sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Diğer Görevleri
· Ana-Babanın En Büyük, En Kutsal Görevi Çocuklar, Çocuklar, Çocuklar!
· Herakles
· Rûhânî
· Misvak ve Diş Temizliği
· Nükabâ
· Toprak Mahsullerinin Zekâtı
· Din; Anlam ve Mâhiyeti
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Allah’ın Semî’ İsmine İnanmanın Gereği
· Bu İsimleri Bilmenin Faydası
· Kâr
· Mısır'dan Çıkış
· Beşerî Sistemlerin Dünyevîliği; İslâm'ın Uhrevîliği

Son Okunanlar
· Emânet Ehlinin Vasıfları
· Tevekkülün Konumu
· Fundamentalizm
· Kimi, Nasıl Sevmek?.
· Sırat-ı Müstakîmin Gerekleri
· b- Bireylerin İstihlâfı/Halife Kılınması
· e- Günahlar, Sahibini Helâke Sürükler
· 22) Temiz Kimseler Ölürken Onları Selamlamak ve Müjdelemek, Kâfir ve Fasıkların İse Yüzlerine ve Arkalarına Vurmak
· Racül, ricâlü’l gayb
· Zikir ve Kur'an.



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Emânet Ehlinin Vasıfları

Emânet Ehlinin Vasıfları
Emânet Ehlinin Vasıfları:
  Emânet ehlinin en önemli vasfı, Kur’an’daki yönetim ilkelerini başarıyla uygulayabilme yeteneğine sahip olmasıdır. Emânet ehlinin vasıflarını şahsında taşıyan örnek insan Peygamber (s.a.s.)’dir. O, İslâm’ın yönetim ilkelerini hayata taşımış; müslümanlardan biat almış, siyasî egemenlik gücünü (devlet başkanlığını) Allah’ın emri üzerine halka onaylatmıştır (Bak. 48/Fetih, 10; 60/Mümtehıne, 12). Yüce Allah, ona yönetim işinde halka danışmasını emretmiş (3/Âl-i İmrân, 159), Peygamber (s.a.s.) de bu emri yerine getirmiştir. Emânet ehli, “emîn/güvenilir” olmalıdır. Hz. Muhammed (s.a.s.)’in en önemli vasfının “emîn” olduğu unutulmamalıdır. O, insana ve hayata hizmeti hakka, adâlete, ahlâka ve halka dayandırmış; bu örnek uygulamalarıyla dost ve düşman herkesin güvenini kazanmıştır. Siyasetin malzemesi insandır. İnsan ise, hem düşünen hem de inanan bir varlıktır. Yönetici konumunda bulunanlar, insanların dinden sapma veya ona karşı çıkma şeklinde algılanabilecek uygulamalardan şiddetle kaçınmalıdır. Yöneticiler inançlı, adâletten ayrılmayan, can, mal, akıl, nesil ve din emniyetini sağlamaya çalışmalı, bu temel esasları korumalıdır. Kendine göre bir sistem kuran Batı, insanları bu sisteme uydurmaya çalışıyor. İslâm’la bağları kesmek, bir ideolojidir. Bu ideoloji, “içi dindar, dışı laik” bir kişilik ortaya çıkarmış; hem kişi, hem de toplum bünyesinde derin yaralar açmıştır. Bugün için en önemli sorun, insanlığın, hâkim güçlerin haksız siyasî tasallutundan tam olarak kurtulamamış olmasıdır. Ancak, istenen ve beklenen kurtuluş, “görevin ehline verilmesiyle” büyük ölçüde gerçekleşmiş olacaktır. Çünkü insanların huzurlu, dünyanın da sistemli ve güvenli olması, emânetlerin ehline verilmesine bağlıdır. İşin, ehil olmayanların eline geçmesi ise, Peygamber (s.a.s.)’in ifâdesiyle: “Emânetin zâyi edilmesi (yitirilmesi)dir.” (5)       “Emânet” sözcüğü, “iman” kelimesiyle aynı kökten gelir. Dolayısıyla “emîn/güvenilir” olmak için her şeyden önce ve tam anlamıyla iman sahibi “mü’min” olmak ilk vasıftır. Allah’a güvenini, O’na itaatle ortaya koymayan kimsenin, başka mü’minlerin güvenini sağlamaya hakkı yoktur.
Emânetin ehline verilmesinin siyasî alanla ilgili konuda temel unsurların başında adâletle hükmetmek gelir. Bu konuyla ilgili âyette de adâletin altı çizilir: “Allah size, mutlaka emânetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder...” (4/Nisâ, 58). Adâletin esâsı da Allah’ın indirdikleriyle hükmetmektir. Çünkü “Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse onlar zâlimlerin ta kendileridir.” (5/Mâide, 45). Şirk de en büyük zulümdür (31/Lokman, 13). Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyen veya hükmetmeyeceği önceden bilinen kimselere Allah’ın emânetini teslim etmek büyük bir vebaldir. Zâlimin zulmüne rızâ zulüm olduğu gibi, onun zulmüne yardım etmek, onun zulmetmesine sebep olmak da daha büyük zulüm ve daha büyük günahtır. “Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın.” (5/Mâide, 2). Emânetler nelerdir, bunların sahipleri kimlerdir, emânete riâyet nasıl gerçekleşir, emânete riâyet etmemek nasıldır ve bu özellikler kimlere âittir? Bu sorulara cevap vermeye çalışalım: “Biz emâneti göklere, yere, dağlara yükledik; onlar buna riâyetsizlikten çekindiler, (ihânet etmekten) korktular. (Fakat) insan, (kendisine yüklenen emânete) ihânet etti. Böylece insan, hem çok zâlim, hem de çok câhil olduğunu ispatladı.” (33/Ahzâb, 72). Allah (c.c.) insanın dünyadaki konumunu ve bu konumun ne derece önemli olduğunu, yeryüzüne gönderilişin boşuna olmayıp belli bir gâyeye dayandığını, kendisinin başıboş bırakılmayıp hevâsının eline terk edilmediğini ve kendisine bir emânet yüklendiğini ortaya koymaktadır. Bu emânetin ise, kendisinden daha güçlü, daha sağlam ve dayanıklı bir yapıya, yaratılış itibarıyla sahip olunan, yeryüzünün ve dağların yüklenmekten korkup çekindiklerini, Rablerinden, kendilerini bu hususta ma’zur saymasını, zira bu emâneti yüklenecek kapasiteye sahip olmadıklarını söylerken, emânetin ne derece ağır ve sorumluluk gerektiren bir şey olduğu anlatılır. Çünkü yeryüzü ve dağlar, Rablerinin emirlerini yerine getirebilmek için koşan, onu yerine getiren Allah’ın yarattığı varlıklardır. “Orada (yerde), onun üzerinde sarsılmaz dağlar var etti, onda bereketler yarattı ve isteyip arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları takdir etti. Sonra Kendisi duman halindeki göğe yöneldi, böylece ona ve göğe dedi ki: ‘isteyerek veya istemeyerek gelin.’ İkisi de: ‘isteyerek, (itaat ederek) geldik’ dediler.” (41/Fussılet, 10-11). Buradaki emânetten kastedilen şey hilâfettir. Yani hükmettiğiniz, hükümet olduğunuz zaman adâletle insanlar arasında hükmediniz, adâletli hükümet olunuz demektir (4/Nisâ, 58). Emânet; insanın emin ve kendisine itimad edilen biri olmasından kaynaklanır. Kendisine maddî ve mânevî herhangi bir şeyin korkmadan kalp huzuru ile teslim edilip, istenildiği zaman sağlam bir şekilde alınabilir olması anlamına masdardır. Allah (c.c.) veya kullar tarafından, herhangi bir şekilde bırakılmış olan şeye de mef’ûl anlamında masdar olarak isim olmuştur. İnsan; Allah’ın emânetini yüklenmiş bir emîn olmayı üzerine alan tek yaratıktır. Bu sebeple diğer yaratıklar üzerinde hükmetme ve tasarrufta bulunma hususunda görevlendirilmiştir. Ayrıca, insanlar kendi aralarında, birbirlerine emîn (güvenilir, emânet sahibi) olarak emânet bırakabilir, bunların korunmasına çalışırlar. İşte insanlar, gerek Allah’a ve gerekse kullara karşı bu emânet haysiyetlerini ne kadar iyi muhâfaza ederler ve emâneti ne derece yerli yerince koyabilirlerse, o oranda değer ve iyiliklerini arttırmış olurlar. Allah yeryüzünde halife olarak Âdem (a.s.)’i yaratmıştır (2/Bakara, 30). Onun soyundan gelen insanları da denemek için halife kılmıştır (6/En’âm, 165). “Ey Dâvud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet. İstek ve tutkulara (hevâya) uyma; sonra seni Allah’ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah’ın yolundan sapanlar, hesap gününün unutmalarından dolayı, onlar için şiddetli bir azap vardır.” (38/Sâd, 26) Hilâfetle görevlendirilen insanın; Allah’ın kendisi için indirdiği vahiyle insanlar arasında hükmetmesi gerekir. Eğer insanların istek ve arzularına uyacak olur, insanlar arasında kendi arzularına göre hükmederse, istek ve arzular insanı Allah’ın yolundan saptırdığı için, emin olma özelliğini yok eder, güveni yitirir ve emâneti de koruyamamış olur. Emâneti yüklenip gereklerini yerine getiren insana Allah merhamet eder ve onu bağışlar, ama emânetin gereklerini terk edip yoldan sapanlar ise, âhireti ve oradaki âkıbetlerini unutmuşlardır, bu sebeple onlar için şiddetli bir azap vardır. Zâlim ve câhil olan insan, zulme ve haksızlığa meyyâl olan emânet bilincinden mahrum olan insan, yüklendiği emâneti yerine getirmemiş, yüklendiği emâneti cehâletinin eseri olarak unutmuş, istek ve arzularına uyarak kendi kendisine zulmedip nefsinin (ve yönetici gibi etkin bir konumda ise, toplumun) zâlimi olmuştur. Allah’ın ve O’nun kullarının hukukunu yüklenen insan, bu hukuka uygun hareket etmesi gerekirken, hukuk tanımaması sebebiyle haksızlık ederek zâlim oluyor. Zâlimliğinin sebebi ise; cehâletinden veya gaflete dalarak âkıbetini unutmasından kaynaklanıyor. Yüklendiği emânete gereği gibi riâyet etmeyen insan zâlim ve câhildir. Emânet, sorumluluk gerektirir. Bu mecbûriyet, ayrıca, emâneti; kendi bulunduğu ortamda veya kendisinden sonra gelecek emânet ehli, güvenilir, sorumluluk bilinciyle hareket eden insanlara teslim etme bilincini verir. “Allah size, mutlaka emânetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor! Allah’ın size yapılmasını tavsiye ettiği şey, mutlaka en güzeldir. Şüphesiz Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.” (4/Nisâ, 58) Emânet ile hâkimiyetin ilişkisi açık bir şekilde ortaya konuluyor. Bu âyette emânetleri yerine getirme, insanlar arasında adâletle hükmetme olarak emrediliyor. Burada emânet, hükümden önce zikredilerek emânetin önemi anlatılıyor. İnsanın; Rabbine, nefsine ve toplumuna karşı olmak üzere üç emânet ilişkisi vardır. Rabbine karşı emânete uyması; Rab-kul ilişkisine riâyet etmek, Allah’ı birleyip (tevhid), O’nun hukukunu korumak ve O’nun sınırlarını tecâvüz etmeden, Allah ile kul arasındaki farkın bilincinde olarak, gerçek İlâh ve Rabbin Allah olduğunu haykırarak, bunun mücâdelesini vererek itaat ve ibâdetini sadece Allah’a has kılıp inancında, düşüncesinde ve amellerinde şirkten eser bulundurmamaktır. Yasa koyma, hüküm belirleme yetkisini kayıtsız şartsız olarak Allah’ın dışında, herhangi bir parti, sınıf, grup gibi şeylere vermek emânete riâyet etmemektir. Bu yetki, sadece Allah’a âittir (12/Yusuf, 40). Allah’a âit olan bir yetkiyi insanlara vermek, Allah’ın hukukunu muhâfaza etmemek, emâneti sahibine vermemektir ve aynı zamanda da şirktir. Mü’minlerin özelliklerinden bir tanesi, emânete riâyettir. “Mü’minler gerçekten felâha ermişlerdir... Onlar (o kurtuluşa eren mü’minler), emânetlerine ve ahitlerine riâyet ederler. Onlar namazlarını da koruyanlardır. İşte (yeryüzünün hâkimiyetine ve âhiretin nimetlerine) vâris olacak onlardır.” (23/Mü’minûn, 1, 8-10) Bu âyetlerde anlatılan özelliklerden bazıları Allah’ın emâneti olduğu gibi, bir kısmı da insanın kendi nefsine karşı olan emânetleri, sorumluluklarıdır. Onlar; boş ve faydasız olan şeylerden yüz çevirirler, faydasına olmayan şeyleri işlemekten kaçınırlar, zinâdan kendilerini korur, zinâya yaklaşmazlar. Kendilerine emredilen şeylerin faydasına faydalarına, yasaklanılan şeylerin zararına olduğunu bilir, böylece inanır ve kendilerinden istenilen şeyleri yerine getirerek cennete vâris olmaya çalışırlar, nefislerine yüklenilen emâneti yerine getirmiş olurlar.  


Son takip: 22.05.2020 - 04:30
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· b- Allah'ın Ayetlerini Yalanlama · 4- Eşit muâmele · Kur’ân’ı Kerim’de Allah’ın Kur’an’a Yemini · Namaza Çağrı Haydin Felâha! · Korku Denen Reaksiyon. · Harâc; Zimmîlerden Alınan Toprak Vergisi · Hırsızlık Yapmak · Kur'an'da İnfak. · 2) Keffâret İçin Köle Âzâdı · Niçin Peygamberlerin Kendi Kavimlerine Davet Ettiği İlk Kavram Kelime-i Tevhiddi?. · 6) Adak Adamak · İNSANLARIN ÖNEMSEMEDİĞİ SAKINILMASI GEREKEN HARAMLAR.. · e- Hileli Arttırma · Kur’an’ın İcaz Örneklerinden Biri “Kısasta Hayat Vardır!”. · Günah ve İsyanın Sonuçları · Teveccüh · 2) Zengin Hısımların Himâyesi · d) Mescidin Askerî Amaçlar İçin Kullanılması · Tarih Boyunca İçki · Hidâyet Vermek Sadece Allah’a Ait
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber