sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Mısır'dan Çıkış
· Orucun Şartları
· Athene
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· Misvak ve Diş Temizliği
· 3- Toplumda Tevhid
· Câhiliyyenin Bir Başka Yönü
· Câhiliyye
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Tevrat'ın Nüshaları
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· Kur’ân-ı Kerim’de Murâbata Kavramı
· Halkı Saptırmak İçin Çaba Harcamaları

Son Okunanlar
· 8- Zarûret ve İhtiyaç
· 1- Hastalık ve Kusur
· Din Nasihattır
· Zâlime Karşı Tavır
· Allah'ın İmâte/Öldürme Faâliyeti
· Amel-İman İlişkisi
· Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
· Pîr
· g- Ğıyar ve Zünnâr
· Hayat; İman, Sabır, Hicret ve Cihaddır



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

8- Zarûret ve İhtiyaç

8
  8- Zarûret ve İhtiyaç:   Fâizi yaygın hale getiren dolambaçlı yolların ve gayrı samimi görüşlerin başında hiç şüphe yok ki, zarûret ve ihtiyaç formülü gelmektedir. En âliminden en câhiline kadar herkes bu formüle rahatlıkla akıl erdirebilmekte ve diğer yollara nazaran bu usulle kendini daha çok kandırabilmektedir. Bu da fâiz ve ribâ meselesinin özünden kaçmaya ve üstüne varmamaya sebep olması bakımından ilim ve fikir yönünden gâyet zararlı sonuçlar doğurmaktadır. Bazı âyetlerin mânâlarını özetleyen "zarûretler, haramları mubah kılar" kaidesi gerçekten İslâm'da önemli bir esastır, ama yanlış anlamaya, yanlış uygulamaya, hatta istismara da son derece müsâittir. Fıkıhçılar, insanların edindikleri mallar ve temin etmeyi arzuladıkları eşyayı üçe ayırırlar: Zarûret, ihtiyaç, lüks (zarûriyât-hâciyât-kemâliyât). Bu üç şeyden mûtad, doğal ve genel olan ikincisidir. Lüks mal ve eşya temin etmek sadece sayıları az olan zenginler için mümkün olur. İnsanlar için varlığı zarûrî olan mal ve eşya öyle şeydir ki, o olmadan bireysel ve sosyal hayat varlığını koruyamaz, felç olur ve işlemez hale gelir. Böyle bir durumda haramlar helâl olur ama bu keyfiyet hem miktar, hem de zaman olarak zarûretin şiddeti ve müddeti ile sınırlıdır. Yani bir haram, zarûreti ortadan kaldıracak kadar ve kaldırdığı sürece helâl olur, yoksa zarûret hali kalkmış da ihtiyaç hali devam ediyorsa, bu durum haramı helâl kılmaz. Mubah ve helâl her türlü çareye teşebbüs edildiği ve her çeşit tedbir alındığı halde zarûret hali hâlâ ortadan kalkmıyor ve haram olanı işleme yegâne çare ve tek alternatif olarak ortada kalıyorsa, ancak bu vaziyette sınırlı olarak haram şeyler helâl olabilir. Kısaca zarûret hali tam mânâsıyla bir çaresizlik halidir. Başka bir ifâde ile domuzun etinin yenilmesini, şarabın içilmesini câiz ve mubah kılan zarûret hali ne ise ribâ almayı câiz kılan zarûret hali de odur. Zira tefeciliğin ferdî ve sosyal zararı, domuz etini yemekten de, şarap içmekten de kat kat fazladır. Zarûret hallerine umûmî ve dâimî hükümler binâ edilemez, edilirse hukuk sistemi kendini inkâr ve yok etmiş olur. Söz konusu edilen mânâda bir zarûret halinin Türkiye şartlarında ribâ konusunda mevcut olması çok nâdir haller dışında kabil değildir. Zira Türkiye'de tefecilik yapmadığı için ölen veya hastalanan ya da sakatlanan bir tek kişi yoktur. Kezâ yaşayabilmek için tefecilerden borç almak zorunda kalanların sayısı çok azdır. Bazı Afrika ülkelerinde ortaya çıkan kıtlık ve açlık böyle bir zarûret haline misal olabilir ama bu âfetten kurtulmanın yolu yine de tefecilik değildir. Hırsızlık yapmak için zarûret halini bahane etmeyenlerin, tefecilik için veya tefecilerden borç almak için bu hali bahane etmeleri anlaşılır bir şey değildir. Zira nihayet tefecilik de insanları soymanın, hem de göz göre göre çarpmanın ve vurgunculuk yapmanın başka bir yoludur. Er-Ribâ isimli eserinde zarûreti bu şekilde anlayan Alâuddin Harûfe bu noktada kendi açısından son derece haklıdır. Ebû Zehre de aynı görüştedir.
Esas itibarıyla zarûret bu olduğu halde ehl-i hiyel denilen hileciler bu esası da bir hayli eğip büktükten sonra ribâ yemenin bir yolu haline getirmişlerdir. Ancak, zarûret esasına dayanıp marâbahacılığa cevaz verebilmek için bazı kaideler ortaya atmak ve bir hazırlık çalışması yapmak icap etmiştir. Böyle bir basamak olmadan ve köprü kurmadan zarûret esasına dayanıp ribâya cevaz vermek mümkün değildir. Mûtad iktisadî faâliyetler ve tabiî ticarî işlemler sahasından, mûtad ve tabiî olmayana intikal etmek için kullanılan köprü, daha sonra Mecelle'nin temel kaideleri arasında da yer alan İbn Nüceym'in el-Eşbâh ve'n-Nezâir isimli eserindeki şu kaidedir: "İster genel ister özel olsun ihtiyaç, zarûret seviyesine indirilir." Yani bir şeye ihtiyaç var, lâkin bunu yapmak şer'an ve dinen haram kılınmış ise, yapılacak şey, evvelâ bu "ihtiyaç"a "zarûret" adını vermek, sonra da "bu zarûrîdir", diyerek zarûret haramı mubah kılar kaidesine dayandırıp onu câiz ve helâl saymaktır. Mecelle şârihi Ali Haydar: "Şâfiî fıkıh kitabı Bâcurî'de Cilâle bahsinde: "Kıyas olan, her hâcet messeden şeyin cevâzıdır" denilmektedir, diyor (Ali Haydar, a.g.e. I/88). Görülüyor ki, bazı hallerde artık zarûretten bahsetmeye bile ihtiyaç duyulmamaktadır. Şayet ihtiyacı esas alan ve zarûreti bahsin dışında tutan bu kaide, İslâm hukukunun bir esası haline getirilip, sistemin bütününe buna göre yeni bir şekil verilebilseydi, muhakkak ki hukuk çalışmalarını tıkayan ve kapayan kapı açılmış, gerçekçi bir hukuk anlayışına ulaşılmış olurdu. "Başka yoldan mesken sahibi olma imkânına sahip olmayan evsiz bir kimsenin fâizle alacağı kredi ile ev sahibi olması câiz midir?" şeklindeki bir soruya: "el-Cevap: Câizdir. Zira ev ihtiyaçtır ve bu ihtiyaç, zarûret hükmündedir. Zarûretler de haramları mubah kılar" şeklindeki bir cevap hiçbir şeyi halletmez. Zira bu anlayışın ölçü olarak ve ihtiyacın kıstas olarak kabul edilmesi halinde fâizin câiz olmayacağı hiçbir husus yoktur. Bir zengin için bir yazlık, bir villa, bir çiftlik ihtiyaçtır ve onun bu maksatla fâiz almasının pekâlâ câiz olması icap eder. Kaldı ki, bir mesken gerçekten bir ihtiyaç olsa bile asla varlığı zarûri değildir. Çok zengin oldukları halde ev satın almayıp devamlı kirada oturanların sayısı az değildir. Ribâ ve tefecilik konusunda düşünürken ve konuşurken hiç hatırlanmaması ve telaffuz edilmemesi gereken kelime "zarûret" lafzı olmalıdır veya bu söz, en sonra düşünülmeli ve telaffuz edilmelidir. Zarûret esasından hareket edip ribâ ve fâiz konusuna çözüm getirmeye uğraşan Abduh, Reşid Rıza, Şeltut ve benzeri âlimler boşu boşuna kendilerini yormuşlardır. Yaptıkları iş, en câhil birinin bile yapabileceği basit bir işten başka bir şey değildir ve esasen bu, çoktan beri yapılan ve uygulanan bir şeydir. Ama maalesef zarûret esası, meseleyi halletmeye değil, hallini tehir etmekten başka bir işe yaramamıştır. Görülüyor ki, zarûret hükmünde tutulan ticarî ve iktisadî ihtiyaçlar artık devamlılık kazanmakta, mûtad ve doğal bir hüviyete bürünmektedir. Halbuki tefeciliği daimî kılan ve göz yumulmasını mâzur gösteren hiçbir haklı sebebin bulunmaması icap eder. (Süleyman Uludağ, Faiz Meselesine Yeni Bir Bakış, Dergâh Y. İst. 1988, s. 121-163)


Son takip: 01.06.2020 - 05:10
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar · a- Mûsîde/Vasiyette Bulunan Kimsede Bulunması Gereken Şartlar · b) Gayri mütekavvim mal · BA'SU BÂDE'L-MEVT .. · c) Terkip Delili. · c- Ahlâk · b- Akrabaya İhsân · İnsandan Allah'a Fetih; İbâdet · d- Yemekten önce ve so a el ve ağzı yıkamak · Dârulİslâm · Dâvetin Metodu · c) Yardımlaşma · e- Kardeşlerin birbirlerine karşı görevleri · E- Meşşâilik  · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · Efsânelerin Yanlışlarını Ortaya Koymak · f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · f- Sevginin Oluşması · Fahşânın En Çirkini
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber