sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Arâis-i Hak
· İnhinâ
·
· 4- Şiddetli Geçimsizlik ve Kötü Muâmele
· 3-) Şirk-i Takrib
· Hevânın İlâh Haline Getirilmesi
· 2- Âhiretin Şehid
· Sadakat Gösterememeleri
· d. Saygısız Müdâhale
· Kıtmîr
· Nükabâ
· Hıristiyanların inançla ilgili İslâm’a aykırı görüşleri
· Bâkî İsminin Anlamları
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Bu İsmi Bilmenin Faydası

Son Okunanlar
· Hırsızlığın Günümüzdeki Bin Bir Çeşidi...
· Adâlet ve Şehâdet
· es-SABÛR
· Korku Çeşitleri
· İmamete En Liyakatli Olan Kim?.
· Kartal
· Amel-Niyet İlişkisi
· Sahtekârlık.
· Küfretmenin Sonucu Olarak Seyyie
· Sehiv Secdesi



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Hırsızlığın Günümüzdeki Bin Bir Çeşidi...

Hırsızlığın Günümüzdeki Bin Bir Çeşidi
Hırsızlığın Günümüzdeki Bin Bir Çeşidi...    
  Adına hırsızlık denilmeyip başka ifâdelerle belirtilen değişik hırsızlıklar vardır. Bunların sayısı ve çeşidi her gün arttığından tümünü saymak mümkün gözükmemektedir. Farklı hırsızlık çeşitlerini yukarıda genel hatlarıyla sayıp açıklamaya çalıştık. Ama "kim demiş memleket ilerlemiyor" diye? Bu konuda büyük gelişmeler kat ettiği rahatlıkla iddia edilebilir. O yüzden, diğer hırsızlık çeşitlerini özetle ve kısa yorumlarıyla burada ele alıp, yukarıdaki genel listeye ilâve yapmak gerekiyor. Teknolojinin yaygınlaşmasıyla hırsızlık çeşitlerinin artışı arasında doğru orantı vardır. Teknolojik âletler hem kolay çalınıyor, taklit ediliyor, sahteleri üretiliyor ve hem de çaldırıyor. Başka çalmalara aracılık ediyor. Ey teknoloji, sen nelere kaadirmişsin? Eskiden âdî hırsızlığın dışında hırâbe denilen yol kesicilik (eşkıyâlık) vardı, bir de nebbâşlık denilen mezar/ölü soygunculuğu. Sonradan toplumun Batılılaşmaya başlamasından sonra bunlara ihtilâs veya tarrârlık denilen yankesicilik ilâve oldu. Şimdi ise, küçük hırsızlık içinde kapkaççılık, büyük hırsızlık içinde de hortumculuk ve banka boşaltma moda. Bilindiği gibi modalar da sık sık değişir. Akla hayale gelmedik yolsuzluklar, zimmet ve sûistimaller, görevi kötüye kullanmalar, kendisine emânet olarak bırakılan emânetten çalmalar, metreden, teraziden, gramajdan çalmalar, malzemeden çalmalar, müteahhitlikte demirden ve çimentodan çalmalar... İşten görevden kaytarma, yani zaman çalma gibi mal dışına da taşar bu hırsızlıklar. İşçisinin hak ettiği maaşı zamanında (teri kurumadan) ve tam olarak vermeyen, ya da sigorta primini ödemeyen, çok daha fazlasını hak ettiği halde, piyasayı veya asgarî ücreti örnek göstererek ihtiyacını karşılamayacak kadar az bir maaş veren kimse işçisinin, emekçisinin hakkını, parasını çalmış olmuyor mu? İşçi de verimli iş üretmeyerek, kontrol olmayınca işi rolantiye alarak patronunun kârını çalıyor. Çalınacak şey ve fırsat varsa, işyerinden başka şeyler çalıyor. Böyle patrona böyle işçi. O da aynı düzen(sizliğ)in çocuğu, yani patronunun kardeşi. Kardeş kardeşi kazıklar mı diyeceksiniz. Zaman 21. asır, yer de Türkiye ise, evet. Zaten artık halk öyle demiyor mu? "Bu devirde kardeşine bile güvenmeyeceksin arkadaş!"    Hırsızlık çeşitlerini saymak, hele günümüz Türkiye'si açısından, başarılması zor bir iş. Bunun tümüyle başarılamayacağı bilinciyle, biz bunlardan bazılarını saymaya çabalarken, kim bilir kaç çeşit hırsızlık çeşidi daha icat edileceğini tahmin etmenin mümkün olmadığını değerlendirerek  aklımıza gelenleri ilâve edelim: Ülke soygun yerine dönmüş, arazi ve arsa soygunları artarken, hazine arazilerine el konulup binâ kondurulurken ormanlar ha bire talan edilir, halkın ekmeği çalınır, ekmeğin gramajı çalınır, süte su katan sütçü hileyle çalar, kalitesiz mal üreten kaliteden çalar. Vakit, nakitten kıymetlidir. Trafikte, kahvede, maçta, televizyon karşısında... insanların zamanları çalınır. Belediye otobüsü saatinde gelmediği, bilmem kaç dakika geciktiği için duraklardaki o kadar insanın vakitlerini çaldığını şoför düşünmez bile. Tabii, helâllık da dile(ye)mez. Sürücü, karşıdan gelen diğer sürücünün hakkını çalar, on saniye kazanmıştır, ama çalarak. Otobüste, dolmuşta iki kişilik yerin birbuçuk kişilik yerini kaplayan yolcu, yanına oturan vatandaşın hakkını gasbetmiş, yerini çalmış olmaktadır. Askerde şu kadar uzun süre askerlerin ömürlerinden çalınır, okulda zihin ve gönüllerinden. Sınavlarda bazı öğrencilerin çalışmalarının çalındığı, haklarının gasbedildiği olur, çalınan aslında gelecekleridir. İmam-Hatiplilerin hakları çalınır, kızların başörtüleri... Aslında bunlar sadece hırsızlığın görünen tarafıdır. Görünmeyen tarafları; tüm müslümanların, tüm halkın, tüm değerlerinin çalındığı...        Cumhuriyetin ilk dönemlerinde birçok câmi, medrese ve tekke binası ve vakıf yeri, daha çok da gayri müslimlere satılmış, paralarının hesabı sorul(a)mamıştır. "Onlar eskidendi, şimdi bu tür şeyler olmaz" diyenler etrafına atgözlüğüyle bakanlardır. Halkın yaptırdığı birçok İmam-Hatip Lisesi binası gasbedilerek farklı amaçlar için kullanılıyor. Câmi bahçelerinde halkın yaptırdığı Kur'an Kursu vb. yerler, hiç hakkı olmadığı halde Vakıflar Genel Müdürlüğünün malı olabiliyor. Şahıs arazisi olmadığı için hazine arazisi olduğu gerekçeyle kullanım hakkını, kiraya verme hakkını devlet kendinde görüp halkın yaptırdığı binaları resmen çalıyor. Zaten Vakıflar Genel Müdürlüğü, Osmanlı'dan, 500 seneden beri müslümanların hizmetine vakfedilmiş binlerce, on binlerce medrese, han, hamam, dükkân, işyeri, değişik bina ve arâziye el konulmuş, (ç)alınıp gasbedilerek oluşmuş. Bu paraların bir kısmıyla Vakıflar Bankası kurulmuş, diğer gelirler de devletin hazinesine havâle edilmiştir. Cemaatleri tarafından yapılacak yeni binalara el koymak için de Vakıflar Genel Müdürlüğü oluşturulmuştur. Yani, vakıflarla ilgili resmî kurum, sadece günümüzdeki câmi çevresindeki İslâm'a ve müslümanlara hizmet için vakıf olarak yapılmış binâlara değil; yüzlerce seneden bu yana çok değişik alanlarda Allah için vakfedilmiş binâ ve arâzileri vakfeden insanların ve onlardan yararlanan milyonların hakkını da çalmıştır. Bu tür gerçeklerden yola çıkarak düzene "hırsız düzen" diyenler mi suçludur, düzen mi? "Hırsız düzen" diyen, devlet sırrını ifşâ ettiği için mi suçlu kabul edilecektir? Artık, bunların sırları dökülmüş, gizler ortadan kalkmış, her şey alenî yapılmaya başlanmıştır. O yüzden yavuz hırsızın ev sahibini bastırmasına evin gerçek sahipleri artık müsaade etmemelidir.  Boş arâziler yağmalanıyor, hazine arazisi denilen, aslında tüm halka âit olan ve içinde garibin ve yetimin de hakkı bulunan arsalara gecekondular, apartmanlar, villalar, hatta fabrika ve üniversiteler kuruluyor. Ormanlar kesilip yakılarak, açılan yerlere fındık, çay fidesi dikilebiliyor, ya da bina oturtulabiliyor. Artık komşu komşudan emin değil; "bana nasıl zarar verir?" diye düşünüyor. Tarla veya bahçesinin toprağından çalabileceğini, tarla sınırını değiştirebileceğini düşünüyor, şüpheye düşüyor, ya da bu tür şeyler başına geliyor. "Allah nezdinde hıyânetin en büyüğü, iki arâzi veya ev komşusundan birinin, diğerine âit bir arşın toprağı kendi zimmetine geçirmesidir. Allah kıyâmet gününde, bu toprağın yedi katını, onun boynuna geçirir." (Ahmed bin Hanbel, IV/140, 202, V/341, 344). Eski insanımız karşısındaki komşunun güneşini çalmış olmamak için, evini karşı evden daha yüksek tutmaz, tek katlı komşu evinin karşısına iki kat çıkmayı "kendi arsamın üzerine, kendi paramla değil mi, yasak da olmadığına göre" demez, bu hakkı kendinde görmezdi. Şimdi bırakın böyle davranmayı, bunu duysalar komedi filmine alay edilsin diye "enâyinin biri" adıyla monte ederler. Güneşimizi çalanlar, oksijenimizi de, havamızı da çalıyor. Organize suç örgütü denilmese de çok sayıda meslek grubu, her biri ayrı bir yönüne hücum ederek insan sağlığını, beden ve ruh sağlığını çalıyor. Sağlığı düzelsin diye doktora gitmeye kalkıyor hasta, hastahane hiç gereği yokken üç-beş tahlil, bir de röntgen istiyor, bir de o çalıyor, yetmiyor bir de doktor, olmadı bir de ilaç firmaları. Her kurum, hırsızlık şebekesi olmuş. Hırsızı hırsıza şikâyet eden suçlu çıkacaktır. Hakkını ararken de soyulmayayım diye sineye çekiyor, o zaman da stres denilen çağdaş canavarın kucağına düşüyor. Cumaları imamın elindeki ve dilindeki hutbeler çalınır. Vâizlerin dilleri çalınır. Hakkı ketmeden/gizleyen, kendisine emânet edilen din ilimlerini kendinde saklayıp ihânet etmiş, kutsal emâneti gasbetmiş bir çeşit hırsızdır. "... Âyetlerimi az bir para/ücret karşılığında satmayın. Sadece Ben'den korkun" (2/Bakara, 41) diyor Cenâb-ı Hak. Karşılığında dünyadaki tüm paraları, tüm dünyayı almış olsa da, Allah'ın âyetlerini ucuza satmıştır hakkı ketmeden, hakkı bâtıla âlet edip hakka bâtılı karıştıran bel'am. Rüşvet cinsinden aldığı bu para veya maaş, kendi cennetinin satış bedeli olmuştur. Hacca gidenlerin parasını üç-beş ay önce alıp bankaya yatırarak fâizini alan devlet ve Diyânet, aday hacıların parasından daha önemli olan sevaplarını çalarken, Suudi Arabistan, hacılardan toprak bastı vb. adıyla bu soyguna ortak olur.  Moda adlı bir maske takarak çok sayıda farklı iş alanı, sektör olmuş, yolunacak kaz veya kız arıyor. Genç erkeklerin hayâlarını, müslümanca yürüme hakkını çalmaya çıkan genç kız ve kadınlar da ava giderken avlanıyorlar. Yazık, eteklerinin yarısını kesip çalmışlar sokaktaki kızcağızların. Hiç mi acıma yok bu hırsızlarda nice kadının bluz ve tişörtlerinin altını bile kesip çalmışlar, göbekleri apâşikâr açıkta kalmış zavallıların. Ama durun, ben bu hırsızı tanıyorum; daha önce de bu kadınların başörtüsünü, iffet ve hayâsını çalan hırsız değil mi o?          Gönül hırsızı gençlerin karşı cinsin gönlünü çalması güzel hırsızlık olur mu bilmem ama, hırsızlık hırsızlıktır. Organ mafyası, çocukların ya da ölülerin organlarını çalmaktan çalıp pazarlamaktan çekinmez. Bundan daha fecîsi, çocukların fıtratları, hayâ ve iffetleri, iman ve âhiretleri çalınır. İnsanların onurları, hakları, özgürlükleri çalınır. Müslümanca yaşama hakları, sadece Allah'a kulluk yapma özgürlükleri çalınır. Hırsız demek eli uzun demek. Şimdiki hırsızlık kurumlaştığı için elleri o kadar uzun ki, ta Ankara'dan Hakkâri'nin köyüne uzanabiliyor, ta uzaydan filanın evine girebiliyor. Halkın cebine uzanan el, ondan daha fecîsi gönlüne ve kafasına uzanıp oraları boşaltmış, boş gönül ve kafayla hırsızlığı da, hırsızları da tanımak mümkün olmuyor. Halkın sevgisi, tepkisi, buğzu, sevdâsı, dâvâsı, umudu, ideali, hedefi, aklı, mantığı çalınmış, çalınıyor. İnsanımızın şarkısını ve türküsünü, sanatını ve edebiyatını, zevkini ve eğlencesini, örfünü ve edebini, okulunu ve câmisini, insanlığı ve müslümanlığı, kalemini ve dilini, dinini ve imanını, insanı insan yapan tüm değerlerini de çalmışlar, çalmaya devam ediyorlar. Bize "hırsız var!..." deme hakkını bile vermiyorlar. Bu hakkımızı da çalmışlar. "Hırsız var!" diye caddede bağırsak, herkes kaçar, cadde boşalır mı dersiniz? Niçin ve kimden kaçacak hırsızlar ki!? Âdî hırsız bile hırsızlığını kabul etmiyor, bin bir gerekçe ile yaptığını normal gösterip kendini temize çıkarmaya çalışıyor; dolaylı olarak hırsızlığa katılan ve yaptıklarının hırsızlık olduğunu aklından bile geçirmeyenler, bunların hırsızlık olduğunu nasıl anlayıp kabul edecek, hangi cezâ ile gözü korkutulacak ki, bundan vazgeçsin?


Son takip: 09.12.2019 - 11:21
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Ağlamanın Zıddı; Gülme . · a- Puta tapmak · A. Hz. Peygamber'i Küçük Düşürücü Faaliyetler · b) Mâlî Durum · b- Alay Etmek, Ayıplamak, Ad Takmak · b- Allah'ın Ayetlerini Yalanlama · b- Ehl-i Kitaba · B- Fısk’a Düşmenin (Fasık Olmanın) Sonuçları · c) Gizli Korku · c- Genel Olarak Değer Yargılarında Hâkimiyet · c- Mûsâ Bihte/Vasiyet Edilen Şeyde Bulunması Gereken Şartlar · c- Ruh Çağırma Adı Verilen Cincilik · d) Koruma · c- Emniyetin Sağlanmış Olması · D- İhvanü's-Safâ. (Temiz Kardeşler-İslâm Ansiklopedistleri) · d- İrtidat Edenler · d- Tevbelerinin Kabul Görmesi · Dalalet · e) Haram Madde ile Tedâvi · e) Maddi Hazırlık.
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber