sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Mısır'dan Çıkış
· Orucun Şartları
· Câhiliyye
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Tevrat'ın Nüshaları
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· Athene
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· 3- Toplumda Tevhid
· 10. Haset Etmez.
· g- Yemin
· İtaatle İlgili Bazı Meseleler
· Başta Yahûdiler Olmak Üzere Ehl-i Kitab’ın Çoğu, Kâfirlerle/İnkârcı Ateistlerle Dostluk Ederler

Son Okunanlar
· A- İslam'ı Açıklamak
· 2- Murâbaha
· 2) Dinî Esaslardan Fedakârlık Yapıp, Allah’ın Hoşlanmadığı Şeyleri Ve Kimseleri Hoş Görme
· RİYA
· Fesatçılara Verilen Ceza.
· Sosyalizm
· Rehbet
· La İlahe İllallah’ın Şartları
· Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
· 4) İbâdet Kasdıyla Herhangi Bir Şahsa Secde Etmek



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

A- İslam'ı Açıklamak

A
A- İslam'ı Açıklamak:   Yani İslam'ı insanlara açık ve gerçek bir şekilde eksiksiz olarak anlatmak. Bunun yanında müslüman davetçinin davranış ve yaşayış tarzının da İslama uygun olması; diğer bir deyişle kendi yaşayış tarzıyla da İslam'ı tebliğ etmesi gerekir. Dava adamı, insanları sapıklıktan kurtarmak için bütün gücünü harcadığı zaman Allah'a karşı özür sahibi olur. İmanı ve hakkı kabul etmeyen sapıkların ise kıyamet gününde Allah'u Teala'ya karşı ileri sürecekleri bir özürleri olmaz. Tıpkı Allah'u Teala'nın şu ayeti kerimede buyurduğu gibi: "Helak olan açıkca delili gördükten sonra helak olsun, yaşayan da açıkca delili gördükten sonra yaşasın" (Enfal: 42) Bu meseleyi iyice açıklamak için şu noktalar üzerinde durmamız gerekir: 1) İslam'ı insanlara sunarken Allah'ın istediği gibi, akide, ibadet ve hayat nizamı olarak sunmak, insan hayatında yapacağı değişiklikleri açıklamak gerekir. Yani onlar; İslam'ın hayatları kökten değiştireceğini, büyük mesuliyetler yükleyeceğini, sahip oldukları tüm dünya görüşlerini bir tarafa atıp onlar yeni bir dünya görüşü ve hayat anlayışı kazandıracağını iyice anlatmak gerekir. "İslam insanların düşünce sistemlerinde, adet ve geleniklerinde, sosyal hayatlarında ortaya çokan arzularına boyun eğmek için gelmemiştir. Bu arzular ister İslam'ın geldiği çağlardaki arzular olsun, isterse bugün doğuda ve batıda beşeriyetin içine daldığı hevesler olsun hiç farketmez. İslam, bütün bunları ortadan kadırıp insan hayatını kendi özel prensiplerine göre düzenlemek ve yeniden kurmak için gelmiştir. Evet İslam düşüncesine dayalı ve ona sımsıkı bağlı bir hayat meydana getirmek için... İnsanlığın içinde bulunduğu cahiliyyet hayatının bir takım cüz'i şekilleriyle İslam hayatı bazı noktalarda birbirine benzerlikler tamamen tesadüfün eseridir. Ağaçın köküne gelince; o tamamen ayrıdır. Çünkü bu ağaçı yetiştiren Allah'ın hikmetidir. O ağacı ise insanların arzuları filizlendirmiştir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Güzel bir ülke Rabbinin izniyle mahsulünü verir. Kötü olan bir ülke ancak kavruk bir mahsul çıkarır." (A'raf: 58) (Yoldaki İşaretler s: 148) 2) İslam'ı insanların sevdiği veya hoşumuza giden, kendi icad ettiğimiz isimlerle değil Allah'ın verdiği isimle takdim etmeliyiz. Ve takdim ederken de başka hedeflerin, başka bayrakların beraberinde değil tek olarak takdim etmeliyiz. "Bu mübarek nizamın o yüce seviyeye erişerek gerçekleşmesi için davaya öylece başlamak ve sarılmaktan başka çıkar yol yoktur. Yalnız başına bu sancağın; Lailahe İllallah sancağının yükseltilmesinden ve beraberinde hiçbir sancağın çekilmemesinden başka çıkar yol yoktur... Davayı böylesine sarp, böylesine sert, böylesine zor, pratikte de böylesine muvaffak kılan yolu seçmekten başka çare yoktur... Şayet bu dava, ilk adım atılırken bir milliyetçilik  davası, bir sosyal dava, bir ahlak davası olarak başlamış olsaydı, ya da onun yükselttiği "Lailahe illallah" ilkesinin yanında başka ilkeler de yükselmiş olsaydı hiç şüphesiz o zaman bu sadece Allah'a mahsus olan bir dava olmazdı..." (Yoldaki İşaretler s:30)  3) İslam'ı, ayrıntılarına girmeden temel kaideleriyle tebliğ etmeliyiz. Çünkü İslam'ın temellerine tam ve kesin olarak iman eden bir kimse en ince ayrıntılarına kadar iman etmiş demektir. Fakat islam'ın temel kaidelerine iman etmeyen bir insana, islam'ın temelini teşkil etmeyen bazı meselelerin doğruluğunu ispat ederek bir yere varamayız. "Kur,an'ın akide davasını tek başına ele alması ve akide esasları üzerine kurulmuş olan nizamın ayrıntılı kısımlarını, sosyal muameleleri düzenleyen hükümlereni genişce anlatmaması, bu din yoluna kendisini adamış olan dava adamlarının dikkat ve ibretle düşünmeleri gereken bir gerçektir..." "Lailahe illallah akidesi istikrar kazanıp kökü en derin noktalara kadar ulaştığı zaman, bu davanın temsil ettiği nizamlar da istikrar kazanır ve akidenin yerleştiği nefislerin razı olacağı tek nizam olarak ortaya çıkar. O zaman bu nefisler, ayrıntıları anlatılmamış, konulan hükümler belirtilmemiş olsa bile ilk önce bu nizama teslim olurlar. İşte bu teslimiyet öncelikle imanın gereğidir. İşte böyle teslimiyet örneği ile insanlar İslam nizamına sarılmıştır. İslam'ın koyduğu hükümleri gönül hoşluğu ile kabul etmiş, razı olmuş, emri ilk duyduklarında bir tek kelimeye bile itiraz etmemiş, anlatıldığı vakit uygulamasında hiçbir zorluk çıkarmamışlardır. İşte böylece İslam içkiyi yasaklamış, faizi kaldırmış, kumarı iptal etmiş bütün cahilliyet adetlerini kökten yok etmiştir veya Rasulullah'ın dininden bir kaç kelimeyle ortadan kalkmıştır. Halbuki yeryüzünün hükümlerine bağlı hükümetler bütün bunlardan yalnız birkaç tanesini yerine getirebilmek için kanunlarla, sistem ve prensiplerle, askerleri ve kuvveteri ile propaganda ve reklam vasıtaları ile harekete geçmiş olmalarına rağmen, yasaklanmış olan şeylerin sadece dış görünüşte ortaya çıkmasını engellemekten başka birşey yapamamışlardır. Gerçekte ise toplumlar tamamen yasaklanan ve kötülenen şeylerin dalgaları arasında boğulup gitmektedir..." (Yoldaki İşaretler s: 131-132) 4) Dava adamı İslam'ı tebliğ ederken insanların karşısında zavallı ve aciz bir kimse gibi davranmamalı, bilakis onlara yükseklerden, aynı zamanda şefkat ve merhametle bakmalıdır. İnsanlara yüksekten bakması onlara İslami hakikatleri korkmadan ve utanmadan tebliğ edebilmesini sağlar. Şefkat ve merhametle baktığı için onların hidayetini ister. Karşısındaki kişiye İslam'ı ilk anlatışında reddedilse bile onu hemen terketmez, onun hidayeti için çalışır ve onlardan gelen eziyetlere sabreder. "İslam gerçeğini bu şekilde kavradığımız zaman, tabii olarak bu idrak bize, insanlarla muhatap olurken ve onlara İslam'ı sunarken bir güven ve güç, bunu yanı sıra da bir şefkat ve acıma duygusu verecektir. Kendisinin sahip olduğu şeylerin bizzat hak, insanların üzerinde bulundukları yolun ise batıl olduğunu yakinen kabul eden insanın güveni... İnsanlığın nasıl mesut olacağını bildiği halde beşeriyetin göz göre göre bedbahtlıklara ve kötü yollara daldığını gören insanın şefkati... Asıl hidayetin nerede olduğunu bilen, buna rağmen insanların sapıklığa düştüğünü gören insanın açıması..." Biz İslam'ı insanlara sunarken hile ve oyuna başvuracak değiliz. Onların sapık düşüncelerine ve şehevi arzularına boyun eğecek de değiliz. Aksine onlara açık, hem de son derece açık olacağız: Sizin içinde bulunduğunuz cahiliyyet hayatı bir pisliktir. Allah-u Teala ise sizi temizlemek istiyor. Sizin sahib olduğunuz prensibler kötüdür. Allah ise sizi güzelleştirmek istiyor. Sizin yaşadığınız bu hayat aşağılık bir hayattır. Allah ise sizi üstün bir hayata ulaştırmak istiyor. Sizin içinde bulunduğunuz şu durum zilletin, çaresizliğin ve mutsuzluğun ifadesidir... Halbuki Allah sizin yükünüzü hafifletmek, size acımak ve mutlu kılmak istiyor." (Yoldaki İşaretler s: 150) "İşte İslam'ı insanlara takdim ederken böyle hitap etmeliyiz. Çünkü İslam insanlara ilk olarak bu şekil ve gerçek ile hitap etmişti. Gerek Arap yarımadasında, gerek İran'da gerekse Bizans'da, nerede olursa olsun; muhatap olduğu insanların hepsine bu şekilde seslenmişti... Onlara çok yükseklerden bakmıştı... Çünkü davasının gerçek olduğunu biliyordu. Onlara sevgi ve şefkat diliyle seslenmiş ve bu hakikatın kendi fıtratlarında bulunduğunu belirtmişti. İlk hamlede asla kapalılığa yer vermeden kesin şekilde ayrılmıştır onlardan. Tereddüde düşmeden kendi durumunu açıklamıştı. Çünkü bu onun metoduydu." (Yoldaki İşaretler s: 151) Kendini üstün görmek; pek çok kimsenen zannettiği gibi aşağı görerek insanlardan tamamen uzak kalmak anlamına gelmez. Bu şekilde zanna kapılanlar, bu ifadelerden cahiliyet içinde olanların düşünce ve uygulamalarına alaycı bir şekilde bakmak gerektiğini anladılar, ondan sonda da hayal kanatlarını takıp uçtular. Kendilerinin yücelikleri ve üstünlüklerinden, kendilerini beğenme noktasına ulaştılar. Bu yüceliklerinden dolayı Allah'a hamdettiler, diğer taraftan da bu cahilleri kurtarmak için en ufak bir çaba bile harcamadılar. İnsanlara içinde bulundukları sıkıntı ve kötü durumlarını anlatmak için en ufak bir çaba göstermediler. "İslam'ı açıklamak" meselesini bu şekilde anlattıktan sonra bununla ilgili iki önemli mesele üzerinde durmamız gerekir: 1) Dava adamının şahsi davranışları. 2) Dava adamıyla içinde yaşadığı cahili toplum arasındaki zihni ayrılık ve arlarındaki ilişkinin sınırları. Birinci meseleyle ilgili olarak Seyyid Kutub şöyle diyor: Şahsi yaşantı, aynı anda ikili bir tablo verir: Bir taraftan davetçinin kendisine davet ettiği davasında samimi olduğunun delilidir. Çünkü herşeyden önce davet ettiği şeye kendi bağlıdır. Diğer taraftan dinin insanını nefsinde ne derece yüksek bir noktaya varabileceğini delilidir. Ayrıca bu durumun gerçeğe uygun olduğunun ve insan hayatını ne derce yüksek fedeflere ulaştıracağının da ayrı bir delili olcaktır. "Hem müslüman İslam anlayışının kendisine verdiği düşünce ile bilir ki o şahsen bu dine şahidlik etme vazifesini yerine getirmekle mükelleftir. Bunu yapmadığı müddetçe vicdan huzuruna kavuşamaz. Zihni rahat etmez. Allah'ın kendisine bir lütuf eseri olarak ihsan ettiği İslam nimetinin borcunu ödemiş saymaz. Ve bunun için bu vazife yapamama şuuru ile dünya ve ahiretteki ilahi azaptan kurtulma çaraleri arar. Ya bu, ya o... Ya doğrudan doğruya ve tam olarak şehadet vazifesini ifa edecek; canı, başı, malı, mülkü ile bu yoldaki mükellefiyetlere katlanacak, ya da katlanılması mümkün olmayan azaba düşecek. "Böylece sizi insanalara örnek olmanız için tam ortada bulunan (vasat) bir ümmet kıldı. Rasul de sizin üzerinize şahiddir." (Bakara:143) "Allah tarafından kendisine bildirilen bir gerçeği gizleyenden daha zalim kim vardır." (Bakara: 140) Müslüman bu şehadet vazifesin önce kendi nefsinde tatbik eder...Şahsen pratik hayatında en küçük faaliyet şeklinde de olsa o şehadet vazifesini yerine getirir. Hayatını akidesine bağlı olan düşünce sistemine göre düzenler. Müslüman küçük veya büyük her haraketi ile bu dine şehadet vazifesini yerine getirir. Evet sadece dille şehadet değil, hatta gönülle de şehadetten ibaret değil... Fiilen şehadet... İmanı tasdik eden ayan beyan olan ve pratik hayatta eseri görünen, insanların dünyasında göze ilişen pratik bir şehadet..." (İslam Düşüncesi s: 184-185) İkinci meseleye yani; insanlardan uzak kalmanın ve onlarla ilişkide bulunmanın sınırlarına gelince; bunun sınırlarını davetçinin gelişmesi ve onun eğitimi ile davetin zorunlulukları ve başkalarını kurtarma çabaları belirler. Buna göre, belli ölçüde bir uzaklaşma ile birlikte başkalarını kurtarmak ve onlara tebliğde bulunmak için belirli bir ilişkide bulunmak da kaçınılmazdır. Seyyid Kutub şöyle diyor: "Önce kendi durumumuzu ispat etmek sonra da cahiliyyet hayatını üstünda kalmayı başarmak zorundayız. Cahiliyyet hayatını bizim sahip olduğumuz İslam hayatını yüce ufuklarından izleyerek değerlendirmek zorundayız... Bunu yaparken de bazı adımlarımızı cahiyyetle birlikte atmak zorunda değiliz. Bu arada hemen onlardan alakamızı kesip bir inzivaya çekilmek zorunda da değiliz. Asla... Biz sadece onların içerisine karışarak onlardan yarı bir hayat sürdürmek, onlarla alışveriş yaparak onlardan üstün hareket etmek ve sevgiyle gerçekleri açıktan açığa haykırmak, tevazu ile imani üstünlüğü sağlamak ve göstermek zorundayız." (Yoldaki İşaretler s: 158)  


Son takip: 03.06.2020 - 07:08
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · BA'SU BÂDE'L-MEVT .. · d- Yemekten önce ve so a el ve ağzı yıkamak · Dârulİslâm · c) Yardımlaşma · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · Gâlibiyet ve Zafer Vaadi · h- Tiyatrocu, aktör olmalıdır. · İbâdet · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · İbâdetlerde Hikmet Aramak ve Orucun Hikmeti · 3- Üçüncü Sınıf Zevi'l-erhâmın Mirasçı Olması · d) Kul, Kusursuz Olur mu? . · Irkçılık/Asabiyet/Kavmiyetçilik. · Kadın Kocasından Nefret Edip Onunla Birlikte Kalmak İstemiyorsa Ne Yapar?. · f- Çirkin Söz (Sebb) · Kadının Elbisesi · Kâfir Toplumların İmtihanı · KÂFİR..
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber