sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· 3- Toplumda Tevhid
· Allah ve Rasûlü’nden Geldiği Kesinlikle Sâbit Olan Nasslara, Hükümlere Bir Bütün Olarak Tümüne İnanmamak
· 13- Başın Tamamını Bir Defada Meshetmek
· Allah Bazı Kimselere Dost Değildir
· Hatm-i Hâce
· Câhiliyyenin Bir Başka Yönü
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Kâr
· Fesad Sebebleri
· Yağma.
· 2- Adâlet
· Cüzhân
· Kur'an'ın İlmî İ'câzı
· NEFS.

Son Okunanlar
· Neden Peygamberlere İnanmalıyız
· h) Duâ
· Kadın Herhangi Bir Sebep Olmaksızın Kocasından Kendisini Boşamasını İsterse.
· Ashâb ve İstişâre
· Sünnette Fiilî Örnekler
· İhsân; Güzelliktir, Güzellik Sergilemektir
· Ruh-Beden İlişkisi
· Noel Baba
· Hz. İsa'nın ilâhlığı
· İşrâf



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Neden Peygamberlere İnanmalıyız

Neden Peygamberlere İnanmalıyız
Neden Peygamberlere İnanmalıyız   Peygamberlere inanmak Allah (cc)'a inanmanın gereğidir. Çünkü Peygamberler Allah (cc)'ın elçileridir, O'nun vahyettiklerini insanlara an­cak bu elçiler iletmiş, O'nun emir ve yasakları doğrultusunda in­sanları bu yüce kişiler bilgilendirmiş ve eğitmiştir. Öyle ise "Neden peygamber­lere inanma­lıyız?" sorusu, aynen: "Neden Allah'a inanmalıyız, Niçin varız, Öldükten sonra ne olacağız..." vb. gibi sorulara benzemektedir.
Görüldüğü üzere peygamberlere inanmak daha birçok gerçeğe inan­makla eş değerdedir ve onlarla bir bütünlük oluşturur. İnsan genel­likle çok basit hayat olaylarını kendi başına kavrayabilir, ama karma­şık evren­sel ger­çekleri, bir öncünün, bir öğreticinin yardımı olmadan yakalayamaz. İşte bu öncüler ve öğreticiler peygamberlerdir. Hayatta çok sıradan ve so­mut aykırı­lıkları anlamak ve bu suretle de ya­rarlıyı zararlıdan ayırt ede­bilmek kolay­dır. Örneğin, ateşin, selin ve vahşi hayvan saldırısının tehli­kelerini, en ilkel insan bile anlar; Bu konuda derin bilgilere, geniş kül­türe, büyük tecrübelere ve bir akıl verene de ihtiyaç duy­madan bazı ön­lemler almayı kendiliğinden bilir. Hatta hayvanlar bile içgü­düleri saye­sinde tehlikelere karşı kendilerini sa­vunmaya çalışır, yaşamak için avla­nırlar. Ancak eğer peygamberler olma­saydı insan, örneğin annesiyle baba­sıyla, öz ya da süt kardeşiyle cinsel iliş­kide bulunmanın kötülüklerini, domuz etinin zararlarını, yalancı şahitli­ğin, faizin, ünlenme kompleksi­nin olumsuzluklarını öğrenemezdi. Özellikle: Allah (cc), rûh, melek, cin, şeytan, âhi­ret, cennet ve cehennem gibi gaybî gerçekler hakkında gerekli bilgilere ula­şamazdı. İnsanlar da diğer canlılar gibi bir âlemdir. Buna "beşeriyet âlemi" diyo­ruz. Ancak akıllı olma ayrı­calığı ile birlikte ilahî vahye ayak uydurarak toplu halde yaşayan insanlar diğer canlılardan çok daha mü­kemmel popülasyonlar oluştururlar. Çünkü eğer peygam­berler olmasaydı in­san yığınları da tıpkı arılar, karıncalar ve penguenler gibi yüce değerlerden yok­sun, sa­dece egoya dayalı sürüler olarak kalırlardı. Tıpkı, mo­ral değerler­den nasibi olmayan ve sırf maddesel ilgilerle ya da yasaların zoruyla, bir arada yaşayan çağımızın ka­labalıkları gibi.
Peygambersiz bir top­lumun yaşamında belki bireylera­rası ilişkiler belli bir disipline dayanabilir ve bu disiplin çok mükem­mel bir işbölümü  biçi­minde ortaya çıkabilir; Ama bu düzen, hiç bir zaman otomatik ve meka­nik olmaktan kurtulamaz. Böyle bir toplu­mun yaşamında esnekliğin ve hoşgö­rünün yeri olamaz. Böylece in­sanlar ya yasaların zoraki itişleriyle veya iç­güdüsel dürtülerle an­cak iş­levlerini yerine getirmeye bakarlar, iç­sel güzelliklerin, manevi zen­gin­liklerin ve rûhânî coşkuların farkına bile varamaz­lar. Peygamberlerin ve Allah (cc)'dan getirdikleri göksel mesajların insan­lık için ne kadar önemli olduğunu anlayabilmek amacıyla peygamber­siz insan topluluklarının  yaşamına şöyle bir bakmak yeterlidir. Buna iki örnek ver­mek mümkündür. Birincisi, Roma Toplumudur ki Romalılar mimaride, güzel sanat­larda, siyaset ve eğitim alanında göz kamaştırıcı bir yaşam biçimi ser­gile­mişlerdir. Dünyada çok geniş bir alana yayılabilmiş ve arkaların­dan hay­ranlık uyandı­ran devâsâ büyüklükte eserler bırakmışlardır. Bütün bun­lara rağmen Roma Uygarlığı bir peygamberin öncülüğünden, ilâhi vah­yin fazilet kaynakların­dan, Allah (cc)'ın feyiz ve nu­rundan  yoksun ol­duğu için tamamen seküler kalmış, zihinlerin ve gönüllerin derinlikle­rine hiç bir zaman nüfuz ede­memiş ve dünya uygarlıkları arasında sırf maddesel boyutlar içinde tıkanıp kalmıştır. Romalılar'ın yaptığı o sanat harikası mermer heykeller, insanlara hiç bir zaman evrensel mesajlar ve­rememiş, çarpıcı erotik görünümle­riyle yal­nızca sapık ruhları gıdıkla­maktan ve sapkın eğilimleri kıpır­datmaktan öte bir işe yaramamıştır.. Bu gerçek her bakımdan do­nuk, seküler ve in­san kurgusuyla sınırlı tüm uygarlıklar için de sözkonusudur. Bu nedenledir ki ilâhî bir din kimli­ğinden uzaklaşmış olmasına rağmen, hıristiyanlığın, ör­neğin Bizans Dönemi'nden kalma loş ve köhne bir kilisesi bile heybetli bir Roma tiyatro­sundan veya bir Firavun piramidinden insanı çok daha etkile­yicidir. İkinci örnek ise, insanlara eşitlik ve mutluluk vadederken yaklaşık yüz­yıl boyunca yüzmilyonlarca insanı tutsaklık, yoksulluk ve mut­suzluk içinde kıvrandırdıktan sonra dayanamayarak nihayet kendi kendine yı­kılan komünist rejimdir.
Dine afyon diyen bu rejimin te­orisyenleri, pey­gamberlere ve ilâhi me­sajlara hakaret gözüyle baktık­ları için felsefelerini materyalist düşünceden hareketle kurmuşlardır. Bu felsefeler hayata geçi­rilince insan­lar yalnızca maddi alandaki öz­gürlüklerini yitirmekle kal­madılar, onlardan birçoğu bu yüzden Allah'a ve madde ötesi gerçeklere karşı kuşkuya düştüğü için stres al­tına girdiler bunalımlara düştüler; Maneviyat boşluğunun çok büyük ız­dırabını çektiler. Öyleki zaman za­man haksızlığa uğrayan bu insan­lar baskı gördükleri kimselere, hiç de­ğilse içlerinden beddua edip biraz ra­hatlamayı bile bir çelişki saydılar. Halbuki dünyanın her yerinde hakimler, savcılar ve polisler bile sık sık haksızlığa uğrar ve delil ye­tersizliğinden do­layı kendile­rine zulmeden­lerden, yasal yollarla hak­larını bir türlü alamaz­lar. Böyle du­rumlarda on­ların bile, haklarını çiğneyenlerin Allah tarafından cezalandı­rılması için el açıp beddua et­tikleri nadir olaylardan değildir. Fakat materya­listlerin bu anlaşılmaz tutumu onları daha büyük sorunların içine itti. Tabiatıyla top­lumun sosyal ve ekonomik düzeni de bundan olumsuz yönde etkilendi. Çünkü bu perişanlık, kesinlikle bir peygamberin terbiye­sinden ve ilâhi bir  mesajın yoksunluğundan doğmuştu. İşte bu belirgin farklar, peygamberlerin getirdiği mesajlardan (doğru ya da yanlış) ilham alan insanlarla bu mesajlardan tamamen yoksun olanları birbirinden kalın çizgilerle ayırmaktadır. Bunların hangisi in­san doğasına daha uygundur? Peygamberlerin getirdiği vahiyler mi, yoksa insan kurgu­larına dayanan rejimler mi? "Kardeşle cinsel iliş­kide bulu­nulabilir" diyen insanların tezi mi, yoksa bunu çirkin bir günah ve sapık­lık sayanların inancı mı? Allah'ın emir ve yasaklarına aykırı olsa bile, İnsan eliyle çizik­lenmiş yasalara uygun olan hiç bir söz ve eylemin suç sayılamayacağını ileri sürenlerin dediği mi, yoksa Allah (cc)'ın kitabına ve Elçisi'nin sünnetine aykırı olan her söz ve eylemin ancak suç sayılabi­leceğine inanan insanın imanı mı ?... Bu ilgiyle burada önemli bir noktayı açıklamakta yarar vardır. Bilindiği üzere hiç bir ipucu bırakılmadan işlenen suç beşeri yasalara göre suç sayıldığı halde onu işleyen insan (saptanamadığı sürece) suçlu de­ğildir. Oysa peygamberlerin getirdiği vahiylere göre bunun şöyle bir değerlendirilmesi vardır: Harama tevessül etmek (yani yasaklı fiili işlemek) herhâlükârda suç­tur. Onu işleyen insan da (ister tesbit edilsin ister meçhul kalsın)  yine suç­ludur. Çünkü yakalanmasa bile Allah Teâlâ O'nun suçlu oldu­ğunu bilir. İşte vahye dayanan bu yargı topluma ahlâk olarak verilir. Onun için pey­gamber­lere ve onların getirdiği vahye inanan insanlar, resmi denetim ve kontrol­ların dışında kaldıkları yer ve zamanlarda da vicdan sorumluluğu ile hare­ket ederler. Çünkü herhangi bir ipucu bırakmadan bir suç işleseler bile bu­nun asla yanlarında kalmayacağına ve günün birinde işledikleri­nin hesa­bını Allah (cc)'a vermek zorunda kalacaklarına inanırlar. İşte bu, esasen peygamberlerin getirdiği terbi­yedir. Halbuki peygamberlere ve vahye inan­mayanlar ipucu bırakma­dan işledikleri hiç bir suçu suç olarak görmez, hatta eğer bir çıkar sağ­layacaksa böyle bir suçu işlememeyi arala­rında aptallık sa­yanlar bile vardır. Nitekim dünyada işlenen katliamların, rüşvet ve yolsuz­lukla­rın, uluslararası uyuşturucu ve fuhuş ticaretinin fa­illeri ve aracıları arasında peygamberlere ve vahye inanmayanların sayısı daha çoktur. 
Şu halde dünya nüfusunun çok büyük bir kısmı şu veya bu şekilde pey­gamberlere inanır. Dünyadaki ahlâk kurumlarının tümü, yalanı, sa­mimi­yetsizliği, ikiyüzlülüğü, dalkavukluğu, aldatmayı ve bunlara benzer birçok ahlâkdışı davranışları reddeder. Bunları ise düşünür­ler ve filo­zoflar de­ğil, en başta peygamberler reddetmiştir. Öyle ise bü­tün ahlâk ku­rumları te­melde peygamberlerin getirdikleri vahiylerden ilham almakta­dır. Bunların büyük bir kısmı yozlaşmış ve büyük öl­çüde aslından kop­muştur. Buna rağmen bu gerçekler peygamberlere ve onların getirdiği vahiylere inanma­nın aslında insan doğasının ka­çınılmaz gereği oldu­ğunu kanıtlamaktadır.
[1]
  [1] Ferit Aydın, İslam’da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 254-258.


Son takip: 15.07.2020 - 07:46
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Kimi, Nasıl Sevmek?. · Hadis-i Şerifler Açısından Müteşâbih. · Unutma ve Hatırlama · Kur’ân-ı Kerim’de Vasiyet Kavramı · Vahiy · Rûhânîler ve Râbıta · Dünya – Âhiret Dengesi · Ve... Günümüz. · Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar · Bir Şeyi Allah’ı Sever Gibi Sevmek; Endâd Edinmek. Endâd ve Nidd Ne Demektir?. · Yağma. · Cennet Bahçesi veya Cehennem Çukuru Âile Hayatı Aile; Bireyden Cemaate, Düzensizlikten Nizama, Günahlardan İbadete Geçiş · 4. Hoşgörülü ve Affedicidir · Hristiyanlıkta İlham · Resmin mekrûh olduğunu ileri sürenlerin delilleri · Nebi İle Rasül Arasındaki Fark. · 1- Sırat-ı Müstakim'de Olabilmenin Gerekleri · Abdest · Besmele, Laik Mantığı Protestodur · Rızıkla İlgili Hadis-i Şerif Kaynakları
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber