sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Müderris
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· Diğer Görevleri
· Ana-Babanın En Büyük, En Kutsal Görevi Çocuklar, Çocuklar, Çocuklar!
· Birden çok Kadınla Evlenmenin Şartları
· 4- Şiddetli Geçimsizlik ve Kötü Muâmele
· Athene
· İsrâiliyyât
· Mürşid
· Rûhânî
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· Tevekkül Sahiplerini, Kendisine Dayanıp Güvenenleri
· Atalarının Dinine Uymaları
· Hevânın İlâh Haline Getirilmesi

Son Okunanlar
· 7) Bu Cemaatin Fertlerini Sadece Allah Rasulünün Ve Müslüman Liderin Velayetinde Olmaları, Cahili Toplum Ve Bu Toplumun Liderleriyle Herhangi Bir Dostluk Ve Ilişki Içine Girmemeleri...
· FESAT ..
· c- Genel Olarak Değer Yargılarında Hâkimiyet
· Tahıyyetü'l-Mescid
· Tûfân'la İlgili Diğer Kültürlerdeki Bilgiler
· Dinadamı Sıfatı Ve Hiyerarşi
· Vahiy Esnasında Rasulullah’ın Durumu
· Şükür-Hamd İlişkisi
· Akîde Yönünden İnsanlar
· TEVEKKÜL.



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

7) Bu Cemaatin Fertlerini Sadece Allah Rasulünün Ve Müslüman Liderin Velayetinde Olmaları, Cahili Toplum Ve Bu Toplumun Liderleriyle Herhangi Bir Dostluk Ve Ilişki Içine Girmemeleri...

7
7) Bu Cemaatin Fertlerini Sadece Allah Rasulünün Ve Müslüman Liderin Velayetinde Olmaları, Cahili Toplum Ve Bu Toplumun Liderleriyle Herhangi Bir Dostluk Ve Ilişki Içine Girmemeleri...   Buradaki velayetten maksat itaat etmek, yardımlaşmak ve işbirliği yapmaktır. Mü'minin yalnız Allah'a, Rasulüne ve Müslüman ulul emre itaat etmesi gerekir. Ancak Mü'min kardeşleriyle yardımlaşır ve onlarla işbirliği yapar. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "Erkek ve kadın mü'minler birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülüğü yasaklarlar. Namazlarını kılarlar, zekatlarını verirler, Allah'a ve Rasulüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz ki Allah Aziz'dir, Hakim'dir. Herşeye galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Tevbe: 71) "Ey iman edenler! Mü'minleri bırakıp da kafirleri veli edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık delil mi vermek istiyorsunuz" (Nisa: 144) "Sizin veliniz sadece Allah, onun rasulü ve Allah'a boyun eğerek namaz kılan, zekat veren mü'minlerdir. Kim Allah'ı, Rasulünü ve iman edenleri veli edinirse bilin ki; şüphesiz Allah'ın hizbi galip gelecektir. Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerle kafirlerden dininizi alay ve eğlence konusu yapanları veli edinmeyin. Eğer iman ediyorsanız Allah'tan korkun" (Maide:55-57) Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Müslüman, müslümanın din kardeşidir. Müslüman, kardeşine zulmetmez ve onu düşman eline vermez. Her kim müslüman kardeşine yardımda bulunur ve onun ihtiyaçını temin ederse Allah'da ona yardım eder. Her kim bir müslümanın sıkıntılarından birini giderirse Allah'da buna karşılık kıyamet sıkıntılarından birini defeder. Her kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah-u Teala ahirette onun ayıbın örter." (Buhari, Müslim) Rasulullah (s.a.s) -"İster zalim olsun, ister mazlum olsun mü'min kardeşinize yardım ediniz" buyurdu. Ashabdan biri: -"Ya Rasulallah! Mazlum olan kimseye yardım ederim. Fakat zalime nasıl yardım edebilirim" dedi. Rasulullah (s.a.s): -"Zalimi zulüm yapmaktan alıkoyarsın. İşte bu ona yardımdır." buyurdular.
(Buhari) Allah'a, rasulüne ve mü'minlere velayetin tam anlamıyla gerçekleşebilmesi için cahili toplumun fertlerinin ve idarecilerinin velayetini reddetmek (yani onlara itaat etmemek ve onlarla yardımlaşmamak, işbirliği yapmamak) şarttır. Allah (c.c) şöyle buyuruyor: "Ey iman edenler! Yahudi ve Hristiyanları veliler edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridirler. Sizden kim onları veli edinirse şüphesiz onlardan olur. Muhakkakki Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez." (Maide:51) "Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerle kafirlerden dininizi alay ve eğlence konusu yapanları veliler edinmeyin. Eğer iman ediyorsanız Allah'tan korkun." (Maide: 57) "...İman edin hicret etmeyenlerle hicret edinceye kadar aranızda hiçbir velayet sorumluluğu yoktur..." (Enfal:72) "Kafirler de birbirlerinin velisidirler. Eğer böyle yapmazsanız yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesad olur." (Enfal: 43) "Kendilerine doğru yol açıkca belli olduktan sonra tekrar küfre dönenlerin yaptıklarını şeytan kendilerine hoş göstermiştir. Ve hayallerle aldatmıştır. Çünkü onlar Allah'ın indirdiklerini beğenmeyenler: "Biz size ileride bazı hususlarda itaat edeceğiz" dediler. Halbuki Allah onların gizlediklerini biliyor. Ya melekler yüzlerine ve arkalarına vura vura canların alırkan halleri nice olacak. Çünkü onlar Allah'ı gazablandıracak şeylere uydular. Ve O'nun rızasını hoş karşılamadılar. Bunun üzerine Allah da onların amellerini boşa çıkarıverdi." (Muhammed: 25-28) "İşte bunun için İslam akidesinin ilk andan itibaren organik bir hareket potansiyeli halinde ortaya çıkması mutlak gereklidir. İslam'ın ortadan kaldırmayı hedef aldığı cahiliyyet hareket ve topluluğundan apayrı, müstakil ve organik bir hareket birliği halinde ortaya çıkması şarttır. Ve bu yeni kumanda sisteminin ana mihverini; Rasulullah'ın ve ondan sonra gelen İslami hereket mekanizmasının hedefini teşkil eden; insanları yalnız başına Allah'ın uluhiyetine, rububuyetine ve hakimeyetine teslim etme hususunu teşkil etmelidir. "Lailahe illallah Muhammedun Rasululluh" diyen herkes çevresinde bulunan cahiliyyet toplumunun hareket mekanizmasıyla ilgisini kesmeli, ne şekilde olursa olsun içinde yetiştiği bu toplumun kumandasına teslim olmaktan kaçınmalıdır. Bu kumanda mekanizması bazen din adamlarından, mabed bekçilerinden, rahiblerden, hahamlardan ve benzeri kimselerden teşekkül etmiş olabilir. Veya siyasi, sosyal ve ekonomik baskı güçleri tarafından teşkil edilmiş olabilir. Nitekim Kureyş toplumunda cahiliyet mekanizmasını bunlar teşkil ediyordu.  Müslüman onlara bağlılığını tamamen terkederek yeni teşekkül etmiş bulunan organik İslam birliğin hareketine ve İslam kumandasına teslim olmalıdır..." (Yoldaki İşaretler s: 49) İşte velanın sınırları bu şekilde belirginleşince, buna bağlı olarak bütün bağlılık ve ilişkilerinde tabiatı baştan sona değişir. "İslam insanı Rabbine döndürmek için gelmiştir. Allah'ın hükümleri insanların başvurduğu tek değer, ölçü ve hakimiyet kaynağı olmak için gelmiştir. İnsanın varlık ve hayat görüşü o kaynaktan almasını sağlamak için gelmiştir. İnsan münasebetleri ve bağlılıkları yönünden de o kaynağa başvurmak zorundadır.  Çünkü o iradeden çıkmış ve tekrar ona dönecektir. İslam gelir gelmez, insanları Allah'a bağlayan bir tek bağın mevcut olduğunu belirtmiş ve bu bağın geliştiği andan itibaren başka hiç bir bağın ve dostluğun kalmayacağı gerçeğini yerleştirmiştir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Allah'a ve ahiret gününe inananların, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya aşiretleri olsa bile Allah'a ve Raulüne karşı gelenlere sevgi beslediklerini asla görmezsin..." (Mücadele: 22) "İslam Allah'ın hizbinin birden fazla olmayacağını sadece tek bir hizib olduğunu fakat şeytan, tağut ve hiziplerini birden fazla olduğunu belirtmek için gelmiştir." "Meydanda bir tek yurt vardır o da İslam yurdu... İslam devletinin hakim olduğu yurt; Allah'ın şeriatının hükümran olduğu, emirlerinin geçerli bulunduğu ve müslümanların birbirlerin dost edendikleri diyardır. Bunun gerisinde kalanların hepsi de harp diyarıdır. Müslümanın onlarla münasebeti ya savaş ya da antlaşma ile ittifaktır. Buna rağmen orası islam diyarı olamaz ve müslümanlarla onlar arsında bir dostluk söz konusu olamaz." (Yoldaki İşaretler s:134-135) "İşte akide bağı kurulduğu zaman artık bütün mü'minler kardeş olur. İsterse aralarında akrabalık bağı bulunmasın, neseb ilgisi olmasın... "Mü'minler ancak kardeştirler." Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "İman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler, muhacirleri barındırıp yardımda bulunanlar işte onlar birbirlerinin dostudurlar." (Enfal: 72) Kur'an'ı Kerim, insanlar arasında mevcut çeşitli bağ ve ilişkilere örnekler vermiştir. Mesela Nuh (a.s) kıssasında evlatlık ve vatan bağından, Ashab'ı Kehf kıssasında ise aile, akraba ve vatan bağlarından, hz. Nuh ve hz. Lut'un hanımları ile Firavn'ın hanımı kıssalarında karı koca bağından söz edilmektedir. Biz bunlardan yalnızca iki örnekten söz edeceğiz. Allah-u Teala İbrahim (a.s) ile beraberinde olanlardaki güzel örneğin şöyle anlatıyor. "İbrahim ve beraberinde olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizlerden ve Allah'tan başka ibadet etmekte olduğunuz şeylerden tamamen uzağız. Sizi inkar ettik. Siz yalnız Allah'a iman edinceye kadar sizinle aramızda bitmek bilmeyen bir kin ve düşmanlık başgöstermiştir." (Mümtehine: 4) Firavn ve hanımı hakkındaki kıssayı da şöyle anlatmaktadır: 'Allah iman edenler de Firavun'un hanımını misal getirdi. Bu kadın şöyle demişti: "Ey Rabbim! Senin katında benim için cennetinde bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar. Beni o zalimler topluluğuna uymaktan kurtar." (Tahrim: 11) Kur'an'ı Kerim'in yurt, cinsiyet ve akrabalık konusundaki bu üstün düşünce sistemi; Allah davasına sahib çıkanların gönüllerine yerleşir yerleşmez bu gönüllere cahiliyet itikadından hiçbir şeyin ve hiçbir şirk çeşidinin girmemesi gerekir. Toprak şirki... Cinsiyet şirki... Kavmiyet şirki... Akrabalık şirki... İşte Allah'u teala bunların hepsini bir ayeti kerimede topluyor ve kefenin bir gözüne koyuyor. Diğer tarafa da imanı ve imanın gereklerini koyuyor... Ve ikisinden birisini seçmeyi insanlara bırakıyor... İlişkiler bu şekilde belirlendiğine göre, o zaman "Gariplik" müslüman insanın ayrılmaz niteliği oluverir. Cahili topluma hizmet şekillerinin tümü son bulur. Bu topluma hayat veren ve onu geliştiren bütün unsurlara katkıda bulunma şekilleri de artık son bulur. Aksi takdirde teorik olarak yıkmak ve pratik olarak yapmak hareketleri arasında çok büyük bir çelişki ortaya çıkar ve bu çelişki itikadıyla, düşüncesiyle tamamen İslam için ayakta duran toplumun yapısına girer. (Yoldaki İşaretler s: 48) Konuya devam etmeden önce dikkat edilmesi gereken önemli iki nokta vardır: 1- Organik toplumun bütün fertlerinin her konuda mükemmel bir örnek olması şart değildir. 2- Konuyu inceleyen bir kimse, imani terbiyenin belirli bir zaman süreci ile sınırlı olmadığını görür. Yani ferdin tebliğ yapması için her merhaleden geçmiş olması ve her konuda örnek olması şart değildir. Çünkü İslam cemaatinin fertleri arasında da hatalar ortaya çıkabilir. Bu konuda kabul edilmeyecek tek şey, hataların tedavi edilmesi konusunda gösterilecek ciddiyetsizliktir. Cahili toplumun birtakım çekicilikleri ve ağırlıklarından kurtulmak kısa bir zamanda olmaz, bu uzun bir zaman, yorucu çaba ve gayret harcanması gerekir. İslami eğitim pratik ve bizzat yaşanarak yapılan bir eğitimdir. Belirli bir zamanla sınırlanması söz konusu değildir. Aksine her çağ ve toplumda uygulanmak üzere sürekli ve kalıcıdır. Bu eğitimin alanı pratik hayattır. Bu bakımdan eğitim ile tebliğ çizgileri arasında bi paralellik söz konusudur. Kişi müslüman olduğu andan itibaren tebliğ vazifesini yerine getirmeye başlar. Tebliğ görevini yerine getirmek için önce özel bir eğitim yapması gerekmez. "Bir tek insan bile olsa, akideyi kavradıktan sonra kendi içine kapanamaz... O mutlaka akidesiyle, ileriye doğru adım adım gidecektir... Bu, bu akidenin özelliğidir. Canlı dinamizminin bir özelliğidir...Bu akideyi bu kalbe sokan yüce güç, bu akidenin, kalbin sınırları dışına taşacağını biliyor. "İslam toplumunun tüm fertlerinin hareket etmesi zorundadır. Hareket onun akidesinde, kanında, toplumunda, bu organik toplumun oluşumundadır. Mücadele hem onu etrafını saran cahiliyede, hem kendisini, hem de çevresindekilerin nefsinde, cahiliye kalıntılarını söküp atmak için devam eder. Mücadele süreklidir ve cihad kıyamet gününe kadar devam edecektir. (Yoldaki İşaretler s: 116-117) Buna göre, tebliğ görevini yerine getirmeden önce tam bir nefsi terbiyenin gerçeğini şart koşanların yanlışlığı açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Yine İslami harekete mensup olduklarını iddia edip de hiçbir hareket göstermeyenlerin bu iddialarında ne derece hatalı oldukları da daha açık ortaya çıkmış oluyor. Bu niteliklerden gayet açık bir şekilde şu sonuç çıkmaktadır: Böyle bir cemaat ancak en büyük hedefi gerçekleşirmek için var olur ve harekete geçer. Böyle bir cemaatin cüz'i herhangi bir ıslahat yapmak düşüncesi ile cüz'i herhangi bi hedefle uğraşıp zaman yitirmemesi gerekir. Çünkü onun gördüğü herbir fesat, aslında tek kaynaktan çıkmaktadır... "Ey Rasulüm! (O hicreti terkedenlere) de ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz eşleriniz,  soylarınız, kazandığınız mallar, hoşunuza giden meskenler, size Allah ve Rasulünden ve O'nun yolunda cihaddan daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez." (Tevbe: 24)  


Son takip: 28.05.2020 - 04:58
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Ağlama Konusunda Hadis-i Şerif Kaynakları · Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · AKIL HASTALIĞI · Haramın Devlet Eliyle İşlenmesi · Kur’an ve Sünnette Ruh · 13) Tabiat Olaylarını Allah’ın İradesine Uygun Olarak İdare Etmek · e- Nifak (İnançta İkiyüzlülük) · Rasûlullah’ın Sünnetinde İstişâre ve Konuyla İlgili Hadis-i Şerifler İstişârenin Önemi ve İstişâre Emri · Beşerî Sistemlerin Dünyevîliği; İslâm'ın Uhrevîliği · Hüküm Yönünden Alış-veriş Şekilleri · Barnaba İncil’ini Diğer İncillerden Ayıran Özellikler · Konut Kredisi · Maden ve Definelerin Zekatı · Müslümanların Ehl-i Kitaba Karşı Davranışları Nasıl Olmalıdır? . · Bâtıl Din ve İdeoloji Mensuplarına Benzemenin Hükmü · Kelime-i Tevhid Ve İlah Anlayışları · Âdem’in Günahının Tüm İnsanlığa Dünyadaki Cezâsı · Allah Affedicidir · Zikrin Yozlaştırılması; Zikirde Usûl ve Âdâba Riâyetsizlik. · Halife’nin Anlam Sahası
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber