sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Orucun Şartları
· Câhiliyye
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Mısır'dan Çıkış
· Tevrat'ın Nüshaları
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· Athene
· 3- Toplumda Tevhid
· 10. Haset Etmez.
· g- Yemin
· İtaatle İlgili Bazı Meseleler
· Başta Yahûdiler Olmak Üzere Ehl-i Kitab’ın Çoğu, Kâfirlerle/İnkârcı Ateistlerle Dostluk Ederler
· Din; Anlam ve Mâhiyeti

Son Okunanlar
· es-SEMΒ  -  el-BASÎR 
· Muhâtaba Göre Günahlar
· Orucun Sosyal Faydaları
· Ölüm de Bir Nimettir
· Ehl-i Kitabın İslâm’a Aykırı Ortak Yanları Hıristiyan ve yahûdilerin ortak bâtıl inançları 1- Yahûdiler ‘İbrâhim (a.s.) yahûdi’, hıristiyanlar da ‘hıristiyandır’ derler.
· 2) Mandeenler (Betâyih Sâbiîleri)
· La İlahe İllallah Sözü Ne Zaman Fayda Verir?.
· MECİD
· f- Lût Kavminin Çirkin Fiili
· Mescidlere Ait Hükümler



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

es-SEMΒ  -  el-BASÎR 

Yeni Sayfa 1
﴿ اَلسَّمِيعُ - اَلْبَصِيرُ ﴾ es-SEMΒ  -  el-BASÎR 
İşitmekle kastedilen şey sesi idrak etmek, manayı anlamak ve kabul ve icabet etmektir. Sem’in (=işitmenin) bu üç manası da Kur’ân da mevcuttur.
Birinci mana şu âyeti kerimede geçmiştir:
“Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir. Allah, sizin konuşmanızı işitir. Çünkü Allah Semî’ (=işiten), Alîm (=bilen)dir” (Mücadele,
58/1.)
Bu, Yüce Allah’ın işitme sıfatını ispat etmekteki en açık âyeti kerimedir. Bu âyeti kerimede işitmekle ilgili olan “semia” fiilinin mazi, muzari ve ism-i fail kalıpları zikredilmiştir. Yüce Allah’ın işitmesi haktır. Nitekim müminlerin annesi olan Aişe (r.anhâ) der ki:
“Hamd, işitmesi tüm sesleri kapsayan Allah’a mahsustur. Muhakkak ki mücadele (Evs b. Sâmit’in eşi) gelerek Rasûlullah (s.a.v.)’a şikâyette bulunuyordu. Ben ise evin yan tarafındaydım ve kadının bazı sözlerini anlamıyordum. Bu olay üzere yüce Allah şu  âyeti kerimeyi indirdi: “Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikâyette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir” (Mücadele,
58/1.)[1] 
“es-Sem: Yüce Allah’ın işitmesinde, sözün gizlisi yada açık olmasında eşit olmasıdır. O’nun işitmesi, tüm sesleri kuşatmıştır. Mahlukatın sesleri O’na karışık gelmez. Birbirine benzeyen sesler O’nu aldatmaz. O seslerden birini işitmesi başka bir sesi işitmekten O’nu alıkoymaz. Meseleler O’nun yanılmasına sebep olmaz. İsteyenlerin çokluğu O’nu bıktırmaz.
İkinci mana şu âyeti kerimede geçmiştir:
“Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi” (Enfâl,
8/23.)
Yani anlamalarını sağlardı. Onların kalplerinde kibir ve haktan yüz çevirme olduğundan dolayı onlarda iki afet vardır.
Birincisi: onlar cehaletlerinden dolayı hakkı anlamazlar.
İkincisi: Şayet anlasalardı bile kibirlerinden dolayı yüz çevirerek dönerlerdi. Buda noksanlığın ve ayıbın sonucudur.
Üçüncü mana ise şu âyeti kerimede geçmiştir:
“Eğer içinizde (onlar da savaşa) çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı. İçinizde, onlara iyice kulak verecekler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir” (Tevbe,
9/47.)     
Yani onları kabul eden ve onlara icabet birileri vardır. Bir âyeti kerimede şöyledir:  
“Hep yalana kulak verir, durmadan haram yerler”
Yani yalanı kabul ederler ve yalancılara icabet ederler. Namaz kılan kimsenin şu sözü de bunun delillerindendir:
“Allah kendine hamd edeni işitti (işitsin)”
Yani Allah hamd eden kimsenin hamdına ve dua eden kimsenin duasına icabet etsin. Nebî (s.a.v.)’nin şu buyruğu da buna delildir:
“İmam; Allah kendine hamd edeni işitti (işitsin) dediği zaman sizde ‘Ey Rabb’imiz! Hamd yalnız sana mahsustur’ deyiniz. Allah sizi işitir”[2]
Yani Allah size icabet eder demektir.[3]
Haset edilen kimseden hasetçinin şerri on şeyle uzaklaştırılır. Bunlardan bir tanesi: Hasetçinin şerrinden Yüce Allah’a sığınmak ve O’nun aracılığı ile korunmaktır. Yüce Allah kendisine sığınanı işitir ve bilir.
Burada işitmekten maksat icabettir. Yoksa bilinen işitme değildir. Yüce Allah’ın dostu Hz. İbrâhim (a.s)  sözü de buna delildir:
“İhtiyar halimde bana İsmail’i ve İshak’ı lütfeden Allah’a hamd olsun! Şüphesiz Rabb’im duayı Semî’ (=işiten)dir” (İbrâhim,
14/39.)
Sığınan kimsenin durumu bunu gerektirdiği için işitmek bazen ilim ile birlikte bazen de  görmek ile birlikte gelmektedir. Çünkü o düşmanından Yüce Allah’a sığınır ve Yüce Allah’ın onu gördüğünü ve düşmanının hilesini ve şerrini bildiğini bilir. Yüce Allah bu sığınan kimseye ümidinin genişlemesi ve kalbi ile duaya yönelmesi için onun sığınmasını işittiğini; yani icabet edeceğini, düşmanının hilesini bildiğini ve onu gördüğünü bildirdi.
 
Kur’ân’ın hikmetini çok iyi düşünmek lazım. Varlığını bildiğimiz ama görmediğimiz şeytandan sığınma hususunda A’râf, Hâmîm ve Secde[4] surelerinde Kur’ân, Semî ve Alîm lafızlarını nasılda getirdi. Ve yine, kaynaştığımız ve gözlerle görülen insanın şerrinden sığınma hususunda Hâmîm ve Mümin surelerinde Semî ve Basîr lafızlarını nasılda getirdi. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında münakaşa edenler var ya, hiç şüphe yok ki, onların kalplerinde, asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur. Sen Allah’a sığın. Kuşkusuz O, Semî’ (=işiten), Basîr (gören)dir” (Mümin,
40/56.)
Çünkü bunların fiilleri gözle görülebilen fiillerdir. Şeytanın dürtmesine gelince; bunlar kalbe atılan vesveseler ve düşüncelerdir. İlim, bu gözle görülmeyenlerle alakalıdır. Yüce Allah gözle görülmeyenlerden Semî ve Alîm isimleriyle sığınmayı emretti. Görmeyle idrak edilen ve gözle görülenlerden Semî ve Basîr isimleriyle sığınmayı emretti.[5]
Nitekim Kur’ân’ın adeti, muhataplarını tehdit ve uyarmada korkutmayı ve istikameti gerektiren sıfatlarını zikrederek cereyan etmektedir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Size (Kur’an ve Sünnet gibi) apaçık deliller geldikten sonra, eğer İSLÂM’dan saparsanız, şunu iyi bilin ki Allah Azîz’dir, Hâkim’dir” (Bakara,
2/209.)
“Kim dünya mükâfatını isterse (bilsin ki) dünyanın da ahiretin de mükâfatı Allah katındadır. Allah Semî’ (=her şeyi işiten), Basîr (=her şeyi gören)dir” (Nisâ,
4/134.)
Kur’ân’ı Kerîm bunlarla doludur. Bunun üzerine mana sanki içerik olarak şöyledir: Muhakkak ki Ben sana ne cevap verdiklerini ve davetlerime nasıl mukabele ettiklerini işitir ve ne yaptıklarını görürüm.
İcabet ve itaate nisbetle davetle muhatap olanların iki kısım olduğunda şüphe yoktur.
Birincisi: “Doğru söyledin” diyerek karşılık verip sonrada gereği gibi amel eden kimselerdir.
İkincisi: Yalanlayarak karşılık verip sonrada aksi ile amel eden kimselerdir. Onlardan işitilen şeyin mertebesi görme mertebesinden öncedir. İşitmeyle alakalı olan şey görmeyle alakalı olan şeyden önce gelir.
Yüce Allah’ın âyeti kerimesindeki bu manayı iyi düşünmek gerekir. Mûsâ ve Hârûn (a.s.)’a hitaben şöyle buyurmuştur:
“Buyurdu ki: Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm” (Tâhâ,
20/46.)
Yüce Allah,
firavunun onlara ne cevap vereceğini işitir ve yapacağı şeyi de görür. Bu, (Kur’ân da) diğer yerlerde yaygın değildir. Sadece bu duruma has olmuştur. (Dolayısıyla yüce Allah yalnızca bu âyette “ben sizinle beraberim; işitir ve görürüm”  diye buyurmuştur.)
Bozuk ön yargıların, işiten ile işitilenin arasının son derece uzak olmasından dolayı konuşulanları işitmeyi inkar etmeleri uzak olduğu halde bir şeyi görmeyi inkar etmelerinden daha şiddetlidir. Buhârî ve Müslim de geçen sahih bir hadiste Abdullah ibn Mes’ûd dedi ki:
“Beytin yanında üç nefer bir araya geldiler. Bunların ikisi Kureyş’li, biri Sakîf’li yahut ta ikisi Sakîf’li, biri Kureyş’li idi. Bunlar kalplerinin anlayışı az, karınlarının yağı çok kimselerdi. Bunlardan biri:
- ‘Söylemekte bulunduğumuz sözleri Allah’ın işitiyor olduğunu zannediyor musunuz?’ dedi. Diğeri:
- ‘Eğer açıktan söylersek işitir, gizli söylersek işitmez’ dedi. Üçüncüsü de:
- ‘Eğer açıktan söylediğimiz zaman işitmekte ise bu taktirde O gizli söylediğimiz zamanda işitir’ dedi”[6]
Görüldüğü üzere onlar “Allah’ın görüyor olduğunu zannediyor musunuz?” demediler. İşitmenin öne alınması daha mühimdir. Bunu bilmeye ihtiyaç duymak, (yüce Allah’a karşı yapılan) ciddi bir saygısızlıktır.
 
* * *   [1]      Buhârî, Tevhid 9; Nesâî, Talak 33; İbn Mâce, Mukaddime 188, Talak 25; Ahmed b. Hanbel, 6/46.    [2]      Müslim, Salat 62 (404); Nesâî, İmame 38, Tatbik 23, 101     [3]      Miftâu Dâru’s-Saadet, s. 79. Tarîku’l-Hicreteyn. s. 166.   [4]      “Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir” (A’râf, 7/200.) “Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir” (Fussilet, 41/36.)   [5]      Bedâiu’l-Fevâid, 2/238.   [6]      Buhârî, Tefsiru Sure-i Fussilet 2; Tevhid 41; Müslim, Sıfatu’l-Munafikin 5 (2775); Tirmizî, Tefsiru Sure-i Fussilet 1  


Son takip: 31.05.2020 - 11:35
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · BA'SU BÂDE'L-MEVT .. · d- Yemekten önce ve so a el ve ağzı yıkamak · c) Yardımlaşma · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · Gâlibiyet ve Zafer Vaadi · İbâdet · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · 3- Üçüncü Sınıf Zevi'l-erhâmın Mirasçı Olması · Irkçılık/Asabiyet/Kavmiyetçilik. · Kadın Kocasından Nefret Edip Onunla Birlikte Kalmak İstemiyorsa Ne Yapar?. · f- Çirkin Söz (Sebb) · Kadının Elbisesi · KÂFİR.. · Fasık, Zalim İmam · Kaarî · Mal-Mülk ve Mâlik Konusuyla İlgili Âyet-i Kerimeler · İlk İnsanın Yaratılışı · a- Savaştan Önce
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber