sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· 3- Toplumda Tevhid
· Allah ve Rasûlü’nden Geldiği Kesinlikle Sâbit Olan Nasslara, Hükümlere Bir Bütün Olarak Tümüne İnanmamak
· 13- Başın Tamamını Bir Defada Meshetmek
· Allah Bazı Kimselere Dost Değildir
· Hatm-i Hâce
· Câhiliyyenin Bir Başka Yönü
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Kâr
· Fesad Sebebleri
· Yağma.
· 2- Adâlet
· Cüzhân
· Kur'an'ın İlmî İ'câzı
· NEFS.
· At

Son Okunanlar
· Hz. Mûsâ (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Âyetü’l-Kübrâsı
· 5) Şirk-i Esbab
· Kendisi ile Zimmet Akdi Yapılanda Aranan Şartlar
· 1- Sırat-ı Müstakim'de Olabilmenin Gerekleri
· Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
· Haram Kılınan Yiyecekler ve Hikmeti
· Konuyla İlgili Hadis-i Şerif Kaynakları
· b- Yöneliş
· Hıristiyan ve Yahûdilerin Ortak Bâtıl İnançları
· Konuyla İlgili Bazı Hadis-i Şerif Kaynakları



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Hz. Mûsâ (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Âyetü’l-Kübrâsı

Hz
Hz. Mûsâ (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Âyetü’l-Kübrâsı     Hz. Mûsâ (a.s.)’nın en büyük mûcizesi, elindeki asâyı ejderhaya çevirmesidir ki Kur’an buna şöyle temas ediyor: “Hani Rabbin Mûsâ’ya mukaddes Tuvâ vâdisinde şöyle seslenmişti: 'Firavun’a git. Çünkü o, pek azmıştır. Ona de ki: ‘(Küfürden, azgınlıktan) temizlenmende hevesin/meylin var mı senin? Seni Rabbini tanımaya yönelteyim mi ki O’ndan korkasın.' Mûsâ gitti ve Firavun’a en büyük âyeti/mûcizeyi (âyetül-kübrâ) gösterdi. Fakat Firavun yalanladı ve (Allah’a) isyan etti.” (Nâziât: 79/16-21)[1] Âyet içerisinde yer alan “ayetü’l-kübrâ”, yani “büyük âyet” ifadesi ile, Hz. Mûsâ’nın asâsının yılan olmasına işaret olunmaktadır. Bu, ne kadar büyük bir mûcizedir ki, cansız bir baston, herkesin gözü önünde yılana çevriliyor ve sihirbazların sopa ve iplerinden yapay/sanal olarak yaptıkları yılanları yutuyor. Hz. Mûsâ onu eline aldığı zaman ise, normal bir asâ oluveriyor. Bu büyük mûcize, Hz. Mûsâ’nın Allah’ın gönderdiği bir peygamber olduğunun çok açık bir delilidir. Hz. Mûsâ’nın göstermiş olduğu en büyük âyeti, büyük peygamberler bakımından bu niteliği taşımaz. Sadece âit olduğu kategorinin “en büyüğü” olarak belirir. Hz. Peygamber’in müşâhede ettiği en büyük âyet ise, kelimenin tam mânâsıyla en büyük ve zirvedir. Çünkü onun üstünde bir müşâhede başka bir insana nasip olmamıştır. Her âyet, bir öncekine göre daha gelişmiş bir seviyededir ve daha üstün bir müşâhede/inceleme/değerlendirme ve düşünce gerektirir: “Bizim onlara gösterdiğimiz her âyet, mutlaka öbürlerinden daha büyüktür.” (Zuhruf: 43/48) Hz. İsa devri, “muktariha” dediğimiz, daha çok dış dünya ile ilgili, göze, kulağa hitabeden âyetlerle Kur’anî âyetler devri arasında bir köprüdür. İsa (a.s.)’nın büyük mûcizelerinden biri olan mâide (gökten inen sofra) mûcizesi konusunda, kavminin ısrarlı talebinden dolayı, böyle bir âyet/mûcize istenmesinden rahatsız olmuş ve Allah’tan sofranın indirilmesini dilemekle birlikte “ilk ve son” demeyi de ihmal etmemiştir.[2] İnsanlık, her devirde bu göz alıcı, kaba idrâki doyurucu âyetlere/olağanüstülüklere hevesli tiplerle doludur. Bu günkü dünyanın, velîden kerâmet isteyen, efendilerini uydurma kerâmetlerle yarıştıran insanları da buna bir delildir. Kur’ân-ı Kerim’in şu beyanları, konumuz bakımından çok ilginçtir: “Dediler ki: ‘Bu nasıl peygamber? Bizim gibi yemek yiyor, çarşılarda yürüyor. Ona bir melek indirilip de, beraberinde bir korkutucu (olarak) bulunmalı değil miydi? Yahut O’na gökten bir hazine atılmalı, veya O’nun meyvelerini yiyeceği (esrârengiz) bir bahçesi bulunmalı değil miydi?” (Furkan: 25/7-9). Burada sergilenen tavır, çok geri bir anlayıştır. Kur’ân-ı Kerim, tamamen kaba, muhâkeme ve düşünceden uzak bir dünyaya hitap edecek bu tür âyetler istenmesini, işte böyle kınıyor. Buna karşı, bizi başıboş sandığımız eşyayı, umursamayıp kenara attığımız olayları derinden incelemeye çağırıyor ve bize bu hususta anahtarlar veriyor. Sineğin kanadı, gecenin karanlığı, rüzgârın sesi, hatta cansız saydığımız maddelerin, farkına varamadığımız, anlayamadığımız tesbihi... Bütün bunlar, yüzlerce âyet taşımaktadır. Kısacası, Kur’an varlık ve oluşun bizzat kendisini bir mûcize halinde tanıtıyor. Kaba idrâke dayanan âyetler/olağanüstülükler istemek, bir geriye dönüştür. İnsanlığı getirildiği zirveden alıp çukura itmektir. Son Rasul devri, âyetlerde kemâl devridir. Bu dönemde âyetler tefekkür, taakkul (düşünme, aklı çalıştırma), ilim ve sanat konusu olmuşlardır. Enfüsî âyetlerin tetkiki ilk defa bu ümmete öğretilmiştir. Kur’an bu gerçeğe şöyle dikkat çeker: “Arzda kâmil bilgi sahipleri için nice âyetler vardır. Nefislerinizde de (âyetler/ibretler, deliller vardır). (Bunları) Görmüyor musunuz?” (Zâriyât: 51/20-21). Eski ümmetlerin, genellikle ölümleriyle/helâkleriyle sonuçlanan ve doğal âfetler şeklinde beliren âyetlerin değerlendirilmesi de, bizim için bir âyettir. Yani, eski ümmetlere maddesiyle âyet olan şeyler, biz ümmet-i Muhammed’e mânâlarıyla âyet oluyor: “İşte sana onların, işledikleri zulümler yüzünde çöküp ıssız kalmış evleri. Hiç kuşkusuz bunda, ilmi kullanan bir topluluk için kesin âyetler vardır.” (Neml: 27/52). “(Ey Firavun!) Bugün senin bedenini kurtaracağız ki, arkandan gelenlere bir ibret olasın. İnsanların çoğu Bizim âyetlerimizden gerçekten habersiz bulunuyor.” (Yûnus: 10/92) Aslında Mekkelilerin ve yahûdilerin Hz. Peygamber’den özellikle istedikleri, önceki peygamberlerde olduğu gibi tabiatüstü mûcizeler idi. Meselâ, istiyorlardı ki, kendisine bir melek gönderilsin; birden peygamber zengin olsun veya büyük meyve bahçeleri olsun, gökleri yere indirsin, ya da göğe çıkıp oradan onların okuyabileceği bir kitap indirip getirsin vs.[3] Kur’an bu isteklere şu cevabı verir: Eğer vahyin gönderildiği kimseler melekler olsalardı, peygamber olarak melekler gönderilirdi. Halbuki Hz. Muhammed (s.a.s.) kendisinin sadece Allah’ın elçisi olduğunu ileri sürdü. Allah isteseydi, bütün bu işleri bir peygamberin ellerinden yaptırır, elçisinin eliyle mûcizeler yaratırdı. Fakat bir peygamberin kendi başına bunları yapmaya gücü yetmez, o vahiy almanın dışında sadece bir beşerdir.[4] Ama Kur’an’ın verdiği diğer cevaplar da var: Önceki kavimlere aynen istedikleri gibi mûcizeler peygamberler vâsıtasıyla gönderilmişti. Fakat, onlar yine de peygamberlerini inkâr ettiler. Şayet Hz. Muhammed (s.a.s.), Mekkelilere ve yahûdilere binlerce mûcize gösterseydi, yine de hiçbir faydası olmayacaktı. Eğer Peygamberimiz göklerden insanların görüp dokunacakları bir kitabı somut olarak indirseydi, onu yine de kabul etmeyeceklerdi.[5] Hz. Peygamber’in önceki peygamberler gibi tabiat üstü türünden mûcizeler göstermemesinin bir sebebi de, artık bu çeşit mûcizelerin güncel olmaması ve devirlerinin kapandığı gerçeğiydi.[6] Son Rasûl devrinde, önce “kelâm” bir âyet olmuştur; hem de en büyük âyet. Bize âyetleri tanıtan ve bizi onları tetkike çağıran Kur’ân-ı Kerim’in bizzat kendisi en büyük âyetlerden biridir. Bu yüzden, onun küçük bölümlerine Cenâb-ı Hak, “âyet” adını vermiştir: “Andolsun ki Biz sana apaçık âyetler indirdik Onları fâsıklardan/sapıklardan başkası inkâr etmez.” (Bakara: 2/99). “İşte bunlar, hikmet dolu Kitabın âyetleridir.” (Yûnus: 10/2). Bu âyetler, Kur’an’da âyet diye bilinen iki durak arası lafızlar da olabilir; bu lafızların işaret edip dikkat çektikleri mânâlar da; daha doğrusu her ikisi de âyettir. Kur’ân-ı Kerim, üslûbuyla da âyettir. Bu üslûp, en inatçı ve en kudretli Arap şâirlerine kalemini kırdırmış, tanıttığı Allah’ın kudreti önünde eğilmeyen bu katmerli putperestleri kendi huzurunda secdeye vardırmıştır. Tebliğcisi Peygamber’le mücâdelede son derece ısrarlı davrananlar, Kur’an’ın yüceliğine hemen teslim olmuşlardır. Çünkü insan kelâmının, onun ufkuna yaklaşamayacağı, ilk bakışta anlaşılıyordu: “De ki: ‘Andolsun, insanlar ve cinler şu Kur’an’ın benzerini meydana getirmek için bir araya toplansalar, birbirlerine yardımcı da olsalar, yine onun benzerini getiremezler.” (İsrâ: 17/88) Kur’an’ın üslûp ve muhtevâsı gibi, onun tertibi de âyettir. Bu tertip de Allah’ın işaretiyle gerçekleşmiş, âyetler ve sûrelerin dizilişiyle de mûcize mânâlar ortaya çıkarılmıştır. Bu tertip, bir sentezdir. Oranları, bizzat Allah tarafından tesbit edilmiş ve birçok hikmetle sonuçlanmış bir sentez. Aynı söz, filân sûrenin falanca yerinde bir mânâ, şu sûrenin burasında ayrı bir kâinat sergiler. Aynı kelimenin, muhtelif yerlerdeki durumu, Kur’an kadar hiçbir kelâmda farklı perspektifler ortaya koymaz. [7]
  [1] Aynı konuyla ilgili bk. Tâhâ: 20/9-97. [2] Mâide: 5/112-116. [3] En’âm: 6/8, 50; Hûd: 11/31; İsrâ: 17/90-95; Furkan: 25/7. [4] En’âm: 6/9, 36, 110; A’râf: 7/188; Hûd: 11/12; İsrâ: 17/95. [5] Âl-i İmrân: 3/183, 184; En’âm: 6/7. [6] Bk. En’âm: 6/33-35. [7] Ahmet Kalkan, Kur’an Kavram Tefsiri.


Son takip: 15.07.2020 - 10:54
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Kimi, Nasıl Sevmek?. · Hadis-i Şerifler Açısından Müteşâbih. · Unutma ve Hatırlama · Kur’ân-ı Kerim’de Vasiyet Kavramı · Vahiy · Rûhânîler ve Râbıta · Dünya – Âhiret Dengesi · Ve... Günümüz. · Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar · Bir Şeyi Allah’ı Sever Gibi Sevmek; Endâd Edinmek. Endâd ve Nidd Ne Demektir?. · Yağma. · Cennet Bahçesi veya Cehennem Çukuru Âile Hayatı Aile; Bireyden Cemaate, Düzensizlikten Nizama, Günahlardan İbadete Geçiş · 4. Hoşgörülü ve Affedicidir · Hristiyanlıkta İlham · Resmin mekrûh olduğunu ileri sürenlerin delilleri · Nebi İle Rasül Arasındaki Fark. · Abdest · Besmele, Laik Mantığı Protestodur · Rızıkla İlgili Hadis-i Şerif Kaynakları · Şehidin Bedeni
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber