sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Tekfir (Keffâret, Fidye–Redemption)
· Tevekkülün Konumu
· Enaniyetli Kişilerin Saptırdıklarının Ahiretteki Durumları
· Secdede
· Kötülüğü Hoş Karşılayıp Yayılmasına Seyirci Kalmak, Kötülüğü Emretmek
· Cihad
· m- Sıla-i Rahme Teşvik Eder; Akrabaya Vermeyi, Onları Gözetmeyi Hatırlatır
· Arazi Gasbetmek.
· Yağma.
· Beşerî Sistemlerin Dünyevîliği; İslâm'ın Uhrevîliği
· İttibâ Şirki
· Cengâver
· Kur'an'ın İlmî İ'câzı
· Orucun Şartları
· Putlaştırılıp İlâh Haline Getirilen Bâtıl Ta ı Anlayışları

Son Okunanlar
· Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta
· Sabrı Tavsiye.
· Allah'tan Başkasına İbâdetin Anlamı
· Bugünkü Türk Ceza Kanununda
· Zulmün Cezâsından Ümmeti Korumanın Yolları
· Rüşvet Almak ve Vermek.
· Besmele Çekmenin Hükmü
· a- Fasık Kime Denir? .
· Kur’an’ı Hüzünlenerek Okumak.
· İtikâf



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta

Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta
Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta:   Bu, bir İlâhîyât hocası (İrfan Gündüz) tarafından hazırlanmış ancak henüz basılmamış bu­lunan 44 sayfalık bir çalışmadan ibarettir.  Yazar, “Kültürlerarası bir özellik gibi gözüken bu konuda Müslümanların da bir yolu ve usûlü bulunduğu ve bunu da râbıta şeklinde sistemleştirdikleri söy­lenenebilir.” demektedir.[1]  Râbıtayı meşrûlaştırmak ve O'nu, İslâm'ın değerleri arasında varmış gibi göstermek için oldukça esnek bir giriş niteliğini taşıyan bu sözler Kur'ân'ın rûhuna yabancı olan okuyucuyu şartlandırmak bakımından mo­dernist bir sunuş örneğini sergilemektedir. Aslında Nakşîbendîlik, -dünden bugüne- eskimiş çeşitli din ve felsefe­ler­den beslenerek meydana gelmiş bir tarîkattır; Yani -yazarın da desteklediği- kültürlerarası alışve­rişin en çarpıcı ürünlerinden biridir. Buna rağmen Nakşîbendîlerin, “Kültürlerarası ortak özellikler” diye bir kanâate kendi açıla­rından hiç de sıcak bakmayacakla­rını kestirmek zor değildir. Onların bu çe­lişkisi ile (İslâm'ın bir köşesine râbıtayı yerleştirebilmek için oldukça kıvrak bir rol üstlenmiş olan) yazarın, yuka­rıdaki sözler içinde sergilediği çelişki ara­sında açık bir uyuşmazlık vardır ki bu da üçüncü bir çelişkidir! Yazar, râbıtayı anlatırken: “İmitatio dio”, “İmitatio hominis”, “Beşer symbiosis” ve “İdentification”  gibi yabancı terimler kullanarak; Samuel Smiles, Joshua Loth Liebman,  Prof. Jeager ve Shimmel gibi yabancı yazar­ları referans göstererek âdetâ Modern Nakşîbendîlik Döneminin öncülü­ğünü yapmaktadır. İlginçtir ki Nakşîbendî cemaatlerinin, bu üslûptan ve bu işgüzarlıktan hiç de haberleri yoktur. Hatta eğer râbıtanın böyle bir üslûpla savunuldu­ğunu görecek ya da duyacak olurlarsa, “Evliyâlar yerine bir sürü kâfirden nakiller yapmış” diye yazarı takdir yerine belki tektir bile edebilirler! Çünkü onlar, bu tarîkatı (Budizm'in “drahma”ları üzerine oturtmuş olan), ne eski rûhânîlerin geçmişteki düzmecelerini İslâm'dan ayırt edebi­lecek ye­terli bir ilim ve basirete sahiptirler; ne de çağdaş İlâhîyatçıların edebî ve akademik havalar içinde râbıta aşkına yazdık­ları meşrûluk fetvâ­larını anlayabilecek kültür ve anlayış düzeyini yakalaya­bil­mişlerdir. Dolayısıyla bu çalışmanın, Nakşîbendîler tarafından kutlan­ması ya da ödüllendirilmesi ih­timalden uzaktır. Bununla birlikte ya­zar, râbı­tanın kesin yerini saptamak ko­nusunda açık bir kanâat ortaya koy­madığın­dan bu sorun karşısında okuyu­cuyu te­reddüt içinde bı­rakmaktadır. Çünkü okuyucunun aradığı özetle şudur: Râbıtanın İslâm'da yeri var mıdır, yok mudur? Ya da başka bir ifade ile: Râbıta, ef'âl-i mükellefîn'den hangisinin sınırları içinde kendine yer bulabi­lir? Râbıta bir ibâdet şekli midir, öğrenciyi hocasına bağlamak için seküler bir alıştırma ya da şartlandırma biçimi midir, yoksa sırf bir zihin sporu mu­dur? Eğer bir ibâdet biçimi ise bunu gerçekten, Mâide Sûresi'nin 35. ve Tevbe Sûresi'nin 119. âyet-i kerîmeleri ile kanıtlamak mümkün müdür? Eğer hocayı öğrencisine sevdirmek, ya da hocanın saygısını öğrencisi­nin zihnine nakşetmek gibi râbıtadan masum ve hayırlı bir amaç güdülmek iste­niyorsa, üstelik kitap ve sünnetle kanıtlanan bir eğitim sistemi ise neden sa­dece Nakşî Tarîkatı'yla sınırlı bırakılmakta, neden tüm ilim müesseseleri için öngörülmemektedir? Allah'ın emir ve yasaklarını belli bir tarîkat çev­resiyle sınırlı tutmanın açıklaması acaba ne olabilir?! Hz. Peygamber (s.a.s.), Nakşîbendîler tarafından yapılmakta olan râbıtayı aynı uygulanış biçimi ile hayatında bir kez olsun yapmış mıdır? Yani gözünü yumarak, nefesini kontrol ederek, teverruk oturuşu ile oturarak ve (mürşid diye kabul ettiği) birinin şeklini zihninde canlandırarak “râbıta” adı altında bir eylemde bulunmuş mudur; ya da ashabından birine böyle bir şeyi telkin etmiş midir? Eğer amaç, gerçekten Müslümanları râbıta hakkında aydınlatmak ise işte en başta bu ve benzeri sorulara cevap bulmak sûretiyle gereken hizmet, ye­rine getirilebilirdi. Oysa bu çalışma ile yapılan şeyler, ne yazık ki râbıta kav­gasını kızıştırmaktan başka hiç bir işe yaramayacaktır! Yazar, büyük emek­ler vererek yaptığı söz konusu araştırmasını belki de bu yüzden bastırma­mıştır. Her şeye rağmen yazarın bazı tesbitleri râbıta ile ilgili önemli gerçekleri su yüzüne çıkarmaktadır. Bunlardan biri de O'nun şu sözleridir: “Râbıta hakkında bilgi veren kaynaklar, oldukça muahhar devrin mah­sulleridir.” Bu ifadenin son kesitinde, ağdalı bir anlatım biçimi seçilmiştir! Bunun, bilinçli yapıldığını insan düşünmeden edememektedir. Çünkü “Muahhar devrin mahsulleri” günümüzün Türkçesi ile “yakın dönemin ürünleri” de­mektir. Yazarın hem hayatta bulunduğuna, hem de yaşlı olmadığına ba­kıla­cak olursa, böyle bir dil kullanması ister istemez bazı kuşkulara neden ol­maktadır. Eğer râbıta konulu kitapçıklar için «Muahhar devrin mahsulle­ri­dir.” deyimi yerine, örneğin: “Yakın tarihte kaleme alınmışlardır.” de­seydi, râbıtanın, daha dünün meselesi olduğu hakkında acaba bazı çevreleri huy­landırmış mı olacaktı, yoksa Müslümanlarla tarîkatçılar arasında olaylar çı­kacak diye yaza­rın bir­takım endişeleri mi vardı?! Bunu kestirmek kolay de­ğil, ama O'nun, arı bir Türkçe ile hazırladığı çalışmasının orta yerine âdetâ dikenli tel­ler gibi bu dolambaçlı an­latım biçimini beklenmedik şekilde yerleştirmesine te­sadüf demek de zordur. “Kavram olarak râbıta”, “Uygulama olarak râbıta” ve “Râbıtanın delil­leri” olmak üzere üç bölümden oluşan çalışmasında yazar, ideal model ola­rak kâmil insanın varlığını savunurken nihâyet sözlerinin sonlarına doğru ay­nen şu ifadeyi kullanmaktadır: “Her yiğidin gönlünde bir arslan yatar“ atasözünde bir realite olarak var­lığı ifade edilen bu idealizasyon, insân-ı kâmilleri hedef almakla bu ihti­yacı gidermeye matuf olsa gerektir.” (A.g.e., s. 44). Tabiatıyla bu sözler onun en azından tarafsız olmadığını açıkça kanıt­la­maktadır. Bunlardan başka, dört Nakşî­bend­înin başbaşa vererek “Râbıta ve Tevessül” adı altında yazdıkları bir di­ğer kitap da 1994 yılında yayınlandı. Bunun belki de en ilginç yanı, hacmı ile içe­riği arasındaki tutarsızlıktır. Çünkü epeyce kalın gibi gözükmesine rağmen sadece baş taraflarında râbıtadan biraz söz edilmiştir. Geriye kalan kısmında ise şahıs bi­yografilerine ve daha çok, (yakın tarihte yaşamış olan ve ilim dünyası tarafın­dan tanınmayan) “Doğulu” birkaç mollanın mitolojik hayat hikâyelerine yer ve­rilmiştir. Bu nedenle üzerinde durmaya değmez. Nakşîbendîlik tarihinde sırf râbıta hakkında kaleme alınmış olan ya­zılı şeyler, birkaç kitapçıktan ibârettir. Bunların en önce yazılmış olanı Halid Bağdâdî'ye âit “Risâle'tun Fi Tahkıyk'ır-Râbıta” başlıklı mektuptur ki bu, 1811 yılından önce yazılmış olamaz. Sebebine gelince Bağdâdî, ancak bu tarihte Nakşî şeyhi ola­bilmiş ve Hindistan'dan Irak'a dönerek tarîkatını yaymaya başlamıştır. Bu da demek oluyor ki: sırf râbıta hakkında ilk kez kaleme alınmış olan ka­yıtlı mal­zeme, günümüzden en çok 185 yıl önce yazılmıştır (Bu tarih, râbıta hakkındaki bu araştırmamızın, birinci baskısının gerçekleştirildiği 1996 yılı itibarıyladır). Bu ise çok ya­kın bir geç­miştir. Dolayısıyla denebilir ki: İlk kez 1550'lerde yalın bir kav­ram olarak söz konusu edilmiş olan râbıtanın, 1811 tarihine kadar çeşitli ta­savvurlarla ve daha çok Hind mistisizminin etkisi altında zaman zaman tarîkat meclisle­rinde rûhânîler tarafından işlenmek sûretiyle piştiği anlaşıl­maktadır. Gerek bunlar, gerekse râbıtayı sadece bir ayrıntı olarak işlemiş bulunan yazılı malzemelerin tümü, aynı özelliklere sahip, üs­lûp ve bilimsellikten yoksun, rasgele, bölük pöçük ve bir iki tanesi hâriç, ilim er­bâbı tarafından ciddiye alınmaktan uzaktırlar. Çünkü: Hepsi de mistisizmin etkisi altında şartlanmış olan insanlar tarafın­dan yazılmışlardır. Bu şahısların tamamı, Uzakdoğu dinlerinden en çok etkilenmiş olan Müslümanımsı toplulukların içinde yetişmişlerdir. Bu kitapçıkları yazanlar arasında Hz. Peygamber (s.a.s.)'i, gerçek kişili­ğiyle örnek almış bir tek adam bile yoktur. Bunu nasıl söyleyebiliyoruz? Çünkü her şeyden önce şurası çok iyi bilinmektedir ki İslâm'a, tevhide, hakka, adâlete, bilgiye, dü­rüstlüğe, çalışkanlığa ve yüce ahlâka karşı olan putperest, baskıcı, bağ­naz insanlara ve zâlim güçlere karşı Allah'ın Rasûl'ü, hayatının hemen tümünü savaşarak geçirmiştir. Namazını bu savaşın içinde kılmış, orucunu bu savaşın içinde tutmuş, haccını bu savaşın içinde yapmış, zekâtını bu sa­vaşın içinde vermiş, zikrini ve bütün ibâdetlerini bu savaşın içinde yapmış­tır... Nakşîbendî “evliyâları”nın tamamı ise O'nun tam tersine, hayatta belki üzerlerinde paslı bir çakı bile taşımamış, teslimi­yetçi, mistikçi, bedduâcı ve meditasyoncu tipler olarak yaşamışlardır. Bu kitapçıkların hepsi de İslâm Ümmeti'nin çöktüğü; İslâm toprak­la­rının yabancılar tarafından işgâle uğradığı ve çiğnendiği; parçalanıp bölüşüldüğü; Cehâletin ve ona bağlı olarak sefâletin, her türlü gericiliğin ve geri kalmışlığın, hurâfelerle örülü bâtıl inanışların en yaygın olduğu bir dönemde yazılmışlardır. Bu yazılarda, insanları sırf Nakşîbendîleştirmekten, mürîdi şeyhin mut­lak irâdesine körü körüne bağlamaktan ve bunun arka planındaki he­defleri gerçekleştirmekten başka hiçbir amaç yoktur.     [1] Tasavvufî Bir Terim Olarak Râbıta, İrfan Gündüz, Basılmamış bir çalışma, s. 4


Son takip: 02.08.2020 - 09:42
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Misyoner · Mutluluk Duygusu · Bu İsimleri Bilmenin Faydaları · Allah’ın Güzel İsimleri Hakkındaki Eşanlamlılık ve Farklılıklar · 1- Kendisi Bozgunculuk Çıkardığı Halde Sâlihlere Bozgunculuk İsnad Etmek · Âile ve Geç im Konusuyla İlgili Âyet-i Kerimeler · b- Sosyal ve Ahlâkí Fitne 1- İşkence ve Zulüm; · Nimet veya Külfetle Deneme · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · Haccın Diğer İbadetlerden Farklı Özellikleri · "Allah” Kelimesinin İçerdiği Anlam .. · Ka’be Tarihi · İnsan-İnsan İlişkisi · BİBLİYOGRAFYA.. Ana Kaynaklar · Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar · Yaratma, Bir Kere Olup Bitmiş Değil; Devamlıdır · Doğruluk; İmanın Dışa Yansıması · 4- Fuhuş Kadınları/Fâhişeler · Sehâvet · f- Nazarlık, Nal, Muska vb. Kullanmak
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber