Kavramlar Ansiklopedisi | Kategoriler | Konular

Zekât, İnfak Gibi Cömertlikler Malı Çoğaltır, Bereketini Arttırır

Zekât


Zekât, İnfak Gibi Cömertlikler Malı Çoğaltır,
Bereketini Arttırır:



Zekât, malın büyümesine ve bereketlenmesine
büyük ölçüde bir sebep teşkil etmektedir. "Zekât, görünüşte malı
noksanlaştırıyor, nasıl olur da onu çoğaltır?" denilirse, şu cevabı verebiliriz:
Gerçekten bu meseleyi kavrayanlar, bu zâhirî noksanlaşmanın arkasında hakikaten
bir artışın bulunduğunu anlarlar. Başta zekât olmak üzere Allah için yapılan her
çeşit bağış ve cömertlikte bütün mal için, özellikle zenginin kendi serveti için
bir artış vardır. Çünkü mal sahibinin verdiği az bir miktar, ona bilmediği
taraftan kat kat iâde edilir.

Bunun örneğini günümüzde şu ekonomik durumda da
görmekteyiz: Maddî yönden kalkınmış zengin devletlerin, bütçelerinden, bazı
fakir devletlere -tabii ki Allah rızâsı için değil; kendi çıkarları için- yalnız
kendi sanayi ürünlerini, teknolojik aygıtlarını onlara satabilmek düşüncesiyle
bu devletlerin satın alma güçlerini çoğaltmak, dolayısıyla verdiklerinin birkaç
mislini almak için yardım fonu ayırmaları, bu fikri açıklıkla ispatlıyor.


Zekât ve Allah için yapılan cömertlikte, Allah
rızâsı gözetilmek zorunluluğu bulunduğu için, dünyevî çıkar ve karşılık
düşünülemez. Fakat, Allah, rızâsına uygun hareket edenlere elbette diğerlerinden
daha çok verecektir. Toplumdaki güçsüz şahıs ve kurumların mâlî yardımlaşma ile
güç kazanması sonunda, toplum refaha kavuşacaktır. Ticarî hayatta yatırımların
azalmasından doğan iktisadî sıkıntılar ve piyasa darlığı, genele tesir ettiği
gibi, fertlere de etki eder.

Bu gerçek bize gösteriyor ki, kapital sahipleri
harcamaları kısıtladıkları takdirde piyasada meydana gelecek darlıktan bizzat
kendileri de zarar görür; daha az kazanırlar. Yatırımları çoğaldıkça kazançları
da çoğalır. Zekât ve Allah için yapılan bağışlar da geniş mânâda düşünüldüğü
takdirde, bir yatırımdır. Bu yatırımla piyasada ferahlık doğar, satın alma gücü
noksan olanların güçleri çoğalarak piyasa daha hareketli duruma gelir. Netice
itibarıyla verilen zekât ve bağışlar, birkaç misli daha fazlasıyla geri döner.

Üzüm ağacının, asmanın daha fazla ürün vermesi
için dallarının budanması gerekir. Görünüşte ağaçtan küçülme ve azalma olan bu
durum, ürünün artması için kesin zarûrettir. Yine, malın gözle görünen büyüklüğü
kadar, mânen büyümesi ve bereket denilen artış vardır ki, zekât, malı
bereketlendirir. "Allah, fâize verilen malı noksanlaştırır; zekâtı verilen
malı ise çoğaltır." (2/Bakara, 276) "Verdikleriniz muhakkak yerine
gelecektir. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır." (34/Sebe', 39)
"Şeytan, sizleri fakir olmaktan korkutuyor ve kötülükleri emrediyor. Allah ise
sizlere, mağfiret ve fazileti vâdediyor. Allah'ın hazinesi geniştir. O, her şeyi
bilendir." (2/Bakara, 268)

İnsanlar, alışkanlık zaafları sebebiyle iyiliğe
de kötülüğe de meyyaldirler. Az da olsa insan, iyilik yapa yapa en büyük
hayırsever bir kimse olabileceği gibi; kötülük yapa yapa, vermeye vermeye
nihayet en cimri kimse olarak bunu karakter haline getirebilir.

Bir aç ile tokun bir safta kurşunla kenetlenmiş
binalar gibi, bir sevgi ve kardeşlik duygusuyla biri diğerine kalben
perçinlenmesi kabil değildir. Şu halde cemaatin hakiki bir ibâdet birliği içinde
olması, gerçekten fakir ve kimsesiz olanların gözetilmesi ve çalışabileceklerin
çalıştırılması için cömertçe yardımlaşma ile, zenginlerle fakirler arasındaki
uçurumu kapatarak bir sevgi bağının kurulması, hem de hepsinin mevlâsı
(efendisi) Allah Teala olduğunu bildiren bir duygu ve iman ile kurulması büyük
bir görevdir. Bu görevin, bu niyetle yapılmasında müslüman artık yalnızlığında
beşerî bayağılıktan silkinecek, Allah'ın bir memuru ve emanetçisi olma rütbesini
kazanacak ve elindeki malın, Allah'ın malı olduğunu ve kendisinin onu muhtaç
olan Allah'ın kullarına ulaştırmaya görevli bulunduğunu anlayarak: "Al
kardeşim, bu benim değil; senin hakkındır, bende bir emânettir, ben sana Allah
Teâlâ'nın gönderdiği şu çıkını, postalanmış koliyi teslim etmeye görevlendirmiş
bir dağıtıcıyım" diyerek, aynı şekilde alçak gönüllülüğü ile fakirin, sabırlı
fakirin hakkını vererek kalbini okşayacak ve bununla o topluluğun mümkün olduğu
kadar açıklarını kapatacaktır.

Kapitalizm, zengini daha zengin, fakiri daha
fakir yapan ve sömürüye dayanan, para kazanmak için hemen her yolun meşrû
sayıldığı bir zulüm düzenidir. Para, bir kapitalist için bir tanrı, banka
tapınak, çek ve hisse senedi kutsal bir kitaptır. "Alevler içinde ev, üst
katında ziyafet!" Şâirin dediği gibi tam bir adâletsizlik ve duyarsızlık
düzenidir yaşanan kapitalizm:

"Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;

Yaşasın, kefenimin kefili kara borsa!" (Necip
Fâzıl)

Komünizm ve sosyalizm de kapitalizme tepki
olarak ortaya çıkan kişisel mülkiyeti yok saymaya kadar vardıran,
tembel-çalışkan, iyi-kötü herkesi her konuda eşit sayan, uygulamada ise halkı
sadece yokluklarda eşitleyip, yine belirli zümreyi sömürücü kılan bir zulüm
düzeni. Biri ifrat, öbürü tefrit. Hürriyetlere alabildiğine izin vererek, her
kötülüğe kapı açan, suyu gaz haline getirip buharlaştıran düzen: Kapitalizm.
Başta mülkiyet hakkı olmak üzere özgürlükleri kısıtlayan, suyu dondurup buz
haline getirip insana sunan bir düzen: Komünizm ve Sosyalizm. İslâm ise hayat
kaynağı su. Orta yol; fâiz, sömürü, duyarsızlık, fakirin perişanlığı üzerine
kurulan haram servet yok; ama helâl yoldan çalışanın, fakirin ve toplumun
derdiyle dertlenme şartıyla mülkiyet ve ticaret hakkına, meşrû zenginliğe de
izin veren orta yol.

İslâm'ın toplum plânında yayılıp hâkim olması
için cihad dediğimiz fedâkârlık şarttır. Zengin, malı ile bu cihada katılmak
zorundadır. İster yakın çevrede, ister ülke içinde, isterse tüm dünyada İslâm'ın
kitlelere ulaştırılması, fitne ve zulmün kaldırılmaya çalışılarak, tüm beşerî
zulüm düzenlerinin insanları perişan etmesine karşı Allah için yapılacak maddî
fedâkârlık, önemli bir cihad aracıdır. İslâm'ı insanlara ulaştırma ve sevdirme
aracıdır. O yüzden zekât verilecek sınıflardan biri Allah yolunda cihad edenler,
biri de kalpleri İslâm'a ısındırılacak müellefe-i kulûbdur (9/Tevbe, 60).


Sosyal dayanışma sisteminin temelini oluşturan
zekât ve diğer infak çeşitleri, yani Allah için cömertlik, bir ibâdet
anlayışıyla ele alınması ve fakir, kimsesiz, muhtaç, yetim, yolda kalmış ve
borçlu gibi yardıma muhtaç bütün sınıfları kapsayacak kadar geniş olması,
İslam'ın toplumsal bütünleşme, kaynaşma ve dayanışmaya büyük bir önem verdiğini
gösterir. Yoksul zümrelerin eline geçen para, her şeyden önce insan onurunu
geliştirir, iş gücü kalitesini artırır. Bunun yanında artan satın alma gücü
sayesinde yükselen umumi talep hacmi, ekonomik hayata dinamizm getirir. Allah
için yapılan cömertlik sâyesinde zenginle fakir arasında güven, saygı ve sevgi
oluşur. İslâm kardeşliği de böylece gerçekleşir.

Rasûlullah'ın benzetmesiyle müslümanlar bir
vücut, bir bünye gibidir. Vücudun bir âzâsı sızlayınca bu ağrıyı öbür organların
duymaması, bu derdi paylaşmaması mümkün mü? Hayır, çünkü böyle bir durum,
vücudun fıtrî/doğal yapısına terstir. Toplumda fakirlerin haklarına riâyet
edilmemesi, vücuttaki bir uzvun kanaması gibidir; vaktinde tedbir alınmazsa kan
kaybı bu vücudun hastalanmasına, belki ölmesine yol açarsa, aynı şekilde
fakirlerin haklarına tecâvüz, sosyal bir kanamadır ve vaktinde tedbirler
alınmazsa canlı organizma olan sosyal bünyenin sağlığını yitirmesine yol
açacaktır. Bu durum, toplum üzerindeki İlâhî yardımın, rahmet ve bereketin
çekilmesi demektir. Bugün toplumumuzda görülen ekonomik problemlerin önemli bir
kısmı bu hastalıkla ilgilidir.

Allah için yapılan cömertlik, malı âfetlerden,
kişiyi belâlardan korur. Fakirin kıskançlık duygusunu körletir. Cömertlik,
zenginin şahsiyetini geliştirir, müslümanı mal fitnesinden korur, ruh ile beden
arasında bir denge sağlar. Müslümanı Mâlî disipline sokar. Cömertlik,
toplumun ruhî değerlerini takviye eder. Allah için yapılan infak ve
cömertlikler; kapitalizme, sömürüye, fakirin daha fakirleşeceği düzenlere son
verir, komünizm ve sosyalizme giden yolu tıkar. (15)

BUHL/CİMRİLİK ..
Buhl/Cimrilik; Anlam ve Mâhiyeti
Cimriliğin Psikolojisi
Cimriliğin Zıddı, Cömertlik; Anlam ve Mâhiyeti
Kur'ân-ı Kerim'de Buhl/Cimrilik Kavramı
Hadis-i Şeriflerde Buhl/Cimrilik Kavramı
Kerem/İkrâm; Cömertlik ve Bağış .
İkram ve İyilikte Öncelik Hakkı
Cömertliğin Göstergesi; İnfak .
Sadaka Sadâkattir
Cömertlik ve İnfakın Faydaları, Hikmetleri
İnfak, Zekât ve Her Türlü Cömertlik, Malın Mülkün Gerçek Sahibini Hatırlatır ve Kişinin Emanet Bilincini Güçlendirir
İnfak, Zekât ve Her Türlü Cömertlik, Ferdi/Kişiyi Maddeperestlikten Korur; Kalpteki Dünya Sevgisine Karşı Bir İlâç Olur
İnfak ve Cömertlik İhtiras Zincirini Kırar, İnsanı Hırstan Korur, Nefsin Maraz ve İletini Tedâvi Eder
Zekât, İnfak ve Cömertlik Kişiyi Cimrilikten Korur, Cömertleştirir
Cömertlik; İsrâf ve Lüks Gibi Şeytanî Eğilimleri Azaltır
Cömertlik Kalbin Katılaşmasını Önler; Kalbe Sevinç, Mutluluk ve Huzur Verir
Cömertlik Halka Şefkat ve Merhameti Arttırır, Dost Kazanmaya Sebep Olur
Cömertlik, İnsanı Bir Şeye Muhtaç Olup Onsuz Olamama Tiryakiliğinden Kurtarır; Allah'tan başkasına İhtiyaç Duymama Faziletine Yükseltir
Allah İçin Cömertlik, Malı Ebedîleştirir
Zekât, İnfak Gibi Cömertlikler Malı Çoğaltır, Bereketini Arttırır
Mal Sevgisinde Aşırılığın Mahveden Sonucu; Dünyevîleşme .
Kur'an'dan yola çıkarak Karun hakkında şu tesbitleri yapabiliriz
?Dünya Hayatı, Sizi Aldatmasın!? .
Buhl/Cimrilik Konusuyla İlgili Âyet-i Kerimeler
Cimrilik ve İnfakla İlgili Hadis-i Şerif Kaynakları
Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar