sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Cehâlet
· Âd Kavmi
· TEVESSÜLÜN ÇEŞİTLERİ Kitap Ve Sünnetin Kavranması
· Nükabâ
· Mü’minlere Zikrin Emredilmesi
· Bu Din Benim Dinim Değil!
· Bu İsmi Bilmenin Faydaları
· Tevrat'ın Nüshaları
· Reformasyon
· 3-) Şirk-i Takrib
· Cadı
· Homer (Homeros)
· Hürriyet Alanı
· 3- Tevliye
· Başta Yahûdiler Olmak Üzere Ehl-i Kitab’ın Çoğu, Kâfirlerle/İnkârcı Ateistlerle Dostluk Ederler

Son Okunanlar
· b- Endâda Tâbi Olup Allah'a İtaat Eder Gibi İtaat Etmek 
· Allah'ın Âyetlerini Ucuza Satmak Konusunda Âyetler
· Sevgi Toplumu
· HELÂK..
· Radikalizm
· 4- Vesayet Akdinin Yapılışı
· Borcu Dövize  Çevirme
· Konuyla İlgili Geniş Bilgi Alınabilecek Kaynaklar
· Allah’ı İnkâra Dayalı Felsefî Akımlar 1) Ateizm; Allah Tanımazlık .
· Âhiret Anlayışı Bizi Dirilişe Ulaştırır/Ulaştırmalıdır



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

b- Endâda Tâbi Olup Allah'a İtaat Eder Gibi İtaat Etmek 

b
b- Endâda Tâbi Olup Allah'a İtaat Eder Gibi İtaat Etmek   Kur’an, herhangi bir kimseye, Allah’a teslim olur gibi emrine girmeye, ona kul köle olmaya, onun arzularına, emir ve yasaklarına kayıtsız şartsız itaat etmeye endâd edinme olarak, Allah'a şirk koşma olarak değerlendirmiş; herhangi bir şeye veya kimseye karşı beslenen aşırı sevgiyi ve kayıtsız şartsız itaati de, onu putlaştırmak olarak nitelemiştir. Allah'a inanmak, kişinin O’nun isteğini kendi dileğine veya başkalarının isteklerine tercih etmesini ve diğer arzuları O’nun yolunda feda edecek kadar O’nu sevmesini ve O'na mutlak itaat edilmesi gereken otorite olarak kabulünü gerektirir. Allah’ı sevmenin kanıtı, O'nu yegâne mutlak otorite olarak kabul edip O'nun belirli nitelik ve güçlerini başkalarına atfetmemek ve O’nun hakkını sahte ilah ve rablere vermemektir. Allah’ın sıfat ve güçlerini başkalarına atfedenler, O’nu sevdiklerini, O'na teslim olduklarını, sadece O'na itaat ettiklerini iddia edemezler; bilakis bu şekilde O’na ortak koşmuş, Allah'a endâd/denk tutmuş olurlar. Tarihteki putları ve puta tapanları incelediğimiz zaman, şirk temeline dayalı putçuluğun, günümüzde geçerli olan şirkten ve putçuluktan pek de farklı olmadığını görürüz. Mekke’li müşrikler de bir Allah inancına sahipti (Bk. 29/Ankebût, 61, 63; 39/Zümer, 3). Fakat, Allah’ın hükmü yerine Mekke site devletinin parlamentosu Dâru’n-Nedve’nin kanun yapmasını ve Ebû Cehil gibi tâğutların kendilerini yönetmelerini istiyorlardı. Yer yer dindar kesilmelerine rağmen, tevhid’in karşısında durarak şirke sarılıyorlardı. Günümüzde de kelime-i şehâdet getirip namaz kılan, oruç tutan, hacca giden bazı kimselerin tâğutun hükmüne rızâ gösterdikleri, tâğuta itaat ettikleri, sadece Allah'a mahsus olan sıfatları başkalarına verdikleri bilinen bir gerçektir. Yine bu kimselerin Allah’ı bırakıp birtakım armaları, şiarları/sloganları, işaretleri, bayrakları, heykelleri, gelenek ve görenekleri, bazı kavram ve ideolojileri, sanatı, sanatçıları, futbolu, sporcuları, gruplarını, parti veya kurumlarını, devlet adamlarını, liderlerini... yücelttikleri ve bu sayılan değerler uğruna mallarını, mülklerini, namuslarını, ahlaklarını pâyimal ettikleri, böylece de bu değerlere kulluk ettikleri ortadadır. Sözü edilen bu şahısların, tağutun ortaya koyduğu nefsanî, şeytanî ve indî değer yargılarıyla Allah’ın kanunları ve şeriatı çatışacak olsa, hep Allah’ın şeriatını onların istekleri doğrultusunda yontarak şekil verdikleri, kısacası putların veya putların arkasına sığınmış olanların emir ve yasaklarını harfiyyen yerine getirdikleri ve Allah’ın şeriatına tamı tamına zıt olan sistemleri kabul ederek onların hükümlerini tatbik ettikleri de inkâr edilemez. İşte bunlar, Allah'ın dışında endâd edinenlerdir. Bundan daha açık putçuluk düşünülemez. Putların emir ve direktifleri doğrultusunda hareket ederek onların yolundan santim bile ayrılmayanlar, Allah’ın kitabına ve Rasülü’nün sünnetine kulaklarını tıkayarak putların ve onların işbirlikçilerinin çağrısına kulak verenler, Allah'a endâd uyduranların ta kendileridir.[1] Hz. Adem'den günümüze kadar câhiliyye hayatını yaşayan bütün toplumlarda, büyük çoğunluğu teşkil eden Allah'a endâd uyduran insanlar, Allah'ın varlığına inanmış kimselerdir. Fakat yaratıcımızı O'nun bildirdiği ölçüler içerisinde, hükümleri, kanunları, itaat edilmesi gereken emirleri ile tasdik etmemişler, bu konularda nidler edinmişlerdir. Evet, "Onlara gökleri ve yeri yaratan kimdir, diye sorsan, elbette ki, Allah'tır diyecekler" (31/Lokman, 25) anlamındaki ayette açıklandığı üzere, Allah'a yaratıcı olarak inanmışlar, ancak varlığına inandıkları Allah'ın Peygamberleri aracılığıyla bildirdiği ve yaşanmasını istediği emir ve yasaklarını kabul etmemişlerdir. Kişisel, ailevî ve sosyal hayatlarını bu mukaddes emirler ve yasaklara göre düzenlememişlerdir. "(İnsanlar için uyulacak) emirler ve yasaklar koyma hakkı yalnız Allah'a aittir." (7/A'râf, 54) yasasını tanımayarak çiğnemişlerdir. Cenab-ı Hak, bu kişileri yermekte ve uyarmaktadır: "Onlar, hâlâ cahiliyye hayatının hükmünü (bâtıl inançları, ilkeleri ve yaşayış tarzlarını) mı arıyorlar? Kanaate sahip olabilecek bir topluluk katında hükmü (kanunları), Allah'tan daha güzel olan kimdir?" (5/Mâide, 50). Allah'ın indirdiği emirler ve yasaklar dizisine uymayan insanlar, ya kendi arzu ve heveslerine veya zalim rejimlere ve uygulayıcılarına uyarak Allah'a endâd uydurmuşlardır.    "Onlara: Allah’ın indirdiğine uyun denilince, Hayır, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uyarız derler. Ya ataları bir şey akledemeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?”  (2/Bakara, 170). Allah’tan başkasına mutlak olarak emretme, yasaklama, helal ve haram kılma, kanun koyma ve hakimiyet hakkını verme gibi haller, onu endâd kabul etmektir. Allah’ın koyduğu hükümleri, ölçüleri bir tarafa bırakarak hakimiyeti herhangi bir şeye vermek bir mü’minin yapamayacağı şeydir. Bu konuda Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Huküm/ egemenlik yalnız Allah’a mahsustur. O sadece kendisine ibadeti/kul olmayı emretti. Dosdoğru din ancak budur.” (12/Yusuf, 40). “Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini, Meryem’in oğlu Mesih’i Rabler edindiler. Halbuki onlar da bir olan Allah’tan başkasına ibadet etmekle emr olunmamışlardı. O, bunların eş tutageldikleri her şeyden münezzehtir.” (9/Tevbe, 31). “De ki şüphesiz benim namazım,  ibadetlerim, hayatım ve ölümüm yalnız âlemlerin  Rabbi olan Allah içindir.”  (6/En’âm, 162) “Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir” (5/Mâide, 44 ) "Kişi, sevdiğiyle beraberdir." (Hadis-i Şerif) "Bir şeyi aşırı sevmek, insanı o şeye karşı kör ve sağır yapar." (Hadis-i Şerif) "Allah için sevişen iki din kardeşi buluştukları zaman, biri diğerini yıkayan iki el gibidirler. Ne zaman iki mü'min bir araya gelirse, Allah Teâlâ, birini diğerinden faydalandırır." (Hadis-i Şerif) "Allah için birbirlerini sevip dost olanlar, kıyâmet gününde arşın gölgesinde, nurdan minberlere kurulup oturacaklardır." (Hadis-i Şerif) "Din kardeşinin ayıplarını örten kimsenin, Allah Teâlâ dünya ve âhirette kusurlarını örter." (Hadis-i Şerif) "Büyüklerimize saygı göstermeyen, küçüklerimize şefkat göstermeyen Bizden değildir." (Hadis-i Şerif) "Allah için sev, Allah için buğzet, Allah için dost ol ve yine O'nun için düşman ol. Çünkü Allah'ın dostluğuna ancak bu şekilde erişilir." (Abdullah bin Ömer) "Zâlimi seven kimse, Kâbe'de duânın mutlaka kabul olunduğu yer olan makam-rükün arasında 70 yıl kalıp ibâdet etse dahi, kıyâmet günü, Allah onu sevdiği zâlim ile beraber kılacaktır." (Abdullah İbn Mes'ûd) "Kul, aslında cehennemlik bir adamı, Allah'ın rızâsına uygun, hayırlı bir iş yaptığını gördüğü için sevmiş olsa, bu yüzden Allah onu mükâfatlandırır. Yine kul, aslında cennetlik olan bir adamı, Allah'ın rızâsına aykırı, kötü bir iş yaparken görüp buğzetmiş olsa, bundan dolayı da yine Allah onu mükâfatlandırır." (Muhammed bin Hanefiyye) "Allah için dost olanların sevgisi, sebebi devamlı olduğu için devam eder. Dünya için dost olanların sevgisi ise, sebebi fâni ve devamsız olduğu için kısa sürer. Bir an gelir ki son bulur." "Allah sevgisinin alâmeti, muvâfakat, yani emredilene uyup, peki demektir." Bir zat, Muhammed bin Vâsi'ye: "Ben seni Allah rızâsı için seviyorum" demişti. O da şu karşılığı verdi: "Madem O'nun için beni seviyorsun. O da seni sevsin!" Sonra şöyle duâ etti: "Ey Allah'ım! Senin için halk tarafından sevilirken, aynı zamanda Senin sevmediğin bir kulun olmaktan Sana sığınırım." Mü’min mü’mine mü’mince bakarsa nice güzellikler, sevilecek pekçok yönler görecek ve sevecektir. Her şeyden önce güzellik, bakan gözde; sevgi, seven gönüldedir. "İnsanoğlu böyledir işte, hep sevilmek ister. Fakat sevilmek için önce sevmek ve sevilmeyi hak etmek gerek." "Bir insanın iki sevgisi olamaz; Allah bir göğüste iki kalp yaratmamıştır." "Temiz ve berrak bir sevgi, ruhtaki bütün korkuları filtre eder." "Mıknatısın demiri çektiği gibi, insanoğlu da kendisini sevene karşı muhabbet etmektedir. Çocuğun annesine olan muhabbeti, dünya zevklerinden, onu yedirip içirmesinden dolayı değildir. Aralarındaki bu bağ, Allah'ın kalbe koyduğu akrabalık, annelik sevgisi sebebiyledir." "Sevgi, kendi yaptığın çoğu az görmen; sevgilinin azını çok görmendir." "Allah sevgisi, itaate sarılmak, aykırılıklardan ayrılmaktır." "İnsanları toptan sevmek ahlâksızlıktır." "Sevginin bulunmadığı yerde aklı da arama." "Sevgi, aklın ötesine çıkanın işidir." "Sevgi, hayatın pusulasıdır." "Sevgi, ne yüce bir çocukluktur." "Sevgi, bütün nimetlerin en büyüğüdür." "Yalnız seni sevenleri sevmek sevgi değil; değiş tokuştur." "Gerçekten sevenler, karşılık beklemeden severler." "Sevilmek için önce sev ve sevimli ol." "Şah bile sevgiye köledir." "Seviniz, insan hayatında bundan güzel bir şey yoktur, Sevilmesi gereken zâtı gereği gibi sevmek, devamlı bir mutluluktur." "Eğer bir kimseyi, kimse sevmiyorsa, bunun sebebini araştırmalıdır; eğer bir kimseyi herkes seviyorsa, bunun sebebini de araştırmalıdır." "Ana babalar, çocuklarından yedikleri tokatların sebebini, onları çok fazla, yani ölçüsüz sevmelerinde aramalıdır." "Büyük işlerden hiçbir sevgisiz başarılamamıştır." "Bizi beğenenleri her zaman severiz; fakat beğendiklerimizi her zaman sevmeyiz." "Sevdiğini elde edemezsen, elde ettiğini sevmeye çalış." "Seni seveni araman, seni arayanı hatırlaman, nefsinin emridir. Asil kişi odur ki, sevmeyenini sever, aramayanı sorar." "İnsanlara giriş yolu gönül yoludur. Sevmeyen insanlara kendisini sevdirmeyen bir insan, insanlara bir şey anlatamaz." "Bilen, tanıyan sever." "Sevgi, ülkesini kılıçsız idare eden bir kraldır." "Hayat kısa, sevgi uzundur." "Sevgi öğretilmez, kendiliğinden doğar." "Sevgi/aşk, hiç izin mi ister birinin yüreğire yerleşmek için." "Sevgi ve merhamet, insanlık vasfıdır; hiddet ve şehvetse, hayvanlık vasfı." "Her şey, ancak sevgi ile satın alınabilmelidir." "Sevgiyle bakılan her şey güzeldir." "Gerçek sevgi, iyilik gördüğünde artmayan ve kötülük gördüğünde eksilmeyendir." "Sevgi, rûhun güzelliğidir." "İnsan sevmeye başladımı, yaşamaya da başlar." "Sevmeye başlayınca, eskisinden bambaşka bir insan olduğumuzu anlarız." "Sevgi, çiçek açmayan yere uğramaz." "İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir?" "Çok şeyi sevmezsen, çok şeye üzülmezsin. Fâni şeyleri aşırı sevmek, boş şeyler için üzülmek demektir." "Sevmeden yaşamak, yaşamak değildir; az sevmek ise sürüklenmektir." "İyiliğe karşı iyiliği artır; sevgiye karşı muhabbeti göster. Alevi körükle, yoksa ateş söner." "Her şeyden bıkılabilir, ama sevgiden asla!" "Gönül midesi sevgiye doymaz." "Sevginin karşılığı yine sevgidir." "Sevginin mezarı nankörlüktür." "Sevgi, bir çeşit savaştır." "Sevgi, kalbin göklere yükseldiği altın merdivendir." "Beşerî aşk, insanın her şeyini kilitleyen anahtar olabilir; İlâhî sevgi, insanın her şeyini açan/çözen anahtardır." "Sevgi, kulübeyi altından bir saraya benzetir." "İnsanı, sevginin güzellikleri yaşatır." "Sevmek, yaşamak kadar önemli." "Sevgisiz hayat yüktür." "Kendi isteğiyle sevilmek kolay değildir, ama saygı uyandırmak kolaydır." "Sevemeyen adam, benzer yemişsiz ağaca." "Ey sevgi! Bütün öteki zevkler, senin acıların kadar değerli değil!" "Sevgi, güneş gibidir; kör bile hisseder." "Ey hayat! Sevgisiz sen nesin?" "Seviyorum, o halde varım." "Sevmek, insanın kendi kendini aşmasıdır." "Sevmek, bir başkasının hayatını yaşamaktır." "Sevgi, bir kişinin diğerleriyle arasındaki farkı görebilmektir." "Sevgiliden gelen her şey sevgilidir." "Sevgi/aşk, büyük bir hocadır." "Sevgi/aşk, en büyük, en kuvvetli mürşiddir." "Nasıl kafa sayısı kadar düşünce çeşidi varsa, kalp sayısı kadar da sevgi çeşidi vardır." "Uzun yaşamaz kolay ele geçen sevgi." "Kendisini pek çok seven, çevresinde pek az sevilir." "Sevgi, âlemde her mihneti sefâ yapan, her çileyi bal eyleyen büyüdür." "Istırabın bağladığı sevgi güçlüdür." "Sevgi ne kadar büyükse, kederi de o kadar büyük olacaktır." "İnsan, katlandığı fedâkârlıklar, çektiği ıstıraplar nispetinde sever." "İnsan sevince ekseriya kederli olur." "Dertsiz sevgi, tam sevgi değildir." "Gerçek sevginin niteliği tatlı acılıktır."                     "Dünya sevgisi, insanın kalbinden imanın tadını çıkarır." "Sevgi ile nefret arasındaki fark, şaşılacak kadar azdır." "Bir an bile, sevgilerimizi değiştirebilir." "Sevgi, ateş gibidir, gıdasız kalınca söner." "Sevgi, insanı sürükleyip götüren eşi bulunmaz bir taşıttır." "Sevgi, dünyadan kaçıp sığınılacak bir cennet." “Güzel değil batmakla kaybolan mahbûp/sevgili. Çünkü zevâle/yokluğa mahkûm, gerçek güzel olamaz. Ebedî sevgi için yaratılan ve İlâhî ayna olan kalp ile sevilmez/sevilmemeli.” “Kişi kime seviyorsa odur en güzel.” "Kim başkalarını sevip onlardan ilgi görmüyorsa, onlara karşı olan hareketlerini gözden geçirmelidir." "İnsanın sevmediğiyle yaşaması, sevgilinin ayrılmasından da berbattır." "Sevilmeyen yol, kalabalık olduğu zaman bile ıssızdır." "Her sevincin bir acısı, her acının da bir sevinci olur." "Sevgi insanı birliğe, egoizm/bencillik yalnızlığa götürür." "Görevin öğretilmesinden çok, sevdirilmesi gerekir." "Bir kadının ev kıymetli serveti, kocasının kendisini sevmesidir." "Muhabbet fedâisi olmayanlar, kin bezirgânlığı yaparlar." "Açıklanıp gösterilmeyen sevgi, moral bozukluğu ve düşmanlık doğurur." "Bulut gölgesinin ve alçakların sevgisinin devamı yoktur." "Dünya için sevişenlerin araları, zamanla bozulur; Mevlâ için sevişenlerin araları ise hiç bozulmaz." "Başkalarını seven ve sayan kimse, herkes tarafından sevilir." "Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan." "Yiğit ne kadar bahadır olsa, sevdiğine yenilir." "Gülünü seven, dikenine katlanır." "Seni seven, eksiklerini düzeltir." "Sevgi azalınca, kusurlar artar." "Siz şehvetin adını aşk koymuşsunuz. Eğer öyle olsaydı, eşek insanların ve âşıkların şâhı sayılırdı." (Celâleddin Rûmî) "Aşk, dâvâya benzer, cefâ çekmek şâhide: Şâhidin yoksa dâvâyı kazanamazsın ki!" "Aşkı, sevgiyi pervâneden öğren, ey seher kuşu; yandı, can verdi, sesi çıkmadı." "Niçin başın göklerde, ne arslansın ne devsin; Yaradılmışları sev, Allah da seni sevsin." "Sevgi kelimesinde, hayat veren bir sır var; Onsuz olan her işde, mutlaka bir kusur var." "Her kime nasib olsa Kâbe, Hüdâ dâvet eder, Herkes sevdiğini hânesine dâvet eder." "Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş Kıyâmete kadar sökülmez imiş." "Aşığa Bağdat ırak gelmez." "Aşk imiş her ne var ise âlemde, Ilim bir kıyl u kal imiş." "Aşktır pervâneyi şem'a atuben yandıran." "Aşk kim kalbe gıdâdır ne yenir, ne yutulur; Bir demir leblebidir, çiğneyene aşk olsun." "Ey sevgi, anladım bu uzaktan gelen sedâ ile, Ömrün yegâne lezzetidir hâtıran bile." (Yahya Kemal) "Aşk bir güneşe benzer, âşık olmayan gönül, bir katı taşa benzer." "Yunus, ver canını Hak yoluna, Can vermeyince cânân bulunmaz." "Eğer âşık ise yâre / Sakın aldanma ağyâre Düş İbrâhim gibi nâre / Bu gülşende yanar olmaz." "Aşkın aldı benden beni, Bana Seni gerek Seni" "Yâ İlâhî, kusuruma bakma Aşk ile yandım âteşe yakma." “Allah Teâlâ, iyiliğini murad ettiği kimseye, unuttuğunu hatırlatacak ve hatırında olanı yapmaya yardım edecek iyi ve sâlih bir dost nasib eder.” (Hadis-i Şerif) “Dostuna sevginde ölçülü ol; Belki de bir gün düşman olur. Düşmana buğzunda ölçülü davran; Belki de bir gün baş dostun olur.” (Hadis-i Şerif) “Fenalıklardan uzak duran ve daima verdiği sözü yerine getiren insanlarla dostluk kurmalıyız.” (Hz. Ali r.a.) “Dost edinin, onlar sizin için dünya ve âhiret sermayesidir. Cehennem ehlinin “Bizim için samimi bir dost da yoktur.” (26/Şûrâ 101) diyeceklerini duymadınız mı?” (Hz. Ali r.a.) “Dostun dostu dosttur; ölümsüz Dost’un dostu ise en yakın dosttur.” “O Dost’u bulanın kaybettiği hiçbir şey olmadığı gibi; O Dost’u kaybedenin de bulacağı bir şey yoktur.” “Senin dindarlığını arttıran dost, her karşılaştığında eline bir altın bırakan dosttan daha hayırlıdır.” “Faziletli olan ve faziletleri bakımından birbirine benzeyen insanlar arasındaki dostluk, mükemmel bir dostluktur.” “Bir kimsenin, düşmanının düşmanı olması, onu dost edinmesine kâfi sebep değildir.” “Dost vefalı olduktan sonra düşman ne yapabilir?”   “Dost kazanırsan tut, düşman kazanırsan güt.” “Dost, bizi Allah’a yaklaştıran; düşman, bizi Allah’tan uzaklaştıran kimsedir.” “Dost, bizi iyi yola öğütleyendir.” “Dostun attığı gül onulmaz yara açar.” “Dostun attığı taş, baş yarmaz.” “Dost dostun ayıbını yüzüne söyler.” “Dostuna borçlu olma!” “Dostu olmayan insan, en yoksul insandır.” “Birçok arkadaşımız olabilir, ancak dostlarımız azdır.” “Dostunu medh edersen, biraz yerecek yerini koy.” “Dostların sıkıntıda iken, onları mutlu oldukları zamankinden daha çok ara.” “Dost sanma şanlı vaktinde dost olanı; dost bil gamlı vaktinde elinden tutanı.” “Dost yüzünden, düşman gözünden belli olur.” “Dosta varırız gülle; düşmana atarız gülle!” “Dostunu hemen ölüverecekmiş gibi sev; düşmanını hiç ölmeyecekmiş gibi telâkki et.” “Denendikten sonra dost edindiklerini bağrına bas; ama her ilk tanıştığınla, hemen dost olma.” “Düşmanlarını hoşnut etmek için dostlarını kıranlar, düşmanlarını memnun edemediği gibi, dostlarını da yitirirler.” “İnsanlardan kendini çekmen sana düşman, herkese yakınlık göstermen ise sana kötü dostlar kazandırır.” “Dostluk sırasında sende olmayan meziyetlerden söz eden adam, düşmanlık sırasında sende bulunmayan fenalıkları da sana yükleyebilir.” “Dostlarımızın sefâletine acımak iyi; fakat onların imdâdına koşmak daha iyidir.” “Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan diğer ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur.”   “Arz eyle bu pendi kendi özüne; Dost addetme her güleni yüzüne.”   “Hoş gününde her kişi yârân bula; Dost odur kim kem gününde yâr ola.”   “Dosttan bol şey de yok dünyada  Dosttan bulunmaz şey de.”   “Lokman hekim sarabilmez yaramı  Dost eli değmezse çare mi olur?”   “Bazı insanlar iyilik etmek, birbirini sevmek için değil; iyilik görmek, sonunda da nefret etmek için dost olurlar.” “İnsanlarla dost ol. Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halkı çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar kırılır.” “Hiçbir şey sâdık dost kadar ucuza alınamaz. Yani ne kadar pahalıya mal olsa, gene de ucuzdur.” “Biri gerçeği duymak istemediği, öteki yalana hazır olduğu zaman, dostluk dostluk olamaz.” “Dostlar kavun gibidir; neden mi? Bir tane iyisini bulmak için yüzlercesini yoklarsınız da ondan.” “Kara günlerinde senden çok üzülecek bir dostun olmasaydı, o günlere katlanmak güç olurdu.” “Dost yüzü görmemek çetin bir iştir, ama bu hasret, onu düşmanla birlikte görmekten daha hafiftir.” “Yastık diye başını ateşe dayayan, yatak diye yılanların üzerine yatan bir adam, güvendiği bir dostundan düşmanlık sezen bir adamdan daha rahat uyur.” “Dostlara acılarını paylaştığını göstermek, birlikte yas tutmakla değil; onlara elbirliğiyle yardım etmekle olur.” “Birbirlerine zıt karakterlere sahip olan insanlar, birbirlerini anlamak ve tamamlamak şartıyla iyi dost olabilirler.” “Güller, lâleler, karanfiller, bütün çiçekler solar. Çelik ve demir kırılır, ama gerçek dostluk ne solar, ne de kırılır.” “Gerçek dostlar, iyi günlerinizde, dâvet edince sizi ziyâret ederler; kara günlerinizde dâvetsiz gelirler.” “Dostluk, yolu üzerinde ot bitmesine müsaade etmez.” “Dostun kusuruna bakılmaz.” “Dostlara itimad etmemek, onlar tarafından aldatılmaktan daha ayıptır.” “Dostlar öyle bir ailedir ki, insan o ailenin fertlerini yalnız kendi seçer.” “Dostuna, bir gün düşmanın olabilecekmiş gibi davran.” “Dostluk, iki vücutta müşterek bir ruha benzer.” “Dostsuz kalan şahsın durumu, sol elden mahrum kalan sağ elin durumu gibidir.” “Dost, rahatlık veren bir merhemdir.” “Dost, kötü günde belli olur. İyi günde ise binlercesi bulunur.” “Gerçek dost, onu unutanı unutmayandır.” “Ana babayı kader tayin eder, dostlar ise seçilir.” “Dostları çoğaltmak, zekâ inceliğindendir.” “Dostluk iyi kimseler arasında çabuk temellenir; güçlükle yıkılır.” “Dost kazanmak isteyen kimse, dostluğu paylaşmayı bilmelidir.” “Ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır.” “Dostluğundan fayda görmediğin kimsenin, husûmetinden de sana pek bir zarar gelmez.” “Aklın bağlamadığı dostluğu, akılsızlık kolayca çözebilir.” “Hiçbir dost, dostluğunu ispat edene kadar dost değildir.” “Dostluk, kanatsız sevgidir.” “Dost, hem iyi görünen, hem iyi olan insandır.” “Yalnız kendi nefsini düşünerek dost arayan, hizmetçi arıyor demektir.” “Dertlerini dökecek dostları olmayanlar, kendi yüreklerini kemiren yamyamlardır.” “Dost, kendisiyle samimi olabildiğim ve yanında yüksek sesle düşünebildiğim kişidir.” “Kuşun yuvası, örümceğin ağı, insanın dostları vardır.” “Dost, sanki insanın bir ikinci kendisidir.” “İyi insanlar, kara günde en emin dostturlar.” “Dostlarımla beraber olunca yalnız değilim. O dakikadan sonra da iki kişi değiliz.” “Köle misin? Senden dost olmaz. Zorba mısın? Senin dostların olmaz.” “Dostluk, görünceye kadar değil, ölünceye kadar olmalı.” “Dostluk o kadar kolay kurulur ki... Ama sürdürmek!” “Dostluktan saygıyı kaldıran onun en büyük süsünü kaldırmış olur.” “Düşüncede uyum, dostluğu doğurur.” “Kendine dost olan, bilin ki herkese de dosttur.” “Eğer hiç dostun yoksa, sen bir dost ol!” “Dostun olsun istiyorsan dost ol!” "İlâhî! Sevdir bize hep, sevdiklerini. Yerdir bize hep, yerdiklerini. Yâr et bize erdirdiklerini."   [1] Karş. Kur’an’da Tevhid, s. 132 vd.


Son takip: 20.09.2019 - 07:05
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Modern Fitne Odakları · Ad Kavmi · Cahiliyyet Ahlâkı · HAŞR-I CİSMÂNÎ · 17. Fedakârdır · Çocuk Cennet Kokusu, veya... · el-LATÎF · Lânet; Anlam ve Mâhiyeti · Yıldızların ve Burçların Olaylara ve İnsan Hayatına Etkisi Olduğuna İnanmak. · VASİ' · Masonluk · Kur’an-ı Kerim’de Gâlibiyet ve Allah’ın Yardımı · Fesat ve Fitne Çıkaranlar · l- Şirke Zorlayan Ana-Babaya · Ashâbu’l-Ferâiz. · TEVESSÜLÜN ÇEŞİTLERİ Kitap Ve Sünnetin Kavranması · Ene’l-Hak · Kur'an'da Takvânın Tanımları · Masum (Korunmuş) İman · Kur’an’ın Tercemesi yapılabilir mi?
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber