sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Mısır'dan Çıkış
· Orucun Şartları
· Câhiliyye
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Tevrat'ın Nüshaları
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· Athene
· 3- Toplumda Tevhid
· 10. Haset Etmez.
· g- Yemin
· İtaatle İlgili Bazı Meseleler
· Başta Yahûdiler Olmak Üzere Ehl-i Kitab’ın Çoğu, Kâfirlerle/İnkârcı Ateistlerle Dostluk Ederler
· Konuyla İlgili Birkaç Uyarı

Son Okunanlar
· 3- Yeni Doğan Cemaatin Özellikleri
· Secdenin Toprağa Yapılması
· 13) Sabır
· Sevgi; Anlam ve Mâhiyeti
· Sahabeler Arasındaki Muharebelerin Mahiyeti Ve Hikmeti
· Sfenks
· Kur'ân-ı Kerim Münafıklar Hakkında Ne Diyor
· 2- Kara Büyü
· Rü'yetin Âhiretteki Vücûbu
· KİTABÎ



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

3- Yeni Doğan Cemaatin Özellikleri

3
3- Yeni Doğan Cemaatin Özellikleri:   Müslüman bir devletin kurulabilmesi için müslüman bir cemaatin doğması tek ve gerçek yoldur. Acaba bu yeni doğacak olan cemaatte bulunması gerekli özellikler nelerdir? Bu özellikleri iyice anlayabilmemiz için daha önce söylediğimiz iki önemli  meseleyi bilmemiz gerekir: 1) Bu cemaatin ilk pratik hedefi, cahiliyyeti ortadan kaldırmak ve onun yerine İslam'ı yerleştirmektir. 2) İslam'ı yeniden hakim kılabilmek için sadece tebliğ yetmez. Her ne kadar cahiliyyet nizamı İslam'ın tebliğ edilmesine izin verse de günün birinde silahla cihad kaçınılmaz olacaktır. O zaman müslümanların maddi yönden de güçlü olmaları gerekecektir. Bu, Nuh (a.s)'dan günümüze kadar böyle olagelmiş tarihi bir gercektir. "Cahiliyyenin sadece teori şeklinde ortaya çıkmaması, aksine pratik bir hareket mekanizmasına sahib olarak belirmesinden dolayı onu silip atmak ve insanları bir kere daha Allah'a çevirmek için yapılacak her hareketin elbette sadece düşüncede kalan teori şeklinde ortaya çıkması doğru olmaz... Çıksa da bir fayda sağlamaz Çünkü böyle bir hareket, fiilen var olan bir durumu yok etmek için gerekli daha üstün olma prensibini bir kenara itelim, fiilen var olan organik bir mekanizmaya sahib bulunan cahiliyyeye denk bile olamayacaktır. Prensibleri ve teferruattaki metotlarının tabiatına temelden zıt olan başka bir varlığın ikame edilmesi için yalnız ona denk bir güce sahib olması değil blakis ondan daha üstün bir kuvvete  sahib olması gerekir. İşte bundan dolayı bu yeni hareketin teorideki prensipleri yönünden de; kuvvetli, aksiyoner ve fiilen var olan cahiliyyet toplumuyla ilişkilerinde güçlü organik bir topluluk halinde ortaya çıkması şarttır."
(Yoladaki İşaretler s: 47)  "Daha önceki pratik tatbikatın ve merhale merhale gelişen tecrübelerden de anlaşılmıştır ki, birbirine zıt iki hayat görüşü arasında bunca temelli, kökü derinlere inen, düşünce, inanç, hareket ve nizam intizam anlayışındaki ayrılıkları, siyasi, sosyal iktisadi ve insani görüş farklılıklarına rağmen birlikte yaşamaları ve barış içinde geçinmeleri imkansızdır..." "Diğer taraftan büyük küçük hiçbir konuda aralarında birleşme söz konusu olmayan iki hayat görüşünün ve felsefesinin tabiatından doğan bir çatışmadır bu... Bir bakıma toprağa bağlı nizamların kendi varlıklarını, sistem ve şarlarını tehdit eden Allah'a bağlı nizamı daha o bastırıp yok etmeden harekete geçerek bastırmasıydı bu... Öyleyse bu çatışma zaruri idi ve ne o tarafın ne de bu tarafın bu çatışmayı kendi kararıyla durdurması söz konusu olamazdı." (Fi-Zilalil Kur'an c: 10 s: 116-117) Allah'ın yardımıyla İslam devletini kurulmasında basamak teşkil edecek olan müslüman cemaatin özelliklerini açıklamaya çalışalım. Birincisi: Bu topluluğu meydana getirecek fertleri birbirine bağlayan bağ sadece akide bağı olmalıdır. Yeni İslam toplumunun tek bağının akide olduğunu, ayrıca söz etmeye gerek yoktur. Çünkü bu apaçık bir şeydir. Ancak iki nedenden dolayı bundan söz etmeye gerek gördük. 1- İslami cemaatte açıkca görünen Hareket'in niteliklerini topluca ortaya koymak. Temelde bir takım niteliklerini topluca ortaya koymak maksadı ile yapılacak olursa, apaçık olan şeyleri zikretmenin de sakıncası kalmaz. 2- Bu çağda İslami Hareket, bu asrın yirminci  yılların sonlarında ve otuzlu yılların başlarında ortaya çoktığında akide bağı ile birlikte ırk ya da toprak bağları gibi bir takım gölge şeyleri de birlikte öne sürüyordu. Bir takım İslamcı yazarların bu konuda yazdıklarını inceleyenler bu hareket adına konuşanların bunu açıkca söylediklerini görecektir. Hatta bazılarının, insan ırklarını herhangi birisini bedeni gibi, İslam'ı ise bu bedenin ruhu gibi değerlendirip söylemekte sakınca görmediklerini tesbit edecekti. Buna da İslam devleti derler. Fakat şu iyici bilinmelidir ki ruhun kendine has cesedi bulunmayacak olursa, pratik ve gerçek varlığını kaybedeceği apaçıktır. "Müslüman toplumun yapısının birinci ayırıcı özelliği, bu toplumun her konuda yalnızca Allah'a kulluk etme temeli üzerinde yükselmesidir... Söz konusu bu Ubudiyeti "Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed'in de Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet getirmek" temsil edip şekil kazandırır. "Bu Ubudiyet, hem itikadi düşüncede, hem ibadetlerde, hem de kanuni hükümlerde aynı şekilde ortaya çıkar." (Yoldaki İşaretler s: 83) "İslam toplumu, ancak bir insan topluluğunun tamamen yalnızca Allah'a kul olduğunu, Allah'tan başka hiç kimseye kulluk etmeyeceğini ilan etmesi ile var olabilir. Bu topluluk düşünce ve inançlarda Allah'dan başkasına kul olmamalıdır. Prensip ve sistemlerde Allah'dan başkasının kulluğunu kabul etmemelidir. Sonra da fiilen hayati nizamlarının hepsini bu helisane kulluk esasına dayandırmalıdır. Vicdanını hareketlerini Allah'dan başkalarına inanç pisliğinden temizlemeli ve hareketlerini Allah'dan başkalarına ibadet etme felaketinden arıtmalı, hayati prensiplerine Allah'dan başka kimseleri karıştırmaktan uzak bulunmalıdır. İşte o zaman bu cemaat bir   müslüman cemaat olabilir. Ve bu cemaati meydan getiren fertler büsbütün İslam ünvanına layık olabilirler." (Yoldaki İşaretler s: 83) İkincisi: Müslüman cemaatin fertleri arasında organik bağ olmalıdır. Yeni doğan cemaat ileride kurulacak olan İslam devletinin adeta küçük bir modeli gibidir. Rasulullah (s.a.s) müslüman toplumunu bir vücudu, onu meydana getiren fertleri ise bu vücudun uzuvlarına benzetmiştir. Bir hadis'i şeriflerinde Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor: "Mü'minler birbirlerini sevmede, birbirlerine acımada ve korumada bir vücud gibidirler. Vücudun herhangi bir organı rahatsız olursa diğer organları da bu yüzden ateşler içinde kalır, uyuyamaz." (Buhari, Müslim) Rasulullah (s.a.s) bir başka hadisde: "Mü'min, mü'mine karşı parçaları birbirini bağlayıp sağlamlaştıran bir binanın tuğlaları göbidir." buyurdu ve (bu bağlılığı göstermek için Rasulullah) parmaklarını birbirinin arsına geçirip, kenetledi."
(Buhari, Müslim) Müslüman toplumun fertlerini, parçaları birbirini bağlayıp sağlamlaştıran bir binanın parçaları gibi  bir birlerine bağlı olması için aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir: 1) İtikadda ve düşüncede sağlamlık ve netlik, 2) Hedefin ve hedefe ulaştıracak yolun belli olması, 3) Mü'min ve kafirlerin arasının kesin ayrılması, 4) Sağlam bir karekter ve güzel bir ahlaka sahip olmak, 5) Teşkilatın sağlam yapılı olması, 6) Teşkilatın başındaki liderin ilim, basiret sahibi ve güvenilir bir müslüman olması, 7) Bu cemaatin fertlerinin sadece Allah'ın, Rasulünün ve müslüman liderin velayetinde olmaları ve cahili toplumla ve bu toplumun liderleriyle herhangi bir dostluk ve ilişkiye girmemeleri... 1-2) "Demek ki sosyal bir İslam düzenini ve bu düzene dayalı müslüman bir topluluk meydana getirmeyi düşünmeden önce bütün dikkat ve çalışmalar ilk iş olarak ferterin vicdanını ne şekilde olursa olsun Allah'tan başkasına kulluktan temizlemeye sevkedilmelidir. Ancak bundan sonra vicdanları Allah'a kul olarak başkasına kul olmaktan kurtulmuş, arınmış fertlerden meydana gelen bir müslüman cemaat teşekkül edebilir." (Yoldaki İşaretler s: 85-86) "Biz İslam'ı gerek ona inananlara, gerekse inanmayanlara sunarken kendi içimizde tamamen aydınlığa kavuşması gereken bir hakikat vardır... Ve bu hakikat bizzat İslam'ın tabiatından kaynaklanır. İslam tarihinden doğar... İslam'ın varlık ve hayat konusunda başlı başına müstakil bir düşüncesi vardır. Bu düşüncenin kendine has seçkin özellikleri bulunmaktadır. Sonuç olarak bu düşünceden hayat konusunda başlı başına kendisine has özel temelleri, bağları bulunan ve belli özelliklere sahip nizamın dayanağı durumunda olan bir metod ortaya çıkar. Bu düşünce, temelden klasik ve modern cahiliyetlerin bütün düşünce sistemlerine muhaliftir." "Ve İslam'ın ilk vazifesi; bu ideolajiye, bu düşünce sistemine uygun olan ve onu parti şeklide temsil eden bir insanlık hayatı meydana getirmek, yeryüzünde Allah'ın seçtiği nizama uygun bir düzen kurmak ve bu düzenin temsilcisi durumunda olan bir İslam ümmeti meydana getirmektir." "Şu halde İslam'ın vazifesi yeryüzünde hakim olan cahiliyyet ideolejileri ile ve herhangi bir yerde hakim bulunan cahiliyyet sistemleriyle anlaşmak değildir. Geldiği günden beri asla İslam böyle bir görevle sorumlu tutulmamıştır. Bugün de ona böyle bir vazife yüklenemeyecegi gibi gelecekte de ondan böyle birşey istenemez..." "Gerçek odur ki; İslam cahiliyetle uyuşma çareleri aramayı kabul etmez. Ne düşünce sistemi yönünden ne de bu düşünce sisteminin doğduğu idare tarzları bakımından... Ya İslam, ya cahiliyyet." "Demekki İslam'ın vazifesi; cahiliyyeti insanlığı yönetme mevkiinden uzaklaştırıp bu kumanda mevkiini kendi özel metoduna göre ele alması ve kendine ait izleri taşıyan asil özellikleriyle yönetmesidir..." "İslam, insanların düşünce ve sistemlerinde, adet ve geleneklerinde, toplumsal hayatlarında ortaya çıkan arzularına boyun eğmek için gelmemiştir. Bu arzular, ister İslam'ın geldiği çağlardaki arzular olsun isterse bugün doğuda ve batıda toplumların içine daldığı hevesler olsun farksızdır. İslam yalnız bütün bunları ortadan kaldırmak ve insan hayatını kendi özel prensiplerine göre düzenlemek için gelmiştir..." (Yoldaki İşaretler s: 145-148) "Biz İslam'ı insanlara sunarken hile ve oyuna başvuracak değiliz. Onların sapık düşüncelerine ve şehevi arzularına boyun eğecek değiliz. Aksine onlarla açık, hem de son derece açık olacağız..."
(Yoldaki İşaretler s: 150) "Bu dine sahip çıkanların şu gerceği iyi bilmeleri gerekir. Bu din nasıl Allah'tan gelen bir din ise onun hareket metodu da aynı şekilde Allah'tan gelmiştir, esas tabiatına uygundur. Ve şurası bir gerçektir ki bu dinin hakikatini ameli metodundan ayırmak imkansızdır." "İslam'ın bu şekildeki faaliyet metodunu öğrenince Mekke'de takip ettiği metodun esas olduğunu daha iyi kavrarız. Mekke devresi sadece ilk müslüman cemaatin oluşumuna has bir merhale ve ona uygun bir metoddan ibaret değildir. Bu, her zaman ve her yerde takip edilmesi gereken metoddur. Bu metodu takib etmeden bu din asla hakim olmaz." (Yoldaki İşaretler s:40-41) 3) İtikadde ve düşüncede sağlamlık ve netliği, hedefin ve hedefe ulaştıracak yolun belirgin olmasını gerekliliğini açıkladıktan sona mü'minler ile kafirlerin kesin bir çizgi ile birbirlerinden ayrılma meselesini açıklamaya çalışalım, Bu mesele üzerinde Seyyid Kutub Fi-zilalil Kur'an'da bir kaç yerde önemli ve ısrarla durmuştur. Çünkü bu mesele İslam davetçileri için yeni bir mesele olup zamanımızda İslam'i hareketin ilerlemesinde büyük bir engel teşkil etmektedir. "Küfrün, şerrin, suçluluğun açığa çıkarılması, imanın, hayrın, kurtuluşun açıkça bilinmesi için zaruridir. Ve kafirlerin yolunun aydınlatılması Allah'tan gelen nizamın ayetlerde belirtildiği hedeflerden birisidir. Zira kafirlerin tutumu ile ilgili olarak mü'minlerin kendi yollarında ve tutumlarında şüphe ve yanlışlık belirtilerinin sezilmesine sebep olur. Zira mü'minlerin yolu ile kafirlerin yolu birbirine karşı duran iki sayfa gibidir. Birbirinden tamamen ayrı iki kol... şüphesiz ki renklerin ve çizgilerin iyice birbirinden ayrılması ve seçilmesi şarttır..." "İşte bu gercekten hareket ederek diyoruz ki; her İslami hareket ilk iş olarak mü'minlerin yolunu ve kafirlerin yolunu ayırarak harekete başlamalıdır. Önce mü'minlerin yolu belirtilmeli, sonra da kafirlerin yolu... Mü'minlerin seçkin vasıflarını belirten işaretler mü'minlerin yoluna dikilmeli, kafirlerin seçkin vasıflarını belirten işaretler de onların yoluna... Bu sadece teori dünyasında değil, pratik hayatta da gerçekleştirilmelidir. Bunun için İslam davasına sahip çıkanların, İslam hareketine yar olanların çevrelerinde bulunan inananlar arasından kimlerin mü'minler safında olduğunu, kimlerin de kafirler safında yer aldığını bilmeleri mutlaka gereklidir. Bu da ancak mü'minlerin yolunun, izinin ve metodunun belirtilmesi ve bunun yanı sıra kafirlerin yolunun izinin ve metodunun belirtilmesi ile mümkündür. Bu belirginlik o kadar açık olmalıdır ki; iki yol birbirine karışmamalı ki işaret birbirine benzememelidir. Mü'minlerle kafirler arsındaki çizgiler ve şekiller birbiri içine girmemelidir..." "İşte Arap yarımadasında bu yüce İslam dininin müşriklerle yüz yüze geldiği anlarda bu ayrılık ve bu açıklık tam ve kesin şekilde mevcuttu." "İslam'ın şirkle, açık tanrıcılıkla, imansızlıkla, Allahsızlıkla ve önemli ilahi bir temele dayanmasına rağmen sonradan değişikliğe uğratılarak tabileri tarafından tahrifat yapılarak bozulan dinlerle karşılaştığı sıralardı... Evet nerede ve nasıl olursa olsun... İslam bu millet ve topluluklarla yüz yüze geldiği anlarda mü,'minlerin yolu da kafirlerin yolu da, müşriklerin yolu da açıkca belirgindi. Hiçbir karışıklığa sebep olacak noktaları mevcut değlidi." (Fi-Zilalil Kur'an c: 7 s:238) "Ne var ki günümüzdeki gerçek İslam hereketlerinin yüz yüze geldiği hususlar ve karşılaştığı büyük zorluklar bunlardan hiçbirisi değildir. Gerçek İslam hareketinin bu günkü problemi müslüman bir sülaleden gelen ve bir zamanlar bu yerlerde  yaşayanlar Allah'ın dinine uyarak, O'nun şeriatının hükmüne boyun eğiyorlardı... Sonra bir de bakıyorsunuz ki aynı yerlerde aynı milletler İslam'ı kovuyorlar. Ve onun yerine cahili sistemlerin adlarını ilan ediyorlar. İslam'ın itikadi ve pratik hükümlerine tamamen karşı çıkıyorlar, onları kötülüyorlar... Bunun yanı sıra da itikad olarak İslam dinine bağlı olduklarını sanıyorlar. şüphesiz İslam; Kelime-i şehadet getirmekten, Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığının haykırmaktan ibarettir. Allah'tan başka ibadete layık ilah bulunmadığını haykırmanın manası ise; tek başına Allah'ın bu kainatın yaratanı, yerde ve göklerde yegane düzenleyici ve kanun koyucu olduğunu kabullenmek demektir. Hayatın bütün meselelerine, her türlü kulluk ve ibadet şekillerine hakim olan sadece O'dur. Kulların hayatlarına hükümler veren ve insanların da hayati meselerinde hüküme boyun eğdikleri yegane zat Allah'u Zülcelal'dir... İşte kim olursa olsun; bu mana ve anlam ile Allah'tan başka ibadete layık ilah olmadığını haykırmazsa o gerçek manada şehadet getirmiş ve İslam'a girmiş sayılmaz... Adı ne olursa olsun... Soyu ve lakabı ne olursa olsun... Ve hangi bölgede olursa olsun; Allah'tan başka ibadete ([1]) layık ilah olmadığını belirten kelimesi şehadet kelimesi ve yukarıdaki manası eğer o beldede yaşama ortamı bulamıyorsa orası Allah'ın dinini benimsemiş ve İslam'a girmiş bir bölge, bir muhit sayılmaz..." "Bugün yeryüzünde bir takım milletler var. Adları müslüman adı ve sülaleleri müslüman sülaleler yaşadıkları beldeler bir zamanlar İslam diyarı olan beldeler... Ne var ki, ne o milletler bugün Allah'tan başka ibadete layık ilahın bulunmadığını ifade eden kelime-i şehadet'i bu manada kabul ediyorlar, ne de o beldeler Allah'ın dinine girmeyi bu anlayış çerçevesi dahilinde kabulleniyorlar... İşte günümüzdeki gercek İslam hareketinin karşı karşıya bulunduğu en büyük güçlük buradan gelmektedir. Bu belde ve bu milletlerle karşılaşırken zorlanmaktadır." "Bugünkü İslam hareketinin karşılaştığı güçlüklerin en büyüğü; "Lailahe illallah" ve İslam'ın çevresiyle, şirk ve cahilyyet mefhumlarının etrafını saran kapalılık, giriftlik, düğümlülük ve bulanıklıktır. Bu günkü İslamı hareketinin karşılaştığı en büyük güçlük; salih müslümanlarla, kafir müşriklerin yolunun net olarak belirtilmemesidir. İşaretlerin ve başlıkların karışması, isimlerin ve sıfatların birbirine girmesidir. Yolların ayrılış noktası işte aydınlanmamış olan bu karanlık çöllerde bulunmaktadır." "İslam hareketinin düşmanları bu meseleyi bildiklerinden dolayı bütün güçlerini bu noktada toplamakta, meselenin biraz daha birbirine karışmasını, karmaşık bir örgü halini almasını ve kargaşanın gelişmesini arzulamaktadırlar. Ancak bu şekilde kesin sözü açıkça söyleyerek insanlar arasında müslüman-kafir ayrımını kesin olarak yapmak baştan ve ayaktan uzak düşüren bir töhmet haline gelebilir. Evet « müslümanları » tekfir etme töhmeti. Durum böyle olunca da İslam ve küfür meselesinde, hüküm verme konusunda ana merci olarak Allah'ın ve Ralulullah' ın emirleri değil, insanların örfü, adetleri, heva ve heveslerini kabul edilmiş olur. İşte en büyük zorluk... Bu nokta her çağda gelen Allah Davası yolcularının ilk etapta aşması gereken belli engellerden birisidir." Dava önce Müslümanların yolu ile mücrimlerin yolunun ayrılmasıyla başlamalıdır. Dava adamları hakka davet konusunda açık ve kesin olmalıdırlar. Müsamaha ve yardakçılığa yönelmemelidirler. Kendi davalarını açıklarken bir korku ve endişeye sürüklenmemeli, kınayanların kınaması, bağıranların bağırıp çağırması onları davasından alıkoymamalıdır: "Bakınız! İşte bunlar müslümanları kafir kabul ediyorlar. Dinsiz kabul ediyorlar" diye çığlık atmalarına aldırmamalıdırlar. Evet Allah davasına sahip çıkanlar bu engeli aşmalıdırlar. Kendi amellerinde bu ayrılık kesin şekilde yapılmalıdır. Ancak bu şeklide bütün enerjlerini Allah yolunda harcayabilirler. Bu hususta hiçbir müslümanın içinde şüphe olmamalıdır. Endişe bulunmamalıdır. Gizli ve kapalı bir nokta kalmamalıdır. Çünkü hak yolunun yolcuları ancak kendilerinin kesin müslüman olduklarını, yollarına dikilenlerin ve Allah'ın yolundan insanları alıkoyanların kafir olduklarını iyice kabullendikleri takdirde bütün kuvvetleri ile birlikte harekete geçebilirler... Mesele bu şekildedir. Allah yolunun yolcuları kendi davalarının bir küfür ve iman davası olduğunu bildikleri zaman yoldaki meşakkatlere tahammül edebilirler. Kendileri ile mensup oldukları milletler arasında yolların ayrıldığını, kendilerini bir başka millete mensup oldukları kavimlerin bir başka milletten olduğunu kabullendikleri taktirde... Kendilerinin mensup olduğu dini ayrı, kavimlerinin mensup olduğu dinin ayrı olduğunu kavradıkları taktirde yoldaki eziyetlere katlanabilirler. "Suçluların (kafirlerin) yolu belli olsun diye böylece ayetleri uzun uzun açıklarız." (En'am: 55) (Fi-Zilalil Kur'an c: 7 s:236-240)  


Son takip: 03.06.2020 - 12:05
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · BA'SU BÂDE'L-MEVT .. · d- Yemekten önce ve so a el ve ağzı yıkamak · c) Yardımlaşma · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · Gâlibiyet ve Zafer Vaadi · h- Tiyatrocu, aktör olmalıdır. · İbâdet · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · İbâdetlerde Hikmet Aramak ve Orucun Hikmeti · 3- Üçüncü Sınıf Zevi'l-erhâmın Mirasçı Olması · d) Kul, Kusursuz Olur mu? . · Irkçılık/Asabiyet/Kavmiyetçilik. · Kadın Kocasından Nefret Edip Onunla Birlikte Kalmak İstemiyorsa Ne Yapar?. · f- Çirkin Söz (Sebb) · Kadının Elbisesi · KÂFİR.. · Liânın Şartları üçtür · b- Allah’tan Başkası Gaybı Bilemez
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber