sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
· Din; Anlam ve Mâhiyeti
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· İttibâ Şirki
· Fesat
· İkon
· Athene
· 2- Fâsit alış-verişler
· 1. Makul ve Normal Karşılamamız Gereken İhtilâflar
· 3. Allah'a Bırakmamız Gereken İhtilâflar
· Arbede
· Evliyâiye
· 2- Akmış Kan
· Çoğu Sarhoş Edenin Azı da Haramdır
· Mahkemedeki Yeminlerin Çeşitleri

Son Okunanlar
· Haccın Hikmetleri
· RİYA
· Velâyet/Dostluk Konusuyla İlgili Âyet-i Kerimeler
· Kayyim, Hademe
· İtaat ve İttibâ Yoluyla Şirk. Tâğutların Hükmünü Allah’ın Hükmüne Tercih Etmek, İslâm’ın Yaşanıp Kur’an’ın Hâkim Olmasını İstememek, Rasûlullah’ın Örnek ve Önder Olduğunu Kabullenmemek
· Günümüz ve Yalan Dolan...
· Hidâyet İçin Kulun Çabası Gerekir
· 22) E’r-Rızku Alâllah
· d- Zulüm
· “Dünya Hayatı, Sizi Aldatmasın!”  



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Haccın Hikmetleri

Haccın Hikmetleri
Haccın Hikmetleri      
  Hac, belirli fiillerin sadece Allah rızâsı için yapılmasından oluşan bir ibâdettir. Kur’ân-ı Kerim’de hac ibâdetinin çeşitli safhaları hem şeklî hem de mânevî ve rûhî yönlerden tasvir edilerek çeşitli yararlarının bulunduğu belirtilir.[1] Böylece insanlar, haccın hikmetlerini kavramaya ve gerek fert ve gerekse ümmet olarak onu lâyıkı vechiyle îfâ edip âzamî ölçüde hikmetlerini gerçekleştirmeye teşvik edilir. Mü’minin hem malı, hem de bedeniyle gerçekleştirdiği bir ibâdet olan hac, insanın bütün varlığını ilgilendirir ve bu haliyle küllî bir teslimiyetin ifadesidir. Diğer yükümlülükler gibi hac da insan merkezli ve insanın ihtiyaç duyduğu hayırların tahakkukunu hedef alan bir ibâdettir. Bu bakımdan onun hikmetlerini üç noktadan hareketle tesbit etmek mümkündür. Bunlardan birincisi, Allah’ın insanlara bazı şeyleri yapmalarını emretmesi ve bunların yerine getirilmesi sûretiyle kendilerine lütufta bulunmasıdır. İkincisi haccı gerçekleştiren insanın ona hazırlanırken, menâsikını îfâ ederken ve ibâdetini tamamladıktan sonra kendi kabiliyetine göre elde edebildiği olumlu sonuçlar, üçüncüsü de bu ibâdeti sadece Allah rızâsı için yerine getiren tek tek insanların irâdelerinin ve tesir alanlarının dışında haccın bütün ümmete sağladığı faydalar ve onları ulaştırdığı yüksek seviyedir. Haccın hikmeti, Allah’a yönelmiş insanla Allah arasında kul-Rab ilişkisinin insanın kendi hayatı ve ayrıca içinde bulunduğu ümmet üzerindeki etkisiyle ortaya çıkar. Gazzâlî’nin ifâdesiyle hac, dinin kemâle ermesi ve teslimiyetin tamamlanmasıdır. Hac ibâdetinin fert ve müslüman toplum açısından sağladığı mânevî kazançların kişiden kişiye, toplumdan topluma ve devirden devire farklılık arzettiği görülür. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Her insan niyetine, irâdesine ve yeteneklerine bağlı olarak hacdan farklı nasipler elde edebileceği gibi, hiç nasip almadan bu seyahatten dönenlerin bulunması da mümkündür. Çünkü hac, dış görünüşü itibarıyla sembolleri andıran, gerçekte ise çeşitli rûhî eğitimleri sağlayan birbirinden farklı davranışların toplamından ibârettir. Bazıları için şeytan taşlama, çok şey ifade ederken; bazılarına tavaf, bazılarına Arafat, bir gruba da hac esnâsında kurulan insanî ilişkiler daha anlamlı gelebilir. Haccın “kast ve yönelme” şeklindeki kelime anlamıyla oynadığı mânevî rol arasında ilişki vardır. Şöyle ki: Müslümanlar ömürleri boyunca günde beş defa Kâbe’ye yönelerek namaz kılarlar. Her müslüman, imandan sonra en faziletli ibâdet sayılan namazın[2] kıblesini oluşturan mübârek mekânı görmek, orada başta Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) olmak üzere geçmiş peygamberlerin hak din uğrunda verdikleri mücâdeleleri hatırlamak, asırlar boyunca birçok mü’minin namaz, duâ ve niyazlarına sahne olan mânevî atmosferde yaşamak ister. Hac bu açıdan tarihin yeniden yaşanmasının ve mücerredin müşahhas hale gelmesinin vâsıtası olmaktadır. Kur’ân-ı Kerim’de Kâbe’den “Allah’ın evi” diye söz edilir.[3]
Bütün benliğiyle Allah’a bağlanan mü’min O’nun evini ziyâret etmeyi en büyük mânevî zevk olarak telakkî eder. Aslında diğer ibâdetlerde olduğu gibi hacda da kulluk sınavı (ibtilâ), hem bu ibâdetin amacını hem de anlamını oluşturur. Genellikle insanlar emir ve yasakların hikmetlerini ancak gereği gibi onları yerine getirdikten sonra farkederler. Bu farkediş, ya bizzat kendi hayatlarında ortaya çıkmakta veya başkalarının hayatı incelendiğinde görülmektedir. Hacda önemli olan, sadece bir fiilin yapılması değil; onun özel bir amaçla, yani Allah’ın emrine uymak niyetiyle yapılmasıdır. Bir fiilin bu niyetle gerçekleştirilmesi onu ibâdet haline getirir. Şu halde hac ibâdetinin temel gâyesi ve hikmetlerinden biri, insanların Allah’ın emri gereğince yurtlarını, ailelerini ve dostlarını, mallarını terketmeye, bazı arzularına karşı koyup sıkıntıları göğüslemeye hazır olduklarını göstermeleridir. Hac, belli bir zamanda ve belirli mekânlarda gerçekleşen bir ibâdet olduğu için müslümanlara zaman ve mekân mefhumunu, dünyada her şeyin belli bir düzen içinde gerçekleştiği şuurunu kazandırır. Vakfe, tavaf, sa’y vb. hac menâsikinin yerine getirilmesi, dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan müslümanların gözlerini ve gönüllerini Arafat, Kâbe, Safâ-Merve gibi “İlâhî şiarlar/semboller” olarak nitelendiren[4] mekânlara çevirmelerini sağlamakta ve formel bir anlaşma olmaksızın bütün müslümanları aynı zaman ve mekân içinde mânevî bir ittifak anlayışına ulaştırmaktadır. İslâm kültüründe hacca hazırlık safhası, bir yönüyle ölüme hazırlanmaya benzetilir; şu farkla ki hac irâdeye bağlı iken, ölüm insanın beklemediği, belki de istemediği bir anda gerçekleşebilir. Hac ibâdetinde kişi çevresinden ve arzularından uzaklaşacağı, ölmeden önce bir anlamda ölümü yaşayacağı için önemli bir irâde egzersizi yapmakta ve İlâhî irâdeye boyun eğmeye hazır olduğunu kendine telkin etmektedir. Bu duygunun belirtilerini özellikle hacca ilk defa gidecek olanlarda gözlemek mümkündür. Bundan dolayı hacca hazırlanan mü’min hak ilişkisi içine girdiği herkesle helâlleşir, borçlarını öder, bakmakla yükümlü olduğu insanların nafakalarını ayırır ve ondan sonra yola koyulur. Haccın farziyetini belirten âyette ona güç yetirmekten söz edilir.[5] Bunun anlamı, insanın hac için gerekli olan bütün imkânlara kavuşması, şartların da bunu kolaylaştıracak bir durumda bulunması demektir. Söz konusu âyet, dolaylı olarak haccın îfâsını sağlayacak her türlü vâsıtayı hazırlamaları için müslümanları uyarmakta, gerekli tedbirleri almalarını bir vecîbe olarak onlara yüklemektedir. Bu sebeple tarih boyunca hac yollarının güvenliğini temin etmek ve haccın yapılacağı mekânların hizmetkârı olmak müslüman devlet adamları için büyük bir şeref telakkî edilmiştir. Bu şartlar bir bakıma, Allah’a teslimiyetini göstermek isteyen müslümanın kendini bu amaca yönelik olarak hazırlaması gerektiğini de ifade etmektedir. Mü’minin hac esnâsında elde ettikleriyle orada gerçekleştirdiği menâsık arasında da bir ilişki vardır. Burada özellikle belirtilmesi gereken husus, haccın gerçekleştirildiği mekânla Hz. Peygamber’in ve ilk müslümanların yaşadıkları mekânın aynı olmasıdır. Mü’min hac esnâsında, Rasûl-i Ekrem’in ve ashâbının bulunduğu coğrafî mekânla karşılaşmakta, Kur’an’da “Allah’ın koyduğu dinî işaret ve nişanlar (şeâirullah -Allah’ın şiarları-)” olarak tavsif edilen[6] bu mekânlarda bulunarak o dönemin mânevî ruhundan nasip almaktadır. Diğer taraftan, hacca giden her müslüman, ihrama girerken büründüğü örtüyle kabre girerken bürüneceği kefenin benzerliğinin şuurunda olarak artık bir bakıma dünya dışı bir düzene ayak uydurduğunu hissetmekte ve bunun etkilerini duymaktadır. İhram, sözlük anlamının da çağrıştırdığı gibi, sadece zâhirî bir kıyafet değişikliği değil; insanın yaşama ve davranış biçiminin köklü bir değişikliğe uğraması demektir. Nitekim ihramlı kişi, bu kıyafeti taşıdığı süre içinde başka zamanlarda kendisine meşrû olan bir dizi davranıştan uzak durmak zorundadır. Bu program dışı hayat, kişinin alışkanlıklarından ve bağımlılıklarından kurtulmasına ve kendisiyle hesaplaşmasına imkân tanıyan önemli bir fırsattır. Bu esnâda yapılan her ihlâl ya bir keffâretle karşılanır veya haccın bozulmasıyla sonuçlanır ki bir anlamda dünya-âhiret bütünlüğünü canlı bir şekilde yaşamak demektir. Kâbe ve çevresi için kullanılan “harem” tâbiri, bölgedeki bütün ilişkilerin Allah’ın emir ve yasaklarına saygı esasına göre düzenlendiğini, başta insan olmak üzere ağaç ve bitki örtüsünden hayvanlara kadar bölgedeki bütün varlıkların İlâhî koruma altına alındığını ifade eder. Tavaf kişiye, her şeyin bir başka şey etrafında belli bir düzen içinde döndüğü ve insanın da bu kozmik düzenin bir parçasını teşkil ettiği şuurunu verir. Sa’y, müslümanın sırf Allah istediği için katıldığı bir yürüyüştür; müslüman bu sâyede kendisi gibi aynı yola girmiş, aynı niyet ve duyguları taşıyanlarla beraber koşmanın ne demek olduğunu farkeder. Sa’y sırasında “hervele” denilen çalımlı ve hızlı yürüyüş, niyet ve duygu bütünlüğü ile kaynaşmış ümmet ruhunun azametini yansıtır. Arafat’ta diğer mü’minlerle bir arada bulunan, kıyafetiyle artık bu dünyayı terkettiğini gösteren mü’min, haşir ve hesaba çekiliş sahnesini temsilî bir şekilde yaşayarak sorumluluğun ve hesaba çekilmenin idrâkine varır. Arafat’ta Rabbine yönelen insan, daha bu dünyada, hiçbir yardımcının bulunmadığı şartlarda O’nun huzurunda durmanın mânâsını, makam, servet ve ilim gibi üstünlüklerin gerçek değerinin hesaba çekileceği zaman ortaya çıkacağını anlar; üstünlüğün sadece takvâda olmasının ne demek olduğunu kavrar. Hac esnâsında çeşitli münâsebetlerle yapılan duâlar, sadece Allah’a teslim olmanın ve bunu söz ve davranışlarla yaşamanın özlü bir ifâdesidir. Özellikle telbiye çok anlamlıdır: “Buyur Allah’ım, buyur! Dâvetini duydum, Sana yöneldim, kapına geldim. Hamd Sanadır; nimet Senin, mülk Senindir. Şerîkin/ortağın yok Allah’ım!” Nihayet orada kesilen kurban, mü’minin sırf Allah istediği için malından vazgeçebildiğini belirtmesi, kendi İsmail’ini, yani en sevdiği şeyi ve bizzat kendini dahi Allah yolunda kurban edebileceğini fiiliyle göstermesi açısından mânidardır. Hac esnâsında hiçbir şeye zarar vermemek esas olduğundan insanın çevresiyle ilişkisinde son derece dikkatli davranması gerektiği ortaya çıkar. Bu husustaki titizliğin ölçüsü, Kur’ân-ı Kerim’deki yasaklardan ve bu yasakların çiğnenmesi halinde verilecek cezaları bildiren âyetlerin açık üslûbundan anlaşılmaktadır.[7] Özellikle bitki ve hayvan türünden canlılara karşı gösterilmesi gereken hassâsiyet, kişiye başka zamanlarda kazanamayacağı ölçüde bir duyarlılık sağlar. Bunun yanında öfkelenmemek, kimseyi incitmemek ve güler yüzlü olmak gibi ahlâkî davranışlar da haccı gereği gibi yerine getirenlerin elde edecekleri mânevî kazançlar arasında yer alır. Sonuç olarak hac esnâsında müslüman daha önce teorik olarak haberdar olduğu, fakat lâyıkı ile yaşayamadığı bir dizi imanî ve ahlâkî özellikler kazanır. Hac mü’minin kendi kendisinin farkına varma sürecidir. Hacdan dönen mü’min, İslâm’ın ilk muhâtapları olan ve hayatlarını ona vakfeden asr-ı saâdet müslümanlarının yaşadığı yerleri gezerek, Peygamber’i kitaplardaki bilgilerle tarihî bir şahsiyet olarak tanımanın ötesinde sanki onu bizzat görerek imanını ve ikrarını tazelemiştir. Rasûl-i Ekrem’in yaşadığı yerleri ve kabrini ziyaret etmiş, tebliğ vazifesini başarıyla yerine getirdiği mekânlarda peygamberliğine bir daha şehâdet etmiştir. Aynı zamanda dünyada mevcut çok çeşitli ırkları, bunların konuştuğu dilleri gözlemiş, ancak bu farklılıkların, sadece insanların birbirlerini tanıyarak iletişim kurabilmeleri için[8] Allah tarafından birer alâmet olarak yaratıldığının şuuruna varmıştır. Bunun yanında insanlar arasındaki bu farklılıkların birlik ve beraberliği engellemediğini, mevcut farklılıklarla birlikte Allah’a teslim olmanın her türlü vahdetin esasını oluşturduğunu farketmiştir. Böylece dünyasının sınırları genişlemiş, coğrafî bilgileri nazarî boyutlarını aşmış, yer küresinin muhtelif bölgelerinde yaşayan yüz binlerce insanla bir arada bulunmuş, en olumsuz şartlarda bile insanların birbirine müsâmaha göstermesinin ne demek olduğunu bizzat tecrübe ederek anlamıştır. İslâm âlimlerinin biyografileri incelendiğinde onların hac seyahati esnâsında diğer birçok âlimle tanıştığı, bu vesile ile çeşitli fikir ve eserlerden haberdar olduğu, birçoğunun ilmî hayatında gelişmeler meydana geldiği görülür. Kitap basımının ve iletişim imkânlarının çoğaldığı günümüzde de hac seyahatinin bu ilmî fonksiyonu, önemini korumaktadır. Kur’ân-ı Kerim’de İslâmiyet’in bütün dinlere gâlip gelmesi amacıyla insanlığa gönderildiği ifade edilmektedir.[9] Hemen bütün ırklara mensup olan, fizyonomileri, psikolojik yetenekleri, sosyal konumları ve coğrafî bölgeleri farklı bulunan birçok insanın katıldığı hac ibâdeti günlerinde Mekke ve Medine’yi dolduran kalabalıkları seyretmek, bu sâyede birlik içinde çokluğun ve çokluk içinde birliğin tecellîlerine muttalî olmak, gerçekten İslâm’ın azamet ve mükemmelliyetini müşâhede etme sonucunu doğurmaktadır. Hac sırasında dünyanın her tarafından Kâbe’ye gelen müslümanlar, aralarında önceden yapılmış herhangi bir anlaşma olmaksızın aynı fiilleri aynı şekilde gerçekleştirirler. Böylece müslümanlar, birbirlerinden habersiz olarak aynı ideallere yönelik bir gayret içinde bulunduklarını farkederler; bu arada kendileri dışında milyonlarca insanın aynı amacı paylaştığının bilincine ulaşırlar. Hac, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasınlar, bütün müslümanların aynı değerlere sahip oldukları ve bu değerlerin kendileri için ortak bir zemin oluşturduğu gerçeğini ortaya koyar. Hacca giden müslüman bir ailenin ferdi, bir köyün, bir kasabanın veya bir şehrin sakini olarak ülkesinden ayrılır, bir ümmetin ferdi olarak memleketine döner.[10]                                           Hac ibâdeti, birçok karar, fiil, terk ve düşünceden oluşmakta, bunların da müslümanların ferdî, sosyal, siyasî ve kültürel hayatlarında önemli tesirleri, faydaları ve sonuçları bulunmaktadır.
Haccın, bu ibâdeti yapan kişiye sağladığı maddî ve mânevî faydaları, hacca niyetten itibaren ibâdeti adım adım tâkip ederek, her davranışın mânâ ve mâhiyetini tahlil ederek ortaya koymak mümkündür.[11]
    [1] Meselâ, bkz. Hacc: 22/28-33. [2] Müslim, İman: 137-140. [3] Hacc: 22/26. [4] Bakara: 2/158. [5] Âl-i İmrân: 3/97. [6] Bakara: 2/158; Hacc: 2/32, 36. [7] bkz. Bakara: 2/158, 196-200; Âl-i İmrân: 3/96-97; Mâide: 5/95-96; Hacc: 22/26-29, 33-34. [8] Hucurât: 49/13. [9] Fetih: 48/28. [10] Tahsin Görgün,  TDV İslâm Ansiklopedisi, T.D.V. Y. c. 14,  s. 397-399. [11] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.


Son takip: 29.11.2020 - 02:28
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· MÜ'MİN.. · Aracılık İçin Hediye Almak. · Şirkin İçyüzü ve Müşrik Kişinin Psikolojisi · Muvahhid; Tüm Putları Her Şekilde Reddeden Mü’min. · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · 1) Sefer · Poseydon · Mücâhid · Kölelik Çok Önceleri Kalkmış Olmalı Değil miydi?. · İslâm’ın Oğlu Olmak. · Kur’an’la, Sünnetle, Dinle, Peygamberle Alay Etmek, Onlara Hakaret Etmek · Kur'ân-ı Kerim'de Tek İlâh/Tevhid Kavramı · Bugünkü Tevrat ve İncil’e Uymanın Hükmü. · AFÜV · Ali-İlâhîler (Aliyyullahîler) · Noel, Noel Baba · Hz. Musa ile Hızır Kıssası · Kur’an’ın Özellikleri · 2) Orucu Bozan Şeylerden Kaçınmak · Fetih Sûresi
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber