sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Müderris
· Birden çok Kadınla Evlenmenin Şartları
· Rûhânî
· Septisizm
· Titan
· Atalarının Dinine Uymaları
· 3- Toplumda Tevhid
· Başta Yahûdiler Olmak Üzere Ehl-i Kitab’ın Çoğu, Kâfirlerle/İnkârcı Ateistlerle Dostluk Ederler
· Arbede
· İnhinâ
· Nükabâ
· Câhiliyyenin Bir Başka Yönü
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Allah’ın Semî’ İsmine İnanmanın Gereği

Son Okunanlar
· Hadis-i Şeriflerde Karz-ı Hasen.
· NİFAK-MÜNAFIK.. Nifak Kelimesinin Sözlük ve Terimsel Anlamı
· İ'tikâfı Bozan Hâl ve Hareketler 1- Birleşme Yapmak
· Yegâne Yaratıcı Allah’ı İnkâr Edenleri Düşünmeye Dâvet Bu Şiiri Kim Yazdı? .
· 2- Nafile Olan Hedy;
· “Subhâneke Allahümme” Kelimesinin Anlamı
· Zâlimler
· Allah’ın Rab Oluşunun Çeşitli Görünümleri
· İslâm’da Laiklik Yoktur
· Galaksiler Ve Samanyolu Galaksisi



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Hadis-i Şeriflerde Karz-ı Hasen.

Hadis
Hadis-i Şeriflerde Karz-ı Hasen   Hadis-i şeriflerde borç verme, ödünç verme söz konusu edildiğinde bunun hukukî mâhiyetinden çok ahlâkî yönü üzerinde durulmuştur. Karz-ı hasen vermenin dinî değerine ve erdemli bir davranış oluşuna dikkat çekilirken, mecbûrî hallerin dışında borç almanın hoş görülmediğini, hele borcunu zamanında ve güzel bir şekilde ödememenin erdemli bir davranış olmadığı, zulüm olduğu vurgulanmıştır. Hz. Peygamber’in borç yükünden Allah’a sığınması (Buhârî, Cihad 74; Tirmizî, Deavât 70), olanca iyi niyetine ve çabasına rağmen borcunu ödeyemeyenler hakkındaki şefkatli tutumu ve bu tür borçları beytülmalden ödetmesi (Buhârî, Nafakat 15; Müslim, Ferâiz 15-16; İbn Mâce, Sadakat 21) borcun ödenmesine verilen önemin göstergeleridir.       "Kim şu üç şeyden berî olarak ölürse cennete girer: Kibir, gulûl (ganîmet veya toplum malından çalma), borç." (Tirmizî, Siyer 21, hadis no: 1572, 1573) "Allahu Teâla nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan kebîrelerden sonra, beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde borç olduğu halde ölmesidir." (Ebû Dâvud, Büyû 9, (3342) "Bundan sonra yanımda para olmadan hiçbir şey satın almayacağım." (Ahmed bin Hanbel, I/235, 323) "Borcunu ödeyebilecek durumda olan zengin kimsenin ödemeyi geçiktirmesi zulümdür. Biriniz bir zengine havâle olunursa (havâleyi kabûl etsin.)" (Buhârî, İstikrâz 12, Havâlât 1, 2; Müslim, Müsâkat 33, hadis no: 1564; Ebû Dâvud, Büyû 10, hadis no: 3345; Tirmizî, Büyû 68, hadis no: 1308; İbn Mâce, Sadaka, 8; Nesâî, Büyû 100, 101; Muvattâ, Büyû 84; Dârimî, Buyû’, 48; Ahmed bin Hanbel, II/71, 245, 254, 260) "Zenginin borcunu savsaklaması, haysiyetinin ihlâl edilmesini ve cezâlandırılmasını helâl kılar." (Ebû Dâvud, Akdiye 29, hadis no: 3628; Nesâî, Büyû 100; İbn Mâce, Sadakat 18, hadis no: 2427; Buhârî, İstikrâz 13) Ebû Katâde (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.)'a namazını kıldırıvermesi için bir adam(ın cenâzesi) getirildi. Rasûlullah (s.a.s.): "Onun üzerinde borç var, arkadaşınızın namazını siz kılın!" buyurdu. Ben: "(Borç) benim üzerime olsun, ey Allah'ın Rasûlü" dedim. "Sadâkatle mi?" dedi."Sadâkatle!" dedim. Bunun üzerine cenâzenin namazını kıldı." (Tirmizî, Cenâiz 69, hadis no: 1069; Nesâî, Cenâiz 67) Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah (s.a.s.)'a üzerinde borç olan bir ölü getirildiği zaman: "Borcunu ödeyecek bir mal bıraktı mı?" diye sorardı. Eğer yeterli mal bıraktığı söylenirse namazını kılardı. Aksi takdirde: "Arkadaşınızın namazını kılın!" derdi. Ancak Allah Teâlâ, Rasûlüne fetihler müyesser ettiği zaman (her getirilenin) namazını kıldı ve ("borcu var mı?" diye) sormadı. Şöyle derdi: "Ben mü'minlere nefislerinden evlâyım. Öyleyse, kim borç veya ağır bir yük veya horanta bırakırsa o banadır, benim üzerimedir. Kim de mal bırakırsa o da kendi vârislerinedir." (Buhârî, Ferâiz 4, 15, 25, Kefâlet 5, İstikrâz 11, Tefsir Ahzâb 1, Nafakat 15; Müslim, Ferâiz 14, hadis no: 1619; Tirmizî, Cenâiz 69, hadis no: 1070; Nesâî, Cenâiz 67) "Ben her mü'mine kendi nefsinden daha evlâyım/yakınım. Nitekim, kim bir mal bırakırsa bu ailesi içindir. Kim bir borç veya (bakıma muhtaç) horanta/aile efrâdı bırakırsa bu bana aittir ve benim üzerimedir." (Müslim, Cum'a 43, hadis no: 867; Nesâî, Iydeyn 22) "Rasûlullah (s.a.s.)'da bir adamın (parası ödenmemiş) bir devesi vardı. Borcunu istemeye geldi. Bu sırada kaba sözler sarfetti, hatta Ashab'tan bâzıları haddini bildirmek istedi. Ancak Rasûlullah (s.a.s.) buna meydan vermeyip: "Bırakın onu! Hak sahibinin konuşma hakkı vardır" buyurdu, sonra da: "Devesini verin!" diye emretti, (ilgililer) devesini aradılarsa da bulamadılar. Fakat onunkinden daha değerli bir deve buldular. Peygamber Efendimiz: "Bunu verin" dedi. Adam: "Bana borcunu tam ödedin, Allah da sana ödesin" dedi. Allah’ın Rasûlü (s.a.s.): "En hayırlınız, borcunu en iyi ödeyendir!" buyurdu." (Buhârî, İstikrâz 4, 6, 7, 13, Vekâlet 5, 6, Hibe 23, 25; Müslim, Musâkat 118-122, hadis no: 1600-1601; Tirmizî, Büyû 73, 75; Nesâî, Büyû 64; İbn Mâce, Ticaret, 62; Ebu Dâvud, Büyû', 110; Dârimî, Buyû', 31; Muvattâ, Buyû', 89; Ahmed bin Hanbel, VI/375, 390) "Kim, ödemek niyeti ile insanların malını alır ise, Allah bu borcunu ödemeye onu muvaffak kılar. Kim de telef etmek niyetiyle başkalarının malını alırsa Allah onun bereketini giderir, onu telef eder; borcu ödemeye muvaffak olamaz." (Buhârî, İstikrâz 2, Zikât 18; İbn Mâce, Sadakat 11; Ahmed bin Hanbel, II/361) “Bir kimse ödemek niyetiyle borçlanır, sonra borcunu ödeyemeden ölürse, Yüce Allah onun borcundan vazgeçer ve istediği bedeli vererek alacaklısını râzı eder. Buna karşılık, gönlünde ödemek niyeti olmaksızın borçlanan kimse, borcunu ödemeden ölürse, Allah ondan alacaklıların hakkını alır.” (S. Buhârî, Tecrîd-i Sarih Terc. c. 7, s. 273) "Bir borçla borçlanan bir kimsenin ödeme niyetinde olduğunu Allah bilince, onun borcunu Allah mutlaka dünyada iken öder." (Nesâî, Büyû 99; İbn Mâce, Sadakat 10, hadis no: 2408) "Kim Allah'ın kendisini kıyâmet gününün sıkıntısından kurtarmasını isterse darda olana nefes aldırsın veya tamamen bağışlayıversin" (Müslim, Kasâme 32, hadis no: 1563) "Duâsının kabul olunmasını, kederlerinin açılmasını isteyen, borcunu ödeyemeyen, zorda kalmış kimseyi bu durumdan kurtarsın." (Ahmed bin Hanbel, II/23) "Borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet veren veya borcunun bir kısmını bağışlayan kimseyi Yüce Allah Cehennem ateşinden korur" (Buhârî, Buyû' 17; Müslim, Zühd 74; Tirmizî, Buyû' 67; İbn Mace, Sadakat 14; Ahmed b. Hanbel, I/327, II/359) Bureyde (r.a.)'den rivâyet edilmiştir. O diyor ki: "Peygamber (s.a.s.)'in şöyle buyurduğunu dinledim: "Borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet veren bir kimse her gün için onun gibi bir sadaka vermiş gibi olur." Bureyde devamla dedi ki: Sonra da Onun şöyle buyurduğunu dinledim: "Borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet veren bir kimseye, mühlet verdiği her gün için iki katı sadaka yazılır." Bunun üzerine ben: "Ey Allah'ın Rasûlü, seni, borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet verene her gün için onun gibi sadaka vardır, derken dinledim; sonra da yine seni, borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet veren kişiye her gün için iki kat sadaka verilmiş gibi olur buyurduğunu işittim." Hz. Peygamber şu cevabı verdi: "Borcun vâdesi gelmeden önce verdiği her bir mühlet için onun gibi bir sadaka vardır. Borcun vâdesi geldiğinde ona mühlet verecek olursa, iki katı sadaka vermiş gibi olur." (Ahmed b. Hanbel, IV/442-443, V/300, 308) "Menfaat sağlayan her türlü borç fâizdir." (el-Câmiu's-Sağîr, II, 94) “Kim fakir, muhtaç birisine borcunu ödemek konusunda mühlet verir veya alacağını indirirse (ya da tümünü silerse) Allah onu kendi gölgesinden başka gölgenin olmadığı o kıyâmet gününde, arşının gölgesi altında gölgelendirir.” (Tirmizî, Büyû’ 67)  "Sizden önce yaşayanlardan bir tüccar vardı. Halka borç verirdi. Borçluları arasında fakir görürse hizmetçilerine: "Onun borcundan vazgeçiverin, böylece Allah'ın da bizim günahlarımızdan vazgeçeceğini umarız" derdi. Allah da onun günahlarından vazgeçti." (Buhârî, Sulh 10; Müslim, Müsâkat 19, hadis no: 1557; Tirmizî, Büyû’ 67; Nesâî, Büyû 104) Diğer bir rivâyette şöyle gelmiştir: "Bir adam hiç hayır amelde bulunmadı. Ancak halka borç verir ve borcunu toplayan elçisine: ‘Kolay ödeyecekten (zenginden) al, zor ödeyecekten (fakirden) alma, vazgeç. Ola ki Allah da bizim günahlarımızdan vazgeçer’ derdi. Allah Teâlâ bunun üzerine: ‘Haydi senin günahlarından vazgeçtim’ buyurdu." (Buhârî, Büyû 18, Enbiyâ 50; Müslim, Müsâkât 31, hadis no: 1562; Nesâî, Büyû 104) Ebû Hureyre (r.a.) anlatıyor: "Rasûlullah (s.a.s.) Benî İsrail'den bin dinar borç para isteyen bir kimseden bahsetti. Benî İsrail'den borç talep ettiği kimse: "Bana şâhitlerini getir, onların huzurunda vereyim, şâhit olsunlar!" dedi. İsteyen ise: "Şâhit olarak Allah yeter!" dedi. Öbürü: "Öyleyse buna kefil getir" dedi. Diğeri: "Kefil olarak Allah yeter" dedi. Öbürü: "Doğru söyledin!" dedi ve belli bir vâde ile parayı ona verdi. Adam deniz yolculuğuna çıktı ve ihtiyacını gördü. Sonra borcunu vâdesi içinde ödemek maksadıyla geri dönmek üzere bir gemi aradı, ama bulamadı. Bunun üzerine bir odun parçası alıp içini oydu. Bin dinarı sahibine hitâbeden bir mektupla birlikte oyuğa yerleştirdi. Sonra oyuğun ağzını kapayıp düzledi. Sonra da denize getirip: "Ey Allah'ım, biliyorsun ki, ben falandan bin dinar borç almıştım. Benden şâhit istediğinde ben: "Şâhit olarak Allah yeter!" demiştim. O  da şâhit olarak sana râzı oldu. Benden kefil isteyince de: "Kefil olarak Allah yeter!" demiştim. O da kefil olarak sana râzı olmuştu. Ben ise şimdi, bir gemi bulmak için gayret ettim, ama bulamadım. Şimdi onu sana emânet ediyorum!" dedi ve odun parçasını denize attı; odun denize gömüldü. Sonra oradan ayrılıp kendini memleketine götürecek bir gemi aramaya başladı. Borç veren kimse de, parasını getirecek gemiyi  beklemeye başladı. Gemi yoktu ama, içinde parası bulunan odun parçasını buldu. Onu ailesine odun yapmak üzere aldı. (Balta ile) Parçalayınca parayı ve mektubu buldu. Bir müddet sonra borç alan kimse geldi. Bin dinarla adama uğradı ve: "Paranı getirip ödemek için aralıksız gemi aradım. Ancak beni getirenden daha önce gelen bir gemi bulamadım" dedi. Alacaklı: "Sen bana bir şeyler göndermiş miydin?" diye sordu. Öbürü: "Ben sana, daha önce bir gemi bulamadığımı söyledim" dedi. Alacaklı: "Allah Teâlâ, senin odun parçası içerisinde gönderdiğin parayı sana bedel ödedi. Bin dinarına kavuşmuş olarak dön" dedi." (Buhârî, Kefâlet 1; Büyû 10, İsti'zân 25) "Borç, Allah'ın hoşlanmadığı bir şeye ait olmadığı müddetçe, Allah Zülcelâl, borcunu ödeyinceye kadar borçlu ile birliktedir." Râvî der, ki: "Abdullah İbn Cafer, vekil harcına derdi ki: "Git, benim için borç al. Zira ben, Rasûlullah'tan bu hadisi işittikten sonra Allah'ın benimle olmadığı bir gece geçirmekten hoşlanmam." (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 287) "Müslümanlar kendi aralarında belirledikleri şartlara uyarlar." (Buhârî, İcâre 14, 50) "Kim ödememek kastıyla borca girerse Allah'ın huzuruna hırsız olarak çıkar." (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 288) "Üzerinde bir dinar veya bir dirhemlik borçla ölen kimsenin borcu, onun hayır ve hasenatından ödenir. Orada (mahşer yerinde) ne dinar ne de dirhem vardır." (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 288) "Kim bir borçluya mühlet verirse, her gün için bir sadaka sevabı kazanır. Kim onun borcunu vâdesi geldikten sonra tehir ederse, tehir ettiği müddetçe, her geçen gün (alacağı mal kadar) sadaka yazılır." (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 289) Rasûlullah (s.a.s.), bir hak sahibine: "Sen hakkını (borçludan) imkân nispetinde günahlara girmeden al" buyurdular. (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 289) Ebu Sa'îdi'l-Hudrî (r.a.) anlatıyor: "Bir bedevi Rasûlullah (s.a.s.)'a gelerek, Efendimizin uhdesinde bulunan alacağını istedi ve bunu yaparken seri davrandı. Hatta: "Borcunu ödeyinceye kadar seni tâciz edeceğim" dedi. Ashab-ı Kirâm bedeviyi azarlayıp: "Yazık sana! Kiminle konuştuğunu bilmiyorsun galiba!" dediler. Adam: "Ben hakkımı talep ediyorum" dedi. Rasûlullah (s.a.s.), ashâbına: "Sizler niçin hak sahibinden yana değilsiniz?" buyurdu ve Havle Bintu Kays (r.anhâ)’ya adam göndererek: "Sende kuru hurma varsa benim borcumu ödeyiver. Hurmamız gelince borcumuzu sana öderiz" dedi. Havle: "Hay hay! Babam sana kurban olsun Ey Allah'ın Rasûlü!" dedi. Kadın, Rasûlullah'a borç verdi, o da bedeviye olan borcunu kapadı ve ayrıca yemek ikram etti. (Bu tavırdan memnun kalan) bedevi: "Borcunu güzelce ödedin. Allah da sana mükâfatını tam versin" diye memnûniyetini ifade etti: Peygamberimiz de: "İşte bunlar (borcunu hakkıyla ödeyenler) insanların hayırlılarıdır. İçindeki zayıfların, incitilmeden haklarını alamadıkları bir cemiyet iflâh olmaz" buyurdular." (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 290) "Bir müslümana bir şeyi iki kere borç olarak veren hiçbir müslüman yoktur ki, onun bu davranışı, o şeyi bir kere sadaka etmiş gibi sevap olmasın!" (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 292) Hz. Âişe (r. anhâ): "Rasûlullah (s.a.s.)'ın zırhı, bir yahûdinin yanında otuz ölçek arpaya karşılık rehin edilmiş bulunduğu halde vefat etti." (Buhârî, Cihad 89, Meğâzi 86; Tirmizî, Büyû' 7; Nesâî, Büyû' 58, 83; Dârimî, Büyû' 44; Ahmed bin Hanbel, I/236, 300, 301, 361, III/102) "Miraç gecesinde cennetin kapısı üzerinde şu ibârenin yazılı olduğunu gördüm: ‘Sadaka on misliyle mükâfatlandırılacaktır. Ödünç para on sekiz misliyle mükafatlandırılacaktır.’ Ben: ‘Ey Cibrîl! Ödünç verilen şey ne sebeple sadakadan daha üstün oluyor?’ diye sordum. ‘Çünkü dedi, dilenci (çoğu kere) yanında para olduğu halde sadaka ister. Borç isteyen ise, ihtiyacı sebebiyle borç talebinde bulunur." (İbn Mâce, Sadakat 19, hadis no: 2431) "Borcunu ödemekte zorluk çeken birisine mühlet veren veya borcunun bir kısmını bağışlayan kimseyi yüce Allah Cehennem ateşinden korur." (Buhârî, Büyû' 17; Müslim, Zühd 74; Tirmizî, Büyû' 67;  Ibn Mâce, Sadakat 14; Ahmed bin Hanbel I/327, II/359) Rasûlullah (s.a.s.) hemen her gün sabah akşam şu duâyı yapardı: “Allah’ım! Günahtan ve borçtan Sana sığınırım.” Bu duâyı devamlı yapınca, merakını yenemeyen bir sahâbi: ‘Yâ Rasûlallah! Borçtan ne kadar da çok Allah’a sığınıyorsun” demişti. Bunun üzerine Allah Rasûlü şöyle buyurdu: “Kişi borçlandığı zaman (ödeyemediğinde) yalan söyler, söz verir, sözünde durmaz.” (Buhârî, İstikraz 10) “Bir müslümanın dünya sıkıntılarından birisini rahatlatan kimsenin, Allah kıyâmet günü sıkıntılarından bir sıkıntısını rahatlatır. Zor durumda olan birisine kolaylık sağlayana, Allah dünyada da, âhirette de kolaylık sağlar. Kul kardeşine yardımcı olmaya devam ettiği müddetçe, Allah da o kula yardımcı olur...” (Buhârî, Mezâlim 4; Müslim, Birr 58; Ebû Dâvud, Edeb 46) “Kim bir mü’minin dünyevî sıkıntılarından birini giderirse Allah da onu kıyâmet günü kederlerinden birini giderir. Kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve âhirette kolaylık gösterir. Kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve âhirette (ayıbını) örter. Kişi kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da onun yardımındadır.” (Müslim, Zikr 38; Ebû Dâvud, Edeb 68; Tirmizî, Hudûd 3, Birr 19, Kırâat 3) "Allah için sadaka verdiğiniz mal, sizin kendi malınızdır; geriye bıraktığınız mal ise sizin değil, vârisinizin malıdır." (Buhârî, Rikak 12; Müslim, Zühd 3; Tirmizî, Zühd 31, Tefsîr Sûre 102; Ahmed bin Hanbel, IV/24, 26) "Sizi çokluk mahvetti. İnsanoğlu 'malım, malım!" der. Yiyip tükettiğinden, ya da giyip eskittiğinden veya sadaka verdiğinden başka senin malın mı var? (Çünkü bundan ötesi başkasının eline geçer.) (Müslim, Zühd 3; Tirmizî, Zühd 31; Nesâî, Vesâyâ 1; Ahmed bin Hanbel, IV/24, 26)  “Cebrâil (a.s.) bana komşu hakkında o kadar aralıksız tavsiyede bulundu ki, komşuyu komşuya vâris kılacağını zannettim.” (Buhârî, Edeb 28; Müslim, Birr 140; Ebû Dâvud, Edeb 132; Tirmizî, Birr 28) "Kulların sabahladığı her bir günde muhakkak iki melek iner. Birisi, 'Allah'ım! Malını infak edene halef ver (yerini doldur)' der. Diğeri de: 'Allah'ım! Malını vermeyene telef ver (malını yok et)' der." (Müslim, Zekât 57) “Kim Allah’a ve âhirete iman ediyorsa misâfirine ikrâm etsin. Kim Allah’a ve âhiret iman ediyorsa komşusuna ihsanda (iyilikte) bulunsun. Kim Allah’a ve âhirete iman ediyorsa ya hayır söylesin veya sussun.” (Buhârî, Edeb 31, 85, Nikâh 80, Rikak 23; Müslim, İman 74; Ebû Dâvud, Edeb 132) “Birbirinize haset etmeyin. Müşteri kızıştırmayın. Birbirinize buğzetmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Biriniz diğerinin pazarlığı üzerine satış yapmasın. Kardeş olun, ey Allah’ın kulları! Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu tahkîr etmez. (Üç defa kalbine işaret ederek:) Takvâ buradadır. Kişiye kötülük adına müslüman kardeşini tahkir etmesi kişiye kötülük adına kâfidir. Müslümanın her şeyi; kanı, malı ve ırzı müslümana haramdır.” (Müslim, Birr 32) “... Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona yardımı kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez. Herbiriniz, kardeşinin aynasıdır, onda bir rahatsızlık görürse bunu ondan gidersin.”  (Tirmizî, Birr 17, 18; Müslim, İman 95) “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu kıyâmet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurlarını) örterse, Allah da onu kıyâmet günü örter.” (Ebû Dâvud, Edeb 4; Tirmizî, Hudûd 3; Buhârî, Mezâlim 3, İkrâh 7; Müslim, Birr 58)    “Küçüklerimize merhamet, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizî, Birr 15; Ebû Dâvud, Edeb 58; Ahmed bin Hanbel, I/257) "Şüphesiz, borç sahibi (ödemeden) ölünce, borcu Kıyâmet günü ondan (sevaplarından) alınır. Fakat şu üç sebeple borçlanan kimse bu hükmün dışındadır: 1) Adamın gücü Allah yolunda (savaşta) zayıflar, o da Allah düşmanına ve kendi düşmanına karşı kuvvetlenmek için borçlanır. 2) Bir adamın yanında bir müslüman ölür, onu kefenleyip gömecek parası olmaz, bu maksatla borçlanır. 3) Bir adam, bekârlık sebebiyle nefsinden Allah'a karşı korku hisseder. Dinine zarar gelir endişesiyle (borçlanarak) evlenir. Allah Teâlâ, Kıyâmet günü, bunların borçlarını kendisi öder." (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 294) "Borcun sebep olduğu keder kadar ciddi bir keder, göz ağrısı kadar dayanılmaz bir ağrı yoktur." (Kütüb-i Sitte Terc. ve Şerhi, c. 7, s. 179) "Borç Allah'ın yeryüzündeki zillet boyunduruğudur, Allah bir kulu zelîl etmek dilerse onu boynuna geçirir." (Kütüb-i Sitte Terc. ve Şerhi, c. 7, s. 179) "Kişi borçlanınca konuşur, yalan söyler, vaad eder, sözünü tutmaz." (Buhârî, İstikraz 10) "Borçtan kaçının; zîra o, gece keder, gündüz de zillet vesilesidir." (Kütüb-i Sitte Terc. ve Şerhi, c. 7, s. 179) Rasûlullah (s.a.s.) zamanında fiyatlar yükselince, insanlar: 'Yâ Rasûlallah! Eşyaların fiyatları yükseldi, bizim için fiyatları belirle (narh koy)' dediler. Rasûlullah (s.a.s.) de: "(Eşyanın) Fiyatı(nı) tâyin ve tesbit eden (piyasada) darlık ve bolluk veren, rızıklandıran ancak Allah'tır ve gerçekten ben, sizden hiç birinizin mal ve can husûsunda bir zulüm sebebiyle benden dâvâcı olmadığınız halde Allah Teâlâ'ya kavuşmak isterim." (Ebû Dâvud, Büyû' 51; Tirmizî, Büyû' 73; İbn Mâce, İmâret 27; Dârimî, Büyû' 13; Ahmed bin Hanbel, II/327, III/85, 106, 286)     "Nefsimi elinde tutan Zât'a kasem olsun, bir adam Allah yolunda öldürülse, sonra diriltilse, tekrar öldürülse, sonra diriltilip tekrar öldürülse, üzerindeki borcu ödenmedikçe cennete giremez." (Kütüb-i Sitte Terc. ve Şerhi, c. 7, s. 179) "Borçlu ölen kimse kabirde bağlıdır, onu kurtaracak tek şey borcunun ödenmesidir." (Kütüb-i Sitte Terc. ve Şerhi, c. 7, s. 179) "Kim borçluya mühlet tanır veya bağışlayıverirse, Allah, kendi gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı günde (kıyâmet gününde) onu arşının gölgesinde gölgelendirir." (Tirmizî, Büyû’ 67) "Borçlu ölen kimse, kendi adına borcu ödeninceye kadar kabrinde rehinlenmiş gibidir." (Kütüb-i Sitte Terc. ve Şerhi, c. 7, s. 180) "Borcunu ödeme niyetinde olan hiçbir kul yoktur ki Allah'tan yardım görmesin." (Kütüb-i Sitte Terc. ve Şerhi, c. 17, s. 287) "Allah, borcunu ödeyinceye kadar (iyi niyet sâhibi) borçlu ile berâberdir" (Kütüb-i Sitte Terc ve Şerhi, c. 17, s. 287) "Biriniz bir mal (veya para) ödünç verip sonra malı alan şahıs, borç verene bir hediye verdiği veya onu bineğe bindirmek istediği zaman, sakın o bineğe binmesin ve o hediyeyi kabul etmesin. Meğer ki, borç işinden önce, bu kişiler arasında bu çeşit iş cereyan etmiş olursa, o başka (o takdirde hediye alınabilir)." (İbn Mâce, Sadaka 19, hadis no: 2432) İbn Abbas radıyallahu anhümâ anlatıyor: "Bir adam, kendisine on dinar borcu olan kimsenin peşini bırakmadı. Ve hatta dedi ki: "Sen bunu bana ödeyinceye veya bir kefil gösterinceye kadar peşini bırakmayacağım." Resûlullah (s.a.s.) o borcu üzerine aldı (borca kefil oldu). Bunun üzerine adam, münasip olmayan bir tarzda Resûlullah (s.a.s.)'a parayı getirdi. Rasûlullah, borcu adam adına ödeyiverdi ve şunu söyledi: "Kefil, borçludur." (Ebû Dâvud, Büyü' 2, hadis no: 3328; İbn Mâce, Sadakat 9, hadis no: 2406). "Âriyet (sahibine) verilecektir. Kefil borçludur, borç ödenmelidir." (Tirmizi, Büyû' 39, hadis no: 2121, Vesâyâ 5, hadis no: 1265; Ebû Dâvud, Büyü' 90, hadis no: 3569) İmam Mâlik'e ulaştığına göre, bir adam İbn Ömer (r.a.)'e gelerek: "Ben birisine bir borç verdim. Bana, bunu daha üstün bir şekilde iâdesini şart koştum" dedi ve hükmünü sordu. İbn Ömer (r.a.): "Bu ribâdır/fâizdir" diye cevap verdi ve şu açıklamada bulundu: "Borç verme işi üç şekilde cereyan eder. 1- Borç vardır, bunu vermekle sâdece Allah'ın rızâsını düşünürsün. Karşılığında sana rızâ-yı İlâhî vardır. 2- Borç vardır, bununla arkadaşını memnun etmek istersin. 3- Borç vardır, temiz bir malla pis bir şey almak için bu borcu verirsin. İşte bu ribâdır/fâizdir." Adam: Öyleyse bana ne emredersiniz, ey Ebû Abdirrahman? diye sordu. İbn Ömer şu açıklamada bulundu: "Akdi/anlaşmayı yırtmanı tavsiye ederim. Borçlu, verdiğin miktarı aynen iâde ederse alırsın. Verdiğinden daha az iâde eder, sen de kabullenip alırsan sevap kazanırsın. Eğer sana, daha iyi bir şeyi gönül hoşluğu ile verirse, bu sana bir teşekkürdür, böylece teşekkürünü ifade ediyor demektir. Sana ayrıca, ona vâde tanıdığın için sevap vardır." (Muvattâ, Büyû 92; İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 3/120) Mücâhid'in anlattığına göre, "İbn Ömer (r.a.) bir miktar borç para aldı. Bunu sahibine daha iyi bir şekilde ödedi. Borç veren adam: "Bu verdiğimden fazladır" diyerek almak istemedi. İbn Ömer adama: "Biliyorum, ancak, gönlün bu şekilde rahat edecek" dedi. (Muvattâ, Büyû: 90; İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 3/120) "Cimri kişi, Allah'a uzak, cennete uzak, insanlara uzak ve cehennem ateşine yakındır." (Tirmizî, Birr 40)  "Malda zekâttan başka da hak vardır." (Tirmizî)  


Son takip: 27.05.2020 - 02:08
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· ÜMMET.. · Her Nimetten So a, Her Vesileyle Hamd, Sürekli... · Allah’ın Kitabına Tabi Olmamaları · Zâlim ve Fâsık Ülü’l-Emre/İmama Karşı Kıyam Hakkı · Firavun’un Kişiliği · Burç veYıldız Falının Hükmü . · Fıkıhta Hüküm · 11- Sadece Hissedilebilene, Beş Duyu ile Algılanılabilene İnanıp, Hissedilemeyeni İnkâr, Duyu Organlarının İlâhlaştırılması, Gayba İman Etmeme. · FİTNENİN VASIFLARI · İslam Tarihinde Tenasüh · Kur’ân-ı Kerim’de Sâbiîler · 8) Recâ (Umutvar Olmak) · Her Çeşit Putperestliğin ve Şirkin Zararları · Râbıta Nedir?. · Bir Devlet, Küfür İle Ayakta Durabilir Ama Zulümle Duramaz · Tahnîk · Mekke'ye Giriş ve Kâbe'yi Müşâhede · e- Süslenme · Dua ve Türleri · Râzi’nin Şi’anın Delillerine Cevabı
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber