sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Mısır'dan Çıkış
· Tevrat'ın Nüshaları
· Kitab-ı Mukaddes
· Orucun Şartları
· Bu İsimleri Bilmenin Faydaları
· Cezâ Tedbiri
· Kızlarağası
· İkon
· Diğer Görevleri
· Athene
· Kurşun Dökmek
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· 3) Büyük Cehâlet

Son Okunanlar
· Sekizincisi Allah'tan Gelen Hareket Metodu Kadere Ve Tevekküle Inanan Bir Hareket Metodudur.
· 1) Su ile Yıkamak
· 1) Köle Âzâdına Teşvik
· 11) Nine.
· Kadınlara Miras Olmak ve Kadınların Mirasta Erkeğin Yarısını Alması
· 1) Nesîe Ribası (Ribe'n-nesîe)
· 2) Muâmeleler
· RUH-RUH ÇAĞIRMA-RUH GÖÇÜ (TENASÜH-REENKARNASYON) Ruhun Mahiyetinin Tarihçesi
· Korku-Ümit Terazisinde Ağır Basan Taraf Korku Olmalıdır
· İnsan-İnsan İlişkisi



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Sekizincisi Allah'tan Gelen Hareket Metodu Kadere Ve Tevekküle Inanan Bir Hareket Metodudur.

Sekizincisi
Sekizincisi: Allah'tan Gelen Hareket Metodu Kadere Ve Tevekküle Inanan Bir Hareket Metodudur.   İslami hereket metodunun şimdiye kadar geçen özelliklerinden okuyucu, bu metodda özellikle insanın etkinliği üzerinde durulduğunu, bu metodun gerçekleştirilmesinde insanın rolünün öneminin ortaya çıkarıldığını görmüştür. Bunun asıl nedeni; Yüce Allah'ın, İslam'ı insanın gayret ve çabalarını yönlendiren olumlu bir güç olarak görmesidir. Fakat İslam, insanın etkinliğini kabul ettiği gibi hiçbir sınır tanımayan ilahi iradeyi de kabul etmekte, hatta bu iradenin etkinliğinin dışında veya onunla birlikte herhangi bir mutlak etkinliğin varlığını kabul etmemektedir. İşte bu, İslam Akidesindeki kader anlayışıdır.''
(İslam Düşüncesi s: 141) Hiç şüphe yok ki, bu dinin bekası, müslüman cemaatlarin hangi devirde olursa olsun kudret ve kuvvetleri ve hayatlarındaki maddi imkanları nisbetinde, çalışmalarına bırakılmıştır. Bunun manası, insan oğlunun, bu vazifeyi üzerine alırken, sırf kendine güvenmesi ve Allah'ın dilemesine bağlanmaması veya onun yardımından kesilmesi demek değildir. Bunu bu şekilde düşünmek dinin hakikatine ve İslami mefhumlara aykırıdır." "Bütün insanları ve hayatlarında cereyan eden olayları Cenab-ı Hakkın takdir ve iradesi kuşatmıştır. Ve insan ancak bu irade ile imtihanlarla karşılaşıyor. Ve yine onunla kurtularak felah ve saadete kavuşuyor..."                                                            
(Din Dediğin Budur s: 12) "İslam ilahi iradeye çok önem verir. Başka hiç bir gücün yetmediği meselelere sadece onun gücünün yettiğini ve gücünün devamlı olduğunu kabul eder. İslam insan iradesine de olumlu bir şekilde bakar. Yeryüzünde hilafet görevini yerine getiren insanoğluna en mühim fonksiyonu ihsan eder. Aslında bu çok yüce bir görevdir. Kainat içinde insana seçkin ve merkezi bir hüviyet verir. İnsan iradesine, faaliyet, tesir ve çalışma bakımından geniş ve engin sahalar açar. Ne var ki bu ilahi iradenin enginliğine dayalı, gerçek yaratıcının tekliğine dayanan, görünen sebeplerin gerisindeki gerçek iradeye istinad eden itikad prensibi ile tam bir uygunluk içerisinde belirir ve böylece denge sağlanmış olur. Bu değerlendirme şöyle yapılır: Meydana gelen olaylarda görünen sebeplerden birisi insanın enerjisidir. Ve insanın varlığı başlangıç itibarıyla iradesi ve çalışması, hareketi ve enerjisi bu engin ilahi iradenin hudutları içerisindedir. İlahi irade bütün mevcudatı ve içinde bulunan eşyayı kaplamış ihata etmiştir. İnsan Kur'an'da şu ayeti kerimeyi görüyor ve okuyor: "Yeryüzünde ve sizin başınıza gelen herhangi bir olay yoktur ki onu yaratmadan önce kitapta bulunmasın ve onu bilmiş olmayalım. Doğrusu bunu bilmek Allah'a kolaydır."     (Hadid:22) "De ki: Allah'ın bize yazdığından başkası başımıza gelmez. O bizim mevlamızdır. İnananlar Allah'a güvensin."    (Tevbe:51) "Onlara bir iyilik gelirse "Bu Allah'tandır" derler. Bir kötülük gelirse "Bu senin tarafındandır" derler. Ey Muhammed! De ki: "Hepsi Allah'tan'dır." Bunlara ne oluyor ki hiç bir sözü anlamaya yanaşmıyorlar." (Nisa:78) "De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler yine de devrilecekleri yere varırlardı."  (Al-i İmran:154) "Nerede olsanız, sağlam kale içinde bulunsanız bile ölüm size yetişecektir."  (Nisa: 78) "Bir millet kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez."     (Ra'd: 11) "Bu bir millet iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın verdiği nimeti değiştirmeyeceğindendir." (Enfal: 58) "Özürleri sayıp dökse de, insanoğlu artık kendisinin şahididir."   (Kıyamet: 14-15) "Nefse ve onu şekillendirene, sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki; Kendini arıtan saadete ermiştir. Onu fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır."  (Şems: 7-10) ''Kim bir günah işlerse, kendisi için kazanmıştır.'' (Nisa: 161)
"Hayır, şüphesiz bu Kur'an bir öğüttür. Dileyen kimse öğüt alır. Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur. Bağışlayacak da." (Müddesir : 54-56) "Bu sadece bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar. Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz." (İnsan: 29-30) "Onları iki misline uğrattığımız bir musibete kendiniz uğrayınca: "Bu nereden dersiniz" öyle mi? Ey Muhammed! De ki: O, kendi tarafınızdandır. Doğrusu Allah her şeye kadirdir. İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen Allah'ın izniyledir." (Al-i İmran: 165-166) İnsan Kur'an 'da bu üç çeşit ayet topluluğunu okuyor ve ondan İslam düşüncesindeki kader fikrinin genişliğini anlıyor. Ayrıca bu ayetler insan iradesinin bu engin kader hududu içerisindeki faaliyet sahasını da açıklığa kavuşturuyor."             (İslam Düşüncesi  s: 141) "İslam, müslümanın düşünce sisteminde bu hususu yer ettirmek için ve bu gerçeği yerleştirmek kasdı ile son derece dikkat ve itina göstermiştir. Müslümanların hayatında Allah'ın varlığını belirtmek, O'nu genişliğine ve derinliğine müslümanın ruhunda hakim kılmak için son derece itina göstermiştir. İlahi vahyin ışığı altında ilk İslam cematinin pratik hayatlarıyla ilgili hükümlerin birbiri peşi sıra geldiği ve vicdanlarının en dip noktalarına kadar hükmettiği sıralarda yaşadıkları hayat bu gerçeğin pratik bir numunesi ve canlı bur tercümanıdır. Görüyoruz ki o sıralarda Allah onların meselelerini değerlendiriyor, düşünce ve görüş ufuklarını ayarlıyor, günlük hallerini, şahsi işlerini, ferdi ve sosyal hayatlarını düzenliyordu... Buna göre Müslüman samimi olarak çaba ve emek sarfederken Allah'tan yardım beklemeli, Allah'tan zafer ihsan etmesini ümit etmeli; yani Yüce Allah'ın kendisini desteklemesini ve kolaylık ihsan etmesini ummalıdır. Yüce Allah Mekke'de ve Medine'de mü'minlere bu gerçeği öğretmişti. Nitekim aynı gerçeği Bedir'de Uhud'da ve Hendek'teki durumlarıyla da öğretmiştir. İlahi itinanın, güçsüz, fakir ve basit bir aile yuvasına açıkça müdahele edip bir karı ile koca arasındaki meselede hükmünü yerleştirdiğini görüyoruz. Nitekim bu hadisede Rasulullah (s.a.s) kendi zihninde bir çözüm yolu bulamamıştı: "Ey Muhammed! Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah muhakkak işitmiştir. Allah esasen konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir ve görendir."  (Mücadele: 1) Nitekim aynı hususu fakir bir kör olan İbn-i Ümmü Mektum'un Rasulullah (s.a.s) ile olan hadisesinde de görüyoruz. Hem de son derece parlak ve aydınlık bir şekilde... "Yanına kör bir kimse geldi diye rasul yüzünü asıp çevirdi. Ey Muhammed! Ne bilirsin, belki de o arınacak yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti. Ama sen kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun. Halbuki onun (şirkten) temizlenmemesi senin elinde değildir. Sen Allah'tan korkup, sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun. Dikkat et bu Kur'an bir öğüttür. Dileyen onu öğüt kabul eder."     (Abese: 1-12) Bu müdahaleyi birçok büyük hadiselerde aynı şekilde görmekteyiz. Nitekim hicret hadisesinde de aynı vakayı gördük. O sırada Hak Teala şöyle buyuruyordu: "Muhammed'e yardım etmezseniz bilin ki: İnkar edenler onu Mekke'den çıkardıklarında mağarada bulunan iki kişiden biri olarak Allah ona yardım etmiştir. Arkadaşına: "Üzülme, Alah bizimledir." diyordu. Allah da ona güven vermiş, görmediğiniz askerlerle onu desteklemiş, inkar edenlerin sözünü alçaltmıştı. Ancak Allah'ın sözü yücedir. Allah güçlüdür, Hakimdir."  (Tevbe: 40) ­­­­­­­­­Enes b. Malik (r.a)'dan rivayete göre Ebu Bekir (r.a) ona şöyle demiştir: "Biz mağarada iken Rasulullah (s.a.s)'e şöyle dedim: Eğer onlardan birisi ayaklarına baksa, ayaklarının dibinde bizi hemen görüverir." Bunun üzerine Rasulullah (s.a.s): "Ey Eba Bekr! Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında ne dersin". (Buhari-Müslim-Ahmed) Bedir hadisesinde de aynı hususu görüyoruz. Nitekim Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: "Rabbin seni hak uğrunda evinden savaş için çıkartmıştı. Oysa müslümanların bir takımı bundan hoşlanmamıştı. Sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi gerçek ortaya çıktıktan sonra bile seninle tartışıyorlardı. Allah bu iki taifeden birini size vadetmişti; Siz kuvvetsiz olanın size düşmesini istiyordunuz. Oysa suçluların hoşuna gitmese de hakkı ortaya çıkarmak ve batılı tepelemek için, Allah sözleriyle hakkı ortaya koymak ve inkarcıların kökünü kesmek istiyordu.  Rabbinizin yardımına sığınıyordunuz. O: "Ben size birbiri peşinden bin melekle yardım ederim." diye cevap vermişti. Allah bunu bir müjde ve kalplerinizin yatışması için yapmıştı. Zafer ancak Allah'tandır. Doğrusu Allah güçlüdür, Hakimdir. Allah katından bir güven işareti olarak sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Sizi arıtmak, sizden şeytan vesvesesini gidermek, kalplerinizi pekiştirmek ve sebatınızı arttırmak için gökten size su indirmişti. Rabbin meleklere: "Ben sizinleyim, inananları pekiştir." diye vahyetti. Ey Muhammed! Ben inkar edenlerin kalplerine korku salacağım, artık onların boyunlarını vurun, parmaklarını doğrayın" dedi."  (Enfal: 5-12)   Muaz b. Rifa'a b. Rafi ez-Zuraki'den, o da Bedir'e katılmış mücahitlerden olan babasından rivayetle; Babası şöyle demiştir: Cebrail, Rasulullah (s.a.s)'in yanına geldi ve: Sizler aranızdan Bedir'e katılmış olanları nasıl görürsünüz diye sordu.  Rasulullah: "Müslümanların en faziletlileri olarak" veya benzeri bir sözle cevap verdi.  Cebrail (a.s)  dedi ki: "Meleklerden Bedir'e katılmış olanları biz de böyle kabul ediyoruz." (Buhari) Rasulullah (s.a.s) Bedir gününde Ebu Bekir (r.a) ile birlikte kendileri  için yapılmış olan gölgelikte dua ederken uykuya daldı. Daha sonra gülümseyerek uyandı ve şöyle buyurdu: "Müjde ya Eba Bekr! İşte Cibril! İki tarafı tozu dumana katmış geliyor." Daha sonra gölgeliğin kapısından: "Topluluk yenilecek ve arkalarını dönerek kaçacaklar." (Kamer: 45) ayetini okuyarak çıktı. (Buhari) Uhud savaşında da aynı hususu görüyoruz. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Andolsun ki, Allah, size verdiği sözde durdu. O'nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz ki, içinizde dünyayı isteyenler bulunduğundan, sevdiğiniz zaferi size gösterdikten sonra başkaldırdığınız ve yıldığınız zaman sizi denemek için Allah mağlubiyete uğrattı. Andolsun ki O sizi bağışladı. Allah'ın inananlara nimeti boldur. Rasul arkanızdan sizi çağırırken, kimseye bakmadan kaçıyordunuz. Kaybettiğinize ve başınıza gelene üzülmeyesiniz diye Allah sizi kederden kedere uğrattı. Allah işlediklerinizden haberdardır. Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek huzur ve emniyet indirdi. Oysa bir takımı da kendi dertlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliyyet devrinde olduğu gibi inanıyorlar, "Bu işten bize birşey var mı?" diyorlardı. Ey Muhammed! De ki: "Doğrusu işin hepsi Allah'ın'dır." Sana açmadıklarını  içlerinde gizliyorlar. "Bu bize ait birşey olsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız haklarında ölüm yazılı olan kimseler yine de devrilecekleri yere varırlardı." Bu Allah'ın içinizde olanı denemesi, kalplerinizde olanı arıtması içindir. Allah içinizde olanı bilir." (Al-i İmran: 152-154) Daha önce belirttiğimiz gibi bu ilahi itinayı müslümanların yüz yüze geldiği bütün büyük hadiselerde gördük ve şahid olduk. Hem bu olumlu manadaki müdahale sadece bu müslüman kitleye mahsus değildi. Hak Teala'nın her zaman ve her vakit yaşayan İslam cemaatine karşı dikkat ve itinası mevcuttur. Allah-u Teala'nın belirttiği gibi diğer rasullere de hep aynı şekilde itina ve müdahalelerde bulunmuştur. Mesela Musa (a.s)'ın Firavun ve topluluğu ile beraber yüz yüze gelmesinde bu ilahi iradenin kesin ve direkt müdahalesini Kur’an-ı Kerim şöyle tasvir ediyor. "Bunlar apaçık kitabın ayetleridir. Ey Muhammed! İnanan bir millet için sana, Musa ve Firavun olayını olduğu gibi anlatacağız. Firavun milletinin başına geçti ve halkını fırkalara ayırdı. Ve içinden bir topluluğu güçsüz bularak onların oğullarını boğazlıyor kadınlarını sağ bırakıyordu. Çünkü o bozguncunun biriydi. Biz memlekette güçsüz sayılanlara iyilikte bulunmak onları önderler kılmak, varis yapmak, memlekete yerleştirmek, Firavn, Haman ve her ikisinin askerlerine, çekindikleri şeyleri göstermek istiyorduk. Musa'nın annesine:’’Çocuğu emzir, başına gelecekten korktuğun zaman onu suya bırak. Korkma, üzülme, biz şüphesiz onu sana döndüreceğiz ve rasul yapacağız’’ diye bildirmiştik. Firavunun adamları onu almışlardı. Firavun, Haman ve askerleri suçlu olduklarından, o onlara düşman ve başlarına da dert olacaktı. Firavunun karısı: "Benim de senin de gözün aydın olsun! Onu  öldürmeyiniz belki bize faydalı olur, yahut onu oğul ediniriz’’ dedi. Aslında işin farkında  değillerdi. Musa'nın annesi gönlü bomboş olarak sabahladı. İnananlardan olması için kalbini pekiştirmeseydik, neredeyse saraya alınan çocuğun kendi çocuğu olduğunu söyleyecekti. Musa'nın ablasına: "Onu izle!" dedi.  O da kimse farkına varmadan Musa'yı gözetledi. Önce süt annelerinin memesini kabul etmemesini sağladık. Musa'nın ablası:" Size, sizin adınıza ona bakacak ve iyi davranacak bir ev halkını tavsiye edeyim mi?’’ dedi. Böylece onu, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin, Allah'ın verdiği sözün doğru olduğunu bilsin diye, ona geri çevirdik. Fakat çoğu bilmez." (Kasas: 2-13)  Nuh (a.s)'ın durumu da şöyle dile getiriliyor: "Bu putperestlerden önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak "delidir" demişler ve yolunu kesmişlerdi. O da "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı. Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşalan sularla açtık. Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık. Her iki su belirtilen bir  ölçüye göre birleşti. Tahtadan yapılmış mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik. İnkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak gemi nezaretimiz altında yürüyordu." (Kamer: 9-14) İbrahim(a.s)'ın durumu ise şöyle belirtiliyor: "Onlar: "Birşey yapacaksanız bunu yakın ki ilahlarınıza yardım etmiş olasınız" dediler. Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik. Ona tuzak kurmak istediler. Fakat biz onları hüsrana uğrattık. Onu da Lut'u da alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık. İbrahim'e buna ilaveten İshak ve Yakubu da verdik. Her birini iyi kimseler kıldık. Onları buyruğumuz altında, insanları doğru yola götüren önderler yaptık. Onlara iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdi." (Enbiya: 68-73) "Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır. Eğer onlar zevale uğrarsa O’ndan başka andolsun ki kimse tutamaz. O, şüphesiz Halim'dir, Bağışlayandır."  (Fatır:41) "Göğün boşluğunda Allah'ın buyruğuna boyun eğerek uçan kuşlara bakmıyorlar mı? Onları Allah'tan başka tutan yoktur. İnanan millet için bunda dersler vardır." (Nahl: 79) "Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemez. Sizin de, onların  da rızkını Allah verir. O işitir ve bilir." (Ankebut: 60) "Ektiğinizi gördünüz mü? Onu bitiren siz misiniz yoksa biz miyiz? Dilesek biz onu çerçöp ederiz. Şaşar kalırsınız da sonra şöyle dersiniz: "Doğrusu borç altına girdik, hayır; yoksun kaldık, dersiniz. İçtiğiniz suyu buluttan çıkaran sizler misiniz, yoksa onu biz mi indiririz? Dileseydik onu acılaştırırdık. Hala şükretmez misiniz? Yaktığınız ateşin ağacını vareden sizler misiniz, yoksa onu biz mi varederiz? Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için faydalı kıldık." (Vakıa: 63-73) "Görmüyorlar mı ki: Biz inanmayanların ellerindeki yerleri gitgide azaltıyoruz, hüküm Allah'ındır. Onun hükmünü bozacak yoktur. O, hesabı çabuk görür." (Rad: 41) Bütün bunların toplu ifadesini Yüce Allah'ın şu buyruklarında görmemiz mümkündür: "Savaşta kafir olanlarla karşılaştığınız zaman hemen boyunlarını vurun, nihayet onları iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (onları esir alın). Ondan sonra artık ya lutfen bırakır veya karşılığında fidye alırsınız. Harp ağırlıklarını bırakıncaya (savaş sona erinceye) kadar. Böyle yaparsınız. Allah dileseydi (kendisi) onlardan öc alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için (size savaşmayı emrediyor). Allah yolunda öldürülenler yok mu; Allah onların yaptıkları işleri boşa çıkartmayacaktır. Onları hidayete iletecek ve durumlarını düzeltecektir. Onları dünyada iken kendilerine tarif ettiği cennete sokacaktır. Ey iman edenler! Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder, ayaklarınızı hakkı koruma yolunda sağlam tutar. Kafir olanlara gelince, yok olsun onlar! Allah onların işlerini boşa çıkartmıştır. Bu böyledir. Çünkü onlar Allah'ın indirdiğinden hoşlanmamışlar, Allah da onların amellerini heder etmiştir. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı? Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler. Allah onların evlerini barklarını yıkıp başlarına geçirmiştir. Bu kafirlere de onun benzeri sonuçlar vardır. Bu böyledir. Çünkü Allah iman edenlerin velisi koruyucusu ve yardımcısıdır. Kafirlerin ise koruyucusu yoktur."  (Muhammed: 4-11) O halde zaferin şartları olan imani ve maddi şartlar tamamlandığı takdirde, Yüce Allah'a güvenmek ve O'nun kesin olarak mü'min topluluğa yardımda bulunacağından emin olmak gerekir. İmani ve maddi şartlar ise Allah'tan gelen hareket metodunun köklü temel unsurlarıdır. İşte bizim "tevekküli ve kadere inanan’’ olarak adlandırdığımız Allah'tan gelen metodun temel unsurları bunlardır  (Yoldaki İşaretlere s: 26-28)  


Son takip: 02.06.2020 - 01:32
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · a- Savaştan Önce · Nakşîbendîliğin, Toplumsal Yaşam Üzerindeki Etkileri · Orucun Yasakları · Vahdet-i vücud · Vedîanın Hükümleri · 2) Allah'tan Başkaları Adına edilen Yeminler · d) Tevekkül Edenin, Tasarruf Ettiği Hususlarda Vekaletin Caiz Olduğu Alanlarda, Başkasını Vekil Tayin Etmek Suretiyle Tevekkül Etmesi · b- İcâbî Ahlâkî Cezalar (Psikolojik Yaptırımları Olan Cezalar) · 6- Birinci Adım İslami Akideye Davet. · Savaş Esirleri Konusunda Kur’an’ın Direktifi · Takıyye; Düşman Kâfirlerden Gelecek Tehlikeden Dolayı Farklı Görünme . · 8- Teknoloji Yoluyla Fesad · Hadis-i Şeriflerde Azim ve Tevekkül · Tevekkül; Anlam ve Mâhiyeti · Rabb Olmanın Üç Özelliği · Nefis ve Ruh · İhlâs; Anlam ve Mâhiyeti · c) Cemâl ve Cemîl
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber