sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Müderris
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· Diğer Görevleri
· Ana-Babanın En Büyük, En Kutsal Görevi Çocuklar, Çocuklar, Çocuklar!
· Birden çok Kadınla Evlenmenin Şartları
· 4- Şiddetli Geçimsizlik ve Kötü Muâmele
· Athene
· İsrâiliyyât
· Mürşid
· Rûhânî
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· Tevekkül Sahiplerini, Kendisine Dayanıp Güvenenleri
· Atalarının Dinine Uymaları
· Hevânın İlâh Haline Getirilmesi

Son Okunanlar
· 3) Sınırları Belli İslam'i Yöneliş Aşaması
· Anglikan
· Müneccimlik ve Falcılık; Gayb Bilme İddiâsı ve Yıldızları Putlaştırma.
· Nasârâ
· Sehâvet
· Şehirden Ayrılış.
· Kulun Günahtan Türeyen Üç İsmi Vardır
· Câhilî Düşünce ve Diğer Dinlerde Kadın.
· Sırat-ı Müstakimle İlgili Ayet-i Kerimeler
· FISK VE FÂSIK ..



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

3) Sınırları Belli İslam'i Yöneliş Aşaması

3
3) Sınırları Belli İslam'i Yöneliş Aşaması   Sınırları belli İslami yönelişten maksadımız; onun Müslüman Kardeşler Cemaati'ne girmesiyle kendisinde oluşan yöneliştir. Ancak onun Müslüman Kardeşlerle birlikte çalışması, fikri ve diğer hatalarının sona erdiği anlamına gelmez. Müslüman Kardeşlerle birlikteki düşünce hayatı iki devreye ayrılır: Birinci Devre: Onun kırklı yılları sonlarında Müslüman Kardeşlere girmesiyle başlar ve 1954 yılında hapse girdiği tarihe kadar devam eder. Bu dönem de olumlu ve kabul edilebilir şeyler olduğu gibi kabul edilemeyecek şeyler de vardı. Bu dönemi en iyi şekilde inceleyen eser, onun "Dirasatun İslamiyye" adlı eseridir. İkici Devre: Onun hapse girmesiyle veya "Din Budur" ve "Gelecek İslamındır" kitaplarının yayınlanmasıyla başlar, 1966 yılında idam edilmesine kadar devam eder. Bu dönem tam olgunluk dönemi olarak değerlendirilir. Bazı kitaplarının kendisiyle artık ilgisinin kalmadığını ilan ettiği zaman, hapse girmesi ile idam edilmesi arasında kalan sürede yazmış olduğu kitapları bunun dışında tutmuştur. Bunun sebebi Allah'ın yardımı ve kendi gayretiyle düşünce yapısının gelişmesinden ve saflaşmasındandır. Bu, Müslüman Kardeşler hareketinin onun üzerindeki olumlu etkisinin büyük olmadığı anlamına gelmez. Onda İslam Devleti'ni yeniden kurmak için çalışma düşüncesini canlandıran bu hareket olmuştur. Bu hareket kendisiyle birlikte büyük bir düşünce atmosferini de canlandırmış ve bu atmosfer şu veya bu şekilde Mısır'daki düşünürlerin tümünü etkilemiştir. Bu hareket Seyyid Kutub üzerinde cemaat ile birlikte çalışmayan diğer düşünürlere oranla daha büyük bir etki bırakmıştır. Burada bizim anlatmak istediğimiz, bu saf düşünüş üzerinde yükselen düşünce ve ölçü unsurlarının netlik kazanmasıdır. Düşünce saflığı ve kullandığı ölçünün hassasiyeti bakımından isim yapmış çağdaş hiçbir düşünürün Seyyid Kutub ile boy ölçüşemeyeceğini kabul etmeyecek insaflı bir kimse düşünemiyorum. Yine aynı şekilde Seyyid Kutub'un ilk dönemlerinde bu saf düşünüş ve hassas ölçüye sahip olmadığını kabul etmeyecek kimse de düşünemiyorum. Seyyid Kutub, İmam Hasan el-Benna'ya gerçekten hayrandı. Ona hayranlığı özellikle Benna'nın iki noktadaki dehası üzerinde odaklaşıyordu: 1) Bir taraftan ilim, ruh ve hareket arasında, diğer taraftan sufilik, selefilik gibi özelleşmiş İslami ekoller arasında son derece dengeli bir oranlamayı, hareket üyeleri arasında yaygınlaştırarak nefsi bir denge kurdurmasıdır. 2) Cemati organize etmek konusundaki başarısı. "İslami Bir Hizip" şeklinde beliren toplumsal bir yapılanma, İslam dünyasında henüz ilk olarak ortaya çıkmaktaydı. Fikir açısından konuya yaklaştığımızda, Seyyid Kutub'un eşsiz olduğunda hiç şüphe yoktur Bizim görüşümüze göre Seyyid Kutub Müslüman Kardeşlerin fikri olgunluğunun zirvesidir. Öyle ki bu zirve ayırıcı belirgin özelliklere sahip ve özel bir olay olarak değerlendirilebilir. Üstat Gazi et-Tevbe'nin dediği gibi onu Hasan el-Benna'nın düşünce ekolünün bir devamı veya bu okuldan çıkmış bir öğrenci olarak kabul etmek mümkün değildir. Evet, gerçekten Seyyid Kutub, el-Benna'nın besleyip geliştirdiği Müslüman Kardeşler düşüncesinden yararlanmıştır. Şayet Müslüman Kareşler ve el-Benna olmamış olsaydı, "Müslüman düşünce adamı" olarak Seyyid Kutub'u bulamayacağımız büyük bir ihtimal dahilindedir. Fakat bu, onun yalnızca değerli bir öğrenci olarak kaldığı anlamına gelmez. Bilakis o gerçek bir yenileyicidir. Kendisine has bağımsız metodu vardır. Hapis dönemi ile idam edildiği tarihler arasında yazmış olduğu eserleri okunduğunda bu açıkca görülebilir. Yine onun bu bağımsız metodu, bu dönem içerisinde yazdıklarını, Hasan el-Benna'nın yazdıkları ile ve Müslüman Kardeşler hareketinin başlangıcından, ellili yılların başlarına kadar Müslüman Kardeşler'e mensup yazarların yazmış olduğu eser ve makalelerin karşılaştırılması ile de farkedilebilir. Şehidin hayatı ile ilgili başka bir kimsenin sözünü ettiğimiz eseri yazması söz konusu olmasaydı, İmam Hasan el-Benna'nın okulunda yenileyici bir düşünce adamı olarak Seyyid Kutub'u ortaya çıkartan yönler ile ilgili geniş bir bölüm ekleyebilirdik Şayet bu sözünü ettiğimiz biyografiyi yazacak şahsiyet bunu yapmayacak olursa o zaman Allah'ın izniyle biz bu konuda bütün gücümüzü ortaya koyarız. Çünkü onun hayatının bu yönü, birbirini izleyen fikri aşamalarının en önemli özellikleri arasında yer alır. Seyyid Kutub'un üslubu son şeklini, idamından yaklaşık yirmi yıl önce almıştır. Bu üslubun ayırıcı bir takım nitelikleri vardır: Onun üslubunun ayırıcı özellikleri arasında açık ve net ifade, güzel ve kolay anlatım başta gelir. Hiçbir zaman onun üslubu aşağı düzeydeki gazetecilik basamağına inmiş değildir. Üslubunda kullanmış olduğu kelimelerin tek ve belirgin anlam taşımaları yanında anlamı çeşitlendirmekle birlikte tekrarlanmayan redifli sözler kullanmaya da dikkat gösterir. Üslubunun ayırıcı özelliklerinden bir tanesi de teşhistir. Teşhis; anlamları hareketli bir şekilde sunmak demektir. Tek anlamlı kelimelerle teşhise dayalı anlatımı, Kur'an-ı Kerim'in üslübundan etkilenmesinin bir sonucudur. Onun üslubunun ayırıcı bir diğer özelliği, vurgularındaki içtenlektir. Her zaman için duygusu ile düşüncesini birlikte sunar. Belki de onu okuyan ve dinleyenler üzerinde güçlü etki bırakmasının önemli nedenlerinden biri de budur. Seyyid Kutub'un redifli sözler kullanmış olması ve anlatımındaki duygusallık, onu eleştirenlerin kullandıkları bir malzemedir. Bu eleştirmenler, onu bir düşünürden çok bir edebiyatçı olarak kabul ederler. Bu eleştermenlere göre, düşünürün soyut bir zihni usulle konuşması gerekir; edebiyatçının özelliğinin ise yalnızca duygularıyla konuşması olduğunu sanırlar. Ancak bu, bizim görüşümüze göre basit bir yaklaşımdır. Çünkü düşünürün kullandığı dil zengin, duyguları coşkun ise daha dengeli, anlatımı ve bıraktığı etki daha güzel olur. Dolayısıyla bu, şehidin güzel yanlarından sayılmalıdır, kusur olarak kabul edilemez. Özellikle gerçekleri en güzel, en açık ve en net bir şekilde anlatmak için Kur'an'ın kullandığı en üstün üslubun bu olduğunu bilecek olursak ve Kur'an-ı Kerim'in bu özelliği ile insanın sadece zihnine seslenmekle yetinmeyip tüm yapısına seslendiğini hatırlayacak olursak, şehidin bu güzel yanını daha iyi kavrarız.
Seyyid Kutub'un çalışmalarında çoğunlukla izlediği yol; önce problemi açık bir şekilde ortaya koymak, arkasından İslam dışı diğer değişik çözümleri inceleyip çürüttükten sonra da bu problemlerin çözümünü meydana çıkarmaktır. Meselelerin düğüm noktası her zaman edebiyatçıların usulü gibi bir hareket noktası belirlemek şeklinde idi. Seyyid Kutub, başkalarının görüşlerini reddedip çürütürken izlediği metod iki özellik taşır: a) Karşıt görüşü savunanlardaki temel meseleleri alıp tartışır fakat bunların detaylarına inmez. b) Onlarla tartışırken, savunma konumundayken bile hücum üslubunu kullanır. Onun keskin bir eleştirici olarak ortaya çıkmasının nedenleri arasında bu hücum metodunun da etkisi vardır. Bu keskinlik aynı zamanda onun üslubuna üstün bir güç ve oldukca tatmin edici bir güzellik kazandırmaktadır. Özellikle, bu keskinliği her zaman için bir akli tartışma ile dizginliyordu. Seyyid Kutub benzerine az rastlanır, hayret verici ruhi bir dirence sahipti. 1954 yılında hapse girdi ve onbeş yıl hüküm giydi. Türlü türlü işkencelere maruz kaldı. Ancak Avrupa'daki engizisyon mahkemelerinde, Eritre ve Komünist ülkelerde müslümanım diyenlerin gördükleri işkenceler onun gördüğü işkencelerin benzeri olabilirdi. İşkence dönemi oldukça uzadı. İşkence döneminden sonra Seyyid Kutub'un tekrar İslami Harekete ve çalışmalara dönerek yazmaya başladığını görüyoruz. En önemli kitaplarını hapishane döneminde yayınladı. Fi-Zilal'in ise en az onüç cüzünü yeniden gözden geçirip yazdı. Bunun dışında oldukça önemli bir takım kitaplarının planlarını hazırladı. Ancak tağuti zulüm, bu kitapları tamamlamasına fırsat vermedi. Psikolojik bakımdan bütün bunlardan daha önemlisi, hapishanelerin içinde olsun, dışında olsun, Müslüman Kardeşlerle ilişkilerini yeniden kurması, gizlilik ve etkinlik itibariyle Mısır'da İslami örgütlenme şekillerinin en gelişmiş yapısını ortaya koymasıdır. Aslında böyle bir çalışma şayet ifade yerinde ise, o dönemlerde Mısır topraklarına egemen olan ürkütücü şartlar altında bir intihardan başka birşey değildi. 1964 yılının sonlarına kadar hapiste kaldı. Nihayet, bu sıralarda o dönemin Irak cumhurbaşkanı Abdüsselam Arif, dönemin Mısır yöneticileri ile ilişki kurdu ve kendisine verilen hüküm tamamlanmadan önce serbest bırakıldı. Fakat birkaç ay sonra silahlı bir devrim hazırlamak ithamı ile ikinci defa tutuklandı. Bu tutuklanmaya gerekçe olan ithamlar arasında, onun oldukça geniş bir takım tahribatlarda bulunmak için bazı hazırlıklar yaptığı da vardı. Söz konusu bu ithamları alçak istihbarat örgütleri aklı başında olmayanları aldatmak ve ayak takımını harekete geçirmek maksadıyla uydurmuştu. Şekli muhakeme melodramları peşpeşe birbirini izledi ve bunlar İslami Hareket önderlerinden üç kişinin idam kararının verilmesiyle bitti: Seyyid Kutub, Yusuf Havvaş ve Abdulfettah İsmail. Benim bu sözlerimden Seyyid Kutub'un gerçekten de büyük olan rolünü abartmak amacı güttüğüm anlaşılmasın. Ancak burada herşeyin yerli yerine konulması, her hak sahibine hakkının verilmesini arzu ediyorum. Gerçek ecir ve sevap ise Yüce Allah'ın kendi katında dostları için hazırladığı ecir ve sevaptır. Durum her ne olursa olsun, Seyyid Kutub'un üzerinde durduğu ve varlığını ortaya koyduğu saf düşünce ve hassas ölçüler, kendisine ancak şu anlamda bağlanabilir: Seyyid Kutub, çağımızda yaşayan bir düşünce adamının gerçek anlamı ile etkilerinden kurtulabileceği, psikolojik ve fikri çeşitli etkenlerden kendisini kurtarabilmiştir. Diğer taraftan bu konuda en büyük yardım hiç şüphesiz onu bu yola ileten Alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir. Seyyid Kutub'un ulaştığı bu noktalar, kendisinin yaratılışından onüç asırdan fazla bir süreden beri Allah'ın kitabında ve hidayet önderi Rasulullah'ın sünnetinde zaten mevcuttu.  


Son takip: 28.05.2020 - 05:31
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Ağlama Konusunda Hadis-i Şerif Kaynakları · Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · Enaniyetli Bir Kimse Dini Yaşadığını İddia Ederse Ne Olur?. · Oruç Tutmamayı Mubah Kılan Mâzeretler · AKIL HASTALIĞI · Vicdanları Kabul Ettiği Halde İnkar Etmeleri · Haramın Devlet Eliyle İşlenmesi · Kur’an ve Sünnette Ruh · 13) Tabiat Olaylarını Allah’ın İradesine Uygun Olarak İdare Etmek · e- Nifak (İnançta İkiyüzlülük) · b. İlân · Rasûlullah’ın Sünnetinde İstişâre ve Konuyla İlgili Hadis-i Şerifler İstişârenin Önemi ve İstişâre Emri · Beşerî Sistemlerin Dünyevîliği; İslâm'ın Uhrevîliği · Hızır · Hüküm Yönünden Alış-veriş Şekilleri · Barnaba İncil’ini Diğer İncillerden Ayıran Özellikler · Konut Kredisi · Müslümanın Hayatında Hayır ve Şer · Maden ve Definelerin Zekatı · Müslümanların Ehl-i Kitaba Karşı Davranışları Nasıl Olmalıdır? .
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber