sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Arâis-i Hak
· İnhinâ
·
· 4- Şiddetli Geçimsizlik ve Kötü Muâmele
· 3-) Şirk-i Takrib
· Hevânın İlâh Haline Getirilmesi
· 2- Âhiretin Şehid
· Sadakat Gösterememeleri
· d. Saygısız Müdâhale
· Kıtmîr
· Nükabâ
· Hıristiyanların inançla ilgili İslâm’a aykırı görüşleri
· Bâkî İsminin Anlamları
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Bu İsmi Bilmenin Faydası

Son Okunanlar
· Dâru’l-Harb ve Dâru’l-Harbde kâfirlerin Malı
· Kureyşî Olması Meselesi
· Esmâü’l-Hüsnâ’dan Hasîb; Allah Hesaba Çekendir
· Vahyin Geliş Şekilleri
· Yağma.
· Güzelliğin Zıddı Olan Kavramlar (Seyyie, Kubh, Hubs, Fahşâ, Rics, Ricz, Şer, Necâset) a- Seyyie
· Vahiy Esnasında Rasulullah’ın Durumu
· Cezânın Uygulanması
· Allah’ın Meleklere Vahyetmesinin Keyfiyeti
· İki Kişinin Üçüncüden Ayrı Aralarında Gizlice Konuşmaları



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Dâru’l-Harb ve Dâru’l-Harbde kâfirlerin Malı

Dâru
Dâru’l-Harb ve Dâru’l-Harbde kâfirlerin Malı:   Müslümanlara göre, insanî ilişkiler savaş değil; barış esasına dayanmaktadır. Burada aklımıza şöyle bir soru gelebilir: “Mâdem İslâmiyet’e göre barış esastır; o halde niçin ‘kâfirler dünyası’, ‘dâru’l-harb/savaş dünyası’ gibi ayrımlar ortaya çıkmıştır? Neden böyle bir ayrıma gerek görülmüştür?” Evet! İslâm hukuk kitaplarında karşılaştığımız "dârul'-harb" terimi, ister istemez, bizde insan ilişkilerinin barış değil de savaş esâsına dayanmakta olduğu şeklinde bir kanaat uyandırmaktadır. Evet ama, böyle bir yargı, gerçeklere inememekten ve meselenin esasını bilmemekten doğmaktadır. Çünkü: İslâm hukukçuları, milletleri/toplumları üç kategori altında toplamışlardır: 1) İslâm dünyası (dâru'l-İslâm): İçinde İslâm kanunlarının uygulandığı ülkeler, 2) Müttefikler dünyası: Vatandaşlarının aşağı yukarı hepsi gayri müslimlerden oluşan, fakat müslümanlarla antlaşma yapmış bulunan memleketler, 3) Savaş dünyası (dâru'l-harb): Halkı müslüman olmayan ve müslümanlarla da hiçbir antlaşması bulunmayan yerler. Bu ayrımı, onlara tarihî olaylar empoze etmiştir. Yoksa şeriat onları bu hususta zorlamış değildir.  
Böyle bir terimin (dâru'l-harb) kullanılması, müslümanlara, savaşın dışındayken, düşmanın malına, servetine el koyma veya onları yok etme, yahut da kişisel hürriyetlerine ilişme gibi bir bahâne hiçbir zaman vermemektedir. Bazı câhillerin zannettiğinin aksine, bir yer dâru'l-harp olsa, orada barış içinde yaşayış sürdürülürken, kâfirlerin mal ve canlarına dokunulamaz; savaş şartlarındaki hususlar geçerli olmaz. Bütün bu sebeplerden dolayıdır ki, bu terimin kullanılması, yani insanların çeşitli kategorilere ayrılması, ortadaki gerçeklerden hiçbir şey değiştirmiyor, değiştirmez.
Tarihî olaylardan ve o zamanki gerçeklerden yola çıkarak müctehidlerin tasnif edip tanımladıkları şekilde; bugünkü dünyayı dâru'l-harb ve dâru'l-İslâm kavramlarıyla izah etmenin doğru olmayacağı kanaatini taşıyorum. Sözgelimi Türkiye'nin durumu, dâru'l-harb tanımına girdiği iddiâsı, bu değerlendirme ile, ancak savaş şartlarında câiz olabilecek nice uygulamaların, sulh ve salâh ortamını bozacak ve bazı haramları helâl ilân edecek nice yanlışların ortaya çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Safların net olmadığı, müslümanlarla İslâm düşmanlarının cephelere ayrılmadığı, savaş şartlarının tümüyle ortaya çıkmadığı yerlere dâru'l-harp denilmesi, bugünkü dünya için ve İslâm'ın genel tavrı açısından yanlış tavırlara sebep olabilecektir diye düşünüyorum. Unutmayalım ki, dâru’l-harb ve dâru’l-İslâm kavramları Kur’ânî kavramlar olmayıp, tarihî şartlardan dolayı müctehidlerin tasnifinden ibârettir ve bu konudaki fıkhî hükümler, o günkü dünya açısından doğru olsa bile, bugün için aynen uygulanmasında büyük sakıncalar olan ictihâdî, o zamanlara âit, beşerî yorumlardan ibârettir. Kimileri bugün müslümanların yaşadığı tüm ülkeleri "dâru'l-harb/savaş yurdu" ilan edip ifrâta kaçarken; bazıları da bu memleketlerin "dâru'l-İslâm/İslâm yurdu" olduğunu tefrîtini gösteriyor. Ortadoğu ülkelerinin başındaki tâğutlar, kendi İslâm dışı yaşayış tarzlarını örtbas etmek ve halkı kandırmak için ülkelerinin yönetiminin şeriat olduğunu iddiâ edebiliyorlar. Bu tür ülkelerden biri için söylenmiş meşhur bir sözü hatırlatalım: "Suud'da şeriat olsaydı, önce kralın eli kesilirdi; çünkü en büyük hırsız odur." İş imkânı, mal emniyeti, sosyal güvence gibi alanlarda devlet, görevini yapmaz ve hırsızlığa giden yolları tıkamaz, hatta bu yollları bilinçsizce teşvik ederken, hangi ortamda yetiştiği, hangi şartların kurbanı olduğuna bakmaksızın, gariban biri, hırsızlık gibi bir suç işlediğinde âcilen en ağır biçimde cezâlandırılır. Şartlar tümüyle oluşmuşsa hırsızın elinin kesilmesi ancak İslâm Devletinde (eski tâbiriyle dâru'l-İslâm'da) mümkün olacağından, kendi memleketlerini bu özellikte göstermeyi politikalarına uygun gören yöneticiler, bunun ispatı olsun diye, gariban halka bu ağır cezâlar vererek işe başlarlar. Ama aynı suçu daha büyük oranda resmî şemsiye altında işleyenler ödüllendirilir. Meselâ 1970'lerden sonra Pakistan'da üç beş kez İslâm devleti ilân edilmiş, şeriat kurallarının geçerli olduğu yetkililerce açıklanmıştır. İslâmî muhâlefeti susturmak için ilân edilen şeriatın uygulanıyor gözükmesi için de işe küçük hırsızların elini kesmek, düzenin ve çevrenin kurbanı olarak zinâ eden halktan bir kadını cadde ortasında recmetmekle işe başlanır. Kur'an'ın emrettiği inanç, ahlâk, eğitim, sosyal ve ekonomik imkânları temin etmek gibi devlete ait görevlerin hiçbirini Kur'an'ın istediği gibi yapmayan devlet, oluşturduğu bataklıklarda doğal olarak üreyen sinekleri öldürmeyi mârifet sayar. Tabii, şeriat cezâ demektir, İslâm insanların gözünü korkutmak demektir, câhiliyyyenin bozduğu insanın cezâsını zavallılara çektirmek demektir bu anlayışta ve bunların tavırlarını gözlemleyen kamuoyunda. Sonra kamuoyunda ve medyada bu uygulamalara karşı soğukluk ve eleştiriler oluşur, fatura, sorumlulara değil; İslâm'a kesilir; şeriat(!) tekrar rafa kaldırılır. İleride muhâlefeti ve halk isteğini başka yollarla engelleyemeyince ilân edilecek yeni bir şeriat devletine(!) kadar bu böyle sürer. Sonra rafa kaldırılan eski tas aynı hamamda farklı tellaklar tarafından kullanılmaya devam eder. Bu uygulamalar Batı tarafından İslâm'ı suçlama aracı olarak kullanıldığı gibi, halkının önemli bir oranı müslüman olan ülkelerin başındaki yöneticiler açısından da tâğutî yönetimlerin ne kadar insancıl, İslâm şeriatının da ne kadar acımasız ve çağdışı olduğunun ispatı olarak sunulur. Tâliban bu görüntüyü daha da abartılı hale getirmiş, İslâm düşmanı kanallar da bunları daha da abartarak dünya kamuoyuna sunma başarısını(!) göstermiştir.
Vatandaş küçük hırsızlarla, kapkaççılarla meşgul olur, onların cezâsını beklerken büyük hırsızlar malı götürür. "Küçük hırsızları asıp yok ederler. Büyükleri çok ilerlemiştir, ülkeyi yönetiyorlar." Ziya Paşa da, şöyle der: "Milyonla çalan mesned-i izzette serefrâz, / Birkaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir!" (Milyonla çalan onur tahtında yükselirken, birkaç kuruş çalan insanın yeri kürek mahkûmluğudur/zindandır.) Sivrisinek-bataklık örneğini unutmamak, esas hırsızlığın kökenini, kaynağını kurutmak gerek. Bunun yanında, bazı insanlar basit ve ucuz eşyaların çalınmasını önemsiz bir şey olarak görür. Hatta bazen bu küçük aşırmalar şaka maskesiyle örtülür. Sahibi görürse "şaka" olduğu, görmezse adına hırsızlık denilemeyecek küçük bir aşırma olduğu değerlendirilir. Toplum da fazla tepki göstermez. Oysa Rasûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Yumurta çalıp eli kesilen, ip çalıp eli kesilen hırsıza Allah lânet etsin.” (Buhârî, Hudûd 13, 29; Müslim, Hudûd, 7, h. no: 1687; Nesâî, Sârik 1, h. no: 4844, 7, 65; İbn Mâce, Hudûd, 22, h. no: 2583). Çünkü hırsızlığın biri de birdir, bini de. "Hırsızlığın çirkinliği, çalınan şeye göre değişmez ki; ha altın çalmışsın, ha bir iğne." İçki tiryakiliği ve uyuşturucu bağımlığı da bir yudumla, bir gramla başlar, arkası gelir. Atasözünde ve aşağıda anlatılacak hikâyesinde denildiği gibi: "Hırsızlık bir yumurtadan başlar."  


Son takip: 07.12.2019 - 01:33
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Ağlamanın Zıddı; Gülme . · a- Puta tapmak · A. Hz. Peygamber'i Küçük Düşürücü Faaliyetler · b) Mâlî Durum · b- Alay Etmek, Ayıplamak, Ad Takmak · b- Allah'ın Ayetlerini Yalanlama · b- Ehl-i Kitaba · B- Fısk’a Düşmenin (Fasık Olmanın) Sonuçları · c) Gizli Korku · c- Genel Olarak Değer Yargılarında Hâkimiyet · c- Mûsâ Bihte/Vasiyet Edilen Şeyde Bulunması Gereken Şartlar · c- Ruh Çağırma Adı Verilen Cincilik · d) Koruma · c- Emniyetin Sağlanmış Olması · D- İhvanü's-Safâ. (Temiz Kardeşler-İslâm Ansiklopedistleri) · d- İrtidat Edenler · d- Tevbelerinin Kabul Görmesi · Dalalet · e) Haram Madde ile Tedâvi · e) Maddi Hazırlık.
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber