sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· Orucun Şartları
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Mısır'dan Çıkış
· Tevrat'ın Nüshaları
· İkon
· Kitab-ı Mukaddes
· Athene
· 3- Toplumda Tevhid
· 10. Haset Etmez.
· g- Yemin
· İtaatle İlgili Bazı Meseleler
· Başta Yahûdiler Olmak Üzere Ehl-i Kitab’ın Çoğu, Kâfirlerle/İnkârcı Ateistlerle Dostluk Ederler
· Câhiliyye
· Din; Anlam ve Mâhiyeti

Son Okunanlar
· İstiğfâr; Nefis/Hevâ Büyüklenmesine Dur!
· Kadın Sahabîlerden Zinnûre Hatun’un İşkenceyle Gözlerinin Kör Edilişi
· Alîm, Habîr ve Hakîm İsimlerinin Varlıklardaki Görünümleri
· Namazdan So a
· Pîr
· Sihir Tesiri
· Şükür İbâdeti, Bir İmtihan Aracıdır
· Atılan ok geri dönmez
· Müslüman Nefse Hakaret Edilebilir mi?.
· İslâm; Bütün Varlıkların Dini



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

İstiğfâr; Nefis/Hevâ Büyüklenmesine Dur!

İstiğfâr
İstiğfâr; Nefis/Hevâ Büyüklenmesine Dur!    Ğ-f-r kökünden gelen ğufrân, mağfiret: Örtmek, gizlemek, kusurunu örtmek, bağışlamak, affetmek, ucuzlatmak, af dilemek anlamına geliyor. Allah’a nisbet edilerek söylendiğinde (estağfirullah) Allah’tan günah ve kusurları için bağışlanma dileme anlamını içeriyor. Kur’an’da kullanılışıyla ilgili âyetlerden bir bölümünü görelim: “Dedi ki: ‘Rabbim, ben nefsime zulmettim; beni bağışla.” (28/Kasas, 16) “Allah, şirki/ortak koşmayı bağışlamaz.” (4/Nisâ, 48) “Allah, dilediğinin günahını bağışlar.” (5/Mâide, 18) “Siz amellerinizi düzeltin; Allah da günahlarınızı affeder.” (33/Ahzâb, 81) “Bizi affet, bizi bağışla, bize merhamet et.” (2/Bakara, 286) “Onlar bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde hemen Allah’ı anarlar ve günahlarından dolayı bağışlanma dilerler.” (3/Âl-i İmrân, 135) “O, günahlarını bağışlayan, tevbeleri kabul eden ve azabının şiddeti uzun olandır. Allah, affedip bağışlayan ve merhamet edendir (Ğaf^run Rahîm).” (2/Bakara, 281) İstiğfârın diğer şiarlardan farkı, müslüman-Allah ilişkisi ile ilgili olmasıdır. Burada konu, müslümanın kusur, günah ve yanlışlarından dolayı Allah’tan af dilemesi, kendisini Allah’a şikâyet etmesidir. Kendisinin inanç ve ilkeleri ile barışık yaşaması çabasıdır. Amellerini Allah ile yüzleştirmesi gayretidir. Kendi kendine itiraf etmesi, kendisiyle ters düşmeme isteğidir. G-f-r kökünden gelen kelimeler genellikle “bağışlayan-bağışlar-bağışlama-bağışla” kalıplarındadır. Vugular, Allah’ın bağışlaması ve kulların bağışlanma dilemesi etrafında döner. Yanlışlık yapmış müslümanların bu yanlışlıklarını Allah’a nasıl arz edeceklerine dair duâ âyetleri vardır. Bunu okuyarak hallerini arzederler. İstiğfâr ile birlikte geçen diğer kelimeler de vardır. “Zenb” (günah, yasaklı), “ism” (günah, kötülük), “tevbe” (pişmanlık, itiraf, dönüş yapma), “afuvv” (af, bağış), “Rahîm” (acıyan, merhamet etme), “keffera -tekfîr-” (örtme, ayıpları gizleme). Müslüman, aynaya baktığında aynadaki kendisi ile asıl kendisi arasında bir terslik görmemelidir. Her ikisi birbiriyle barışık olmalıdır. Müslüman kendisi ile barışık yaşamalıdır. Amellerini, sözlerini, sık sık ilkeleri ile, değerleri ile yüzleştirmelidir. İçi gibi dışı, dışı gibi içi olmalıdır. İstiğfâr, bunu sağlamaya yönelik bir şiardır. İstiğfâr, kişiyi kişilik tekliğine götürür. İçi dışı bir olan şahsiyet... “İzzet; Allah’ın, Rasûlünün ve mü’minlerindir.” (63/Münâfıkun, 8) buyurulmuştur. Kişiye İslâmî şahsiyeti bu âyetteki anlayış verir. Müslüman kişinin yaptığı her yanlış, onun izzetinin alınıp götürülmesine yol açar. İzzetli olmayan ahlâklı olamaz. İslâmî ahlâk ve şahsiyet erginliği, izzetli olmakla sağlanır. Buna izzet-i nefs” (kişiliğin korunması) da denilmiştir. Kişilik, içi dışı bir olan “tek kişilik” oluşturmakla korunur; iki yüz bulundurmakla değil. İşte istiğfâr, bu ikiliği ortadan kaldırır. İyi bir insan kötülük yapmaz, yapmamalıdır. Yaparsa, derhal onu itiraf etmeli, iyi ile kötülüğü birbirine karıştırarak iyiliğe ihânet etmemelidir. Kötülüğün kendisine âit olduğunu itiraf, insan şahsiyetini iki yüzlü olmaktan kurtarır. İyiliğin netleşmesine ve öne çıkmasına neden olur. İhtiyacınızı isterken izzetinizi koruyun, vakarınızı kaybetmeyin” buyrulmuştur. Görülüyor ki izzet, insanın kendi fıtratı üzere olmasıdır. Bunu bozan, ahlâkını da bozar. İnsan, yaratılış itibarıyla iki boyutlu bir varlıktır. Bir iyilikler boyutu, bir de kötülükler boyutu vardır. İki kişiliği de aynı bünyede barındırır. Sanki insanda hayvanlık ve meleklik birleşmiştir. İzzet, üstünlük demektir. İnsanın iyilik boyutunu üstün tutması, bunu hayvanlık boyutuna çiğnetmemesi demektir. Bir de tersi vardır. O da “istikbâr”dır. Bu da üstünlük anlamındadır, ama hayvanlık boyutunun üstünlüğü. Kendini büyük görerek hevâ ve hevesini üstün tutması, arzularının peşine gitmesi, onları hayat tarzı olarak benimsemesi... İzzet kişinin şahsiyetinde Yaratıcı’nın koyduğu emir ve prensipleri üstün kılması, “istikbâr” ise, kendi arzularını üstün kılmasıdır. Bu nedenle İslâmî ahlâkın temeli, “izzet”; ahlâk bozukluğunun, kişilik sapmasının, günahkârlığın temeli de “istikbâr”dır. Bu nedenle, istikbâra bulaşan herkes, istiğfâr etmeli ve böylece izzetini muhâfaza etmelidir.[1] İstiğfâr; Allah’tan hata ve günahlarının bağışlanmasını isteme, mağfiret (bağışlanma) dileğinde bulunma demektir. İçerisinde ‘istiğfar (bağışlanma dileği) bulunan bütün dualara da ‘istiğfar duası’ denmiştir. İstiğfar; müslüman bir insanın bir kul olarak kendini Allah’ın büyüklüğü karşısında bir yere koyması, Allah’ın her şeye sahip olduğunu anlaması demektir bir anlamda. Kişi Allah’ın kuludur. Kul Allah’ın bir yasağını çiğnerse veya bir emrine aykırı hareket ederse günah kazanır. Yani Allah karşısında hata eder. Günahları ise yalnızca Allah bağışlar (3/Âl-i İmran, 135). Kul, yaptığı hatanın farkına varır, pişman olur, ellerini açar Rabbinden bağışlanma diler, af olmayı bekler. Kulun böyle yapması hem yaptığı hatadan dönmektir, hem de Allah’ın büyüklüğüne yeniden teslim olmaktır. Kişi, bir hatayı yaptığı halde umursamaz, aldırmaz, hatta yaptığı hatanın iyi bir şey olduğunu düşünür de, affedilmesi için Allah’a yönelmezse; bu tavır Allah’a karşı bir kibirdir/gururdur. Böyle bir ahlâk ancak inkârcıların davranışıdır. Kul, Allah’ı sevdiğini, O’nun Büyüklüğünü tanıdığını, O’ndan korktuğu (ittika ettiğini), O’na sığındığını, yalnızca O’ndan yardım dilediğini, Allah’tan bağışlanma (istiğfar) ile yerine getirir. Kulun en Yüce Makam karşısında acizliğini ve günahkârlığını dile getirmesi, Allah’ın rahmetine sığınması veya onu istemesi, onun çok önemli bir ibadetidir. Bu tavır, Allah’a olan bir bağlılığın isbatıdır.                         “Rabbinizden bağışlanma dileyin, doğrusu O çok bağışlayandır (Ğafur’dur).”  (71/Nuh, 10).   İnsanların   günahlarını   tamamen   gören  ve  bilen  yalnızca  Allah’tır  (25/Furkan, 58). Öyleyse insanlar günahlarını yalnızca Allah’a itiraf ederler ve yalnızca O’ndan bağışlanma dilerler. “Rabbinize istiğfar edin, sonra da O’na tevbe edin. Şüphe yok ki benim Rabbim Rahim’dir (merhamet sahibidir), Vedûd’tur (seven ve sevilendir).” (11/Hûd, 90) “Rabbimiz, biz inandık, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru’  diyenleri, sabredenleri, doğru olanları, huzurunda boyun büküp divan duranları, Allah için (mallarını) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri görmektedir.” (3/Âl-i İmran, 16-17)   “(Amel) defterinin sayfasında çokça istiğfar bulana ne mutlu!…” (Ibn Mâce, Edeb 57, hadis no: 3818, 2/1254) "Âdemoğlunun hepsi hata edici, günah işleyicidir. Ancak, hata işleyenlerin en hayırlısı, tevbe edip Allah'tan affını dileyendir." (İbn Mâce, c. 2, s. 1420; Müsned-i Ahmed bin Hanbel, 3/198; et-Tâc, c. 5, s. 515) İnsan günah işlediği zaman bunda ısrar etmemeli, hemen istiğfar ve tevbe etmeli. İstiğfar, günahın bağışlanmasını istemek; tevbe ise, günahtan vaz geçmektir. Allah’a istiğfar etmiş bir kimse, istiğfarından önce günah işlemiş de olsa affedileceği umulur (Tirmizî, Deavât 107, Hadis no: 3559, 5/558). İstiğfarın yalnızca dil ile yapılması yetmez. Bunun hem dil hem kalp ile yapılması gerekir. Her ibadette olduğu gibi niyet çok önemlidir. İhlâslı bir şekilde bağışlanma isteyip de günahtan vazgeçeni Allah affedebilir. Peygamberimiz buyuruyor ki: “Kim yatağına girince üç defa: ‘Estağfirullahe’l azím ellizi lâ ilâhe  illa hüve’l  Hayyu’l  Kayyûm  (Kendisinden başka hiç bir ilâh olmayan, diri ve her an yaratıkları gözetip duran yüce Allah’tan bağışlanma dilerim)’ derse, Allah onu savaştan kaçmış olsa da bağışlar.” (Ebû Dâvud, Salât, hadis no: 1517, 2/85; Tirmizî, Deavât 118, hadis no: 3578, 5/569) Peygamberin günde yüz kadar istiğfâr etmesi, ümmetine tevbe ve istiğfârı öğretmek için olsa gerektir. Bir mü'min de günlük hayatında yüz kere olsun, tevbe ve istiğfârda  bulunması  dinî  vazifelerindendir.  İstiğfâr  devamlı  olmalıdır. Dinimizde, ibâdetin az da olsa devamlı olanı makbuldür. "Kim (günahlarına tevbe ederek) istiğfâra devam ederse, Allah o kimseyi (dünyevî ve uhrevî) her darlıktan kurtarır ve her gamdan, kederden âzâd eder ve onu ummadığı yerden rızıklandırır." (Ebû Dâvud, I/348). Fakirlikten, kuraklıktan ve nice musibetten kurtuluş, istiğfâr sayesinde verilen nimetlerdir: "Artık, dedim, 'Rabbinize istiğfar edin/O'ndan mağfiret dileyin. Çünkü O, çok mağfiret edicidir. (O sayede) gök, üstünüze bol yağmur salıverir, sizin mallarınızı, oğullarınızı da çoğaltır, size bağlar, bostanlar verir, size ırmaklar akıtır." (71/Nûh, 10-12) Müslüman, insan olması dolaysıyla yanılıp hata edebilir, günaha düşebilir. Önemli olan günahta ısrar etmemek ve Allah’a istiğfar etmektir. Böyle yapmak imanın gereğidir. Müslüman, kendisi için bağışlanma dileğinde bulunabileceği gibi, ana babası, ölmüş olsalar bile diğer müslümanlar için de istiğfar edebilir, bağışlanmalarını Allah’tan isteyebilir (14/İbrahim, 41; 47/Muhammed, 19). Fakat, tevbeleri kabul edilmeyecek insanlar için bağışlanma dilemeleri yasaklanmıştır (9/Tevbe, 80). Münafıklar için bağışlanma dileği yasaklandığı (9/Tevbe, 84) gibi, yakın akrabası olsa bile müşrikler için de bağışlanma dilemek yasaklanmıştır  (9/Tevbe, 113). Allah’ın isimlerinden biri de ‘Ğafûr veya Ğâfir’ yani, istiğfar edenleri, bağışlanma isteyenleri çokça bağışlayandır. (40/Mü'min, 3, 9/Tevbe, 173, 182, 218; 3/Âl-i Imran, 31, 155;  8/Enfâl, 70; 35/Fâtır, 53; 58/Mücâdele, 2; 73/Müzzemmil, 20 vd.). Allah (c.c.) aynı zamanda ‘Ğaffâr’dır. Yani günahları çok çok bağışlayan, kullarını çok affedendir (20/Tâhâ, 82; 38/Sâd, 66; 39/Zümer, 5; 71/Nûh, 10; 40/Mü'min, 42). O halde müslümanlar her zaman Allah’ın Ğafur ismine sığınırlar, hatalarının bağışlanması için yalnızca O’ndan yardım dilerler ve samimi bir dilekle O’na tevbe ederler.[2]  
  [1] İhsan Eliaçık, s. 39-42. [2] Hüseyin K. Ece, a.g.e. s. 314-315.


Son takip: 03.06.2020 - 08:59
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Af ve Müsâmahanın Yozlaştırılması · BA'SU BÂDE'L-MEVT .. · d- Yemekten önce ve so a el ve ağzı yıkamak · c) Yardımlaşma · Ecel Konusunda Âyet-i Kerimeler · f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · Gâlibiyet ve Zafer Vaadi · İbâdet · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · 3- Üçüncü Sınıf Zevi'l-erhâmın Mirasçı Olması · Irkçılık/Asabiyet/Kavmiyetçilik. · Kadın Kocasından Nefret Edip Onunla Birlikte Kalmak İstemiyorsa Ne Yapar?. · f- Çirkin Söz (Sebb) · Kadının Elbisesi · KÂFİR.. · Fasık, Zalim İmam · Kaarî · Mal-Mülk ve Mâlik Konusuyla İlgili Âyet-i Kerimeler · İlk İnsanın Yaratılışı · a- Savaştan Önce
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber