sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Mısır'dan Çıkış
· Orucun Şartları
· Athene
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· Misvak ve Diş Temizliği
· Câhiliyyenin Bir Başka Yönü
· Câhiliyye
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Tevrat'ın Nüshaları
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· 3- Toplumda Tevhid
· 10. Haset Etmez.
· g- Yemin

Son Okunanlar
· Ruh Çeşmesinden Sızıntılar
· Yıkım ve İlâhî Azap Gönderme
· 1) Paranın Satın Alma Gücünün Sağlam Bir Esasa Bağlanması
· Kur’ân-ı Kerim’de İ’tikâf Kavramı
· İman ve İslam..
· Gazap ve Helâk Konusunda Sünnetullah.
· Kavim/Ulus ve Ümmet
· İlmü'l-Cemâl/Estetik (Güzellik Bilimi)
· Çok Evliliğe İslâm'ın İzin Vermesinin Hikmetleri
· Mehrin Konusu



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Ruh Çeşmesinden Sızıntılar

Ruh Çeşmesinden Sızıntılar
Ruh Çeşmesinden Sızıntılar:    İnsan, ruhuyla birini sever. Ve sevdiğinin ruhunu sever. Ruhun şekli olmadığından bu sevgisini kalp resmiyle simgelediği olur. Madde, ruhsuz sevilmez. Hâtıranın değeri, o yüzden büyüktür. Ruhsuz maddeye değer verilmesi, ya ona atfedilen ruhsal özelliklerden dolayıdır veya sevenin ruhundaki ona duyduğu meyille ilgilidir. Rüya, nazar, hipnotizma, insanı etkileme gücü, keşif, ilham, duâ ve bedduânın etkisi, buğzun kötülüğü değiştirme gücü, aşkın zincirleri kıran büyüsü, candan sevmenin fedâkârlığa sevki, insanın kullanabildiği ve kullanmasını bilmediği olumlu ve olumsuz enerjisi... hep ruhla ilgili, Allah tarafından üflenen ruhun gücüne bağlı muhteşem imkânlardır. Göz, rûhun esrârengizliğinin aynasıdır; Söz, rûhun enginliğinin yansıması. Öz ise, nazargâh-ı ilâhî. İnsanla ilgili esrârengiz tüm özellikler, ruhuyla ilgilidir; hep ruhun sırlarından kaynaklanır. Altıncı his, ruhlar âleminde birbiriyle kaynaşan ruhların birbirini sevmesi, evlât için büyük fedâkârlık, karşı cinste sükûnete kavuşma ve her şeyin başı ibâdet ihtiyacı ve zevki... Ruh olmasa, bütün bunlar da olmayacak, güzellikten ve sanatın anlamından bahsedilmeyecekti. Zaten güzelliğin zirvesinde, keşfedilemeyen bir gizlilik, izah edilemeyen ama etkileyen bir câzibe yok mudur? Ruh tümüyle keşfedilemeyeceğinden, insanın anlaşılamayan sırları da olacak, esrârengizlikler insanın hayret düğmesine basmaya devam edecektir.      Utanma, öfke, sevinç, hüzün, mutluluk, tabii ki iman... hep ruhun halleridir. Vücut, bunları belli eder; çünkü beden ruhun emrindedir. Ruhu bedenin ve hevânın hizmetine vermek, ruha en büyük zulümdür.  Seven, sevdiğini herşeyiyle sever. Allah’a tevekkül edip teslim olan bir müslüman için zenginlik de birdir, fakirlik de; Hakkın kahrı da hoştur, lütfu da. Güncel hayatın ve dünya sınavının zorluklarıyla yaralanan ruhlar, iman ve teslimiyet gıdalarıyla yeterli beslenmeyen ruhlardır. Allah’a kulluğun zevkini tadamayan ruhlar, kendisini esir alacak efendiler peşinde koşturup duracaktır. Bu, ruhun intiharıdır; zaten inançlı insan hiç intihar eder mi? Peygamberler kutsal ruhla kuvvetlendirilmiştir (bkz. 2/Bakara, 87). Insan da güçlenmek istiyorsa, vahiyle -ki bir adı ruhtur- aküsünü şarz etmeli, ruhunu ruhla takviye etmelidir. Beden için ruh/can ne ise, mânevî hayat için de vahiy odur, hatta ondan da ötedir: “Ey iman edenler! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlüne uyun. Ve bilin ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer ve siz mutlaka O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (8/Enfâl, 24) Ve vahy, öncelikle ruh için şifadır, rahmettir, ışıktır/nurdur, kılavuzluktur/hidâyettir.   Ruhun huzur ve tatmini, meşgûliyette, zahmet ve gayrettedir. Ama hayırlı bir yönde değilse bunlar, ruh değil; ego/nefis beslenmiş olacaktır. Allah’a kulluk ve itaatte, ibâdette ve Allah yolunda Allah için çalışmadadır ruhun huzuru. Gece gündüz, gizli açık ibâdet ve Allah için gayretten ayrılmayan peygamberlerin ruhları onun için daha çok arınmıştır, mutmaindir. İşleyen demir ışıldar, tembel demir pas tutar. Ruh da törpülendikçe keskinleşir. İnsanın rahatı zahmettedir. Tembel ya da gereksiz işle meşgul olan kişi, mutsuzdur, huzursuzdur. Başkasına faydası olmayan, kendine/ruhuna da zarar verir. Zahmetsiz rahmet olmaz. Arı bal yapmaktan zevk alır, bal yapmanın ve eserini başkasına ikram etmenin lezzetini tadan arı, bal yemekten daha tatlı gelen bu uğraştan ölünceye dek vazgeçmez. Vermenin tadını alan, ibâdetin hazzını duyan kimse, tembellikte değil; cihadda bulur huzuru.
Ruhu, maddeyle tatmin etmeye kalkmak, atı etle beslemeye çalışmak demektir. Kalp/ruh, vahyin nurundan ışığını almadıysa, karanlıklar içinde bocalayıp duracak, ışıksız yerdeki ayna gibi, hiçbir şeyi göstermeyecektir. Çarpıtılmış fıtrat ve sindirilmiş vicdan lambalarının sızdırdığı cılız ışıkla, aydınlık çehreleri bile bulanık, sisli ve karanlık gösterecektir o ruh aynası. Esas körlük budur işte; bedendeki gözlerin görmemesi değil, ruh ekranının kararması. Vericiler sağlam olduğu halde, yansıtıcıların, alıcıların bozukluğu. Ekranın olması yetmiyor; bu araç,  elektrikle/enerjiyle irtibatı olmazsa hiçbir işe yaramayacaktır. Ruhun arındırılması/tezkiye edilmesi lâzımdır; ibâdetlerle cilâlandırıp parlatılması gerekir. Yoksa, çevrenin pislikleri ruh aynasını işlevsiz hale getirecektir. Aynanın sırları dökülünce,  çevreden yayılan pislikler aynanın parlaklığını kaybettirince, tertemiz nesnelerin de  görüntüleri câzip olmayacaktır. Problem, doğuştan tertemiz verilen aynayı kirletmekte, onun temizliği için gayret sarfetmemekte düğümleniyor. Net ve doğru gösterebilmesi için aynanın düz (sırâtı-ı müstakîm üzere hidâyette) olması da şarttır. Bâtıl düzen ve inkârcıların ezip çukurlaştırdığı ya da şişirip kamburlaştırdığı aynalar da, nesneleri olduğundan çok farklı gösterir; aynasına göre bazıları cüce, bazıları dev görülecektir. Vahy ölçeğiyle doğruluğunun sağlaması yapılmayan, o teraziyle ayarlanmayan ayna, olduğundan çok farklı gösterecektir her şeyi. Yıpratıcı, tahrip edici araçlarla çizilen, kırılan aynalar da herşeyi çizik ve kırık gösterir. Ayna, düzelmeden sağlıklı görüntü yansımayacaktır. “Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve âhirette) büyük bir azap vardır.” (2/Bakara, 7) “Onların kalplerinde/ruhlarında hastalık vardır.” (2/Bakara, 10) Gözlerinde perde olan, ruh aynası kararmış insanlar; kara vicdanlı, karanlık zihniyetli insanlardır; taktıkları şirk gözlükleri kara olduğu için, güneşi bile kara görürler onlar.       Gözdeki şaşılık veya uzağı görememe gibi hastalık düzeltilmeden, böyle göze sahip insan, nasıl herşeyi farklı görür veya uzağındakileri göremezse, görüntülerin değerlendirildiği ruhun/kalbin hastalığı, görülmesi gerekenleri, uzak saydığı âhireti göremeyecek, hastalığının şiddetine göre sanal görüntüler, rüya, serap, hayal, illüzyon, hallüsinasyonları gördüğü kadar hakkı göremeyecek, doğruyu eğri görecektir. Günümüz insanı, sadece Kur’ânî kavramları değil; dünyevî kavramları bile çarpıtıyor. Beyinlerinde hastalık olanlara “ruh hastası”  diyor; ruhun varlığını kabul etmeyen anlayışla ruh hastalığı ele alınıyor. Eski ismi “ilmü’n-nefs” olan bilgi dalına “ruh bilim” anlamına gelen “psikoloji” adı veriyor. Ruh konusunun gündeme hiç getirilmediği “psikoloji”ye, bugünkü içeriğiyle “karakter bilimi” gibi bir isim verilmesi daha uygun olacaktır. Ama müşriklerin âdetidir bu; kavramların içini boşaltıp çarpıtarak kendi görüşleri doğrultusunda doldurmak. “Sözlerini bozmaları sebebiyle onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin yerlerini değiştirirler, tahrif ederler.” (5/Mâide, 13) Ruhu inkâr eden Batılı, “ruhun bilgisini” okuyor, okutuyor! Bunun yanında, tabii ki, ruhu hasta olanlar var. Mânevî hayatı, ümit, güven, korku gibi duyguları dengede tutamayan, onlara doğru hedefler gösterip istikamet veremeyen kişinin ruhu hastadır. Zaten kendi psikolojik/rûhî durumunu, kısmen de olsa hasta görüp şikâyetçi olmayan, depresyon, bunalım, doyumsuzluk/tatminsizlik, can sıkıntısı, iç daralması, stres içinde olmayan çağdaş insan pek bulunmaz. “Kim Benim zikrimden (Kur’an’ımdan, Beni hatırlamak ve anmaktan, namazdan) yüz çevirirse, şüphesiz onun sıkıntılı/sıkıcı bir hayatı olacak ve Biz onu kıyâmet günü kör olarak haşredeceğiz.” (20/Tâhâ, 124) Ve çözüm: “...Bunlar, iman edenler ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilin ki, kalpler/ruhlar ancak Allah’ı zikirle (O’nu hatırlayıp anmakla, Kur’an okumakla, namazla, ibâdet ve tâatla) huzur bulur.” (13/Ra’d, 28). Ruh, terbiye edilmeye muhtaçtır; onun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruh, mânevî bir varlık olduğundan onun terbiyesi de, gıdası da mânevî olacaktır. Onu doyuracak Razzâk’ın ve eğitip yönlendirecek Rabb’ın vahyi ile ihtiyaçlarını gidermezse, ruh tatminsizlik içinde çırpınıp duracaktır. Tek kanatlı kuş uçar mı? İnsanın da sadece madde tarafı tıka basa doyurulmaya çalışıldığı halde, ruh tarafı mânâ cephesi gıdasızlıktan ölümcül hasta. Gideceği yere tek kanadıyla uçup gidebilir mi dersiniz? İşte, yükseleceğim derken devamlı tökezleyip yere çakılması ve bunun ha bire tekrarı, kanadın birinin durumu, içler acısıdır. “Hayat varsa ruh da vardır.” “Gören, duyan yalnız ruhtur; geri kalan her şey sessiz ve sağırdır.” “İnsan ruha bakmalı. Güzel bir vücutta güzel bir ruh olmazsa neye yarar?” “Ruhun da vücut gibi ihtiyaçları vardır. “Ruh ve ceset, bu âlemde iki ortaktır. Bunun için, âhirette insan, hem ruhuyla hem de cesediyle ödül veya ceza görür.” “Ceset, ruhun evi ve elbisesidir.” “Ceset, ruha dayanarak ayakta kalır. Ruh ise kendi başına kaimdir. Ceset harap olursa ruh daha çok serbest olur, melek gibi göğe uçar.” “Ceset, ruhla zevk alır, mutlu olur; Ruh ise vicdanla.” “Ruh, yaşlı doğar, fakat gençleşir; hayatın komedisi bu. Vücut da genç doğar, gitgide yaşlanır; bu da hayatın trajedisi.” “Ruhun büyüklüğü, büyük yerlerde değil; gösterişsiz yerlerde çıkar ortaya.” “Büyük ruhlar, ıstıraplarına sessizce katlanırlar.” “Başkalarının ruhu, karanlık bir ormana benzer.” “Bizi şartlardan çok, ruh yapımız mutlu kılar.” “Mutlu olmak istiyorsak, hayatın cisimde değil; ruhta olduğuna inanmalıyız.” “Ruhlar, bölüklere ayrılan askerler gibidir. (Ruhlar âleminde) birbirleriyle tanışmış olanlar, dünyada da uyuşurlar, anlaşırlar. Tanışmayanlar da anlaşamazlar, sevişemezler.” (Hadis-i Şerif)  
“İnsanın gıdaya ihtiyacı olduğu gibi zevke de ihtiyacı vardır. Nefis ve hevâ yönünden tatmin edilmezse, ruh tarafından zevkini arayacaktır.” “Şuur, ruhun ziyâsıdır.” “İnsanın ruh gücüne sınır çizilmemiştir. Enâniyet/bencillik ile öyle aşağı düşer ki toz kadar kalır. Allah'a kulluk ile o kadar yükseğe çıkar ki Hz. Muhammed (s.a.s.) gibi iki cihanın güneşi olur.” “Ruh, zamana mahkûm değil. İnsan duyguları ruh seviyesine çıkınca, yaşanılan zaman genişler. Başkalarına nisbetle mâzi ve istikbal olan vakitler, ona şimdiki zaman hükmüne geçer.” “Bu elem yurdu denî dünyanın; Derdine, mihnetine gâyet yok. Bir çürük diş gibidir bence bu can, Çıkmadan sahibine râhat yok.” (Ferit Kam) “Kim demiş, ‘sağlam kafa sağlam vücutta bulunur’ diye? Doğrusu şöyle olmalı: ‘Sağlam iş, sağlam ruh sahibinden çıkar.” “Ruh sağlıklı ve doğruysa, bütün beden doğru olur, güzel iş yapar; Ruh hasta ise, bütün beden ve tüm davranış da bozuk olur.” “Cânânsız can, hayvanda da var.” “Ruh kuştur; beden kafes.” “Ruh misafirdir; beden ev/konut.” “Ruh kanundur, sultandır; beden de ülke.” “Ruh âmirdir; bedense memur.” “Ruh anlamdır; beden söz/kelime.” “Ruh ustadır; beden tezgâh.” “Ruh enerjidir/elektriktir; beden fabrika.” “Ruh sürücüdür/şofördür; beden araba/otomobil.” “Tuğyân eden/azana ve dünya hayatını âhirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır. Rabbının makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştıran için ise şüphesiz cennet yegâne barınaktır." (79/Nâziât, 40-41)  “Ey huzura kavuşmuş nefs/ruh! Sen O’ndan hoşnut, O da senden râzı olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir.!” (89/Fecr, 27-30)  


Son takip: 02.06.2020 - 11:18
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · a- Mûsîde/Vasiyette Bulunan Kimsede Bulunması Gereken Şartlar · b) Gayri mütekavvim mal · BA'SU BÂDE'L-MEVT .. · c- Ahlâk · d- Yemekten önce ve so a el ve ağzı yıkamak · Dârulİslâm · Dâvetin Metodu · c) Yardımlaşma · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · Efsânelerin Yanlışlarını Ortaya Koymak · f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · Fen Bilgisi Verileri Işığında Rızık. · Gâlibiyet ve Zafer Vaadi · b- Görüşlerden birinin tercih edilip seçilmesi · h- Tiyatrocu, aktör olmalıdır. · İbâdet · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · İbâdetlerde Hikmet Aramak ve Orucun Hikmeti · 2) Mirbâ (başkan payı)
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber