sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Ticâret/Alış-Veriş; Anlam ve Mâhiyeti
· Cehâlet
· Burçlar
· 2. İstişârenin Şekli
· Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
· Cennet Hakkındaki Bazı Batıl Düşünceler
· d. Saygısız Müdâhale
· Kutb (kutub)
· DÜNYA ..
· EHL-İ KİTAP .
· Hıristiyanların inançla ilgili İslâm’a aykırı görüşleri
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Fesat
· Bevvâb
· Homer (Homeros)

Son Okunanlar
· Sevmek ve Adamak
· Dinin Kaynağı
· Mevlânâ
· 4) Anne
· El-Hâlik/Yaratıcı, Yalnız Allah'tır
· Dinin Kaynağı
· e- Şeytana ve Şeytanın Dostlarına
· Bunca Nimet, Bunca Şikâyet; Şükretmeyen Bir Toplum Olduk.
· Diller Ve Renkler, Allah’ın Ayetleridir
· Menfaat



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Sevmek ve Adamak

Sevmek ve Adamak
Sevmek ve Adamak:   "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve Kendisini seven, mü'minlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir." (5/Mâide, 54)   Allah’ın yolundayken O'ndan yüz çevirenlerin ilk yitirdiği şeyin “sevgi” olduğunu anlıyoruz. Önce sevgiyi kaybediyorlar, Allah onları sevmiyor, onlar da Allah’ı. Ve arkası geliyor. Çünkü sevgi diğer eylemlerin illeti. İllet yok olunca mâlûlün durması için hiçbir sebep kalmıyor. Mü’minlere karşı yumuşak başlı olması gerekirken tam tersi bir tavra giriyor: Sebebi sevgisizlik. Kâfirlere karşı izzetli olması gerekirken, tam tersi bir tavır alıyor; sebebi yine aynı. Sevginin, Allah’a olan sevginin en yüksek ifadesi olan cihadı terkediyor. Bedeli “can” ve “kan” olan bir sevgiden yoksun kalınca, o bedeli ödeyecek güç bulamıyor kendinde. Çünkü artık “Beni seven ve benim sevdiğim Allah ne der?” yerine, “falan ne der?” sorusu geçiyor. O güne kadar sevdâsı uğruna kınayıcının kınamasından korkmazken, o sevginin yok oluşuyla kınanmak korkusu gibi aşağılık bir duyguya teslim oluyor. Dün sevgi sâyesinde özgürken bugün sevgisizlik çukurunda nefsin, şeytanın, eşyanın ve çevrenin esiri oluyor. Dün sevgi sâyesinde üreten ve veren biriyken bugün sevgisizliğin pençesinde sürekli tüketen ve alan derekesine düşüyor. Sevmek vermektir, sahip olduğunuz en değerli varlığı, yüreğinizi vermek... Vermek denilince, öyle çıkarıp sunmak değil; paylaşmak anlamında vermek. Kişi, başkasına veremediğinin, “diğeri”yle paylaşamadığının sahibi değildir. Ya da kişinin sahip olduğu şey başkasına verebildiği şeydir. Bundan dolayı yüreğine sahip olamayanlar sevemezler. Yüreği işgale uğramış bir insanın sevebilmesi düşünülemez. Çünkü orası işgal edilmiştir, yüreğinin iktidarı kendi ellerinde değildir, onu bir başkasıyla paylaşamaz. Böylesine işgale uğramış bir yüreğin sahibi sevmekten söz ediyor, “sevdim” diyorsa, sevdiğine sahte adresli dâvetiye çıkartıyor demektir. Vereceğiniz şey ne kadar değerliyse, onu vereceğiniz yer de o kadar yüce olmalı. Daha doğru bir deyişle, verdiğinizin kıymetini bildiğiniz ölçüde seçersiniz verilecek yeri. Sevginin adanabileceği en büyük kapı Allah’ın kapısıdır. Sevgiyi o kapıya adamak, ona en yüksek değeri biçmektir. Sizden olan bir şeyi ölümsüzleştirmektir. Çünkü bir adağın sorumluluğu, adandığı andan itibaren, adandığı kapıya geçer. Sevmek adamaktır. Adağın tasarrufu, adandığı kapıya aittir. Eğer sevginizi bir ölümsüze adamışsanız onu da ölümsüzleştirmişsiniz demektir. Allah’ı sevmek, sevgiyi ölümsüzleştirmektir. İlleti ölümlü olan sevginin kendisi de ölümlüdür. İlleti ölümsüz olanın kendisi de ölümsüzdür. Söz buraya gelmişken, yanlış bir kanaate değinmek istiyorum. Bu kanaatte sevgi, şahsiyet geliştirici ve kişiye varlığını duyumsatıcı bir üretim aracı değil; seveni sevdiğinde yok edici (fenâ) bir tüketim aracıdır. Kişiyi olgunlaştıran ve ona şahsiyet kazandıran, sevgiyi sevgi olmaktan çıkarıp tutkuya dönüştüren ve onu bir can kurdu gibi insanı yiyip bitiren bir heyûlâ olarak tarif eden bu anlayışın vardığı son durak vahdet-i vücut dengesizliğidir. Hintli bilge Tao Tse’de görüldüğü gibi pisliğin içinde bile (hâşâ) tanrının görüldüğünü söylemeye kadar vardırılan bu yamuk felsefe, Kur’an’ın öngördüğü “Hâlık-mahlûk” ikilemine taban tabana zıttır. Sevmek, bazılarının iddiâ ettiği gibi yok olmak (fenâ) değil; aksine “sevmek, var olmaktır”, varlığından haberdar olmaktır, kişinin kendi varlığını ispatlamasının en kestirme yoludur. Çünkü sevgi, şahsiyeti koruyarak bütünleşmektir. Birbirinde yok olmak değil; birbirinde var olmaktır. Yok olma (fenâ) faraziyeleri, sevgiyi tek yönlü kabul ederek sevenin sevdiğinde yok olacağını iddiâ eder. Halbuki sevgi çift yönlüdür. Bu gerçek Allah’la kul arasındaki sevgide bile geçerlidir: “Allah onları sever, onlar da Allah’ı.” (5/Mâide, 54). Sevgi bir başkasına hulûl (girme, onda yok olma) değil; bir başkasında kişinin benliğini duyumsaması, varlığının farkına varmasıdır. Bir sevgi ki ferde kendi kimliğini kaybettiriyorsa o sevgi, sevgi değil girdaptır, karşıdaki de sevgili değil üzerine konan canlıyı eritip sindiren ve canavar bitki olarak bilinen Nepentes çiçeğidir. Kişiyi sevdiğinde kaybeden bir sevgi üretici değil; tüketici bir sevgidir; Züleyha’nın Yusuf (a.s.)’a olan sevgisi gibi. Hem kendisi tükenir hem de karşısındakini tüketir. Çünkü o sevdâya kara çalınmıştır; kontrolden çıkmış, “ak sevd┠iken “kara sevd┠olmuştur. Kur’an’da Züleyha için geçtiği gibi yakıp tüketen bir şey olmuştur: “Sevda onun bağrını yakmış, dediler.” (12/Yusuf, 30). Evet onu tüketmiş, o da kendisini tüketenden intikam almak istemiştir. Tabii bu intikam dönüp onu tüketmek biçiminde gösterecektir kendini. Onca sevgisine rağmen mi? Evet, onca sevgisine rağmen yapmak isteyecektir bunu. Böylesine bir sevgi kimse için meşrû değildir. Meşrû sevgi, aklı baştan almaz; tersine aklı lâyık olduğu yere koyar. Bazılarının iddiâ ettiği gibi Allah sevgisinden dolayı akıl yitirilmez. Allah’ı seven O’nun yerli yerinde yarattığı ve hikmetle yerleştirdiği aklı nasıl yerinden eder? Nasıl sevdiğini söylediği Zat’ın hikmetine müdâhale edebilir? Böylesi bir bir şey, Züleyha’nın Yusuf’a sopa çektirmesi ve bunu da, sevgi adına, sevginin üst sınırı olan aşk adına yaptığını iddiâ etmesi kadar abestir. Evet bu tüketiciliğin de bir sevgi çeşidi olduğunda şüphe yok. Fakat normal ve üretici değil, anormal ve tüketici bir sevgidir bu. Eğer istediğini elde etseydi Züleyha, o sevgi hem kendisini hem karşısındakini yakacaktı. Allah’ı sevmek adına, Allah’ın sevdiği gibi yarattığı insanın dengesini bozmak, imrenilecek bir şey olsaydı, bu işi öncelikle Allah'ı onun kadar hiç kimsenin sevemeyeceği Rasûlullah ve ashâbı yapardı. Rasullerin bizden çok daha bilip tanıdıkları Allah Teâlâ’yı gereği gibi sevmemeleri düşünülemez. Allah’ın kendilerinden râzı olduğu, kendilerinin de Allah’tan râzı olduğu sahâbe için de geçerli aynı şey.  Sevdikleri Allah ve Rasûlü yoluna sevginin en büyük bedeli olan can ve kanlarını koyan sahâbe içerisinden belki her türlüsü çıkmıştır, ama Allah aşkından deli-divâne olduğu söylenen, çok sevdiklerini bildiğimiz bu iki varlığa karşı duydukları aşk yüzünden aklını kaçırıp “meczup”laşan biri çıkmamıştır. Kimdir Allah’ı Rasûlullah (s.a.s.)’dan daha çok sevdiğini iddiâ eden? Bunu söylemeye kimin dili varabilir? Hem en güzel örneğimiz olan Allah Rasûlü’nün ve onun ellerinde yetişen neslin bu konudaki tavrı bizler için takip edilecek en doğru yol değil midir? Allah’ı ruhuyle sevenlerin, kalbiyle sevenlerin aklını başında bırakır sevgi. Allah’ı aklıyla sevenlerin aklı ise başlarından gider. Çünkü sevgi, “bilmek” değil; “tanımak”tır, akıl bunu kaldıracak kapasitede değildir: “İdrâk-i meâlî bu küçük akla gerekmez. Zira bu terâzi bu kadar sıkleti çekmez.” Evet, akıl terazisi bu kadar ağırlığı kaldıramayacak, ince bir yerinden kırılıverecektir. Adresleri doğru tesbit etmek gerek. Sevginin yerini, adresini de doğru tesbit etmek gerek. Bildiğimiz bir şey var: Allah sevgisini en üst düzeyde yaşayan Rasûl ve ashâbı arasından mecnun ve meczubun çıkmadığı. Yine bildiğimiz bir şey var: Allah Rasûlünün ve ashâbının Allah’ı çok, hem de pek çok sevdiği ve sevginin yüksek bedelini ödemekten bir an bile kaçınmadığı. İslâm’daki cihad farîzası, kulun Allah’a olan sevgisinin en yüksek tezâhürüdür. Çünkü sevginin büyüklüğü fedâkârlıkla orantılıdır. Kişinin sahip olabildiği en büyük değer “can”dır. Sahip olduğu o değeri en çok sevdiğini iddiâ ettiği Zat’ın yoluna sevgisinin bedeli olarak koyar, O’na bu şekilde isbat eder sevgisini. Değilse isbat edilmemiş sevgi kof bir sevgidir, kuru bir iddiâdan öte bir değeri yoktur. Onu ne Yaratan ve ne yaradılan ciddiye alır. Bu durumda varacağımız en doğru hüküm şudur: Allah’ı çok sevenler kendini Allah’a, O’nun yoluna adayanlardır. Bu yüzden şehâdet en büyük sevgidir, şehid ise sevgisini/coşkusunu kanıyla ve canıyla isbat etmiş ölümsüz sevendir. Bu sevgi, öyle bir sevgidir ki; bu sevgi uğruna bir kez değil; bin kez ölünür. Bu sevgi insana: “Gül yüzlü güzel ölüm / Seni bin kez ölürüm.” dedirtir. Bu sevginin Peygamber dilindeki ifadesi budur; sevgisini kanıyla isbat eden şehidin, bu eylemi dönüp dönüp tekrarlama isteğidir. Hem, doğrusu da öyle değil mi? Sevgini isbatlamak için gerekirse İbrâhim gibi ateşin ortasına kaldırıp atacaksın kendini. Senden istenildiğinde böyle isbat edeceksin sevgini. Elbet O da isbat edecek, seni sevdiğini, kabzasından tuttuğu ateşe emrederek: “Yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ İbrâhîm.” (21/Enbiyâ, 69) diyecek. Ateş de sahibinin bu emrini tutup sevgiyi yakmaya güç yetiremeyecek; seven ve sevilene soğuk ve serin olacaktır. Fakat buna rağmen bu sevgiyi yıpratırım diye tir tir titreyeceksin. Hem canını adayacak, hem korkacaksın; hem ateşe atlayacak, hem de sevgiyi kaybetmekten korkacaksın; işte budur takvâ.


Son takip: 22.08.2019 - 12:46
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Savaş Hali · Sözlerin En Güzeli Olan Kitap’ta “En Güzel Söz” Diye Tanımlanan “Dâvet”in Usûlü · Kur’an Konuları · er-RAKÎB - eş-ŞEHÎD · i- Fâiz · Diğer Yaratıklara Güzel Davranma · Fizyolojik ve Biyokimyasal Etkiler · Bu Din Benim Dinim Değil! · Şefaat Konusunda Benzeşenler · Davud'un Hangi Oğlu Hz. İsa'nın Atasıdır?. · İlham.. · 5) Sebep Olarak Öldürme · Rızkın Temizinden Faydalanmak. · Bu İsmi Bilmenin Faydaları · Tevrat'ın Nüshaları · Zıllullah · Sâbiî; Anlam ve Mâhiyeti · Seferber · B) Naklî Deliller · HAMELE-İ ARŞ.
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber