sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Tekfir (Keffâret, Fidye–Redemption)
· Tevekkülün Konumu
· i- İsraf ve Lüx Gibi Şeytanî Eğilimleri Azaltır
· Din; Anlam ve Mâhiyeti
· Fesad Sebebleri
· Noel Baba
· Ruhbanlık
· Orucun Şartları
· Putlaştırılıp İlâh Haline Getirilen Bâtıl Ta ı Anlayışları
· Kuzah
· Nücebâ
· Tarihçesi
· 3) Büyük Cehâlet
· İnhinâ
· Nükabâ

Son Okunanlar
· Tefsirlerden İktibaslar
· Seyyidü'l-İstiğfar Duası
· Servet Düşmanlığı ve Tembellik.
· 2- Akmış Kan
· 3) Abdestin Vücuttaki statik elektriği dengelemede Etkisi
· Tefsir ve Te'vil Arasındaki Farklar
· Tefsirlerden İktibaslar
· 7) Havf (Korkmak)
· Irkçılıkla İlgili Hadis-i Şerifler
· Kur'an'daki Kullanımı



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Tefsirlerden İktibaslar

Tefsirlerden İktibaslar
Tefsirlerden İktibaslar   “De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de onu çeker alırsın, dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin. Hayır Senin elindedir. Muhakkak ki, Sen her şeye kâdirsin. Geceyi gündüzün içine sokarsın, gündüzü gecenin içine sokarsın; ölüden diri çıkarırsın, diriden ölü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.” (3/Âl-i İmrân, 26-27) Elmalılı diyor ki: Rivâyet olunuyor ki, Mekke'nin fethi üzerine Resulullah efendimiz, ümmetine, Fars v e Rum mülklerini vaad etmişti. Münafıklar ve yahudiler, "Heyhat, heyhat, Muhammed nerede, Fars ve Rum nerede! Onların güç ve kuvvetleri bundan pek fazla, Muhammed'e Mekke ve Medine yetmedi mi ki, bir de Fars ve Rum devletlerini istiyor?" dediler. Daha önc e Ahzab (Hendek Savaşı) senesinde Resulullah, kazılacak hendeği belirlemiş, Medine halkından her on kişiye kırk arşınlık yer göstermişti. Amr b. Afv, Selman-ı Farisi, Huzeyfe, Numan b. Mukrin ve Ensardan altı kişi kendilerine verilen kırk arşınlık sahada ç a lışıyorlardı, kazarlarken hendeğin orta yerinde büyük bir kaya çıktı. Kayayı kırmaya uğraşırlarken demir külünkler kırıldı. Çok çalıştılar, taşı kıramadılar, ondan çok az birşey koparabildiler. Selman'a, "Çık Resulullah'a durumu haber ver, ne emrediyorsa ö ğren gel." dediler. Selman gitti, Resulullah bir gölgelik yapmış içinde oturuyordu, durumu kendisine arzetti. Resulullah Selman ile beraber hendeğe indi, diğer dokuz kişi de orada idiler. Resulullah Selman'ın elinden külüngü aldı, taşa bir vurdu, taş çatl a dı ve öyle bir kıvılcım çıktı ki, karanlık bir odadaki kandil gibi etrafı aydınlattı. Resulullah bir fetih tekbiri aldı, oradakiler de tekbir getirdiler. İkinci bir darbe daha indirdi, öyle bir şimşek daha çaktı ve yine öyle bir tekbir aldılar, üçüncü bir darbe daha vurdu, taşı parçaladı ve yine öyle bir şimşek daha çaktı. Aynı şekilde bir tekbir daha aldılar. Sonra Selman'ın elini tutup hendekten çıktı. Selman, "Anam, babam sana feda olsun ya Resulullah, hiç görmediğim bir şey gördüm." dedi. Resulullah, o r adakilere dönerek." Bakınız Selman ne söylüyor?" dedi. Onlar da, "Evet ya Resulullah." dediler. Buyurdu ki: "İlk darbeyi vurdum, gördüğünüz gibi bir şimşek çaktı, bundan bana Hıyre'nin ve Medain-i Kisra'nın (Kisra'nın şehirleri) kasırları (köşkleri) aydın l andı, Cibril de bana haber verdi ki, ümmetim bunlara muhakkak galip gelecek; sonra ikinci darbeyi vurdum, gördüğünüz gibi yine şimşek çaktı, bundan da bana Rum diyarının kırmızı köşkleri aydınlandı, Cibril bana haber verdi ki, ümmetim bunlara muhakkak gal i p gelecek. Sonra üçüncü darbeyi vurdum, gördüğünüz şimşek çaktı, bundan da bana San'a'nın köşkleri aydınlandı. Cibril de haber verdi ki, ümmetim muhakkak bunlara galebe edecektir. Müjdeler olsun!" Bunun üzerine müslümanlar pek sevindiler. "Elhamdülill ah, (Allah'a hamdolsun) bu bir doğru vaattir. Kazıdan sonra bize büyük bir nusret vaad olunuyor." dediler. Münafıklar ise, "Ne acaip insanlarsınız, Muhammed sizi boş ümitlere düşürüyor, asılsız vaatlerde bulunuyor, Medine'den Hıyre ve Rum kralının şeh i rlerinin köşklerini gördüğünü ve bunların sizce fetholunucağını söylüyor, halbuki muharebeye çıkmaya bile gücünüz yetmiyor da korkunuzdan hendek kazıyorsunuz" dediler ki, Ahzab Sûresi'nde "O vakit münafıklarla kalblerinde hastalık olanlar diyorlardı ki, Allah'ın ve Resulünün bize vaad ettiği şeyler boş şeylerdir." (Ahzab, 33/12) âyeti bu olay hakkında nâzil olmuştu. Bu iki âyetin de o zamanlar veya yukarıda geçtiği üzere Mekke fethinden sonra nazil olduğu rivayet edilmiştir. Daha yukarıda Rum melikleri n e güvenen Necran hıristiyanları dolayısı ile nazil olduğu da yine zikredilmiş idi. Buna göre nüzulünde değilse bile siyakında (sözün gelişinde) bunlara işaret vardır. Bu âyetlerin faziletleri hakkında bir hayli haberler varid olmuştur. Bunlardan biri Ebu Eyyub el-Ensari'den ve Hz. Ali'den rivâyet olunduğu üzere, Resulullah buyurmuştur ki: Fatihatü'l-Kitab, Âyete'l-Kürsî, bir de Âl-i İmran'daki "Şehidallahu ennehu..."den a (3/17-18) kadar, den 'a (3/26-27) kadar iki âyet nazil oldukları zaman, Alla h Teâlâ ile aralarında hiç bir hicab bulunmaksızın Allah'ın arşına yapışarak, "Ya Rab! Bizi yeryüzüne ve sana isyankar olanlara indiriyorsun." dediler. Allah Teâlâ da, "Ahdim olsun, sizi her namazın arkasında okuyan herhangi bir kimsenin kusurlarına bakmayarak makamını cennet kılacağım, onu kutsal huzurda iskan edeceğim, her gün kendisine yetmiş kerre nazar edeceğim ve yetmiş türlü ihtiyacını yerine getireceğim ki, bunun en aşağısı mağfirettir. Ve onu her bir din düşmanından hasetçinin şerrinden koruyacağım ve mağrifet eyleyeceğim." buyurdu. Said b. Cübeyr'den rivâyet olunduğu üzere, Medine etrafında üçyüz altmış put vardı, bu âyet-i kerime nazil olduğu zaman yerlere kapanıp secde ettiler. Ebussuud, tefsirinde der ki, "Bazı kitaplarda şöyle bir kudsi hadis vardı: Ben azimüşşan olan Allah, hükümdarlar hükümdarıyım. Hükümdarların kalbleri ve alınları benim elimdedir. Kullar bana itaat ederlerse ben de onları onlara rahmet kılarım ve eğer kullar bana isyan ederlerse, ben de onları onlara ceza kılarım; şu halde hükümdarlara sövmekle meşgul olmayın ve fakat bana tevbe ve müracaat eyleyin ki, onları size doğru meylettireyim." Bu hadisin içeriği ile "siz nasıl olursanız, başınıza öyleleri yönetici olur." hadis-i şerifinin mânâsı aşağı yukarı aynıdır. (Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili) Seyyid Kutub diyor ki: Gönülden gelen bir yakarış... İfade biçiminde dua tonu var... Manevi parıltısında yalvarış özü hakim. Apaçık evren kitabına dikkat çekişinde, şefkat ve yumuşaklıkla insanın duygularını coşturma var. Allah'ın iradesi ve insanların işleri ile evrenin işlerinin yürütülmesini beraberce zikredişinde büyük bir gerçeğe işaret vardır. Hem evrene hem de insana egemen olan tek uluhiyet gerçeğine... İnsanın ihtiyacının, Allah'ın idaresinde bulunan büyük evrenin ihtiyacının bir parçasından başka birşey olmadığı gerçeğine... Yalnız Allah'a boyun eğmenin, insanın ihtiyacı olduğu gibi tüm evrenin ihtiyacı da olduğu... Bu ilkeden sapmanın insanı, kuralların dışına çıkma ile cahilliğe ve sapıklığa düşüreceği gerçeğine işaret var! Bu, tek ulûhiyet gerçeğinden kaynaklanan bir gerçektir... Tek bir İlâh. Öyleyse herşeye sahip olan da yalnız O'dur. Ortaksız olarak "Mülkün sahibi" O'dur. Sonra O, kendi mülkünden dilediğine dilediği kadarını verir. Allah'ın kendisine mülk verdiği kişi ancak emanet olarak onu sahiplenebilir. Mülkün gerçek sahibi, dilediğinde dilediği kimseden mülkünü geri alır. Hiçbir insanın gönlünce tasarruf yetkisi bulunan kalıcı bir mülkiyet olamaz. Ancak kendisine emanet edilen bir mülkiyetten söz edilebilir ki o da asıl mülk sahibinin şartlarına ve direktiflerine bağlı kalma zorunluğudur. Mülkü emanet olarak alan kişi, mülkün asıl sahibinin şartlarına aykırı bir harcamada bulunduğu zaman bu harcaması geçerli olmaz ve müminler dünyada buna engel olmak zorundadırlar. Bu kişi ahirette de, mülkü canının istediği şekilde kullandığından ve asıl sahibinin şartlarına aykırı hareket ettiğinden dolayı ayrıca hesaba çekilecektir... Aynı şekilde dilediğini onurlandıran, dilediğini de güçsüz düşüren O'dur. Kimse O'nun hükmünü yanlış göremez, O'nu saptırmaya yeltenemez ve verdiği kararı bozamaz. O, yüce Allah'tır ve her şeyin sahibidir... Bu özel niteliği Allah dışında hiç kimsenin üstlenmesi asla doğru olmaz. Allah'ın bu egemenliği, bütünü ile iyiliğin kendisidir. Çünkü O, bu hakimiyetini doğruluk ve adalet ile yürütür. Doğruluk ve adalet ile mülkü dilediğine verir, dilediğinden alır. Hak ve adalet ile dilediğini onurlandırır, dilediğini güçsüz kılar. Tüm durumlarda O'nun murad ettikleri gerçekten hayırdır. Her zaman bu iyiliğin gerçekleşmesi üzerindeki mutlak irade ve mutlak kudret Allah'ındır. "İyilik senin elindedir" "Senin herşeye gücün yeter"... İnsanın tüm işleri üzerindeki bu hakimiyet, onların işlerini iyilik temeli üzerinde proğramlama, Allah'ın kâinat ve hayat üzerindeki mutlak ve büyük hakimiyetinin bir parçasından başka birşey değildir: "Geceyi gündüze dönüştürür, gündüzü geceye dönüştürür. Diriden ölüyü çıkarır, ölüden diriyi çıkarırsın. Dilediklerine hesapsız rızık verirsin." Bu birbiri içine giren gizli hareketi, bu büyük gerçeği ifade eden tasvir insanın kalbini, duygularını, gözlerini ve duyu organlarını doyurmaktadır... Gecenin gündüze, gündüzün geceye çevrilişi, ölüden dirinin, diriden ölünün çıkarılışı olgusu... Kalbin, dikkatlerini ona yönelttiğinde ve orada fıtratın gerçek ve engin sesine kulak verdiğinde şüphesiz ve tartışmasız olarak Allah'ın kudretine işaret ettiğini kavrayacağı hareket. Tüm evrenin ve her canlının yapısında varolan bir hareket. Gizli, engin, tatlı ve dehşet yerici bir hareket. Kur'an'ın bu kısa işareti, o büyük hareketi insanın kalbine ve beşerin aklına göstermektedir.' Her ye gücü yeten, onları yoktan vareden, onlara merhamet eden ve işlerini proğramlayan Allah'ın eliyle dokunan hareket. İnsanlar nasıl olur da işlerini merhametle proğramlayan Allah'tan ayrı bir proğram yapmaya kalkışabilirler? Hakîm ve Habîr olan Allah'ın düzene koyduğu bu evrenin birer parçaları oldukları halde, nasıl olur da kendilerine canlarının istediği düzenler seçebilirler? Sonra hepsinin rızkı Allah'ın elinde olduğu ve hepsi de O'na muhtaç olduğu halde, nasıl bir kısmı bir kısmını kul yapabilir, bazıları bazılarını Rabbler edinebilirler? "Dilediğine sınırsız rızık verirsin" Bu, insanın kalbini büyük gerçeğe; Tek bir uluhiyet, tek bir gücün etkinliği, tek bir hakimiyet bir tek asıl sahip olduğu ve bir tek zatın hüküm verme yetkisi olduğu gerçeğine yöneltmektedir. Sonra herşeye hakim, mülkün sahibi, onurlandıran, güçsüz bırakan, hayat veren, öldüren, bağışta bulunan, mahrum bırakan, evrenin ve insanın işlerini sürekli olarak adalet ve iyilikle düzene koyan Allah'ın dışında hiçbir kimseye bağlanılmayacağı gerçeğine çekmektedir. (Seyyid Kutub, Fi Zılâli’l Kur’an)
Mevdûdi diyor ki: Âl-i İmrân Sûresinin 26. ve 27. ayetleri kendilerinden önceki ve hemen sonraki ayetlerle güzel bir uyum teşkil eder. 19. âyetten itibaren İslâm düşmanlarına bir uyarı ve tehdit yer alır ve 25. âyette müslümanlar düşmanlarının ceza gününde yaptıklarının karşılığını göreceği konusunda temin edilirler. Allah bu âyetlerde onları tekrar temin etmek için müminler ve Allah'a itaat eden kullar, açlık ve zorluklar çekerken, kâfirlerin ve Allah'a isyan edenlerin dünyada bolluk içinde yaşadığı görüldüğünde, insanın aklına gelen, fakat henüz sorulmamış olan bir soruyu cevaplandırıyor. Soru şöyledir: İki grubun bu zenginlik ve yoksulluğu arasındaki dengesizliğin altında yatan hikmet nedir? Bu bölümün nâzil olduğu dönemde (H. 3. asır) Hz. Peygamber (s.a.s.) ve ashâbı her taraftan o kadar baskıya maruz kalıyorlardı ki insanların zihninde bu soru oluşuyordu. Sorunun cevabını bu ayetler ihtiva eder; tüm otorite, güç, zenginlik ve servetin sahibi olan Allah, bunlardan bir kısmını istediği kişilere verir. Onlar, bu dengesizlikten tedirgin olmazlar. Çünkü O, Hakîm'dir (Hikmet sahibi) ve Alim'dir (her şeyi bilendir). Bundan başka Allah serveti dilediğine verir, dolayısıyla zenginlik bir şeref ve dostluk kriteri değildir. Bu nedenle bunu takip eden ayetlerde müslümanların zengin kâfirlerle dostluk kurmaları yasaklanmaktadır. (Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’an)
                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                "Mal adama hem dost, hem düşmandır." (Atasözü) "Mal bulunur, can bulunmaz." (Atasözü) "Mal canı kazanmaz, can malı kazanır." (Atasözü) "Mal canın yongasıdır." (Atasözü) "Mal ile insan, insan olmaz." (Atasözü) "Mal kazanılmakla şan kazanılmaz, kişi kerim gerek." (Atasözü) "Malı malla, canı canla tartmalı." (Atasözü) "Malın bekçisi zekâttır." (Atasözü) "Malını iyi sakla, komşunu hırsız etme." (Atasözü) "Malını yemesini bilmeyen zengin, her gün fakirdir." (Atasözü) "Malını yemiş de onmuş var mı?" (Atasözü) "Dünya malı dünyada kalır." (Atasözü) "Dünya varlığına güvenilmez." (Atasözü) "Dünyada tamah varken, dolandırıcı açlıktan ölmez." (Atasözü) "Dünyanın kavgası para üstüne." (Atasözü) "Nâmussuzca bir düzenle edinilen mal elde kalmaz." "Bir imâret göster bana kim sonu viran olmaya.
Kazan şol malı kim senden dökülüp geri kalmaya."
"Mal çok yığma, hazer eyle (kaçın) azâbından kim, Renci (zahmeti) artar ağır oldukça yükü hammâlın." "Ne yaparsın dünya malı bîhûde / Yığmayan da gamlı, yığan da gamlı." "Nitekim yağınca kar örter izi / Çün mal irkile, örter olur gözü." "Müjde o kimseye ki, İslâm hidâyetine ulaşmış, geçimi yetecek kadar verilmiş ve buna kanaat etmiştir." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Her gün bir melek: 'Ey Âdemoğlu, sana yetecek kadar az varlık, seni azdıracak çoktan hayırlıdır' diye seslenir." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Şüpheli şeylerden sakın, insanların en âbidi olursun. Kanaatkâr ol, insanların en çok şükredeni sayılırsın. Kendin için sevdiğini başkaları için de sev ki, mü'min olursun." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Bir şey bütün bütün elde edilmezse, tümüyle de elden kaçırılmaz." "Kanaatten nasibi olmayanı dünya malı nasıl zengin eder?" "Kanaat, tükenmeyen hazinedir." "Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse pâdişah olmadı." "Elün vârınan eyle kanaat / Şükür kıl itme devrândan şikâyet." "Bizi yalnız kanaatler mutlu eder." "Yeryüzünde ıstırapların çoğu, aza kanaat etmemekten doğar." "Kanaatten nasibi olmayanı dünya malı nasıl zengin eder?" "kime yeteri kadar az gelirse, ona hiçbir şey yetmez." "Yetişir kanaat devlet istersen / Tükenmez âlemde ni'met istersen." "Kanaattir nefse yular demişler."   “Âhirete nisbetle dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırması gibidir. Dikkat etsin, o, parmağıyla neyi geri getirebilir?” “Ebedî olan âhirete inandığı halde bütün mesâisini aldatıcı olan dünyalık için harcayanlara alabildiğine şaşarım.” “Hastaları ziyaret edin. Cenazeleri de takip edin. Bu, size âhireti hatırlatır.” (Hadis-i Şerif) “Akıllı insan, kendini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışandır.” “Önünüzde çok zor ve güç bir yokuş var. Ancak yükü hafif olanlar onu aşabilecektir.” “Dünya derin bir denizdir. Çok kimse burada boğulmuştur. Bu deryada boğulmaktan kurtulmak için gemin takvâ, yatağın iman, yelkenin Allah’a tevekkül olsun ki, batmaktan kurtulabilesin. Yoksa kurtuluş zordur.” “Dünyayı kendinize efendi edinmeyin ki, o da sizi kendisine köle etmesin. Servetinizi kaybolmayacak yerde toplayın.” “Hasta adam, hastalığı sebebiyle yemeğin tadını alamadığı gibi, dünyaya meyleden de dünya sevgisi sebebiyle ibâdetlerin tadını alıp zevkine varamaz.”  “Dünya, bir cîfedir. Ondan bir şey isteyen, köpeklerle dalaşmaya dayanıklı olmalı.” (Hz. Ali) “Biz öyle kimselere yetiştik ki, onlara göre dünya, sahibine iâde edilmek üzere emanet edilmiş bir şey idi. Kolayca ve hafifçe âhirete göçmeleri de bundandı.” (Hasan-ı Basrî) “Dünyanın, ellerinde emanet olduğunu bilen ve onu sahibine, teslim edip de usulca ortadan ayrılanlara Allah rahmet etsin.” “Dünyanın lezzetini, zevkini, saâdetini, rahatını isterseniz, meşrû dairedeki keyifle yetinin. O, keyfe kâfidir.” “Âhirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fânî dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.” “Dünya bir misafirhanedir. İnsan onda az duracaktır ve vazifesi çok bir misafirdir. Kısa bir ömürde ebedî hayata gerekli olan levâzımatı tedârik etmekle mükelleftir.” “Ehl-i iman için dünya, seyyar bir ticaret yeri ve kısa bir müddet için yol üstünde kurulmuş bir pazardır.” “Şu dünya; imtihan meydanıdır ve hizmet yeridir; lezzet, ücret ve mükâfat yeri değildir.” “Dünyanın âhirete bakan yüzüyle, ilâhî isimlere bakan yüzünü sevmek, noksanlık sebebi değil, olgunluk işaretidir. Böyle bir sevgide ileri gitmek, ibâdet ve mârifetullahta ilerlemektir.”   “Dünya büyük bir okuldur. Orada herkes, hayatı boyunca öğrencilikten kurtulamaz.” “Dünya, sonsuzluk içinde küçük bir parantezdir.” “Dünya, kâmil mü’minin kıymetsiz oyuncağı, gâfillerin değersiz salıncağıdır.” “Dünya, ‘bir gün’ gibi çabucak geçecek, Kur’an’ın ‘yarın’ dediği gün uyanacak, ‘dünya’ için ‘dün ya!’ diyeceksin.” “Bu âlemin gerçekliği, dün gece gördüğün rüya gibidir.” “Dünya, uykudaki rüya, veya zevâle mahkûm bir gölge gibidir. Aklı başında olan buna aldanmaz.” “Dünya sana oyuncak olarak verilmişken, oyuncak seni oynuyor!”                                       “Bütün dünya bir oyun sahnesidir. Kadın erkek bütün insanlar da sadece oyuncular. Her birinin giriş ve çıkış zamanları vardır.” “İnsan dünyada ancak dünyaya boş verdiği zaman mutlu olur.” “Yürü fâni dünya, sana gelende gülmüş var mıdır?” “Kabrin arkası için çalışın. Hakiki saâdet ve lezzet oradadır.” “Dünya hakkında zühd ve kanaat sahibi olmak kadar şeytanın belini kıran bir şey yoktur.” “Dünya âhiretin bir şantiyesi mesabesindedir.” “Fâni denilen bu dünya, beka denilen yerin levâzım ambarıdır.” “Dünya bir tahteravallidir.” “Böyledir dünya nizâmı, gelen gider, giden gelmez.” “Bu dünyaya aşırı tutkun olup meyletmek, insanın kalbinden imanın tadını çıkarır.” “Dünya kalbe yerleşince, âhiret kalpten göç edip gider.” “Bu dünyaya kiracı gibi yerleş. Ev sahibi gibi yerleşirsen gitmesi zor olur.” “Dünyaya itimat etme. O, çoklarını aldattı. Gün gelir seni de aldatır, tedbirli ol.” “Kim dünyaya evlenme teklifinde bulunursa, dünya ondan mehir bedeli olarak, dinini ister.” “Dünyanın karakteri, önce yaldızlı şeylerle aldatıp sonra helâk etmektir. O, kendini beğendirmek için süslenip püslenen, evlendikten sonra da kocasını öldüren bir kadına benzer.” “Ey dünya! Ne kadar utanmaz ve kötüsün. Besliyor, yetiştiriyor, hem de öldürüyorsun.” “Dünya mıknatıs gibidir, bütün samanları çeker; ancak özlü buğday, onun çekişinden kurtulmuştur.” “Kişi bu dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe döner.” “Bir köhne köprüdür bu cihan ki, gelen geçer.” “Dünya malı çok olanın, aldanma dünyasına. Dünya benim diyenin, gittik dün yasına.”
“Kısmetindir gezdiren yer yer seni, Göğe çıksan, âkıbet yer yer seni.” “Sen ister boynuna ip tak, diler cevherli kordon tak, Bu dünyadan nasîbin en nihayet bir avuç toprak.” “İşin gücün daim yalan, Çok kişiden arta kalan; Nice kerre boşalıben Dolan dünya değil misin?” “Kim umar sefâyı senden, yalan dünya değil misin? Enbiyânın seyyidini, alan dünya değil misin? Kaydedip halkın özüne, toprak değil misin? Ehl-i gafletin yüzüne, gülen dünya değil misin? Kimisini nâlân eden; kimisini giryân eden;
En sonunda üryan edip, soyan dünya değil misin?”  (Yunus Emre) “Zen gibi şîve-i şehvetle alan dünyayı,
Vaz’-ı haml etme gibi vermede feryâd eyler.” 
“Dünya bir gemi, akıl yelkeni, fikir dümeni, kullan kendini göreyim seni.” “Bunca varlık var iken bitmez gönül darlığı.” “Dünya malı dünyada kalır.” “Dünyaya esir olan âzâd olmaz.” “Dünyada eken âhirette biçer.” “Dünyanın üstü varsa altı da var.” “Bugün dünya, yarın âhiret!” “Bazıları ‘dünyada mekân, âhirette iman’ der; ama doğrusu şöyle olmalı: ‘Dünyada sağlam iman, Âhirette cennet gibi mekân.”
“Dünyada hırs ve tamah varken, dolandırıcılar açlıktan ölmez.” “Bir başka âlemin bekleme odasıdır bu dünya” “Dünya terzi dükkânı, ölçüyü veren gider.” “Kim dünyaya mâlik olursa yorgun düşer, kim dünyayı severse ona kul olur, dünyanın azı yeter, çoğu da zengin yapmaz.” “Âhirette mü’mini bekleyen nimetler, güzellikler yanında, dünya hayatı ne kadar güzel ve şâşaalı bile olsa, zindan gibi kalmaktadır.” “Ey insan! Dünyaya kalıbınla sahip ol; fakat kalbini ve himmetini ondan ayır.” (Abdullah bin Ömer) “Mü’min, dünyada, doktoru yanında olan bir hastaya benzer. Doktoru, ona faydalı olanı ve olmayanı bilir. Hasta kendisine zararlı bir şeyi isterse ona engel olur. Mü’minin hali de buna benzer. O, birçok şeyi arzu eder; ama imanı, ona zararlı olan şeylere mâni olur. Ölünceye kadar, bu böyle sürer gider.” (Selmân-ı Fârisî) İki dünyalılara, iki dünyası arasında denge kuranlara selâm olsun! "İktisâda (tutumluluğa) riâyet eden kimse fakir olmaz." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Yoksulluk korkusu ile ömrünü servet toplamak peşinde harcamak fakirliğin ta kendisidir." "Kim borçlu bulunan fakire mühlet verir veya alacağından indirim yaparsa, Allah, kendi himâyesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde o kimseyi arşının altında gölgelendirir." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Kişinin günahları çoğaldığı vakit (günahlarına keffâret olarak) Allah Teâlâ onu geçim sıkıntısı ile imtihan eder." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Günahlardan öyleleri vardır ki, onları ancak geçim sıkıntısı uğrunda çekilen zahmetler mahveder." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "İnsan, nefis ve benlikten fakir olmalıdır. Dünya malından değil." "Fakirlik, bütün elemlerin beşiğidir." "Bir öksürük, bir de yoksulluk gizli tutulamaz." "Suçların anası yoksulluksa, babası da kafa yoksulluğudur." "Bu dünyada kanadı kopmuş kuş, kurumuş ağaç, suyu çekilmiş havuz, dişleri dökülmüş yılan ne ise, fakir insan da odur." "Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde ne utanma kalır, ne işlenmedik suç, ne namus, ne de ruh." "Fakirliğin tahrip etmeyeceği erdem yoktur." "Fakirin malına göz dikme. Fakir ekmeği acıdır, zehir gibi."  "Gedâyuz şâha baş eğmez dil-i âgâhımuz vardur; 
 Fakir isek ne gam, ey dil bizüm Allah'ımuz vardur." "İnsanların sözde dostları vardır; yoksulluk onları uzaklaştırır." "Fakir zengini taklide girişti mi, mahvolur." "Yoksulun kitabında sevincin ömrü kısadır." "Yoksulluk, bu devreyi geride bırakmış kimselerin sık sık değindiği bir niteliktir." "Yoksulluk, en öldürücü ve en inatçı hastalıktır." "Kaybedecek bir şeyi olmayan insandan korkulur." "Yoksulluğa katlanmak ayıp değildir; ama ondan kurtulmayı bilmemek ayıptır." "İnsanın çok şeyi olmayınca, elinde olup bitenin de değeri artar." "Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka hiçbir şeyi olmayandır." "Yoksulluk, neşeli ise yoksulluk değildir." "Aza sahip olan değil, çoğu isteyen yoksuldur." "Ne mutlu fakirlere ki, bizim azıklarımızı ücretsiz olarak âhirete götürüveriyorlar. Hatta huzûr-ı İlâhî'de mîzâna konuluncaya kadar taşıyorlar." "Yoksulların bazısı yalan söylememiş olsaydı, onu boş olarak çeviren iflâh olmazdı." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Bizim gibi bir sürü şeye ihtiyacı olan insanlara karşı dilenci konumuna geçmek ne kadar yanlış. Güzel ve doğru olan fakirlik, Allah'a karşı fakirliğini hissedip O'na yalvarmaktır, nefis ve benlikten yana fakir olmaktır. Allah böyle fakirleri sever."  "Fakirlikten şikâyet edenlere sormak lâzım: 'İki gözünün kör olup bir milyar doların olsun, ister misin? Aklını ve dilini satın almaya kalkan olursa kaça satarsın? Hele dinsiz olup cenneti satsan kaç para istersin? Öyleyse, milyarlarca altın değerinde Rabbinin nimetleri varken, fakirlikten şikâyet etmeye utanmıyor musun?" "Dünyada fakir ve rezil olmaktan korkuyorsun da, âhirette fakir, rezil, rüsvay olmaktan korkmuyor musun? Halbuki kulun âhirette iyi amellerden fakir düşmesi ve rezil olması, onun dünyada fakir ve rezil olmasından daha korkutucu ve utanç vericidir." "İnsanlar, fakir olmaktan korkarak dünyalık için çalıştıkları kadar cehennemden korkup korunmak için âhirete çalışsalardı, mutlaka Cennete girerlerdi." "Fukarâya 'Evine it girdi, yetiş' demişler. 'Kapıyı örtün, açlıktan gebersin' demiş." (Atasözü) "Yokluk varlıkta, güçlük darlıkta." (Atasözü) "Fakir adam, hazır şeytan." (Atasözü) "Fakir, eline bakarsa, sen kesene bak." (Atasözü) "Fakiri doyur da ne yapacağını düşünme." (Atasözü) "Fakirlik ateşten gömlektir." (Atasözü) "Fakirlik ayıp değildir, tembellik ayıptır." (Atasözü) "Fukara kalbine her kim dokuna, dokuna sînesi Allah okuna." (Atasözü) "Fukaralara veren Allah'a verir." (Atasözü) "Fukaranın âhı tahttan indirir şâhı." (Atasözü) "Fukaranın cebi boş, kalbi doludur." (Atasözü) "Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar." (Atasözü)   "Züğürt olup düşünmektense, uyuz olup kaşınmak yeğdir." (Atasözü) "Züğürtlük zâdeliği (beyliği, zengin çocuğu olmayı) bozar." (Atasözü) "Züğürdün gönlü yufka olur." (Atasözü)
"Bu dünyâ fânîdir, tez gelir geçer. / Bu bahçenin sonu fenâdır bülbül." "Esas fakirlik, fakir olmaktan korkmak; esas zenginlik ise Allah'a güvenmektir." "Bir işi çok iyi bilen, bildiği işten kâr eden, kâr ettiği işe ortak alan, ortaklarına âdil kâr dağıtan, dünyanın en büyük şirketini kurabilir." "Yoksulluktan şikâyet eden müslümana demek lâzım ki: 'Cennete müşteri olanın sermayesi, yatırımı ne kadar çoktur, bunun kıymetini bil."   "Zengin, çok mala sahip olana denmez; zengin kalbi olana denir." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Zengin, bilgisi çok olan insandır." (Hz. Ali)
"Zengin adam, elindekini yeterli görendir." "Zenginlik, dünya köleliğinden âzâd olmaktır." "Dünyanın en zengini, iktisadı bilen, en yoksulu cimri olan insandır." "Muhâcirlerin fakirleri, zenginlerinden beş yüz yıl önce Cennete girecek." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Benimle dünyanın misâli, bir adamın haline benzer ki, o bir ağacın altında biraz gölgelenmek istemiş, sonra ağacı terkederek kalkıp gitmiştir." "Bir ülkede vahiyden, akıl ve sanattan çok maddî servete kıymet verilirse, bilinmelidir ki, orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır." "Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceğin kadar yersin. Denize testiyi daldırsan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır." "Ye kürküm ye misali, her mecliste buyur derler zengine." "Ben erdemden başka zenginlik tanımıyorum." "İki şeyin hazmı çok güçtür. Biri zenginlik, diğeri şöhret." "Akılsızlara, zenginliğin iyiliği yerine, kötülüğü dokunur." "Zenginlik, geçici bulutlar gibidir." "Zenginlik, gurbeti vatan, yoksulluk vatanı gurbete çevirir." (Hz. Ali r.a.) "Çoluk çocuktan, maldan veya benzeri şeylerden her ne ki seni Rabbinden alıkorsa, bil ki o senin için hayırsızdır/uğursuzdur."
"Mevki ve zenginlik, çoğu zaman yüz kızartıcı hareketlere karşı alınan rüşvettir." "Servetin toplandığı yerde, çoğu zaman insanlar ahlâkını yitirir." "Zengin olmak istiyorsan, kazanmayı düşündüğün kadar biriktirmeyi de düşün." "Hayatın en büyük trajedisi, yoksulluk değil; zenginliğe doyamamaktır." "Bir yılda zenginleşmek isteyen altı ayda asılır." "Dünyanın en zengini, tutumu bilen; en yoksulu cimri olan insandır." "Zengin adam, elindekini yeterli görendir." "Zekâ ve ruh bir kitaptan ne kadar etkilenirse, insan o kadar zenginleşmiş olur." "Servet, eziyet çekene, çalışıp çaba gösterene gözükür." "Zenginliğe açılan kapı küçüktür; oraya girmek için eğilmek gerekir." "İnsan ancak kendini harcayarak zenginleşir." "Hiçbir iyi adam, birden zengin olmamıştır." "Zengin yaşamak, zengin ölmekten daha iyidir." "Yeteneklerinizi biliyorsanız kolaylıkla ilerleyebilirsiniz. Kalabalığa bakın, azimli yürüyene herkes yol gösterir." "İlimsiz, hünersiz zenginler de bir çeşit fakirdir." "Zenginlik, kullanılacak bir silâhtır; tapınılacak bir mâbut değil." "Huzur dolu bir kalple bir parça ekmek, vicdan azâbı ile beraber olan zenginlikten bin kere bin kere bin daha iyidir." "Akılsızlara, zenginliğin iyiliği yerine kötülüğü dokunur." "Büyük servetler, çoğu zaman insanı yalnızlaştırır." "Servetim olsun isterim; haksızlıkla, haramla zengin olmayı, asla!" "Servetin batırdığı insan sayısı, kurtardığından elbette fazladır."  "Zenginlik, soysuzları daha çok soysuzlaştırır." "Zenginlik, nice ahmaklara zekânın maskesini giydirir." "Mâlik olduğundan fazla bir şey istemeyen insan zengindir." "Fakir suya düşse çıkamaz kirden; Zengin arabasını aşırır kırdan; Topal zengin iyi, sağlam fakirden."   "Zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt düz ovada yolunu şaşırır." (Atasözü) "Zengin helvasını baldan pişirir; züğürt derman için pekmez bulamaz." (Atasözü) "Zengin kesesini döver, züğürt dizini." (Atasözü) "Zengin olana, kölesi bile düşmandır." (Atasözü) "Zengin, fakirin halinden ne bilir?" (Atasözü) "Zengine dokun geç, fakirden sakın geç." (Atasözü) "Zenginin gönlü oluncaya kadar fukaranın canı çıkar." (Atasözü) "Zenginin horozu bile yumurtlar." (Atasözü) "Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar." (Atasözü) "Zenginin malı, züğürdün evlâdı." (Atasözü)
"Nice zengin geceleyenler, ertesi gün fakir olurlar." "Hayırlı para, insanın kendisine, ailesine ve geçimine harcadığı paradır." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Para her şeyi yapar' diyen adam, para için her şeyi göze alan adamdır." "İnsanlar sahte para yaparlar, ama çok kere para da sahte insanlar meydana getirir." "Para yağmuru altında çok şeyler delinir." "Para adama akıl öğretir; esvap, yürüyüş." (Atasözü) "Para ile imanın kimde olduğu bilinmez." (Atasözü) "Para ile dağlar gülistan olur." (Atasözü)
"Para insanı ipten kurtarır." (Atasözü) "Para para diyerek param parça olacak." (Atasözü) "Para parayı çeker." (Atasözü) "Paralı adamdan dağlar bile korkar." (Atasözü)
"Paranın gördüğü işi kimse göremez." (Atasözü) "Parası aziz olan, kendi zelil olur." (Atasözü) "Parasızlık, adama her şey yaptırır." (Atasözü) "Parayı veren düdüğü çalar." (Atasözü) "Akçesi ak olanın bakma yüzü karasına." (Atasözü) "Akçenin gittiğine bakma, işin bittiğine bak." (Atasözü) "Akçe sayış, kaftan yürüyüş öğretir." (Atasözü) "Ak akçe kara gün içindir." (Atasözü) "Paralı olmak ve onun bekçiliğini yapmak üzüntü doğurur." "Sermayesiz zindan açılır; dükkân açılmaz." (Atasözü) "Bir insan, 'para her şeyi yapar' dedi mi, her şey belli olmuştur: O adamın parası yoktur." "Paradan daha önemli şeyler vardır. ne çare ki, çoğu zaman onları satın almak için de para gerekiyor." "Cebiniz delikse, onu para ile doldurmanın bir yararı yoktur." "Altın altın deyip durma, altında kalırsın." (Atasözü) "Altın leğenin kan kusana ne faydası olur? (Atasözü) "Altından ağacın olsa, zümrütten yaprak / Âkıbet gözünü doyurur, bir avuç toprak." (Atasözü)    "Altın ve gümüş, münâfıkların yularıdır; onlarla çekilip Cehenneme götürülürler." "Altın eli bıçak kesmez." (Atasözü) "Parayı üstün tutan kimseyi Allah zelil eder." "Parayı domuzun boğazına takmışlar da, 'Domuz ağa' diye çağırmışlar." (Atasözü) "Son ağaç yıkılıp, son nehir kirletilip son balık da tutulduktan sonra, paranın yenmediğini anlayacaksınız." (Kızılderili Atasözü; Greenpeace'in sloganı) "İnsanoğlunun hiçbir icadı, para kadar fesat verici değildir." "Para, gübre gibi etrafa yayılmazsa işe yaramaz." "Para, çok kimseye kötü yollar öğretir." "Paranın değerini anlamak isterseniz, borç almaya çalışın." "Her para kazanan, para yığınını çoğaltmak ister." "Para, adamı pek çabuk rezil eder." "Kullanamayacak olduktan sonra, para nene gerek?" "Para önden gidip, insana bütün yolları açar." "Para kader işidir; masal gibidir; bir varmış, bir yokmuş" "Eldeki para hürriyetin âletidir. Fakat peşi kovalanan para, tam tersine kölelik âletidir." "Parası olanın yarası olmaz." "Mevkîlerini para ile satın alan kişiler, masraflarını geri almanın yoluna düşerler." "Para vererek ölümden, ağır hastalıklardan, yaklaşan ağrılı yaşlılıktan kurtulanamaz." "Dünyada hem yokluğu, hem çokluğu kötü yalnız bir şey vardır: Para." "Dünyadaki bütün kapıları açan anahtar, paradır." "Kalmadı artık paranın nazarımda kadri / Kirli ellerde görünce paradan iğrendim." "Lekeli bir paranın insana sürekli bir faydası olamaz." "Parasız kalmamak istiyorsan ihsandan değil; ikrâzdan (borçlanmaktan) çekin." "Parayı yönetmesini bilmeyen bir adamı mahvetmenin en emin yolu, ona biraz para vermektir." "Kapitalizmde fertler, sosyalizmde devlet, İslâm ekonomisinde millet zengin olur." "Müslüman, materyalistlerin putlaştırdığı parayı esir alıp İslâm’a köle etmeden süper güçlere kafa tutamaz." "Birikmiş para ya bizi idare eder, ya bize itaat eder." "Para sevdâsında olmayan kişi, her nerede olursa olsun selâmettedir." "Paranın neler yapacağını düşünmek ne kadar tatlıdır." "Para olmadan onu harcamaya başlama." "İnsana paraya davrandıkları gibi davrananlar, onu harcamak için kazanırlar." "Para en iyi dost ve en tehlikeli düşmandır." "Para, iyi bir uşak, kötü bir efendidir." "Para, ya bizim başımızın belâsı, ya da bizim hizmetkârımızdır." "Para, insana hizmet eder, ya da hükmeder." "Paranın en büyük değeri, paraya gerçek değerinden daha yüksek bir değer tanıyan bir dünyada yaşamamızdan ileri gelmektedir." "Para, dünyada bin ayıp örter." "Bir tek kuruşu gözünüze yaklaştırırsanız, evrenin en büyük yıldızını gizler." "Saçarak paranı nâhak yerde / Olma muhtâc sakın nâ-merde." "Uzun ve ağır bir emekle, alın teriyle kazanılmış parayla; kaldırımda rastgele bulunmuş paranın değeri aynı mıdır?" "En dar zamanlarda bile münâsebetsiz işlere harcanacak devlet parası vardır." "Sadece paranın hükmettiği yerde yasalar ne yapsın?" "Budala ile parası, uzun zaman bir arada duramaz." "Parasız, düşünür; paralı da iki misli düşünür." "Para, büyük bir iğfâl vâsıtasıdır." "Arkadaşlarınızı muhâfaza etmek istiyorsanız; ne para verin, ne para alın." "Parasız kalmanın dehşetini duymamış adamlar, harp ateşini tatmamış askerlere benzerler." "Para, naz, nimet çok devam etmez." "Her şeyin para ile ölçüldüğü bir yerde toplumsal adâlet ve huzur hiçbir zaman gerçekleşemez."  "Parasız adam, oksuz yay gibidir." "Paranın, insana işletemeyeceği suç yoktur." "Akçenin değerini ancak üstündeki pas belli eder." "Her para sermaye değildir. Sermaye, her zaman paraya hâkimdir. Paralı kimseler de paralanır." "Bir insan için, 'dostlarından çok parasına bağlıdır' diye bilinmekten daha utandırıcı şey olur mu?" "Bir budala para kazanabilir, ama onu sarfetmek için akıllı adam gereklidir." "Paranın saklanılması kazanılmasından daha zahmetli bir iştir." "Para, insan avlamak için en iyi yemdir." "Bir insanın dostluk derecesini tâyin etmek ister misiniz? Menfaatine hafifçe dokununuz." "Hayırda israf, israfta hayır yoktur." "Dünya menfaati için iyilik edenlerin iyilikleri, avcının kuşlara yem atması gibidir." "Malı olan gözünün teki ile uyur." "Bu dünyada mal ü mülküm / Vardır diyen yalan söyler." "Mal sahibi, mülk sahibi / Hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan / Var biraz da sen oyalan." "Şunlar ki çoktur malları, / Gör nice oldu halleri Son ucu bir gömlek giymiş / Onun da yoktur yenleri." "Az malın hesabı daha azdır." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Lâ'net ola ol mâle ki tahsîline ânın / Ya dîn ola, ya ırz u ya nâmus ola âlet!" "Dünya metâına olma mağrûr / Komaz gönülde sürûr, gözde nûr." "Hesab ettim cümle dünya malını / Neticesi bir top beze dayandı." "Mâl-ı dünyâdan ne aldı gitti, var, Karun'a sor." "Mal ve mevkîye aşırı düşkünlük, suların sebzeleri yeşerttiği gibi insanın kalbinde nifak tohumunu yeşertir." "Bir şeye sahip olmanın hakları olduğu kadar, görevleri de vardır." "İnsanların seni sevmesini istersen, malının artan kısmını onlara dağıt. (Hadis rivâyeti) "Malın hayırlısı, kulun şeref ve ırzını koruması için sarfettiği malıdır." "Doğduğumuz zaman dünyaya hiçbir şey getirmediğimiz gibi, ölürken de hiçbir şey götüremeyiz." "Malı ve parayı hor gören çoktur; ama Allah için veren azdır." "Allah'a karşı takvâya yardımcı olan mal ne güzeldir." "Zühd ü takvâ bir ağaçtır ki, kökü kanaat, meyvesi rahattır." (Atasözü) "Dünyalık sana yöneldiği zaman sen de vermesini bil. Zira vermek, onu tüketmez. Dünyalık senden yüz çevirdiği zaman yine ver. Çünkü o devamlı kalmaz." (Hz. Ali) "Ticaret ve sanata önem verin. Bilin ki sizler, kendilerine muhtaç olmadığınız müddetçe kardeşlerinizin yanında şerefli ve muhterem olursunuz." "El kapılarında dilenci değilsin; bunun şükrü olarak kapından dilenciyi kovma."  "Cimriler, kendilerinin ölmesini isteyen insanlara servet toplayan kişilerdir." "Diyem sana bahîlün (cimrinin) ne idüğin / Sakınır kendünden kendü yidiğin." "Encâm-ı hayâtı kıl teemmül / Tefrîke çalış zararla kârı. Sahipservet hasîse derler / Vârislerin hazinedârı." (Hayatın son anlarını düşün, kârla zararı ayırdetmeye çalış; Servet sahibi cimrilere, mirasçılarının veznedârı derler, unutma.) "Cimriliği ortaya çıkaran yoksulluk değil; zenginliktir daha çok." "Yoksulun çok şeyi eksiktir, cimrinin her şeyi." "Parasından en az yararlanan cimrinin kendisidir." "Altın, ocaktan madeni kazmakla çıkar. Cimrinin elinden, canını koparsan çıkmaz." "Cimrilik, bütün insan deliliklerinin en gülüncüdür." "Bazısının eli verir gönlü vermez; bazısının da gönlü verir, eli vermez! İkisi de cimriliktir." "Câhil cömert, Allah katında cimri âbidden daha sevimlidir." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Cimrilik ve korkaklık mü'mine yakışmaz." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Cömert, Allah'a yakın, insanlara yakın, Cennete yakın ve Cehennemden uzaktır. Cimri, Allah'tan uzak, insanlardan uzak, Cennetten uzak ve Cehenneme yakındır. Allah katında cömert bir câhil, cimri olan bir âlimden daha sevimlidir. En ağır hastalık, cimrilik hastalığıdır." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Allah cömerttir, cömertliği ve güzel ahlâkı sever." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Veren el, alan elden üstündür." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Cömertlik yap ki, sana da cömertlik yapılsın." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Cömertlik, Cennet ağaçlarından bir ağaçtır. Dalları dünyaya sarkıtılmıştır. Her kim onun bir dalına yapışırsa o da onu çeker Cennete götürür." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Zenginleriniz cömert; idarecileriniz hayırlı olur ve işiniz de aranızda meşveret esasına dayanırsa, yerin üstü sizin için altından daha hayırlıdır. Eğer idarecileriniz şerli, zenginleriniz cimri olur, işiniz de kadınlara kalırsa, yerin altı sizin için üstünden daha hayırlıdır." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Cimrilik ile iman bir kalpte toplanmaz." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Akıllı kimse odur ki; Malını güve düşmeyecek, hırsız çalmayacak yerde saklayandır; yani Allah yolunda harcayan." (Abdullah bin Mes'ud r.a.) "Ey Âdemoğlu, şaşıyorum sana! Kendi arzularının yerine gelmesi için israf olarak harcıyorsun da, bir dirhem ile Rabbinin rızâsını kazanmakta cimrilik ediyorsun." (Hasan-ı Basrî r.a.) "Her sabah iki melek: 'Allahım, cimrinin malını tezden elinden al, cömerdin malını da artır' diye duâ ederler." "Cömert, nasihat vermekle yetinmeyip yardım eder." "Cömertlik fazla vermekten ziyade, yerinde ve zamanında vermek demektir." "Kötü kimseler olsalar bile, cömertler için herkesin kalbinde bir sevgi vardır. İyi olsalar bile, cimrilere karşı herkesin kalbinde yalnız nefret vardır."  "Cömertliğin âfeti başa kakmadır." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Cömertlik güzeldir, fakat zenginlerde olursa daha güzel olur." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Ümmetimin sâlihlerinin Cennete girmeleri, namaz ve oruçları sebebiyle değil; cömertlik, gönüllerinde müslümanlara karşı kötü duygular beslememeleri ve müslümanlara nasihatleri sayesindedir." (Hadis-i Şerif Rivâyeti) "Cömertlik, dost ve ahbâba iyilikte ve ikramda bulunmaktır. "Tuzağa saçtığın taneler, cömertlik sayılmaz ki." "Cömertlik, mutluluk anahtarıdır." "Cömertlik, zenginlikten üstündür. Düşmanı çekmeyen servet çeşididir." "Cömertliğimiz hiçbir zaman servetimizi aşmamalıdır." "Cömertlik, dostluğun özüdür." "Cömertler elinde mal eksik olmaz." “Dünya, mü’minin zindanı, kâfirin ise cennetidir.” (Hadis-i Şerif Rivâyeti) “Dünya, âhiretin tarlasıdır.” (Hadis-i Şerif Rivâyeti)  “Âhirete nisbetle dünya, sizden birinizin parmağını denize daldırması gibidir. Dikkat etsin, o, parmağıyla neyi geri getirebilir?” “Ebedî olan âhirete inandığı halde bütün mesâisini aldatıcı olan dünyalık için harcayanlara alabildiğine şaşarım.” "Geçim kaynağı için çalışmasına veya ticaretine haram karıştıranlara şunu hatırlatmak gerekir: 'Kendisine isyan ettiğin hallerde bile rızkını kesmeyen Allah Teâlâ, kendisine itaat ettiğinde mi rızkını vermeyip kesecek?" “Önünüzde çok zor ve güç bir yokuş var. Ancak yükü hafif olanlar onu aşabilecektir.” “Dünya derin bir denizdir. Çok kimse burada boğulmuştur. Bu deryada boğulmaktan kurtulmak için gemin takvâ, yatağın iman, yelkenin Allah’a tevekkül olsun ki, batmaktan kurtulabilesin. Yoksa kurtuluş zordur.” “Dünyayı kendinize efendi edinmeyin ki, o da sizi kendisine köle etmesin. Servetinizi kaybolmayacak yerde toplayın.” “Hasta adam, hastalığı sebebiyle yemeğin tadını alamadığı gibi, dünya malına meyleden de dünya sevgisi sebebiyle ibâdetlerin tadını alıp zevkine varamaz.”  “Dünya, bir cîfedir. Ondan bir şey isteyen, köpeklerle dalaşmaya dayanıklı olmalı.” (Hz. Ali) “Biz öyle kimselere yetiştik ki, onlara göre dünya, sahibine iâde edilmek üzere emanet edilmiş bir şey idi. Kolayca ve hafifçe âhirete göçmeleri de bundandı.” (Hasan-ı Basrî) “Dünyanın lezzetini, zevkini, saâdetini, rahatını isterseniz, meşrû dairedeki keyifle yetinin. O, keyfe kâfidir.” “Şu dünya; imtihan meydanıdır ve hizmet yeridir; lezzet, ücret ve mükâfat yeri değildir.”  “Dünya, kâmil mü’minin kıymetsiz oyuncağı, gâfillerin değersiz salıncağıdır.” “Dünya, ‘bir gün’ gibi çabucak geçecek, Kur’an’ın ‘yarın’ dediği gün uyanacak, ‘dünya’ için ‘dün ya!’ diyeceksin.”  “Dünya malı, sana oyuncak olarak verilmişken, oyuncak seni oynuyor!”             “Bütün dünya bir oyun sahnesidir. Kadın erkek bütün insanlar da sadece oyuncular. Her birinin giriş ve çıkış zamanları vardır.”  “Kabrin arkası için çalışın. Hakiki saâdet ve lezzet oradadır.”  “Dünya bir tahteravallidir.”  “Kim dünyaya evlenme teklifinde bulunursa, dünya ondan mehir bedeli olarak, dinini ister.” “Dünyanın karakteri, önce yaldızlı şeylerle aldatıp sonra helâk etmektir. O, kendini beğendirmek için süslenip püslenen, evlendikten sonra da kocasını öldüren bir kadına benzer.” “Kişi bu dünyaya tenezzül etti mi, bala kapılmış sineğe döner.” “Dünya malı çok olanın, aldanma dünyasına. Dünya benim diyenin, gittik dün yasına.”
“Kısmetindir gezdiren yer yer seni, / Göğe çıksan, âkıbet yer yer seni.” “Sen ister boynuna ip tak, diler cevherli kordon tak, Bu dünyadan nasîbin en nihayet bir avuç toprak.”  “Bunca varlık var iken bitmez gönül darlığı.” “Dünya malı dünyada kalır.” “Dünya malına esir olan âzâd olmaz.”  “Bazıları ‘dünyada mekân, âhirette iman’ der; ama doğrusu şöyle olmalı: ‘Dünyada sağlam iman, Âhirette cennet gibi mekân.”
“Kim dünyaya mâlik olursa yorgun düşer, kim dünyayı severse ona kul olur, dünyanın azı yeter, çoğu da zengin yapmaz.” “Âhirette mü’mini bekleyen nimetler, güzellikler yanında, dünya hayatı ne kadar güzel ve şâşaalı bile olsa, zindan gibi kalmaktadır.” “Ey insan! Dünyaya kalıbınla sahip ol; fakat kalbini ve himmetini ondan ayır.” (Abdullah bin Ömer) “Mü’min, dünyada, doktoru yanında olan bir hastaya benzer. Doktoru, ona faydalı olanı ve olmayanı bilir. Hasta kendisine zararlı bir şeyi isterse ona engel olur. Mü’minin hali de buna benzer. O, birçok şeyi arzu eder; ama imanı, ona zararlı olan şeylere mâni olur. Ölünceye kadar, bu böyle sürer gider.” (Selmân-ı Fârisî) “Müslümanlar arasında nerede ve ne zaman tartışma çıkarsa, bilin ki işin içinde servet, şöhret veya şehvet, yani para, makam veya kadın vardır. Ya bunlardan biri veya birkaçı. Kavganın sebebi bilindiğine göre tedâvisi kolaydır. Bize verilen herşeyin emânet olduğunu ve bunlarla sınava çekildiğimiz şuuru. Müslüman olduğumuzu hiçbir zaman unutmamak ve Allah’ın bize devamlı gördüğü şuurunda yaşamak.” “Çarşıyı pazarı müslümanlaştırmadan, İslâm’ı çevreye hâkim kılmak mümkün değildir.” “Müslüman ve para; bu ikisi, birbirini tamamladığı gün, süper güçler yer değiştirecek, gerçek süper güç hâkim olacaktır.” “Paraya hâkim ol(a)mayan müslümanıın dünyası da, büyük ihtimalle âhireti de cehennem olacaktır.” “İslâm’da ruhbanlık yoktur. Muâmelâtı tatbik etmek farzdır. Bu öyle bir farzdır ki, müslümanların çoğunun haberi bile yoktur. Bilinmeyen günahlara tevbe edilmediği için, en büyük günahlar da bunlardır.” “Bir müslümanın yediği, içtiği, giydiği haram olursa, onun ibâdeti ve duâsı nasıl kabul olur?” “Her işini para ile görüp paraya düşman olan müslümanlar; konforlu hayat yaşayıp ‘dünya sevgisi hataların başıdır’ diyenler; sermâye biriktirip bankayla iş görüp kapitalizme düşman olanlar; kapitalistler gibi yaşayıp sosyalizmin gelmesini istemeyenler tezat içindedir.”    “Hapse girmemek için T.C. kanunlarına gösterilen gayret kadar, Cehenneme girmemek için Allah’ın kanunlarına uyulsa, dünyamız da, âhiretimiz de cennete dönüşecektir. Üniversite sınavına hazırlanan bir genç kadar âhirette Cennet kazanmak için dünya imtihanına özen göstersek Cennetin bütün kapıları bize açılır. Dünya huzuru da avans olur.”      “Helâl-haram gözetmeden para kazanan ehl-i dünyadır, laiktir, kapitalisttir. Haramdan kaçan, helâl kazanç sağlayan ise ehl-i diyânettir, mü’mindir, mübârektir. Karun gibi, Firavun gibi, yahûdiler gibi zengin olmak, dini satıp dünyayı da mezara kadar sırtlamaktır. Her yolcu, birşeyler götürür. Âhirete giden de sevaptan, günahtan başka bir şey götüremez.”
  Hamdi Döndüren, Şamil İslâm Ansiklopedisi, c. 4, s. 52-53 Hüseyin K. Ece, İslâm’ın Temel Kavramları, s. 381-382 Ahmed Yaşar, Şamil İslâm Ansiklopedisi, c. 4, s. 53-54 Hamdi Döndüren, Şamil İslâm Ansiklopedisi, c. 4, s. 345-348
Şamil İslâm Ansiklopedisi, c. 4, s. 342-343 A.g.e.c. 4, s. 133-134 Alâaddin Başar, Nur'dan Kelimeler, s. 130-136 Süleyman Ateş, Kur'an Ansiklopedisi, c. 13, s. 34-38 A.g.e. c. 11, s. 380-386 A.g.e. c. 5, s. 419-425  


Son takip: 04.08.2020 - 04:47
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· 16- Kur’ân Delîli · 4- Bollukta ve Darlıkta İnfak Ederler · i- Boks, Pankreas Güreşi Gibi Sporlar · 2) Şirk Koşmak · Kâr Haddi Ve Aldanma · 66) Sallâllahu aleyhi ve sellem (s.a.s.) · 6- Politika Yoluyla Fesad · 1) İslam'a Yönelişten Önceki Aşama. · 6) Teşkilatın Başında Liderin İlim Ve Basiret Sahibi Güvenilir Bir Müslüman Olması. · 6) Kocası Yanında Olan Kadının Yanına Girerken Kocasından İzin Almak Gereklidir · 2) Güzel Kokudan (Parfümden) Kaçınma · es-SAMED · KAVİ-METİN · Gerçek Anlamda Çağ Kapatıp Çağ Açan Sadece Kur’an’dır · Kadın-Erkek İlişkileri ve Âilede Geçim .. Karı-koca haklarına riâyet · 29) Fî Sebîlillâh · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · 1) Kaçırma Yoluyla Kölelik · MAL-MÜLK VE MÂLİK.. · Gayr-i Müslimlerle ve Hayvanlarla İlgili Haramlar A- Gayr-ı Müslimlerle İlişkiler
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber