sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Harb
· 2- Fâsit alış-verişler
· Toprak Mahsullerinin Zekâtı
· Beşerî Sistemlerin Dünyevîliği; İslâm'ın Uhrevîliği
· Ana-Babanın En Büyük, En Kutsal Görevi Çocuklar, Çocuklar, Çocuklar!
· Homer (Homeros)
· Kehânetin Hükmü
· 3- Toplumda Tevhid
· 10. Haset Etmez.
· Rububiyyeti Kabul Yetmez.
· g- Yemin
· Tefrika Çıkaracak Şeylerden Kaçınmak
· a- Mûsîde/Vasiyette Bulunan Kimsede Bulunması Gereken Şartlar
· Vasînin Vekil Veya Başka Bir Vasî Tayin Etmesi
· Hatm-i Hâce

Son Okunanlar
· Musibetlere Sabretmek.
· İfsada Karşı Islahat
· Teberrük
· Oruçluya Mekruh Olmayan Şeyler
· Kur'ân-ı Kerim'de Meysir/Kumar
· Her Nimetten So a, Her Vesileyle Hamd, Sürekli...
· KELİME-İ TAYYİBE.
· 2- Zenginlik Üstündür
· Devlet Amaç Değildir
· ‘İsa Allah’ın Oğludur’  Dediler



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Musibetlere Sabretmek.

Musibetlere Sabretmek
Musibetlere Sabretmek   Allah (c.c.) ondan razı olsun, Muaz b. Cebel anlatır: “Benim bir oğlum ölmüştü.[1] Resûlullah (s.a.v.) bu ve­sileyle bana yazmış olduğu bir mektupta şöyle di­yordu: “Allah’ın Resûlü Muhammed’den Muaz b. Cebel’e, es-selâmü aleyke. Kendisinden başka hiçbir ilah bu­lun­mayan Allah’a hamd ederim. Allah senin ecrini artırsın, sabır, metanet versin. Bize de sana da kendisine şükreyleme nimetini bahşeylesin. Şurası muhakkak ki, gerek bizim canlarımız, mallarımız, amellerimiz, evlatlarımız ve gerekse aile efradımızın mal­ları, canları Allah’ın bize olan ihsanları ve emaneten bize bırakmış olduğu armağanları cümle­sindendir. Biz muay­yen bir zamana kadar onlardan faydalanırız. Allah onları belli bir zaman için, bize bıra­kır. Sonra verdiği nimetlere şükretmemizi, maruz bı­raktığı musibetlere de sabredip tahammül gösterme­mizi farz kılmıştır. Senin bu vefat eden evladına, Al­lah’ın sana olan mevhibeleri ve emanet olarak bıraktığı armağanları cümlesindendir. Eğer sabre­der, feryat fi­gan eylemezsen, Allah gerek hüsnühâl ve gerekse se­vinç hususunda seni onunla faydalandırır ve onu bü­yük bir ecirle almış olur. Ya Muaz! Sende alacağın ecri iptal edecek hâller bulunmasın, feryat etme, sonra ka­çırdığın ecirden dolayı nedamet duyarsın. Eğer maruz kaldığın musibetten ötürü nail olacağın sevabı görmüş olsan, o musibetin mazhar olunacak sevaptan çok daha değersiz bir şey olduğunu anlarsın. Şu hususu iyi bil ki, ağlayıp, sızlanmak, ölüme mani olmadığı gibi kaderi de gideremez. Bir gün mutlaka sana da gelecek olan ölümü düşün, düşün ki kederin dağılsın. Sanki ken­dine de ölü­mün gelmiş olduğunu kabul et. Ves-selâmü aleyke.” İşte musibetlere sabretmek hususunda Resûlullah (s.a.v)’in Muaz b. Cebel’e yazmış olduğu mektup.. Buna bir örnek olarak da okuyalım. İnsan kendi ölümünü ve kısa bir müddet sonra mut­laka öleceğini düşünürse, ağlayıp sızlanmaya me­cali kalmaz. Zira ağlayıp sızlanmak ölüme engel olma­dığı gibi, kaderi de yok edemez. Üstelik, maruz kalınan musibetten dolayı nail olunacak sevabın iptaline de sebep olur. Zira musibet karşısında ah vah eden, Rabbinden şikayet edi­yor, onun kararını reddediyor demektir. Allah ondan razı olsun, Enes b. Malik rivayet eder: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: - Kim sabaha çıktığında, dünyevî meselelerden ötürü hüzünlenirse, Rabbine gücenmiş olarak sabaha çıkmış olur. Kim maruz kaldığı bir musibetten ötürü ötekine be­rikine şikayetçi olur durursa, o ancak şanı yüce olan Al­lah’ı şikayetçi olmuş demektir. Kim sırf malından fayda­lanmak için bir zengine tevazu göste­rirse Allah onun amellerinin üçte birini iptal eder. Kim Allah ona Kur’an esaslarını bilmiş olma nimetini ve­rirde o, bu esaslarla amel etmez ve cehenneme girmeye müstahak olacak duruma gelirse, Allah onu rahmetin­den uzaklaştırır. Allah ondan razı olsun, Vehb b. Münebbih anlatır: - Ben, Tevrat’ta şu dört şeyi okudum: 1. Kim Allah’ın kitabını okur ve onunla amel eder de kendisinin mağfiret olunmadığını zannederse o, şanı yüce olan Allah’ın ayetleriyle alay edenlerdendir. 2. Kim duçar olduğu bir musibetten ötürü ötekine be­rikine şikayetçi olursa, o ancak Rabbi’ni şikayetçi olmuş­tur. 3. Kim elinden kaçırdığı dünyevî bir nimetten ötürü tasalanırsa o, Rabbi’nin hükmüne gücenmiş olur. 4. Kim sırf malından-mülkünden-servetinden fay­da­lanmak için bir zengine tevazu gösterirse onun dini­nin üçte biri gider. Yani imanının kuvvet derecesinde nok­sanlık meydana gelir. Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur: - Kimin üç çocuğu ölürse, o, cehenneme girmez. An­cak Allah’ın şu yemininin yerine gelmesi için girer. Şanı yüce olan Allah şöyle buyurmuştur: “Sizden hiçbiriniz müstesna olmamak üzere, el­bette oraya (cehenneme) uğrayacaktır. Bu Rabbi’nin üzerine kesin olarak aldığı, hükmettiği bir şeydir.”[2] Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kim bir musibete duçar olur da onu sabırla ve meta­netle geçirdikten daha sonra yine aynı musibeti hatırlar ve “İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci'ûn” diye istircada bu­lunsa, o musibetin vakti çoktan geçmiş bile olsa, Allah bu istircası sebebiyle, ona, musibetin geldiği ilk günün sevabını aynen verir."[3] Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun, Hasan Basrî anlatır: Musa (a.s.) Rabbi’ne sordu: - Ya Rabbi, hastaları ziyaret edenlere ne gibi ecirler verirsin? Allah buyurdu: - Analarından doğdukları günkü gibi günahların­dan temizlerim! Musa (a.s.) sordu: - Cenazeleri teşyi edenlere ne gibi ecirler verirsin? Allah buyurdu: - Onlar öldükleri zaman cenazelerine katılmak üzere melekler gönderirim. Önce kabre kadar onu teşyi ederler, daha sonra kıyamet gününde mahşer yerine kadar. Musa (a.s.) sordu: - Musibetlere duçar olanlara taziyede bulunanlara ne gibi ecirler verirsin? Allah buyurdu: - Hiçbir gölgenin bulunmadığı ve ancak benim göl­gemin bulunduğu kıyamet günü onları gölgemde yani Arş’ın gölgesinde gölgelendiririm. Enes b. Malik rivayet eder: Resûlullah (s.a.v.) buyurdular : “Allah indinde, kişinin mülayemetle yendiği öfke yu­dumu ile sabırla karşıladığı musibet yudumundan daha sevimli iki yudum yoktur. Yine Allah nezdinde, kişinin fisebilillah döktüğü bir damla kan ile, gecenin karanlı­ğında, Allah’tan başka kimsenin görmediği bir sırada sec­dede iken döktüğü bir damla gözyaşından daha sevimli iki damla yoktur. Ve nihayet Allah naza­rında kişinin, farz namazları kılmak için attığı bir adım ile, akraba ve taallu­katını ziyaret etmek maksadıyla attığı bir adımdan daha sevimli iki adım yoktur.” Allah ondan razı olsun, Ebu’d-Derda anlatır: - Süleyman (a.s.)’ın bir oğlu ölmüş, O da buna şid­detle üzülmüştü. Bunun üzerine kendisine Allah’ın emri ile iki melek geldi. Fakat onlar, birbirinden davacı iki in­san sûretinde gelmişlerdi. İki hasım gibi onun önüne oturdular. Birisi söze başlayarak dedi ki: - Ben ekin ekmiştim. Fakat mahsul alamadım, zira bu adam oradan geçerek benim ekinimi çiğnedi ve mahsul alamamama sebep oldu! Süleyman (a.s.) hakem sıfatıyla ötekine sordu: - Ne dersin ? O cevap verdi: - Yoldan gidiyordum. Bir ekine rast geldim. Sağa git­tim, sola gittim, geçecek bir yer yok. Her tarafa ekil­mişti. Çiğneyip geçmek zorunda kaldım. Bu cevap üzerine Süleyman (a.s.) bu sefer birinciye döndü ve: - Ahaliye geçecek bir yol gerektiğini bilmiyor mu­sun? Yolu ekerek niye kapattın? dedi. Süleyman (a.s.)’ın bu sözü üzerine insan sûretin­deki melek, taşı gediğine koydu: - Peki, sen çocuğun öldü diye neye tasalanıp duru­yorsun? Ahirete gitmek için mutlaka bir yol gerektiğini, bunun da ölüm olduğunu bilmiyor musun? Bunun üzerine Süleyman (a.s.) Allah’a tevbe istiğ­far etti. Çocuğunun ölümü için bir daha tasalanmadı. Anlatılır ki: Bir defasında İbn Abbas (r.a.) seferdey­ken kendisine bir kızının öldüğü haberi ulaştırıldı. Bunu du­yan İbn Abbas hemen, içini çekti sonrada şöyle dedi: - Örtülecek bir şey idi, Allah örttü. Bir ecir idi, Allah onu bize gönderdi.
Bir zahmet idi, Allah ona yetti. Sonra indi, iki rekat namaz kıldı. Daha sonra dedi ki: - Şanı yüce olan Allah’ın bize yapmamızı emrettiği şeyi yaptık. Allah şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Musibetlere karşı, sabır ve na­mazla yardım isteyiniz. Muhakkak ki, Allah, sabreden­lerle bera­berdir.”[4]
Allah ondan razı olsun, Ümmü Seleme rivayet eder: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı şunları söy­lerken işittim: "Kendisine bir musibet gelen müslüman Allah'ın em­rettiği: "İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci'ûn, Allahümme ecirnî fî musibetî vahluf lî hayran minhâ. (Biz Al­lah'ınız ve ancak O'na döneceğiz. Bana bu musibetim için ücret ver. Ve bana bunun arkasından daha hayırlı­sını ver.)” derse Allah o musibeti alır ve mutlaka daha hayırlısını verir."[5] Allah kendisinden razı olsun, Ümmü Seleme der ki: - Ebû Seleme öldüğü zaman ben, Allah Resûlü’nün dediği gibi hareket ettim. Şanı yüce olan Allah bana çok nimetler ihsan eyledi.
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Musibete duçar olunduğunda, ah vah edip dizlere vurmak sevabı yok eder. Musibetin ilk anlarında sab­ret­mek ecri artırır. Ecrin büyüklüğü musibetin büyük­lüğü nisbetindedir. Kim musibet geçtikten sonra da “…..” derse, Allah musibete maruz kalışının ilk günü gibi onun ecrini yeniler.”[6]
Cübeyr oğlu Said şöyle der: - Ölüm ve musibet anında “…..”[7] demek yalnız Üm­met-i Muhammed’e mahsustur. Eğer bu hususiyet, Üm­met-i Muhammed’den başkasına verilmiş olsaydı Yakup (a.s.)’a verilirdi. Görülmez mi ki Yakup (a.s.), oğlu Yusuf’u kaybettiği zaman şöyle demiştir: “Ey Yusuf’un üstüne titreyen tasam...”[8]
Allah ondan razı olsun, Hattab oğlu Ömer der ki: - Yükün iki dengi ile yük başı ne güzeldir. Ayetin          “Onlar var ya, işte Rablerinden mağfiretler ve rahmet hep onlaradır” kısmı iki denk, “ve onlar doğru yola erdirilen­lerin ta kendileridir ”[9]  kısmı da yük başıdır. Anlatılır ki, Resûlullah (s.a.v.)’in oğlu İbrahim vefat ettiği zaman Resûlullah ağladı. Gözlerinden yaşlar aktı. Bu durumu gören sahabeden Abdurrahman dedi ki: - Ya Resûlullah ağlıyor musunuz? Ağlamaktan me­netmemiş miydiniz? Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Hayır, ben böyle ağlamayı yasaklamadım. Gözyaşı dökmeyi yasaklamadım. Ben feryat ve figan etmeyi, ağıt söylemeyi, yırtınıp dövünmeyi, üstünü başını yırtmayı, şeytan sesini ve müzikli mersiyeyi yasakla­dım. Zira, bun­lar birer oyundur, oynayıştır, şeytanın çalgısıdır. Benim bu ağlayışım ve gözyaşı döküşüm ise bir rahmettir ki, şanı yüce olan Allah onu merhametli­lerin kalplerine koymuş­tur. Merhamet etmeyene mer­hamet olunmaz.”
Allah Resûlü daha sonra buyurdular ki: “Kalp hüzünlenir, göz ağlar. Biz noksan sıfatlardan münezzeh ve yüce Rabbi gazaplandıracak bir harekette bulunmayız.” Hasan Basrî der ki: - Şanı yüce olan Allah sizin hataen veya unutarak, yaptıklarınızı bağışladı. Size, hoşlanmayacağınızı yahut gücünüzün yetmeyeceğini teklif etmedi. Normal za­man­lar için haram kıldığı birçok şeyi zaruret hâllerinde helal saydı. Size beş şey verdi: 1. Size dünyayı fazlından verdi. Borç olarak geri is­tedi. Ahlâkınızı güzelleştirmek için dünyada her ne amel yapar, ona verirseniz, o bunun karşılığını bire on, bire yedi yüz olarak öder. Bundan başka vereceklerini de he­saba katmaz. 2. Sizi, hoşlanmayacağınız bir şeye maruz bırakır, siz de buna sabreder, tahammül gösterirseniz, bu vesi­leyle o da size mağfiretler ve rahmetler verir. Nitekim şanı yüce olan Allah buyuruyor: “Onlar var ya, işte Rablerinden mağfiretler ve rah­met hep onlaradır. Ve onlar doğru yola erdirilenlerin ta ken­dileridir.”[10]
3. Şükrederseniz nimetini artırır. Nitekim şanı yüce olan Allah şöyle buyurur: “Yemin olsun, şükrederseniz elbette nimetimi artı­rı­rım. Yemin olsun, nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz be­nim azabım gerçekten çetindir.”[11]
4. Sizden biri günahları küfre varacak derecede gü­nah işlese de sonra tevbe istiğfar etse, Allah onun tevbesini kabul eder. Ayrıca kendisini sever. Nitekim şanı yüce olan Allah buyuruyor: “Şüphesiz ki Allah, hem çok tevbe istiğfar edip gü­nahlardan dönenleri, hem de kötü ahlâktan temizle­nen­leri sever.”[12]
5. Eğer size verdiklerini Cebrail ile Mikail’e vermiş ol­saydı muhakkak ki onlar için de sahavet ve mürüvvet göstermiş olurdu.
Şanı yüce olan Allah şöyle buyuruyor: “Ey kullarım! Beni çağırınız, size icabet ederim.”[13]
Cabir Taî rivayet eder: Resûlullah buyurdular ki: “İnsanın, ölmeden önce önden gönderdiği ve Allah katında en sevimli ve en çok sevabı olan şey, on iki yaşla­rında ölmüş çocuğudur.” Denir ki: Sabır, musibetin ilk anlarındadır. Musibetin ilk an­ları geçtikten sonra ister sabreder, isterse sabırsızlık emareleri gösterir. Akıllı kişi musibete maruz kalışının ilk anlarında sabırlı-tahammüllü olan kişidir. Allah’ın rahmeti onun üzerine olsun, İbn Mübarek’in oğlu öl­müştü. Bu vesileyle mecusî bir komşusu, kendisine taziyede bulunmaya gel­mişti. Bu esnada İbn Müba­rek’e dedi ki: - Bugün, cahillerin beş altı gün sonra yaptıklarını yapmak gerek! Köklü bir İslamî terbiye ve ahlâka sahip olmayan in­sanlar, bir ölüleri oldu mu umumiyetle ilk beş-altı günü feryat figan ederler. Allah’ın hükmüne sabır ve tahammül gösteremezler. Fakat bu müddetten sonra artık yatışırlar. Gerçek bir müslüman sabrı gösterirler. Mecusî yukarıdaki sözüyle bu hususu belirtmek istiyor. Mecusînin bu sözü üzerine İbn Mübarek etrafında­ki­lere şöyle dedi: - Bu sözü kaydedin. Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Kim musibete duçar olmuş birisine taziyede bu­lunsa, onun aldığı ecrin bir misli kadar ecir alır.” Yine Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Sabır üçtür: 1. İbadet ve taatlere sabır. 2. Musibet ve belâlara sabır. 3. Günah olan şeyleri işlememek için sabır. Kim nefsi çektiği hâlde günah olan bir şeyi işlemez de sabrederse, Allah ona üç yüz derece verir. Kim de ibadet ve taatlerin meşakkatlerine katlanır, sabrederse Allah ona altı yüz derece verir. Ve nihayet kim de mu­sibet ve felâ­ketlerin vereceği acıya sabır ve metanet gösterir, ah vah etmezse, Allah ona dokuz yüz derece verir.” Allah ondan razı olsun, İbn Abbas şöyle der: Şanı yüce olan Allah’ın Levh-i Mahfuz’a ilk yazdığı şey şuydu: “Şüphesiz ki ben, işte ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yok. Ancak ve yalnız ben varım. Muhammed de benim resûlümdür. Kim benim hükmüme teslim olur, benim takdirimle gelecek musibetlere sabreder ve nimet­lerime şükreylerse, ben onu sıddîk olarak yazar, kıyamet gününde sıddîklarla beraber haşrederim. Kim de benim hükmüme teslimiyet göstermez, benim takdi­rimle gelecek musibetlere sabretmez ve nimetlerime şükreylemezse, o benden başka bir ilah bulsun.” İbn Mübarek şöyle der: - Musibet birdir. Fakat bir musibete duçar olan, ağla­yıp-sızlanırsa, o bir olan musibet ikiye çıkar. Bunlardan biri, esas musibettir. Yani başa gelen musi­bettir. Diğeri ise, musibetin ecrinin yitirilmesidir. Musibet gelince ona duçar olan kişi ağlayıp-sızla­nırsa, musibete sabretmezse sevabını yitirmiş olur. Bu ise, musi­betin en büyüğüdür. Allah onun yüzünü şereflendirsin, Ebû Talip oğlu Ali rivayet eder: Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kimin başına bir musibet gelirse, onu benim ba­şıma gelen musibetlerle kıyaslasın. Zira benim maruz kaldığım musibet, musibetlerin en büyüğüdür.” “Cennete müştak olan, hayır işlemeye koşar. Ce­hen­nemden korkan günahları terk eder. Mutlaka ölece­ğine inanan dünyevî zevk ve heveslere iltifat etmez. Dünyada zühd sahibi olana, musibetlere sabır ve ta­hammül etmek kolay gelir.” Bazı kitaplarda şu altı kaide yazılıdır: 1. Kimin sabahleyin bütün düşüncesi dünyevî me­se­leler olursa, o, Allah’ı gazaplandırmış olarak sabaha çık­mıştır.
2. Her kim duçar olduğu musibetten ötürü ah-vah eder durursa, o, Rabbi’ni şikayet etmiş demektir. 3. Kim rızkının nereden geldiğine aldırış etmezse, Allah’ın onu cehennemin hangi kapısından içeri soka­cağına aldırış etmemiş demektir. 4. Gülerek günah işleyen, ağlayarak cehenneme gi­rer. 5. Kimin en büyük zevki hevaî arzular olursa, Allah onun kalbinden ahiret korkusunu kaldırır. 6. Her kim, zenginliğinden dolayı zengine tevazu gösterirse, onun hayatı açgözlülük içinde geçer. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Yoksa siz Allah (c.c.) içinizden cihad edenlerle (mu­sibetlere) sabredenleri belli etmeden cennete gire­ceğinizi mi sandınız?”[14] “Sakın Allah’ı (c.c.) zalimlerin yaptıklarından ha­bersiz sanma, gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne kadar onların azabını ertelemektedir!”[15] Allah bizi Kur’an ve sünnetten kaynaklanmayan amellerden sakındırsın (amin).
[16]   [1] Muaz b. Cebel’in çocuğunun olmadığı daha ağırlıklı bilinendir. - Şerafettin Kalay. [2] Meryem, 19/71 [3] Hadisin “…..” arası kitabın aslında eksik kalmış olup, selam.s5.com yapımı olan Kütübü Sitte Hadis Külliyatı isimli programdan araştırılarak tarafımızdan eklenmiştir. Adı geçen programda hadis, Hz. Hüseyin radıyallahu anh tarafından rivayet edilmekte olup, Ölüm, 6454’te yer almaktadır. -O. Arpaçukuru. [4] Bakara, 2/153 [5] Bu hadisin bir bölümü kitabın aslında eksik kalmış olup, selam.s5.com yapımı olan Kütübü Sitte Hadis Külliyatı isimli programdan araştırılarak tarafımızdan eklenmiştir. Adı geçen programda hadisin (Sabır, 3208) kaynakları MüsIim, Cenâiz 3, (918); Muvatta; Cenâiz 42, (1, 236); Ebu Dâvud, Cenâiz 22, (3119); Tirmizî, Da'avât 88; (3506) olarak verilmiştir. -O.Arpaçukuru. [6] Hadisin “…..” arası kitapta eksik bırakılmış, hadis tarafımızdan da bulunamamıştır. Bu boşluğun "İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci'ûn” istirca sözü olması muhtemeldir. -O. Arpaçukuru. [7] “…..” arası kitapta eksik bırakılmış, tarafımızdan da bulunamamıştır. Bu boşluğun "İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci'ûn” istirca sözü olması muhtemeldir. -O. Arpaçukuru. [8] Yusuf, 12/84 [9] Bakara, 2/157 [10] Bakara, 2/157 [11] İbrahim, 14/7 [12] Bakara, 2/222 [13] Ğafir (Mü’min), 40/60 [14] Âl-i İmran, 3/142 [15] İbrahim, 14/42 [16] Fatma Keskin, Sabır, Misyon Yayınları.


Son takip: 05.04.2020 - 01:40
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Mal; Dünya Varlığı · Şeytana Nisbetle Fitne · Kadının Elbisesi · İkinci Hayat Konusunda Benzeşenler · Misyonerlik · Sağlıktan yapılan İnfak. · 2- Ehl-i kitap, İslâm dini ile alay eder, müslümanlara ezâ verirler. · Vâlideyne İhsân; Anlam ve Mâhiyeti Vâlideyn · Bedelleri Açısından Alışveriş Şekilleri · Cizyeyi Düşüren Haller · Allah’a Nisbetle Fitne · 6) Kocası yanında olan kadının yanına girerken kocasından izin almak gereklidir · 4) Kadın ve Erkek Arasını Ayırma ve Karışmaktan Kaçınma · İsa, Havârilerinin Değnek Almalarına İzin Veriyor mu, Vermiyor mu? · Hz. İsa’nın Çarmıha Gerilmesiyle İlgili İncillerdeki Kuşkular · Apokryphos İnciller · Evlilik · Müşrik ve Mürtedlerle Mücâdele. · Altıncısı Allah'tan Gelen Hareket Metodunun Yeryüzünde Belli Bir Hedefi Vardır · 1- İslami Cemaatin Doğuşunun Gerekliliği
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber