sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Mısır'dan Çıkış
· Orucun Şartları
· Athene
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· Misvak ve Diş Temizliği
· Câhiliyyenin Bir Başka Yönü
· Câhiliyye
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Tevrat'ın Nüshaları
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· 3- Toplumda Tevhid
· 10. Haset Etmez.
· g- Yemin

Son Okunanlar
· Yüce Allah’ın, “Şüphesiz ki, Rabb’im dosdoğru bir yol üzerindedir” (Hûd 11/56) Sözünün Anlamı
· Hadis-i Şeriflerde Sihir
· Namahrem Bir Kadınla Yalnız Kalmak.
· Sekülarizm
· 3- Domuz
· KEHANET-KAHİN.. Tanımı
· 4- Fuhuş kadınları/Fâhişeler
· 3) Hâmilelik ve Çocuk Emzirmek
· Ahiret, Bilimsel Açıdan da Ölümün Çağrıştırdığı Bir Gerçektir.
· Râbıta



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Yüce Allah’ın, “Şüphesiz ki, Rabb’im dosdoğru bir yol üzerindedir” (Hûd 11/56) Sözünün Anlamı

Yüce Allah
Yüce Allah’ın,
إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ “Şüphesiz ki, Rabb’im
dosdoğru bir yol üzerindedir” (Hûd:
11/56) Sözünün Anlamı:
Yüce Allah, “dosdoğru bir yol üzerinde” olduğunu Kur’an’ın iki yerinde haber vermektedir:
Birincisi, Hûd peygamberden naklen söylediği şu sözdür:
“Ben, benim de Rabb’im, sizin de Rabb’iniz olan Allah’a dayandım. Çünkü hareket eden ne kadar canlı varsa, hepsinin perçeminden tutan O’dur. Şüphesiz ki, Rabb’im dosdoğru bir yol üzerindedir”[1]
İkincisi de, şu sözüdür:
“Allah iki adamı misal veriyor: Biri hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz ki, bu kimse, efendisine yüktür ve nereye gönderse bir hayır çıkmaz. Şimdi bu adam ile adaletle emreden ve dosdoğru yolda bulunan adam hiç eşit olur mu?”[2]
Ebu İshâk der ki: “Yüce Allah, burada, onlarla ilgili olarak dilediğini yapmaya kudreti olsa da, ancak adaleti dilediğini haber vermektedir.”
Bu âyetin manası konusunda başka görüşler de[3] nakledilmiştir. Bu görüşler, bu mananın gerektirdiklerinden ve etkilerindendir.
Yine bu konuda bazıları da şöyle der: “Şüphesiz ki Rabb’im, dosdoğru yolu gösterir. O’nun dosdoğru yolu göstermesi, kendisinin de dosdoğru yolda olmasını gerektirir. Çünkü bu gösterme ve tarif, O’nun rahmetinin, ihsanının, adaletinin ve hikmetinin tamamındandır.”
Bazıları da şöyle der: “Bunun manası şudur: O’na, hiçbir şey gizli değildir. O’ndan yıkıcı bir adaletin gelmesi düşünülemez.”
Bazıları da şöyle der: “Bunun manası şudur: Hiçbir kimseye, izleyebileceği bir yol yoktur. Sadece Allah’ın yolu vardır.”
Yüce Allah’ın şu sözü gibi:
“Çünkü Rabb’in (her an kullarının yaptıklarını) gözetlemektedir.”[4]
Bu mana, doğrudur. Yüce Allah, bu manayı kastedince, bununla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“Onların dönüşleri Bizedir.”[5]
“Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir.”[6]
“Çünkü Rabb’in (her an kullarının yaptıklarını) gözetlemektedir.”[7]
“Ve şüphesiz en son varış, Rabb’inedir.”[8]
Yüce Allah’ın, “dosdoğru bir yol üzerinde” olması ile ilgili vasfına gelince, bu vasıf; O’nun hakkı söylüyor, doğruyu yapıyor, kelimelerinin ise doğruluk, adalet, sevab ve iyilik olmasıdır. Çünkü Allah, hakkı söylüyor ve doğru yola iletiyor. Bu nedenle de hak, adil, doğru olmasından dolayı kendisinin hamd edilmesini söylüyor.[9]
Hamd, vasıf ve hükümranlık olarak tamamen Allah’a mahsustur. Çünkü O, Zatı hususunda övülendir. Kullarından dilediğini de mahmud (=övülmüş) kılar[10] ve kendi katından o kuluna çeşitli nimetler ve rızıklar verir.
Yine İzzet de, vasıf ve hükümranlık olarak tamamen Allah’a mahsustur. O, Azîz’dir. O’ndan daha izzetli hiçbir kimse yoktur. İzzet sahibi olması sebebiyle kullarından dilediğini izzetli kılar.
Yine Rahmet de, vasıf ve hükümranlık olarak tamamen O’na mahsustur.
Yine Bereket de, tamamen O’na mahsustur. Çünkü O, Zat hususunda “Mütebârek”tir. Bu nedenle de kullarından dilediği kimseye bol ihsanlar ve iyilikler verir. Onlara bu nimetleri vermesi sebebiyle “Mübârek” olmaktadır. Nitekim yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:
 
“Alemlerin Rabb’i Allah, yücelerden yücesidir.”[11]
“Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine ait olan Allah, yüceler yücesidir! Kıyamet saatini bilmek de O’na mahsustur. Siz O’na döndürüleceksiniz.”[12]
İşte bu, “Hâşiye”lere[13] ve “Etrâf”lara[14] sahip ilk dönem (sufi) marifet alimlerinin amacı idi. Fakat bunlardan sonra gelenler; “bilgisizce bir şekilde, yaratıkların en iyisi Allah ile birliktedir, onların en yakın olanı ve en yüce olanı Allah katındadır” demişlerdir. Halbuki Hz. Peygamber (s.a.v), Allah’a hitaben şöyle buyurmaktadır:
لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ
“Ben, Senin övgünü hakkıyla yapamam. Sen, kendini övdüğün gibisin.”[15]
Yine Hz. Peygamber (s.a.v), uzunca bir şekilde gelen “Şefaat” hadisinde Allah’a hitaben şöyle buyurmaktadır:
فَأَخِرُّ لَهُ سَاجِدًا لِرَبِّي فَيَفْتَحُ عَلَيَّ مِنْ مَحَامِدِهِ بِمَا لاَ أُحْسِنُهُ        
“Rabb’imin huzurunda secdeye kapanırım. O da, (kendisine karşı) nasıl yapacağımı bilemediğim hamdleri kalbime ilham eder.”[16]
Yine Hz. Peygamber (s.a.v)’in, sıkıntı ve keder halinde yaptığı dua ise şu şekildedir:
أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ, أَوْ أَنْزَلْتَهُ فِي كِتَابِكَ, أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَدًا مِنْ خَلْقِكَ,
 أَوِ اسْتَأْثَرْتَ بِهِ فِي عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ
“Senden; kendimi isimlendirdiğin veya kitabında indirdiğin veya kullarından birine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine sakladığın her isminle isterim.”[17]
Bu hadis; yüce Allah’ın, isim ve sıfatlarını, katındaki gayb ilminde kendine sakladığı ve bunları, hiçbir mukarreb melek ile hiçbir peygamberin bilemediğini göstermektedir.[18]
Acziyetimizi belirtmek ve hakkında izin verilmeyen bir konuda susup durmamız gerekmektedir. Çünkü böyle bir konuda aşırıya kaçmamalıyız ve bu konudan sakınmalıyız. Başarı, Allah’tandır.[19]
    [1]      Hûd: 11/56 [2]      Nahl: 16/76 [3]      Bkz: Kurtubî, el-Câmiu li Ahkâmi’l-Kur’an, 9/52-53; Âlûsî, Rûhu’l-Meânî, 12/84 [4]      Fecr: 89/14 [5]      Yûnus: 10/70 [6]      Gâşiye: 88/25 [7]      Fecr: 89/14 [8]      Necm: 53/42 [9]      Şifâu’l-Alîl, s. 201-202 [10]     Hz. Peygamber (s.a.v)’e, “Makam-ı Mahmûd”u vermesi gibi. (ç) [11]     Gâfir (=Mü’min): 40/64 [12]     Zuhruf: 43/85 [13]     Hâşiye: Kitapların sayfa boşluklarını yazılan çoğu kısa açıklamalar için kullanılan terim. (ç) [14]     Etrâf: Hadislerin baş tarafından bir kısmı zikredilmek suretiyle sahabe adına veya hadis metinlerine göre alfabetik olarak düzenlenen eserlerin ortak adıdır. (ç) [15]     Müslim, Salat 222; Ebû Dâvud, Salat 148, Vitr 5; Nesâî, Kıyamu’l-Leyl 51; Tirmizî, Deavat 75, 112; İbn Mâce, Dua 3, İkamet 117; Muvatta, Messu’l-Kur’an 31; Ahmed b. Hanbel, 1/96, 118, 150, 6/58 (ç) [16]     Buhârî, Tefsiru Sure-i İsrâ 5; Müslim, İman 326 (193); Tirmizî, Kıyamet 10, Tefsiru Sure-i İsrâ 19 (ç) [17]     Ahmed b. Hanbel, 1/391 [18]     Yüce Allah, isimlerini 3 kısma ayırmıştır:         1. Kendisini isimlendirdiği, meleklerinden veya başkalarından dilediğine açıkladığı ve kitabında bildirmediği isimlerdir.         2. Kendi ezeli gayb bilgisi içerisinde saklı tutulmayı tercih ettiği ve hiç kimseye açıklamadığı isimlerdir.         3. Kitabında indirdiği ve kullarına bildirdiği isimlerdir.         Hadiste O’nun kendisine sakladığı isimler için “İste’serte” ifadesi geçmektedir. Bunun anlamı, “sen o isimleri bilmede teksin” demektir. Yoksa “o isimlerle isimlendirilmende teksin” anlamında değildir. Çünkü bu husus, zaten O’nun kitapta bildirdiği isimler hakkında sabittir. B.k.z: Bedâiu’l-Fevâid, 1/166 (ç) [19]     Bedâiu’l-Fevâid, 2/187


Son takip: 03.06.2020 - 12:46
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · a- Mûsîde/Vasiyette Bulunan Kimsede Bulunması Gereken Şartlar · b) Gayri mütekavvim mal · BA'SU BÂDE'L-MEVT .. · c- Ahlâk · d- Yemekten önce ve so a el ve ağzı yıkamak · Dârulİslâm · Dâvetin Metodu · c) Yardımlaşma · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · Efsânelerin Yanlışlarını Ortaya Koymak · f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · f- Sevginin Oluşması · Fen Bilgisi Verileri Işığında Rızık. · Gâlibiyet ve Zafer Vaadi · b- Görüşlerden birinin tercih edilip seçilmesi · h- Tiyatrocu, aktör olmalıdır. · İbâdet · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · İbâdetlerde Hikmet Aramak ve Orucun Hikmeti
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber