sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Mısır'dan Çıkış
· Tevrat'ın Nüshaları
· Kitab-ı Mukaddes
· Orucun Şartları
· Bu İsimleri Bilmenin Faydaları
· Cezâ Tedbiri
· Kızlarağası
· İkon
· Diğer Görevleri
· Athene
· Kurşun Dökmek
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· 3) Büyük Cehâlet

Son Okunanlar
· Ruh; “Allah’ın Emrindendir.”  Onun Emri İse  “Ol”  Demesidir
· 3) Fidye
· 2) Tebdil Yoluyla
· Zulmün Cezâsından Ümmeti Korumanın Yolları
· Mü’minlerin Özellikleri
· 9- Çoğunluğa, Sürüye Uymak; Zanna Tâbi Olmak
· 4. Hoşgörü ve Şûrâ İle çözüm
· 2- Öpmek ve Okşamak
· Kur’ân-ı Kerim’de Kizb/Yalancılık Kavramı
· el-ALİYY



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Ruh; “Allah’ın Emrindendir.”  Onun Emri İse  “Ol”  Demesidir

Ruh
Ruh; “Allah’ın Emrindendir.”  Onun Emri İse  “Ol”  Demesidir       Gözlerimizle şâhit olduğumuz mevcut eşya, kendi irâdeleriyle, kendi kudretleriyle mi yokluktan kurtulup varlık âlemine geldiler; yoksa bir emirle, bir kudretle mi? Hiç kimse birinci şıkka “evet” diyemeyeceğine göre, ikinci şık doğru oluyor. Bu emrin mâhiyetine gelince:
Tefsir-i Kebir sahibi Fahreddin Râzi, “ol!” emri hakkındaki değişik görüş ve te’villeri sıralar ve en kuvvetli te’vil ve tefsir olarak şunu kaydeder: “Cenâb-ı Hakk’ın  “ol!”  demesinden maksat, eşyanın yaratılmasında ilâhî kudretin sür’atle nüfuz ettiğini göstermektir. Bir de bu, Hak Teâlâ’nın eşyayı düşünmeksizin, denemeksizin yarattığını gösterir.” Risâle-i Nur müellifi Said Nursî de: “Eşya fenâ ve zevâle (fâni olmaya ve yok olmaya) gitmiyor; dâire-i kudretten dâire-i ilme geçiyor”  diyor. Gözümüzden kaybolan eşyanın yokluğa gitmeyip Allah’ın ilminde bâkî kaldığını belirtiyor. Yaratılmadan önce her şey, Allah’ın ilim dairesinde mevcut. Bu şeylerden hangisinin yaratılmasını irâde buyurursa, onu ilim dairesinden kudret dairesine geçiriyor; yani var ediyor. İşte “ol!” emri, ilim dairesinde mevcut olan bu eşyaya veriliyor. Yani, Allah’ın onları yaratmayı irâde etmesi ve onların da böylece varlık sahasına çıkışları sanki bir emirle oluyor. O halde “kün (ol)!” emri, bir temsildir. “İlim dairesinden kudret dairesinegeç” mânâsını ifade eder. “Kün (ol)!” emriyle ilgili âyet-i kerîmelerden iki örnek verelim: “Göklerin ve yerin mübdiidir (onları önceden hiçbir örneği bulunmaksızın yaratandır). Bir şeyin olmasını isteyince ona sadece ‘ol!’ der, o da oluverir.” (2/Bakara, 117) Burada “ol!” emri, kudretin hemen faâliyete geçmesi manasına geliyor. Tıpkı “herşeyin melekûtu, O’nun elindedir” âyetindeki “el” tâbirini âlimler, “kudret” olarak tefsir ettikleri gibi, bu “ol!” emrini de yine kudret ve irâde olarak tefsir etmişler. Ve bundan murat, “Allah’ın dilediği şeyin hiçbir engel olmaksızın hemen meydana gelmesidir” demişlerdir. Diğer bir âyet-i kerîme: “Doğrusu Allah indinde İsa’nın misali, Adem örneği gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ‘ol!’ dedi, o da oluverdi.” (3/Âl-i İmrân, 59) Bu âyet-i kerîmede geçen “ol!” emrinin manasına bir derece yaklaşmak için, eşya hakkındaki şu sınıflandırmayı dikkate almak gerek. Bilindiği gibi eşya iki âleme ayrılıyor. Birisi “halk âlemi”, diğeri ise, “emir âlemi.” Beden, halk âleminden,  ruh ise emir âleminden. Halk âlemi bu hikmet dünyasında safha safha meydana gelmekte. Tedrîcen, yani kademeli olarak yaratılmakta. Emir âlemi için ise, bu tarz bir yaratılış sözkonusu değil. O âlemde her şey bir anda vücut buluyor. Ruh, değişik safhalardan geçip de sonunda o hali almış değil. Doğrudan ruh olarak yaratılmış. İnsan bedeninde vazife görmeğe başlaması da yine bir anda. Önce topraktan yaratılan Âdem babamıza, daha sonra “ol!” emrinin verilmesiyle oluvermesi, ruhun üflenişine işarettir. Bunun, emir âleminden olduğunu gösterir. Önceden bedenin yaratılışı gibi bir madde ve müddete ihtiyaç kalmadığını ifade eder.      Bu âyetler, akla engin bir ufuk açıyor. Önce topraktan Hz. Âdem (a.s.) yaratılıyor ve sonra ona “ol!” emri veriliyor. Bu emirle Hz. Âdem (a.s.)’in topraktan inşâ edilen cesedi ruha, hayata kavuşuyor. Nitekim bu “ol!” emrini büyük müfessir Elmalılı, “canlı bir mahluk kesil” şeklinde tefsir etmekte. Zira, zaten var olan bir nesneye yeniden  “ol!” emri verilmesi, onun yeni bir şekle girmesi demek olmalı, aksi halde bu emre bir anlam vermek mümkün olmaz. Buna göre “insan bir anda yaratılıyor” diyebiliriz. Ama, elbisesi dokuz ayda inşâ ediliyor. Diğer varlıklar da öyle. Çekirdeklerdeki ilâhî şifrenin oluşumu, yarı canlılık gibi özellikler de ruh gibi bir anda, daha doğrusu zamansız yaratılır, ama çekirdeğin ağaç olması yıllar sürer. Şimdi bu âyetin penceresinden etrafımızdaki sonsuz faâliyetlere bir göz atalım ve “ol!” emrini onlarda görelim, okuyalım. Hidrojen ve oksijen bir “ol!” emriyle su oluvermişlerdir. İki zıt kutup bir emirle birleşmiş ve bambaşka bir şey olmuşlardır. Yenilen gıda bir süre sonra insan tohumu olur, yine “ol!” emriyle. Bu emir olmasa,  yani  ilâhî  kudret  yaratmasa,  gıdayı  insanın yapması mümkün mü? Ve rahimde nutfeye yeni bir emir gelir: “Aleka ol!” Bu emir ve benzerleri aralıksız tekrarlanır. İlâhî kudret ve irâde o tohumu halden hale çevirir ve sonunda insan, vücut bulur. Demek ki nutfeye “insan ol!” denmemiş, sadece “aleka ol!” denmiştir. Eğer “insan ol!” emri verilseydi rahimde o an bebek teşekkül ederdi. Dünya, hikmet âlemi olduğu için, yaratılış sebepler tahtında ve kademeli olarak icrâ edilmekte. Ve bu safha safha yaratılışla nice sanatlar sergilenmekte. Bir anda insan yapmak, Allah'a ait bir sanat. Aynı şekilde nutfe yaratmak, onu halden hale çevirmek ve devamlı yaratma fiilini göstererek sonunda insan haline sokmak da ayrı birer ilâhî sanat. Bu hikmet dünyasında bu ilâhî sanatların sergilenmesi için “ol!” emri, “son şeklini al!” şeklinde değil de; “bir sonraki tavrına gir!” tarzında verilmiş oluyor. Emdiğimiz havaya gırtlakta, ağız boşluğunda ve dudakta ayrı emirler veriliyor ve böylece değişik harfler dökülüyor ağzımızdan. Demek ki havaya bir emir var, “ses ol!” diye. Hem de değişik şekillerde. Allah, ağız fabrikasında havadan ses yaratıyor; yine “ol!” emriyle. O ses, mübârek bir kelime ise, Rahmânî bir hakikat terennüm ediyorsa, yeni bir emir alıyor: “Melek ol. Okunan tesbihlerden, tekbirlerden, hamdlerden, yani bütün mukaddes kelimelerden melek yaratılıyor. Havaya “ses ol” diyen, sese de “melek ol” diyebilir. Bu emre, bu irâdeye karşı çıkacak kimdir? Güneşte her an nice emirler... Nâra emir veriliyor, “nûr ol!” , “enerji ol!” Göz fabrikasına giren ışık da benzer bir emir alıyor: “Göz nuru ol!” Güzel bir cümle işitiyoruz. O söz aklımızda bilgi oluyor, yine “kün/ol!” emriyle. Kalp o sözden hoşlandımı, yeni bir emir geliyor : “feyz ol”, “huşû ol”, “sevgi ol!” diye... Kısacası kâinat “kün!” emrinin tecellîleriyle dolu. Toprağa “çiçek ol” deniliyor; buluta “yağmur”... Çekirdeğe “ağaç ol!” emri geliyor, yumurtaya “civciv”... Yediğimiz gıda, bedenimizde nice emirler almakta: Et ol, ilik ol, kan ol, kemik ol, sinir ol, saç ol, tırnak ol... gibi. Bir zamanlar maddeleri bir olan güneş sistemi de benzer emirler almıştı. Dünya ol, Merkür ol, Ay ol... gibi. “Kün!” emrine akıl erdiremeyenlerin hayatları bu emrin cilveleriyle kaynaşmada, ama gaflet bunu görmelerini engelliyor. Bu kadar tecellînin içinde “ol!” emrinden gâfil olarak yaşayanlar, ömürlerinin sonunda “öl!” emrini alırlar. Bu emirle birlikte dünyada akıl erdiremedikleri nice hakikatleri anlar hale gelirler; ama artık iş işten geçmiş olur.[1] 
  [1] Alâaddin Başar, Nurdan Kelimeler: 45.


Son takip: 03.06.2020 - 10:34
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · a- Savaştan Önce · Nakşîbendîliğin, Toplumsal Yaşam Üzerindeki Etkileri · Orucun Yasakları · Vahdet-i vücud · Vedîanın Hükümleri · 2) Allah'tan Başkaları Adına edilen Yeminler · d) Tevekkül Edenin, Tasarruf Ettiği Hususlarda Vekaletin Caiz Olduğu Alanlarda, Başkasını Vekil Tayin Etmek Suretiyle Tevekkül Etmesi · b- İcâbî Ahlâkî Cezalar (Psikolojik Yaptırımları Olan Cezalar) · 6- Birinci Adım İslami Akideye Davet. · Savaş Esirleri Konusunda Kur’an’ın Direktifi · Takıyye; Düşman Kâfirlerden Gelecek Tehlikeden Dolayı Farklı Görünme . · 8- Teknoloji Yoluyla Fesad · Hadis-i Şeriflerde Azim ve Tevekkül · Tevekkül; Anlam ve Mâhiyeti · Rabb Olmanın Üç Özelliği · Nefis ve Ruh · İhlâs; Anlam ve Mâhiyeti · c) Cemâl ve Cemîl
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber