sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· 3- Toplumda Tevhid
· Bu İsmi Bilmenin Faydası
· 3- Rehin Yoluyla Alınan Fâiz
· MܒMİNLERİN ASIL YURDU CENNET ..
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· 2- Zenginin Verdiği Fâiz
· Fesad Sebebleri
· Harb
· Münâfıklar
· İkon
· Süryâni
· Tekfir (Keffâret, Fidye–Redemption)
· 4- Şiddetli Geçimsizlik ve Kötü Muâmele
· 3) Nâfile Oruç
· Arbede

Son Okunanlar
· Hadis-i Şeriflerde Helâk Kavramı
· SEFİH-SEFİHLİK-SEFAHAT .. Sefih Nedir? .
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Azgın Topluluktan Başkası Allah’ın Mekrinden Emîn Olmaz
· 9) Yediklerimiz ve Giydiklerimizde İhsan
· Tedbir (Müdebber)
· Alkolün İnsan Vücuduna Etkisi
· İsrail-Filistin
· Rızık Darlığı İmtihanı Karşısında Müslümanın Tutumu .
· Tasavvuftaki Evliyâ Nasıl Bir Kişiliktir?.



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Hadis-i Şeriflerde Helâk Kavramı

Hadis
Hadis-i Şeriflerde Helâk Kavramı   Zeyneb bint Cahş (r. anhâ): “Yâ Rasûlallah! Aramızda Sâlihler varken biz helâk mı olacağız?” dedim. Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Evet! Fısk u fücur çoğaldığı vakit!”  buyurdu. (Buhârî, Fiten 4, 28, Menâkıb 25, Enbiyâ 7; Müslim, Fiten 1, h. no: 2880, Tirmizî, Fiten 21, 23; İbn Mâce, Fiten 9; Muvattâ, Kelâm 22; Ahmed bin Hanbel, 6/428, 429) “Altına, gümüşe (paraya), elbiseye (mala mülke) kul olanlar helâk oldu; eğer bunlara mal verilirse hoşlanır, verilmezse hoşlanmaz.” (Buhârî, Rikak 10, Cihâd 70; İbn Mâce, Zühd 8) “…Vallahi ben sizin adınıza fakirlikten korkmuyorum. Lâkin ben sizin nâmınıza dünyanın sizden öncekilere serildiği gibi, size de serilmesinden ve dünya için onların yarıştıkları gibi, sizin de yarış etmenizden, dünyanın onları helâkr ettiği gibi, sizi de helâk edeceğinden korkuyorum.” (Buhârî, Cizye 1, Meğâzî 12; Müslim, Zühd 6, h. no: 2961; Tirmizî, Kıyâmet 28; İbn Mâce, Fiten 18) “Gerçekten Allah bana yeri topladı da, onun doğusunu batısını gördüm. Hiç şüphe yok ki, ümmetim bana toplanan yerlerin mülküne ulaşacaktır. Bana kırmızı ve beyaz iki define de verildi. Ben Rabbimden ümmetim için onu kıtlık senesiyle helâk etmemesini diledim. Bir de onların üzerine kendilerinden başka bir düşman musallat edip de onların mahvetmemesini  istedim. Rabbim: ‘Yâ Muhammed! Ben bir hüküm verirsem, o geri çevrilmez. Ben ümmetin için sana onları umûmî kıtlıkla helâk etmeyeceğime ve üzerlerine kendilerinden başka olup, köklerine kibrit suyu damlatacak bir düşman musallat etmeyeceğime söz verdim. Velev ki, üzerlerine yerin her tarafındakiler -yahut yerin memleketleri arasındakiler demiştir- toplanmış olsunlar. Tâ ki, birbirlerini helâk edip birbirlerini esir alıncaya kadar’ buyurdu.”  (Müslim, Fiten 19, h. no: 2889; Ebû Dâvud, Fiten 1) “Rabbimden üç şey istedim. Bana ikisini verdi. Birini vermedi. Rabbimden ümmetimi açlıkla helâk etmemesini istedim, onu bana verdi. Ondan ümmetimi suda boğmakla helâk etmemesini diledim, onu da verdi. Felâketlerini kendi aralarında vermemesini diledim. Bunu bana vermedi.” (Müslim, Fiten 20, h. no: 2890)      Elsem Ebû Imrân et-Tecîbî’den rivâyet edilmiştir. O dedi ki: “(İstanbul’u fethetme niyetiyle cihad için) Rûm şehrinde (İstanbul’da) idik. Rumlardan (Bizanslılardan) karşımıza büyük bir saf çıkardılar. Onlara karşı, onlar kadar veya daha fazla Müslümanlardan çıktır. Mısırlıların başında Ukbe bin Âmir bulunuyordu. Cemaatin kumandanı ise Fedâle bin Ubeyd idi. Müslümanlardan bir asker, Rumların safına hücum ederek onların arasına girdi. Askerler bağırarak ‘sübhânallah!’ dediler, ‘kendi eliyle kendini tehlikeye atıyor!’ Bunun üzerine Ebû Eyyûb el-Ensârî , ayağa kalktı ve şöyle dedi: ‘Ey insanlar! Siz bu âyeti bu tarzda te’vil ediyorsunuz. Oysa bu âyet, biz Ensâr topluluğu hakkında nâzil olmuştur. Allah, İslâm’ı kuvvetlendirip İslâm’ın yardımcıları çoğalınca, biz Peygamber (s.a.s.)’den saklı olarak birbirimize ‘mallarımız ziyan oldu, Cenâb-ı Allah, İslâm’ı güçlendirmiş ve İslâm’ın yardımcıları da çoğalmıştır. Artık oturup mallarımızda ziyan olan (ihmal edilen) kısımları onarsak (bozalan maddî durumumuzu düzeltsek)!’ dedik. Bunun üzerine Ulu ve Yüce Allah, söylediğimiz sözü bize çevirerek Peygamberine (s.a.s.) şu âyetini indirdi: “Allah yolunda (mallarınızı) infak edip harcayın ve kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın!” (2/Bakara, 195). Tehlike; malların üzerinde oturmak, onları onarmak ve gazâyı (Allah yolunda cihadı) terk etmektir.’ Ebû Eyyûb (r.a.), Allah yolunda isbât-ı vücûda devam ederek nihâyet Rum toprağında defnedildi.” (Tirmizî, Tefsîru Sûre 2/19, h. no: 3152; Ebû Dâvud, Cihad 22)         “Bir kimse ‘insanlar helâk oldu’ derse, (kendini iyi yolda görüp gururlandığından) kendisi onların en ziyâde helâk olanıdır.” (Müslim, Birr 139, h. no: 2623, Ebû Dâvud, Edeb 77; Muvattâ, Kelâm 2; Ahmed bin Hanbel, 2/272, 342, 465, 517) “Nefislerine zulmedip de azap gören, helâk olan kavmin evlerine girmeyin. Ancak (mecbursanız), onlara isâbet eden musîbetin benzerinin size de isâbet etmesinden sakınarak ağlar bir tarzda girin.” (Müslim, Zühd 38, 39, h. no: 2980) “…(Hayber Gazvesi dönüşünde) ashâb: ‘Yâ Râsûlallah, helâk olduk, susadık!’ diyorlardı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.) “Size helâk yoktur!" buyurdu ve “Bana küçük bardağımı getirin!” dedi. Su kabını da istedi. Artık Rasûlullah döküyor, Ebû Katâde de cemaate su veriyordu. Tüm insanlar o kaptan su içti, hâlâ kapta su vardı…” (Müslim, Mesâcid, 311, h. no: 681) “Aşırı gidenler helâk oldu.” (Müslim, İlim 7, h. No: 2670) “Ümmetimi Kureyş’in şu kabilesi helâk edecektir.” Ashâb: ‘Bize ne emir buyurursun?’ dediler. “Keşke insanlar onlardan uzak kalsalar!” buyurdu. (Müslim, Fiten 74, h. no: 2917; Buhârî, Tecrîd-i Sarih Terc. C. 9, s. 294)
“Ümmetimin helâki Kureyş’ten birtakım çocukcağızların (birkaç gencin) elinde olacaktır” Bu hadisi Ebû Hureyre rivâyet ederken, mecliste bulunan Mervân, Ebû Hüreyre’ye: ‘Gençler mi?’ demesi üzerine, Ebû Hüreyre: ‘İstersen filân oğulları, filân oğulları, diye adlarını anabilirim’ demiştir. (Buhârî, Menâkıb 25, Fiten 3, Tercrîd- Sarih Terc. C. 9, s. 295; Ahmed bin Hanbel, II/288, 324, 328, 377, 520, 536) “Kisrâ (İran kralı) helâk olmuş, ölmüştür (kesinlikle helâk olacak, yok olacaktır). Ondan sonra kisrâ yoktur. Kayser (Bizans kralı) helâk olursa, ondan sonra da kayser yoktur. Nefsim yedinde olan Allah’a yemin ederim ki, size onların hazineleri mutlaka Allah yolunda verilecektir.” (Müslim, Fiten 75, 76, 77 h. no: 2918, 2919, Buhârî, Menâkıb 25, İman 3; Tecrîd-i Sarih Terc. C. 8, s. 391; Tirmizî, Fiten 41; Ahmed bin Hanbel, 2/233, 312, 467, 501, 5/24, 92, 99) Abdullah bin Amr dedi ki: “Bir gün erken erken Rasûlullah (s.a.s.)’a gittim. Derken bir âyet-i kerime husûsunda ihtilâf eden iki adamın seslerini işitti de, Rasûlullah (s.a.s.) yanımıza çıktı. Yüzünde kızgınlık belli oluyordu. Ve: “Sizden öncekiler, ancak ve ancak Kitap hakkında ihtilâfları sebebiyle helâk oldular” buyurdu. (Müslim, Ilim 2, h. No: 2666; Ahmed bin Hanbel, I/401, 421, 2/467, 495, 503, 508, 517) Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyet edilmiştir. O dedi ki: “Kader konusunda birbirimizle çekişmekte iken Rasûlullah (s.a.s.) üzerimize çıkageldi. O kadar kızdı ki, yüzü kırmızılaştı; hatta yanaklarına sanki nar sıkılmıştı. Sonra şöyle buyurdu: “Size bu (kader konusunda münâkaşa) mı emredildi veya ben size bununla mı gönderildim? Sizden önceki (toplum)ler, bu meselede çekiştikleri için helâk oldular. Artık bu konuda münâzaa etmemizi sizden ciddî olarak istiyorum.” (Tirmizî, Kader 1) “…Sizden önce geçenler ancak çok sual sormaları ve peygamberleri hakkında ihtilâfa düşmeleri sebebiyle helâk olmuşlardır. Ben size bir şey emrettimmi ondan gücünüz yettiği kadarını yapın! Bir şeyden sizi men ettimmi onu derhal bırakın!” (Buhârî, İ’tisâm 2; Müslim, Hacc, 462, Fezâil 130; Tirmizî, İlim 17; Nesâî, Hacc 1; İbn Mâce, Mukaddime1, Ahmed bin Hanbel, I/401, 421, 452, II/247, 258, 428, 447, 467) "Sizden evvelki (ümmet)ler, ancak şu sebepten helâk olmuşlardır: Onlar, aralarında şerefli bir kimse çaldığı zaman onu, bırakırlardı da, zayıf olan çaldığı zaman ona, cezâ uygularlardı. Allah'a yemin ederim ki, eğer Muhammed'in kızı Fâtıma çalmış olsaydı, muhakkak onun elini de keserdim!" (Buhârî, Hudûd 12, Enbiyâ 54, Meğâzî 53, Fedâilu Ashâb 77; Müslim, Hudûd 8, 9; Nesâî, Kat'u's-Sârik Bâb 6, h. no: 4864-4873; Ebû Dâvud, Hudûd 4, h. no: 4396-4397; Tirmizî, Hudûd, 6, h. no: 1454; İbn Mâce, Hudûd, B. 6, h. no: 2547-2548) Peygamber (s.a.s.)’in huzuruna gelip zinâsını itiraf edip Peygamber’in kendisini cezâlandırarak temizlemesini isteyen ve sonra recmedilen Mâiz bin Mâlik’in recmedilmesi üzerine ashâb onun hakkında iki fırka olmuştu. Kimisi: ‘Helâk oldu! Onu günahı kuşattı!...’ diyor, bazısı da: Mâiz’in tevbesinden efdal tevbe olmaz! Zira o Peygamber’e gelerek elini onun eline koydu. Sonra: ‘Beni taşlarla öldür!’ dedi’ diyordu. Bu şekilde iki veya üç gün durdular. Sonra, onlar otururken Rasûlullah (s.a.s.) gelerek selâm verdi ve oturdu. Arkasından:  “Mâiz bin Mâlik için istiğfâr edin!” buyurdular. Ashâb: ‘Allah Mâiz bin Mâlik’e mağfiret eylesin!’ dediler. Rasûlullah (s.a.s.) de: “Gerçekten o öyle bir tevbe etti ki, bu tevbe bir ümmet arasında taksim edilse onlara yeterdi” buyurdu. (Müslim, Hudûd 22, h. no: 1695) “Sizden önce ehl-i kitabı, çok ihtilâf etmeleri helâklerine sebep olmuştur.” (Ahmed bin Hanbel, II/457)    “Arapların helâki Kıyâmet alâmetlerindendir.”  (Tirmizî, Menâkıb 69) “İnsanların helâkinin alâmeti nedir?” diye sorulunca buyurdu ki: “Âlimlerinin helâkidir.”  (Dârimî, Mukaddime 26) “Müslümanlardan bir cemaat, veya mü’minlerden bir cemaat beyaz saraydaki kisrâ hânedânın hazinesini mutlaka fethedecektir.” (Müslim, Fiten 78, h. no: 2919)    “Şüphesiz ki Allah haseneleri/iyilikleri ve seyyieleri/kötülükleri yazmış; sonra onları beyân etmiştir. Şimdi, kim bir iyilik yapmak ister de yapamazsa Allah onu kendi yanına tam bir hasene olarak yazar. O hayırlı işi yapmaya niyet eder de yaparsa Allah Azze ve Celle onu kendi yanına on kattan yedi yüz kata ve daha pek çok katlayarak hasenât yazar. Şayet kötülük yapmak ister de yapmazsa Allah onu kendi yanına tam bir hasene olarak yazar. O kötülüğü yapmak ister de yaparsa Allah onu bir tek seyyie olarak yazar. Allah o seyyieyi yok eder. Allah’a karşı (isyana) hırslı olandan başka hiçbir kimse helâk olmaz.” (Müslim, İman 207, 208, h. no: 131 “Bir yerde tâun (bulaşıcı hastalık) olduğunu işitirseniz, o yere gitmeyin! Bir yerde tâun zuhur eder, siz de orada bulunursanız, ondan kaçmak için o yerden çıkmayın!” (Müslim, Selâm 98, h. No: 2219) “Helâk edici şu yedi şeyden kaçının: Allah’a şirk/ortak koşmaktan, sihirden, haklı durum hâriç Allah’ın haram kıldığı cana kıymaktan, fâiz yemekten, yetim malı yemekten, savaş günü harpten kaçmaktan, nâmuslu mü’mine habersiz hanımlara iftirâ etmekten.” (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Nesâî) “Şu beş şey zuhur ederse helâk ümmetim üzerine hak olur: Birbirlerine lânetleşme, içki içme, ipekli elbise giyme, çalgılar ve erkeklerin erkeklerle, kadınların kadınlarla iktifâ etmeleri.” (Hâkim, Müstedrek; Deylemî, Râmûze’l-Ehâdîs, Harfu’l-Elif,  c. 1, s. 53) Allah’ın, halkını helâk ettiği bir beldeye uğradığınızda, oradan sür’atle geçiniz.” (Taberânî, Kebîr, Râmûze’l-Ehâdîs, Harfu’l-Elif,  c. 1, s. 63) “Allah, bir kulu helâk etmek istediğinde, önce ondan ‘hay⒠alınır. O zaman o kimse buğza lâyık olarak Allah’ın huzuruna olduğunda kendisinden ‘emânet’ alınır. Ve hâin olarak tanınır. Böyle olunca ‘rahmetten kovulur’. O zaman lânete lâyık hale gelmiş olur. Ve o zaman da ‘İslâm hırkası’ üzerinden alınır.” (İbn Mâce, Fiten 27) “Şu üç şey helâk edici, şu üç şey kurtarıcı, şu üç şey de derece, şu şey de keffârettir.” Denildi ki: ‘Yâ Rasûlallah, helâk ediciler nedir?” Buyurdu ki: “İnsana hâkim olan hasislik, tâbi olan hevâ ve adamın kendini beğenmesi.” Denildi ki: “Kurtarıcılar nedir?” Şöyle buyurdu: “Gizli ve açıkta Allah’tan korkmak, fakirlik ve zenginlikte itidal üzere bulunmak, gazapta ve rızâda adâlet üzere olmak.” Denildi ki: “Keffâret nelerdir?” Buyurdu ki: “Mescide gitmek, namazdan sonra (diğer) namazı beklemek, şiddetli soğukta ve soğuk bir günde hakkı ile abdest almak. (Derecâtâ gelince;) Yemek yedirmek, selâmı açıkça vermek, insanlar uykuda iken gece namazı kılmak.”(Hatîb, Târih; Râmûze’l-Ehâdîs, Harfu’s-Se, c. 1, s. 260)  “Ümmetimin helâki üç şeydedir: Asabiyet (ırkçılık ve kabilecilik gayreti gütmek, bağnazlık), kaderiye, aslı olmayan (hadisi) rivâyet.” (Taberânî, Kebîr; Râmûze’l-Ehâdîs, Harfu’l-Hâ,  c. 2, s. 455) “Ümmetimin helâki Kitap ve süttedir. Kitaba gelince; Kur’an’ı okurlar, gerçek te’viline (tefsirine) uymayan şekilde yanlış te’vil ederler. Sütü de severler, kıra çıkarlar, cemaati ve cumaları terk ederler.” (Ahmed bin Hanbel, 4/105, 2/192) “Çok mal toplayanlar helâk oldu. Ancak, şöyle şöyle diye infak edip hayra sarfedenler hâriç. Onlar da çok azdır.” (Ahmed bin Hanbel; Taberânî, Kebîr; Ebû Ya’lâ; Râmûze’l-Ehâdîs, Harfu’l-He,  c. 2, s. 455) “Erkekler kadınlara itaat ettiklerinde helâk olurlar.” (Ahmed bin Hanbel, 5/45; Taberânî, Kebîr; Râmûze’l-Ehâdîs, Harfu’l-He,  c. 2, s. 455) “Lût kavminin işini (cinsî sapıklık/homoseksüellik) yapana Allah lânet etsin!” (Ahmed bin Hanbel, I/309; Tirmizî, Tuhfetu’l-Ahvezî, 5/21) “Ümmetim için korktuğum şeylerin en korkunç olanı, Lût kavminin ameli (olan çirkin ilişki)dir.” (Tirmizî, Tuhfetu’l-Ahvezî, 5/23) “Kim karısına arka tarafından (ters ilişkiye girer,) varırsa mel’undur!” (Ebû Dâvud, II/249) 


Son takip: 04.07.2020 - 07:45
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· b- Alay Etmek, Ayıplamak, Ad Takmak · Evlenmenin Hükmü · * Eve Çekilmek · Sıpa ile Beraber Eşek Var mıydı?. · Alkollü İlaç ile Tedâvi · Herkül · Kur'ân-ı Kerim'de Hırsızlık Kavramı · Oruçluya Mekruh Olmayan Şeyler · Bu İsmi Bilmenin Faydaları · Meleklerin Bulundukları Yerler · Çirkinleştirilmişlerdir · Hicretle İlgili Genel Tesbitler · Firavun · Münafıklarla Mü'minlerin Toplumsal Bağları · 1- Fitnede Sabır · Rûhu’l-Kudüs; Anlam ve Mâhiyeti · Mâlik-i Yevmi’d-Dîn · Kıyâmetin ve Ölümün Düşündürdükleri · 2) Alkolün Dolaşım Sistemine Etkisi · Kendimizi Kınamanın Faydası
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber