimde ise o nasib alır. Ne sarp iş olsa sabr ânı bitürür. Kamu yerden saâdetler yetürür. (Y. Emre) Meşhûr-ı mesel idi bu ammâ; Sabr ile koruk olurdı helva. Sabrı iç, seni öldürürse şehîd eder, yaşatırsa aziz (izzetli/onurlu) yaşatır. Sabır ve zaman, ânî öfke ve şiddetin yapabileceğinden çok daha fazla iş başarır. Mantık, talihsizliklere dayanabilir, cesaret onlarla çarpışır, sabır ile inanç ise onları yener. Büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir. İnsanlarla yaşamak için biricik yol sabırdır. Ya sabır sabır sabredecek; veya sapır sapır dökülüp savrulacağız. Acele şeytandandır; teennî ve sabır Rahman'dandır. Sabır, biraz da zaman; Güçten, öfkeden daha yaman.   Sabır bir zırh, öfke düşmanların en azılısı. Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler.
Sabır, her bahçede yetişmeyen bir çiçektir.
Sabır, ruhun yüceliğini ortaya çıkarır.
Sabır, belâ karşısında güzel edeple durmaktır.
Sabır, şikâyeti bırakmaktır. Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır. Sabır cennetin anahtarıdır. Sabır, erdemin cesaretidir. Sabır, umut etmek sanatıdır. Sabır ile bitmez iş olmaz. Sabır, maksadın en kestirme yoludur. Sabır meserretin (sevincin), acele nedâmetin anahtarıdır. Sabırlı kulunu Allah sever. Sabır ile koruk helva; dut yaprağı atlas u dibâ olur. Sabreden derviş, muradına ermiş. Sabrın sonu selâmettir. "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Bize cesaret ver ki tutunalım. Kâfir kavme karşı bize yardım et!" (2/Bakara, 250)   [1] S. Ateş, Yeni İslâm İlmihali, s. 610-615.


Son takip: 27.06.2017 - 09:13
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Nükleer Savaş (Nucleer War) · MAL-MÜLK VE MÂLİK.. · LATİF · 3- Hz. İbrahim ve Hz. İsmail · Haramlar · Kutsallaştırılıp Ta ılaştırılan Hayvanlar Sığır · Fetih, İşgal ve Terör · Mescid İnşâsı · Ğanîmet; Fethin Dünyevî Avansı · Sözlerin En Güzeli Olan Kitap’ta “En Güzel Söz” Diye Tanımlanan “Dâvet”in Usûlü · Fetih · Rububiyyeti Kabul Yetmez. · 67) Sebîlullah · ESMÂU’L-HÜSN İLE TEVESSÜL · Kur'an'ın İlmî İ'câzı · Secdenin Düşündürdükleri ve Bazı Hikmetleri · Cennette Cinsî Zevkler · Kur'ân-ı Kerim'de Hastalık ve Şifâ Kavramı · İbâdet · Namazla İlgili Âyet-i Kerimeler
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber