sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Ticâret/Alış-Veriş; Anlam ve Mâhiyeti
· Homer (Homeros)
· 2. İstişârenin Şekli
· Cehâlet
· Cennet Hakkındaki Bazı Batıl Düşünceler
· Hıristiyanların inançla ilgili İslâm’a aykırı görüşleri
· Ârif
· En Büyük Korkuları Hata Yapmaktır
· Elçilere Çeşitli Yöntemlerle Zarar Vermek İstemeleri
· d. Saygısız Müdâhale
· Sınırlamanın Gâyesi
· Kutb (kutub)
· Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
· d- Zekâtta İslâm'ı Yaymak ve Kelimetullah'ı Yüceltmek Vardır
· EHL-İ KİTAP .

Son Okunanlar
· 4) Zekâttan Kölelerin Özgürlüğü İçin Pay Ayrılması
· Millet; Anlam ve Mâhiyeti
· f- Köpek Beslemek
· NAZAR BONCUĞU VE MUSKA TAKMAK..
· Sınırsız ve Sınıfsız Fetih
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· e- Hz. Peygamber Döneminde Büyü
· Haram Para İle Tahsil
· Hadis-i Şeriflerde Ticâret Kavramı
· Oruç, Niçin Ramazan Ayında Tutulur?.



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

4) Zekâttan Kölelerin Özgürlüğü İçin Pay Ayrılması

4
4) Zekâttan Kölelerin Özgürlüğü İçin Pay Ayrılması:   Kur’ân-ı Kerim’in zekât verilecek kişilerden olarak köleleri zikretmesi (9/Tevbe, 60) bizzat devlet eliyle köleliğin kaldırılmaya çalışılmasına çarpıcı bir örnektir. Çünkü zekâtı toplayan, organize eden, dağıtan İslâm devletidir. Ayrıca, İslâm hukukunda mecburi veya kanuni olarak köle âzâdının gerektiği yerlerden bahsedilmektedir. Meselâ savaş esnâsında müslümanlara sığınan İslâm’ı kabul etmiş bir köle hürriyetine kavuşur. Bir’den fazla sahibi bulunan köle, âzâd edilmeyen payın bedelini efendisine ödemekle mükelleftir. Yine bir kimse kölesini kendisinin ölümünden sonra hürriyetine kavuşturmak üzere âzâd edebilir.[1] Kur’an’ı en iyi anlayan ve hayata geçirilmesinde müslümanlar için örnek olan Allah Rasûlü’nün vefat ettiğinde bir tek kölesi bile bulunmayışı[2] bizler için çok önemli bir ipucudur. Köleliğin kaldırılmasına yönelik hükümler gerek Kur’an’da, gerekse rasûl’ün sünnetinde açıktır. Konunun esas can alıcı noktası, bizzat İslâm’ın var olanın dışında, hür olan insanları köleleştirip köleleştirmediği hususudur. Genelllikle bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda İslâm’ın savaş esirleri dışında köleliğe giden yolları tamamen kapattığı belirtilip, akabinde de niçin savaşta esir alındığı konusunda da açıklamalarda bulunulur.[3] Burada üzerinde önemle durulması gereken bir nokta vardır ki, o da, “köle” ve “esir” kavramlarının aynı anlama gelmediğidir.[4] Kısaca tarihini vermeye çalıştığımız anlamda köle, alınıp satılan bir mal hükmündedir. Esir ise “savaş tutsağı”dır. O halde soru; “İslâm, esirlerin köleleştirilmesine izin veriyor mu? Hz. Peygamber esirleri köle haline getirmiş midir?” şeklinde sorulmalıdır. Öncelikle, esirlerle ilgili iki âyet ve bu çerçevede Rasûl’ün uygulamalarına bakalım: “Yeryüzünde ağır basıncaya (küfrün belini kırıncaya) kadar, hiçbir peygambere, esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için ebedî olan) âhireti istiyor. Çünkü Allah azizdir (dostlarını düşmanlarına gâlip kılar), hakîmdir (dünyanın mı âhiretin mi daha hayırlı olduğunu pek iyi bilir). (Yanılma ile verilen hükümlerden ötürü azap etmeme hususunda) Allah tarafından önceden belirlenmiş bir hüküm olmasaydı, aldığınız fidyeden dolayı size mutlaka bir azap dokunurdu. Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olara yiyin ve Allah’tan korkun. Şüphesiz ki Almlah bağışlayan ve merhamet edendir.” (8/Enfâl, 67-69). Bu âyet Hz. Peygamber’in Bedir Gazvesinden sonra ashâbıyla görüşüp esirlerin fidye karşılığında salıverilmesini kararlaştırması üzerine nâzil olmuştur. İbn Abbas’a göre bu savaşta esir almanın hoş karşılaşmaması, müslümanların o sırada zayıf durumda bulunmaları sebebiyledir.[5] Bazı âlimler bu âyetin (8/Enfâl, 67) aşağıda mealini vereceğimiz Muhammed sûresi 6. âyetini neshettiği görüşündeyken, bazı açıklamalarda da yukarıdaki âyetin savaş esirlerinin kaderiyle ilgili genel geçer bir kural olmayıp Allah’ın gerçek irâdesinin şu âyetteki esirlerle ilgili hükümler olduğu söylenmektedir.[6] "(Savaşta) İnkâr edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihâyet onları iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (onları esir alın). Ondan sonra artık ya lütfen bırakır veya karşılığında fidye alırsınız. Harp, ağırlıklarını bırakıncaya (savaş sona erinceye) kadar (böyle yaparsınız.). Allah dileseydi (kendisi) onlardan öç alırdı, fakat sizi birbirinizle denemek için (size savaşı emrediyor). Allah, kendi yolunda öldürülenlerin yaptıkları işleri zâyi etmeyecektir." (47/Muhammed, 4) Birinci âyette fidye alınmasının eleştirilmesi müslümanların henüz zayıf durumda olduğu bir dönemde düşmanın tamamen yerle bir edilmesinin, düşman açısından da psikolojik olarak daha etkileyici olmasındandır. İkinci âyetin müslümanların mutlak zaferinin düşünülebildiği bir dönemde geldiği görülürse, esirlere muâmele konusundaki âyetlerin hukukî olmaktan çok siyasi olduklarını görürüz.[7]  Ancak, âyetlerde esirlerin köle edilebilirliği konusunda bir hükme rastlamamaktayız. Nitekim Hz. Peygamber, Bedir savaşında 70 esir almış, bu esirlerin bir kısmından fidye alınmış, okuma-yazma bilenlerden ise on kişiye okuma-yazma öğretmeleri şart koşulmuştu ve mâlî imkânları yeterli olmayan yedi esir ise karşılıksız serbest bırakılmıştı. Beni Mustalik gazvesinde esir edilen 600 kişinin içinden Hz. Peygamber, bir kabile reisinin kızıyla evlendi ve müslüman askerler de esirlerin bırakılmasına râzı oldular. Ayrıca Mekke fethinde Hz. Peygamber, herkesin serbest bırakılmasını istemesi üzerine, karşılıksız bırakmayan sahâbeye Beytülmâlden fidye ödeyerek esirleri serbest bırakmıştır.[8] Rasûlullah’ın uygulamalarından çıkarılacak sonuç, onun esirlerden herhangi birini köle yaptığının sâbit olmayışıdır.[9] Muhammed Sûresi 4. âyete dikkat çeken Reşid Rıza, esirleri ya fidye karşılığında ya da karşılıksız serbest bırakma arasında muhayyer olduğumuzu, dolayısıyla bu âyetin İslâm’da, köleliğe yeniden başlangıç yapmanın ortadan kaldırıldığı şer’î bir temel sayıldığını vurguluyor.[10]  Bunun yanında imamın nâdir durumlarda da olsa köleleştirme yetkisinin olduğunu ekliyor. Esirler için serbest bırakma ya da fidye karşılığı salıverme seçenekleri âyetle (47/Muhammed, 4) belirtildikten sonra yine de imamın köleleştirme yetkisinin bulunduğunun belirtilmesi, diğer fıkıh kitaplarında da yer almaktadır.[11]  Kanaatimizce esirlerin, şartlara bağlı olarak gelişen herhangi bir siyasi durum gereğince, İslâm topraklarında alıkonulması ve doğal olarak özgürlüklerinin kısıtlanması -ki savaşa çıkan herkes bunları baştan kabullenmektedir- köle statüsünde olduklarına hükmetmek için yeterli sebep değildir. Bu nedenle esirlere uygulanacak herhangi bir kısıtlamanın köleleştirme anlamında anlaşılmasının, köle ve esir kavramlarının farklılığı gözönünde bulundurularak doğru olmadığı kanaatindeyiz. Rasûlullah’ın uygulamalarında her ne kadar az da olsa, rivâyetlerde geçen esirlerin müslüman âilelere dağıtılması, onların mülkiyetlerine verilmesi değil; onların Batı’da görüldüğü gibi kamplarda olumsuz şartlarda barındırılmaktansa, merhamet ve insan haklarına riâyet ölçüsünde müslüman toplumun içinde bulundurulmalarının bir göstergesidir. Rabbimiz Kur’an’da bir yerde cennet ehlinden bahsederken, onların davranışlarından biri olarak; sevdikleri yemeği yoksula, yetime ve esire yedirmeleri olduğunu belirtmiştir (76/İnsan, 8). Örneğin, Hicretin 8. senesinde Arap Hevâzin kabilesinin esirleri askerler arasında taksim edilmişti. Ancak, kabilenin İslâm’ı kabul ettikten sonra vâki olan ricâlarına cevap olarak hepsi serbest bırakılmışlardır. İçlerinden esirleri bırakmak istemeyenlere devlet tarafından tazminat verilmiştir.[12] Bu ve benzeri örnekler esirlere uygulanan muâmelenin tarihte anlaşılan şekliyle köleleştirme sayılamayacağını göstermektedir. Rasûlullah’tan sonra Hulefâ-i Râşidîn dönemi fetih hareketlerine bakıldığında da bunların çoğunun barış yoluyla gerçekleştiği görülür. Bu dönemde antlaşma yapıp müslümanlarla barış içinde yaşamak isteyen milletlerle savaş yapılmamış, anlaşma şartlarına bağlı kaldıkları sürece esir ve köle muâmelesine tâbi tutulmayacakları hükme bağlanmıştır. Buna karşılık barışa yanaşmayanlara karşı savaşılmış, esir alınan savaşçı erkeklerin bazen öldürüldüğü de olmuştur. Öte yandan başta Irak olmak üzere birçok yerde fetihten sonra hiç kimseye dokunulmayarak halk zimmî statüsüne geçirilmiş ve toprakları vergi (cizye) karşılığında kendilerine bırakılmıştır. Hatta Hz. Ömer’in uygulamalarında görüldüğü gibi birçok defa gâziler arasında dağıtılan veya Medine’ye gönderilen esirler bile serbest bırakılmış ve toprakları kendilerine iâde edilmiştir.[13] Ebû Ubeyde (r.a.), Irak ve Suriye toprakları işgal edildiği zaman Hz. Ömer’e bir mektupla gayr-i müslimlerin hezîmetini, Allah’ın müslümanlara ihsân ettiği ganimetleri, fetholunan memleketlerin ahâlisinin teklif ettikleri sulh şartlarını ve müslümanların kendi aralarında savaş ganimeti olarak şehirlerin ve ahâlisinin, ağaçlarıyla beraber topraklarını tevzîini/dağıtılmasını istediklerini bildirerek, kendisinin bunları reddettiğini ilâve etti ve mütâlaasını sordu. Yapılabilecek yanlış uygulamaların bilincinde olarak Hz. Ömer’in verdiği cevap şöyledir: “Onlara cizye tarh et ve onları köle yapma. Müslümanların onlara zulüm yapmalarına, zarar vermelerine, meşrû yol müstesnâ, onların mallarını almalarına meydana verme! Onlara verdiğiniz barış şartlarını tam olarak yerine getirin.”[14]         [1] M. Akif Aydın, T.D.V. İslâm Ansiklopedisi, Köle md. Örnek Fasikül, İst. 1986 [2] Hayreddin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Meseleleri, Nesil Y. , İst. 1992, c. 3, s. 185 [3] Örneğin, adı geçen makaleler ve Tahir bin Aşur’un İslâm Hukuk Felsefesi, İklim Y. İst. 1988, s. 116-117 [4] Yılmaz Öztuna, Osmanlı Devleti Tarihi, Faisal Finans Kurumu Y. İst, 1986, c. 2, s. 219 [5] Ahmet Özel, T.D.V. İslâm Ansiklopedisi, Esir Maddesi, c. 11, s. 382-389 [6] Ahmed Ebû Süleyman, İslâm’ın Uluslar arası İlişkiler Kuramı, İnsan Y. İst. 1985, s. 107; Ahmet Özel, a.g.m. (İsl. Ans.) [7] Ahmed Ebû Süleyman, a.g.e. s. 108 [8] M. Ali Kapar-Vecdi Akyüz, Bütün Yönleriyle Asr-ı Saâdet, Beyan Y. İst. 1994, c. 2, s. 359-360 [9] Seyyid Sâbık, Fıkhu’s-Sünne, Pınar Y. İst. 1987, c. 3, s. 381 [10] M. Reşit Rıza, Muhammedî Vahiy, Fecr Y. Ank, 1991, s. 346 [11] Muhammed Hamidullah, İslâm’da Devlet İdaresi, A. Said Matbaası, İst. 1963, s. 177 [12] M. Hamidullah, a.g.e. s. 176 [13] Ahmet Özel, a.g.m. (İslâm Ans.) [14] Muhammed Hamidullah, a.g.e. s. 199.


Son takip: 15.08.2019 - 09:37
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Cemaat; Gayrı Meşrû İhtilâfların Olmadığı Topluluk. · Mü’minlere Zikrin Emredilmesi · 1- İnançla İlgili Fısk . · 8- Cebbarlık · Nâmahrem Kadınla Tokalaşmak. · Düşmanlıkta Aşırı Gidilmemesi, Düşman Bir Toplumun Bir Gün Dost Olabileceği · Fâiz Parasından İkrâm .. · Emeği sömürmek · Ruhbanlık · Hadler; Hırsızlık ve Yol Kesme Cezâları · 2) Şirk Koşmak · Tevfîk · d- Dokunmak · e- Ölülerden duâ ederek bir şey istemek, kabirleri tapınak yapmak · Yemin Çeşitleri · 6) Haç Takınmak · Küfür ve Tuğyan İlişkisi · Arafat’ta Vakfenin Zamanı · e- Siyâsal Hâkimiyet · Vahdetin Tezâhürü; Cemaat
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber