sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Müderris
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· Diğer Görevleri
· Ana-Babanın En Büyük, En Kutsal Görevi Çocuklar, Çocuklar, Çocuklar!
· Birden çok Kadınla Evlenmenin Şartları
· Athene
· İsrâiliyyât
· Mürşid
· Rûhânî
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· Tevekkül Sahiplerini, Kendisine Dayanıp Güvenenleri
· Atalarının Dinine Uymaları
· Misvak ve Diş Temizliği
· Tevhid’in Kısımları

Son Okunanlar
· Sahte Peygamberlik ve Hz. İsa’nın Nüzûlü.
· Şehidlerin Çeşitleri
· TİCÂRET..
· Vurgunculak.
· Sâliha/İyi Kadınlar
· Aslî Günah
· Hadis-i Şeriflerde İtaat ve İsyan.
· 4- Bâin Talâk
· Evlilik So asında Ticârî Meşgaleleri
· Ramazan Mektebi



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Sahte Peygamberlik ve Hz. İsa’nın Nüzûlü.

Sahte Peygamberlik ve Hz
Sahte Peygamberlik ve Hz. İsa’nın Nüzûlü   İslâm düşmanlarına, müslümanlara karşı girişecekleri savaş için silâh ve harp malzemelerinin çoğunun (belki tümünün), tarihten bugüne müslümanlar veya müslüman kabul edilenlerden geldiği unutuluyor, görmezlikten geliniyor. Salman Rüşdi’lere kızarken, onlara temel malzemeyi veren “Garanik olay” diye bilinen İsrâiliyat hurâfelerini eserlerine geçiren âlimler görülmek istenmiyor. Kadın hakları konusunda İslâm’a çatanlar değerlendirilirken, kadına zulmü dine rağmen, ama din adına emir ve teşvik eden âlim kabul edilen câhiller değerlendirme dışında tutuluyor. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Mezarcı olayı da böyle. Hâlâ, müslümanlar, bu konuda suçu düzene, düzenin işkencelerine ve medyaya atarken, klâsik kabulleri tahlile tabi tutmaya yanaşmıyor, malzemenin çıkış noktasını dikkatlerden kaçırıyor. Elbette, İslâm düşmanı düzenin ve irticâ yaygaraları ile buna çanak tutan medyanın her konuda olduğu gibi bu olayda da suçunu hiç kimse küçük göremez. Ama, bu meselenin arka planını görmemize engel olmamalı. Bu olayı, müslümanlar cephesinden değerlendiren bazı yetkili ve etkili kimseler, olayı yumuşak üslûpla ve suçu İslâm düşmanlarına çatmakla geçiştiriyorlar. Sahte peygamberlik iddiasında bulunmayı ve bunun fikrî alt yapısını oluşturan yanılgıları, muvahhid müslümanlar olarak biz açık yüreklilikle, hak ve hakikat adına gündeme getirmeyince bazı Bel’amlar ve medyatik din tüccarları da tam tersine rol üstleniyor, boşluğu dolduruyor. İlâhiyat dekanları boy gösteriyor: “Sahibinin sesi” stüdyolarında, ifratla tefrit yer değiştiriyor. Bu sefer de, İslâm düşmanlarının suçu örtbas edilerek farklı yanlış alternatifler sunuluyor, kaş yapılırken bu sefer de göz çıkarılıyor. Bir bâtıla/hurâfeye başka daha büyük bâtıl/tağûtî düzen adına karşı çıkılıyor.  Tarihte birçok sahte kurtarıcılar, mehdiler, Mesihler ve yalancı peygamberler çıkmıştır. Bu  gidişle  daha  çok  da  çıkacaktır.  Hz.  Muhammed  (s.a.s.),  peygamberlerin   sonuncusudur, onunla peygamberlik mühürlenmiştir (bkz. 33/Ahzâb, 40). Buna rağmen, daha peygamberimizin sağlığında yalancı peygamberler çıkmaya başlamıştır. Müseylime’den sonra da nice müslümancıklar, câhil müslümanların kafasını karıştırmaya çalışmışlardır. “Mütenebbî” denilen bu sahte peygamberler, ya şöhret düşkünü insanlardır veya dünyevî menfaat için dini satan bezirgânlar; ya da deliler. “Deli” deyince biraz durmak lâzım. Evet, delinin  biri,  bir  kuyuya  bir taş atar, kırk milyon akıllı çıkarmak için uğraşır durur. Ama, bu kavramda durmak lâzım: Televizyon ekranlarında saatlerce konuşturulan Mezarcı, kendisine “deli!” diyenlerin bu suçlama mı, suçsuzlaştırma mı olduğu tartışılması gereken iddianın ne kadar yanlış olduğunu ortaya seriyor. “Deli” suçlamasıyla Kemalistler, Atatürk’e hakaret edenlerin “meczup”  ve “deli” olduğunun sağlaması ve müslümanlar tarafından da itirafı olarak görüyor, İslâmcılara bir gol atmaya çalışıyor. Deli denen cin akıllı ise, bu “suçsuzlama”yı iddiasına delil diye kullanıyor: “İnanmayan insanlar, her peygambere ‘deli’ demişti; Deli denilmem, benim peygamberliğimin delilidir.”
Ahmed Kadıyânî, Reşad Halife, Evrenesoğlu, M. Ali Ağca ve şimdilik en son da Hasan Mezarcı. Bunlara deli deyip meseleyi hallettiğini zannedenler, aslında çöpleri halının altına koyup geçici ve iğreti bir temizlikle iş yaptıklarını sanıyorlar. Delilikte ölçü nedir? Hangi verilerden yola çıkılarak birine deli deniyor? Kendi tezi ve savunması doğrultusunda tutarlı, mantıklı, muhâtaplarının oyunlarına düşmemeye çalışan, ikna etme gayretinde aklının öne çıktığına şahit olduğumuz birine deli demekte kullandığımız ölçü nedir? Hangi verilerden yola çıkılarak deli deniyor? Bu, peygamberlik iddiasını ciddiye almamak için yapılıyorsa, hem yalan, hem de yanlış olur ve eski müşriklerin tavrına benzer. İtirazlar, çürütülebilecek zayıflığa indirgenir. Zaten medya ciddiye alıyor veya işlerine öyle geldiği için ciddiye alıyor gözükerek kullanıyor. Hz. Peygamber’in bi’setinde, o günün medyası konumundaki çıkar çevreleri ve egemen güçler Nebî’yi ciddiye almıyor, deli diyorlardı; iyi niyetli insanlarsa ciddiye alıyor, dinliyorlardı; şimdi tam tersi: Medya ciddiye alıyor, samimi müslümanlar deli diyor. Bu tabir, ona direkt tavır almayı önlemek için kullanılıyorsa, bu doğru mudur, hangi şer’î ölçüler yüzünden ve niçin? Bu tür hüsn-i zannı (deli demek, bazen insan için hüsn-i zan olabiliyormuş, buna da şahit olduk!) uluorta herkes için kullanırsak, kimseyi tekfir edemeyiz, istismarcı ve sahtekârları önleyemeyiz. Allah, bizimle savaşan İslâm düşmanlarına karşı savaşırken bile, aşırı gitmemizi yasaklar (2/Bakara, 190). Kur’an’da herkese karşı adâletli ve hakkın şahitleri olmamız emredilir. Bu yasaklar, olayın diğer yönünü de kapsar. Müslümanın ölçüsü bellidir; Allah için sevmek, Allah için buğzetmek. Küfür, şirk, Allah'a iftira, kimden gelirse gelsin karşı çıkmak, Allah dostlarının temel ölçüsü olmalıdır. Dost kabul edilenlere, dün bizden olduğunu gördüğümüz veya öyle sandığımız insanlara karşı da ölçülü, adâletli ve hakkın şâhidi olmalıyız. Yalan, iftira hele Allah'a karşı yapılıyorsa, hiçbir müslümanın hiçbir gerekçe ile bunu temize çıkartmaya çalışması yakışık almaz. Unutmayalım ki, şeytanın varlığı günaha mâzeret olmadığı gibi, İslâm düşmanlarının varlığı ve zulümleri de Allah'a iftira atıp insanları ifsâd etmenin mâzereti olamaz. İslâm mı öncelikli; müslüman mı? Müslümanı (ya da daha önce müslüman olduğunu zannetttiğimiz kimseyi) temize çıkarırken İslâm dâvâsını lekelemiş oluyorsak, bu, iyi niyetle de olsa işlenmiş bir cinâyet değil midir? Bir kimseye “deli” deyip yeterli ve net tepki göstermediğimiz için, onun etkisinde kalan tek bir kişinin bile İslâm’dan sapmasına vesile olur, ya da seyirci kalırsak, bunun bedelini nasıl öderiz?   Bir kavme düşmanlığımız haddi aşmaya sebep olmamalı, bir kimseye sempatimiz de, İslâm’ın korunması gerekli sınırlarının çiğnenmesine yol açmamalı. “Eskiden samimi müslümandı” diye, bir zamanlarki tebliğinin ve dâvâ adamı  olmasının  bedelini  dinin  ödemesine rızâ mı gösterelim? Sahâbenin içinden bile irtidat edenler çıktı,  Habeşistan’a  hicret  eden  ilk  müslümanlardan  hüsn-i  hâtime  ile  hayatını noktalayamayan hayli insan vardı. Hele şirkin hâkim ve İslâm’ın mahkûm olduğu yerlerde müslüman olmaktan daha zordur müslüman kalmak ve müslüman ölebilmek. Hz. Yûsuf gibi biz de duâ ediyoruz: “Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da âhirette de benim velimsin/sahibimsin. Beni müslüman olarak öldür ve beni sâlihler arasına kat.” (12/Yûsuf, 101)          “Deli” deyimini bir başka açıdan ele alırsak, her şirk koşanın, inkârcı kâfirin de deli olduğunu söyleyebiliriz; hem de Kur’an’dan delil getirerek: “Onların (müşriklerin, inkârcıların) kalpleri vardır, ama onunla akletmezler/gerçeği kavramazlar...” (7/A’râf, 179) Elbette her müşrik, bu anlamda delidir; ama bu, onun sorumluluğunu kaldırmaz. Yalancı peygamberliklerini iddia edenler için de hükmümüz daha farklı olamaz. Mutlak doğru, yani hak, herkes için ve her konumda doğrudur; beşerin doğruları gibi göreceli değildir. “Onlar akletmiyorlar” ama, biz, zâhire göre hükmetmek zorundayız. Kimsenin kalbini yarıp bakamayacağımız gibi, beynini de açıp göremeyiz. Dünyevî çıkarları konusunda aklını kullananlara, delilere tanınan dünya ve âhiretteki cezâdan kurtulma avantajlarından yararlandırma   hakkını veremeyiz. Elbette Allah’ın âhiretteki hükmünü bilemeyiz. Allah, bizim bilmediğimiz tüm sırları da bilendir, hüküm O’nundur, O, cezâ gününün yegâne sahibidir.  Düzene muhâlefet açısından iyi bir bahane olsa da, gerçekliği tartışılacak şekilde hakka bâtılı, bâtıla da hakkı karıştırmamalı; gerçek zâlimlere, çürük delillerle onları mâsum kılacak, ispatlanamayacak isnadlarda da bulunmamalıyız. Gerçek zulümleri yeterli, İslâm düşmanlarını ve zulüm düzenlerini dışlamak için. Sonra, her içeri girip çıkana deli diyecek olursak, nice tevhid eri olan fikir adamı, âlim bundan payını alacak; kimseyi ciddiye alamayacağız. Onların ciddi çalışmalarına da şüphe ile bakacağız. Olayın adını doğru koyalım, atlas veya ipek kostümler içinde, üç dini temsil ettiğinin simgesi olduğunu söylediği üç parmak havada işaretiyle, Türk bayrağının yanında, ordu ve devlet düşmanı olmadığını ısrarla vurgulayan, devletin hak ettiği emekli maaşını vermediğini, bunu almak için uğraş verdiğini sızlanarak anlatan  peygamber(!) fotoğrafını doğru okuyalım: Bu, her şeyden önce Allah'a apaçık iftiradır. “Beni peygamber kıldı, bana vahyediyor, benim mûcizelerim var, ben Meryem oğlu İsa Peygamber’im” demek, nice câhil müslümanın kafasını karıştırmak; hafife alınacak, yumuşakça geçiştirilecek bir suç olmamalı... Buna cevap verirken de Hz. İsa’nın nüzûlüyle ilgili Kur’an’la sağlaması yapılamayan rivâyet ve ihtilâfları gündeme getirmek ve bu çelişkilere sahip çıkmak da, hem bu olayların temel sebebi olması ve hem de bunlara rağmen istismarlara dur denecek ve onları suçlayacak çözüm bulunulamaması yönüyle büyük yanlışlıklardır... “Kim Allah’a karşı yalan uydurandan daha zâlim olabilir? Onlar (Kıyâmet gününde) Rablerine arz edilecekler, şahitler de: ‘İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir’ diyecekler. Bilin ki, Allah’ın lâneti zâlimlerin üzerinedir. Onlar, (insanları) Allah’ın yolundan alıkoyan ve onu eğri göstermek isteyenlerdir. Âhireti inkâr edenler de onlardır.” (11/Hûd, 18-19) “Allah'a karşı yalan uydurandan, yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken, ‘bana da vahyolundu’ diyenden ve ‘ben de Allah’ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim’ diye söyleyenden daha zâlim kim vardır?! O zâlimler, ölüm dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: ‘Haydi (bakalım bizim elimizden) canlarınızı kurtarın, Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O’nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile cezâlandırılacaksınız!’ derken onların halini bir görsen!” (6/En’âm, 93) Hâtemu’l-Enbiyâ, yani peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed (s.a.s.)’dir. “Muhammed sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat o, Allah’ın rasûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilir.” (33/Ahzâb, 40)    Şimdi, Hz. İsa’nın ölüp ölmediği, göğe kaldırılması ve Kıyâmete yakın yeryüzüne inip inmeyeceği konusunu delillerle inceleyelim:  


Son takip: 27.05.2020 - 08:59
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Ağlama Konusunda Hadis-i Şerif Kaynakları · Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · ALLAH · CAMİ' · Fesat - Salâh Konusunda Ayet-i Kerimeler · Matta · Putperestlik · Medine'nin Civar Kabilelerindeki Mescidler · Yahova şâhitleri · Hadis-i Şeriflerde Miras Kavramı · Bir Damla Dahi Olsa İçki İçmek. · Sevginin Tezâhürü; Dostluk ve Dostun Nitelikleri · Kasden Öldürme · 2- Haccı Temettü · h- Hayvan ile Cinsî Münâsebet · Talâkın Hükmü · Unutma ve Hata Türleri · 3- Neseb, Süt ve Nikâh Nedeniyle Haram Olanlar · İhtikâr/Karaborsacılık · Bu İsimleri Bilmenin Faydaları
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber