sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Mısır'dan Çıkış
· Orucun Şartları
· Athene
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· Misvak ve Diş Temizliği
· Câhiliyyenin Bir Başka Yönü
· Câhiliyye
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Tevrat'ın Nüshaları
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· 3- Toplumda Tevhid
· 10. Haset Etmez.
· g- Yemin

Son Okunanlar
· İman ve Diyalektik.
· Kur'an'da Belirtilen İmtihan Şekilleri
· Zekâta Teşvik
· Peygamberlerin Denenmesi
· 7. Terbiye
· Nefr (Seferberlik)
· İ’tikâf Yapılan Yer
· 3) Genel olarak tokalaşmaktan kaçınma
· İmanı Bozan Haller
· Allah Mümît'tir; Eceli Takdir Eden, Ölümü Yaratan Allah’tır



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

İman ve Diyalektik.

İman ve Diyalektik
İman ve Diyalektik
  “Diyalektik” sözcüğünün aslı yunancadır. Bu kelime ilk defa Yunan fi­lozofları tarafından terimsel anlamda kullanılmıştır.  Sokrat'dan Eflatun ve Aristo'ya, Cürcanî'den Hegel'e birçok filozof ve âlimler, diyalektiği çe­şitli ifadelerle tanımlamışlardır. Bütün bu tanım­lardan bir özet çıkarmak gere­kirse, tezlerin savunulması, karşıt tezlerin çürütülmesi ve bu amaçla izle­nen tartışma yöntemleri “Diyalektik” te­rimiyle açıklanabilir. Kanıtlama sanatı olarak “Diyalektik”, “Kelâm” adı altında müslü­man­lar tarafından da çok eskiden beri biliniyordu. Örneğin ikinci kuşak İslam bilginlerinden Ebu Huzeyl El-Allaf  ve öğrencisi Hafs Bin Giyas ilk ve ünlü birer diyalektisyendirler. İlahiyat mantığının adı olan “Kelâm” teriminin, eş anlamlısı ol­mak üzere daha sonraları “Cedel” sözcüğü kullanılır oldu. Bu nedenle diyebili­riz ki, Hz. Peygamber (sav)'in vefatı üzerinden yüzelli yıl bile geçmeden İslam Literatüründe yerini alan Kelâm biliminin, Zenon , Sokrates, Platon ve Aristotales ile başlayarak gelişen “Diyalektik” le (İslam Tarihinin ilk dö­nemlerinde) hiç bir ilişkisi yoktur. Çünkü İlk kelâmcılar henüz Yunan felsefesiyle tanışmış değillerdi. Yunan Felsefesi daha sonraları Huneyn b. İshak, Sabit b. Korra  ve İshak b. Huneyn gibi müter­cimler tarafından sür­yancaya ve arapçaya çevi­rilmiştir. İşte bu tercüme ha­reketlerinden sonradır ki temelde müslü­manlara ait olan kelâm sözcü­ğüne “diyalektik” teriminin anlamı yük­lendi. Ondan sonra da Kelâm bi­limi, di­yalektiğin metodoloji­sinden ya­rarlanarak, hatta onun karakterin­den ve kaynaklarından beslene­rek “cedel” adı altında yeni bir kapsam ka­zanmıştır. Şuna büyük ihtimal vermek gerekir ki vahyin getirdiği gerçekleri in­san­lara iletirken İslam âlimleri, zihinlerdeki tereddütleri gidermek için çaba sarfetmek istemişlerdir. İşte kelâm bilimi, bu çabaların sonucu olarak geliş­miştir. Zira kelâm ilminin amacı, tevhidin temel esprisini oluşturan Allah'(cc)'ın varlığına ve birliğine insanları daha güçlü bir şekilde inan­dırmaktır. Şu varki kanıtlama gayretleri çoğu kez olumsuz gelişmeler kayde­der ve nereye varacağı bilinemez. Bu da özellikle metafizik konuların zihinde çok yönlü yorumlanabilir olmasından ileri gelmektedir.
Evet, bilimsel kanıtlama konusunda çok eskiden beri birtakım ku­rallar konmuş ve ilmi ortamın ağırbaşlılığını koruyacak bazı disiplinler getiril­miş ise de bunlar, taraflara karşılıklı saygı göstermeyi öğütlemek­ten başka bir işe yaramamıştır. Halbuki saygı kavramı da dahil olmak üzere fizik ya da pozitif ma­hi­yeti olmayan varlıklar üzerinde insanoğlunun düşüncesini kural­larla di­sipline etmek mümkün değildir. İşte bu sebepledir ki İslam âlimlerinden bazı şahsiyetler “cedel” il­mine karşı tavır almışlardır. Örneğin selef âlimlerinden İmam Malik (ra), İmam Şafii (ra) ve Ahmed b. Hanbel (ra) gibi mücte­hidler, cedelle uğraşmayı haram saymışlardır. Günümüzde de Ehli sün­net­ten aynı görüşü paylaşanlar vardır. Bunlar, özellikle selefi olduklarını ileri süren Vahhabîler'dir.[1] Onlara göre de, Kur'ân'ın haber verdiği metafizik gerçekleri diyalektik yön­temle kanıt­lamaya çalışmak doğru değildir. Ne varki Vahhabîler, bu itirazla bizzat Kur'ân'daki bu gerçeği âdetâ gör­mezlikten ge­liyorlar. O da Kur'ân'ın, kendine özgü bir kanıtlama üslu­buna sahip bu­lun­duğu olgusudur. Örneğin Kur'ân-ı Kerim, insanları inandırmak için âdetâ haykırırca­sına şu soruları yöneltiyor: “Acaba görmediler mi ki göklerle yer bitişikken onları birbirinden biz ayırtık ve her canlı şeyi de sudan biz oluşturduk ? Hala mı inanmı­yor­lar?!” (Enbiya: 21/30) “İbret gözüyle hiç develere bakmıyorlar mı ki nasıl yaratıldı; Göklere (bakmıyorlar mı ki) nasıl yükseltildi; Dağlara (bakmıyorlar mı ki ) nasıl di­kildi; Yere (bakmıyorlar mı ki ) nasıl yüzeyleştirildi ?!” (Ğaşiye: 88/17, 18, 19, 20) Kur'ân-ı Kerim, bundan da öte inanmayanları tartışmaya çağırıyor ve bu çağrıyı onlara iletmesi için Hz. Peygamber' (sav) e şu tâlimatı yö­neltiyor: “Yoksa Allah ile birlikte başka bir tanrı daha mı var ! Deki: Eğer doğru iseniz, kanıtınızı getirin!” (Neml: 27/64) Şimdi ister kelâm, ister cedel, ister diyalektik diyelim, Kur'ân-ı Kerim'deki bu çarpıcı örnekler gösteriyor ki inandırmak için kanıtla­manın kaçınılmaz olduğu şartlar vardır. Böylesi durumlarda “cedel ha­ramdır.” diyerek bir insanın daha yüreğine imanın yerleşebileceği ih­timalini hesap­lamamak çok basit bir düşünme şeklidir. Dolayısıyla ger­çekten olumsuz so­nuçlara götürebilecek zihin bulandırıcı çetrefil ve karmaşık izah yolları bir kenara atılırsa bir türlü ikna olamayan kuş­kulu beyinlere imanın to­humla­rını ekmek bakımından başvurulacak isabetli kanıtlama sistemleri reddedi­lemez. Elbette ki bu sistemler mu­hataptan muhataba değişebilme­lidir. Çünkü örneğin, aynı dili konuşu­yor olsalar bile mükemmel eğitim görmüş bir in­sanla cahil bir çobanın dünyaları o kadar çok farklıdır ki aynı bilimsel bir gerçeği onlardan her birine açıklamak gerektiği zaman aynı yöntemi kul­lanmak, birinin hi­dâyetini çabuklaştırabilirken, diğerini belki de içinden hiç çıkamayacağı bir tehlikenin kucağına atmak gibi istenme­yen sonuçlar doğu­rabilir. Nitekim İmam Şafii (ra) gibi ünlü bir müctehid bile, böyle bir sonuca ne­den olabileceği endişesiyle kelâm ilmine karşı o kadar sert bir tavır almış­tır ki çağdaşlarından kelâmcı Ebu Amr Hafs Bin Gıyas'ı, “El-Ferd” lakabıyla damgalamıştır. Bu suretle O'nu münferid, (yani kişisel görüşlerinde ıs­rar eden)  biri olarak suçlamak istemiştir. Bir bakıma İmam Şafii (ra) ve emsallerinin haklılığını ortaya koyan bir ger­çeği günümüzde yaşamaktayız. Bilim ve teknolojinin Kur'ân ger­çekle­rini en parlak biçimde kanıtlayan sayısız açıklamaları, çağımızda insanla­rın gözlerinin önüne serilmesine rağmen birçok kimse hidâyet yolunu bu­lama­maktadır. Sonuç olarak bu da, kanıtlamak ile inandır­mak arasında bir ilgi olsa bile aslında inanmanın ilâhî bir “tevfik” (Allah tarafından bir şans) ol­duğunu göstermektedir. “Akâid” ile “Kelâm” kavramları arasındaki farka gelince: Akâid, İslam'ın iman ilkelerini dar planda konu alır. Kelâm ise bunları daha ge­niş boyutlarda ve rasyonel kanıtlara dayandırarak işler. Kelâm bili­minin bu amacı, Kur'ân gerçekleri etrafında söz konusu olabilecek kuş­kuları da­ğıt­maktır. Esas itibariyle bu iki ekolden her birinin metod açı­sından izle­dikleri yol farklı ise de amaçları aynıdır. [2]      [1] Örneğin, bu gruba mensup akademisyenlerden Riyad Üniversitesi Usul'ud-Dîn Fakültesi öğretim üyelerinden Dr. Nasır Abdülkerim şunları kaydetmektedir: “Kelamcı gruplardan Mu'tezilî'ler, Eş'arîler ve onlara uyanlar tarafından «kelam» diye ad­landırı­lan bu ilimle uğraşmak caiz değildir. Çünkü kelam ilmi sonra­dan ortaya çıkmış bir bid'at­tir. (... ) , Selef-i Sâlihîn'in içtihadına aykırı­dır.” Mabâhis Fi akıy­dati Ahl'is-Sunnah. S. 11 [2] Ferit Aydın, İslam’da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 85-89.


Son takip: 01.06.2020 - 06:37
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · a- Mûsîde/Vasiyette Bulunan Kimsede Bulunması Gereken Şartlar · b) Gayri mütekavvim mal · BA'SU BÂDE'L-MEVT .. · c- Ahlâk · d- Yemekten önce ve so a el ve ağzı yıkamak · Dârulİslâm · Dâvetin Metodu · c) Yardımlaşma · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · Efsânelerin Yanlışlarını Ortaya Koymak · f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · Fen Bilgisi Verileri Işığında Rızık. · Gâlibiyet ve Zafer Vaadi · b- Görüşlerden birinin tercih edilip seçilmesi · h- Tiyatrocu, aktör olmalıdır. · İbâdet · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · İbâdetlerde Hikmet Aramak ve Orucun Hikmeti · 2) Mirbâ (başkan payı)
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber