sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İslam’a Göre Din Gerçeği
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Mısır'dan Çıkış
· Tevrat'ın Nüshaları
· Kitab-ı Mukaddes
· Orucun Şartları
· Bu İsimleri Bilmenin Faydaları
· Cezâ Tedbiri
· Kızlarağası
· İkon
· Diğer Görevleri
· Athene
· Kurşun Dökmek
· Allah’ın İsmi Olarak Şehid
· 3) Büyük Cehâlet

Son Okunanlar
· Büyünün İçyüzü.
· Hadis-i Şeriflerde Ölüm..
· Şirk, Bütün Yanlış Korkuların Kaynağıdır
· İncillere Göre Hz. İsa’nın Beşerî Yönleri
· İsyan; Anlam ve Mâhiyeti
· Sular Ne Kadar Yükseldi?.
· Sudaki Temizlik İçin Aranan On Özellik.
· Fey'; Düşmandan Ele Geçirilen Arâzîler
· 2) Anlatma (İfade)  Yeteneği
· 4) Tefekkür



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Büyünün İçyüzü.

Büyünün İçyüzü
Büyünün İçyüzü   Büyü sözcüğü Türkçedir. Kur'ân-ı Kerim'de bu anlamı veren “Sihir”'den çok söz edilmiştir. Batı literatüründe ise “Magi = Maji”, “Magic = Mãcik” olarak geçer. Büyü -gizemli sanılan- ilkel bir çözüm arayışıdır. Bu kısa tanımdan da anlaşılacağı üzere büyünün temelinde üç şey vardır: a) Gizemlilik iddiası, b) İlkellik c) Çözüm arayışı Bunlardan birincisinin açıklaması şöyledir:
Büyünün gizemli olduğu sanılır. Yani büyünün, herkes tarafından an­laşılamayan, herkes tarafından bilinemeyen ve yapılamayan birta­kım esra­rengiz ilişkilerden ve bu ilişkilere dayanan formüllerden oluş­tuğu sanılır. Bu sanı, birçok kimselerde kesin bir inanış ve kanaat ola­rak var­dır. Ancak büyü, çeşitli şarlatanlıkların bazı şekilleridir. Çünkü büyünün gerçek oldu­ğunu kanıtlayan bir kimseye rastlanmamıştır. Ayrıca büyü­nün bir aldat­maca olduğunu Kur'ân-ı Kerim açık şekilde ortaya koymak­tadır. Tâhâ Sûresi'nin 57-72 âyetlerinde Hz. Musa ile Mısır Firavun'u ara­sında olup bi­ten bir mûcize-büyü mücadelesi can­landırılmıştır. Bunlardan özellikle 66. 67. 68. ve 69 uncu âyetlerde bü­yünün içyüzü bü­tün çıplaklığıyla ortaya se­rilmiştir. Bu âyet-i kerime­lerde özet olarak şöyle bir açıklama vardır: Firavun'un büyücüleri Hz. Musa'ya, önce hangi tarafın gösteriye baş­la­masını sorunca Hz. Musa: "Hayır, siz atın."  yani elinizdeki sicim­leri ve değnekleri atarak büyü gösterisine önce siz başlayın dediği kay­dedilmek­te­dir. 66. ve 67 inci âyetler gösteriyi ve onu şaşkınlık içinde seyreden Hz. Musa'nın ruh halini anlatmaktadır. Bu âyetlerin meâli şöyledir: “Bir de ne görsün, -büyücülerin- şarlatanlığından ötürü, sicimleri­nin ve değneklerinin yürüdüğü onun hayalinde canlandırılıyordu.” “Bu yüzden Musa, içinde bir ürperti duydu.”
66 ıncı Âyet-i Kerime, bu olaydaki büyünün bir dereceye kadar içyü­zünü ortaya koymakta, en azından bu işlemin hayalde canlandırılan asıl­sız birta­kım kımıldayışlar olduğunu ifade etmektedir. Sicimlerin ve değneklerin, Hz. Musa'nın hayalinde hareket eder gibi göründüklerini kay­deden bu âyet­lerden iki farklı anlam çıkarmak mümkündür. Birincisi: Büyüde kullanılan bu araçların gerçekte hareket ettikleri­dir. İkincisi ise, hareket eder gibi göründükleridir.
Bilindiği üzere iplik ve sopa gibi cansız şeylerin -hele büyü gibi asıl­sız bir işlemde- kendi kendine hareket etmesi olanak dışıdır. Ama bunu il­lüz­yonistlerin yaptığı gibi bazı hilelere baş vurarak yapmak el­betteki müm­kündür. Özellikle ilahlık iddiasında bulunmuş mağrur ve çağının en kud­retli hükümdarı olarak Firavun'un, sahip bulunduğu güç ve im­kanlarla devrin profesyonel ve en mahir büyücülerini bularak bu hileleri yaptırması zor değildi. Kur'ân-ı Kerim, büyünün bir gözbağ­cılık, bir şa­şırtma ve duyu­ları spekülatif yöntemlerle aldatma olduğunu yine bu olayı anlatan A'râf Sûresi'nin 116 ıncı Âyet-i Kerime'sinde açıklamakta­dır. Hz. Musa tarafından, büyücülerden hünerlerini göstermeleri iste­nince onların, seyirciler üzerinde nasıl psikolojik bir etki uyandırdıkla­rını Allah Teâlâ aynen şöyle ifade buyurmaktadır: “Musa: "Siz atın." dedi. Onlar da hünerlerini ortaya atınca insan­la­rın gözlerini büyülediler. Onları ürperttiler ve muazzam bir büyü or­taya getir­diler.” Âyet-i kerime'deki: “İnsanların gözlerini büyülediler.” ifadesi çok açık­tır ve bu olaydaki büyünün, gerçek değil, bilakis psikolojik bir etki yaptığını ortaya koymak bakımından da en büyük kanıttır. Bu ilâhî açık­lamadan kolayca anlıyoruz ki büyünün birtakım hileler olarak izahı var­dır. Bununla birlikte hiç bir gizemli yanı da yoktur. Çünkü Kur'ân-ı Kerim'de sicim diye geçen şeylerin -söylentilere göre- içleri birtakım kim­yasal maddelerle doldu­rulmuş hayvan bağırsakları ol­duğu ve gösteri sıra­sında bu maddelerin reak­siyona girerek bağırsakla­rın hareket etmesine neden oldukları ihtimalı bu­lunduğu gibi, büyücü­ler benzer bazı speküla­tif işler de yapılmış olabilir­ler. İpliklerin ve sicimlerin gerçekte değil, fakat Hz. Musa'nın haya­linde ha­reket eder gibi görünmüş olabileceği ihtimali de vardır. Şöyle ki: Hz. Musa, Firavun'un ve avenelerinin yanı sıra, kalabalık seyirci kar­şı­sında ve belki de tek başına bulunmak gibi -peygamber bile olsa- insan mo­ralini olumsuz etkileyen bir konumda idi. Allah Teâlâ'ya açıkça kafa tutacak kadar küstahlaşan Firavun'un, bu şedid ve kanlı diktatörün karşı­sında bu­lunmuş olmak ve hele moral verecek bir taraf­tar kitlesinden yoksun olmak gibi etkenler hesap edilirse Hz. Musa'nın bu olayda ne ka­dar zor dakikalar yaşadığını tahmin etmek güç değildir. Aslında bu ihti­mali araştırmak yer­sizdir. çünkü Kur'ân-ı Kerim, bu gerçeği de çok berrak şekilde ortaya koy­makta ve Tâhâ Sûresi'nin, 67. ve 68 inci Âyet-i Kerime'­lerinde şunları kaydetmektedir: "Bu yüzden Musa, içinde bir ürperti duydu." "Biz O'na, korkma dedik, asıl üstün gelecek olan sensin sen!" İşte gizemli sanılan büyünün özet olarak aslı esası budur. Onun için büyü tamamen bir hile ve safsatadır.
Büyünün ikinci niteliği, onun hem amaç, hem de araç bakımından il­kelliğidir. Evet büyü, hem kaynakları, hem de yapılış ve uygulaması ba­kı­mından ne vahye, ne de akla dayanır. Bilakis vahyi ve aklı hiçe sa­yan rezil bir düşünce ürünüdür. Bu gerçeği anlayabilmek için hiç bir in­cele­meye ve araştırmaya bile gerek yoktur. Sadece bir tek büyücü gör­mek bile büyünün her bakımdan ne olduğunu anlamak için yeterlidir. Bu sefil in­sanlar her türlü faziletten yoksun oldukları gibi onlara ina­nan ya da tu­zaklarına düşen zavallılarda da sağlıklı bir moral yapı ve güçlü bir iman yoktur. Allah Teâlâ, Tâhâ Sûresi'nin 69 uncu Âyet-i Kerime'sinde: "Çünkü onların yaptığı bir büyü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa asla başarıya ulaşamaz!" buyurmaktadır. Büyünün, etki yapmak ba­kı­mından bir "hiç" olduğunun, bundan daha büyük bir kanıtı olamaz. Büyü, amaç bakımından ilkel ve zararlıdır. Çünkü: a) Akılcı bir yol değildir. Bilakis büyü, aklı küçümsemekte, hatta onu inkâr etmektedir. Birçok saf ve cahil insan, gerçekleri anlayabilecek bilgi ve basirete sahip bulunmadıkları için, onların basit düşünce yapı­ları bü­yücüler tarafından kullanılmaktadır. Bu ise insan aklının kü­çümsenmesi demektir.
b) Büyü, akla dayanmadığı gibi vahye de dayanmamaktadır. Bilakis va­hiy, sihri "küfür" olarak mahkûm etmekte ve sihirbazı kâfir ol­makla suç­lamaktadır. Büyü yapan insanın, İslam Hukuku'nda cezası pek ağırdır. c) Büyü, insanların aldatılmasına ve kötü yönlendirilmelerine ne­den olmaktadır. İnsanları karşılıksız, hatta günah karşılığında zarara uğrat­mak­tadır.
Büyü, araç bakımından da ilkel ve zararlıdır: Türüne göre büyüde kullanılan araçlar son derece iğrençtir. Katır toyna­ğından, karga beynine, kıldan dışkıya kadar, büyüde en pis ve en necis mad­deler kullanılır. Ne yazık ki bunların bir kısmı da insanlara şu veya bu şekilde yedirilir! Bu ilkelliğin bir örneği de kutsal değerlere karşı bilinçli saygısızlık­tır. Çünkü bazı büyü türlerinde -özellikle harap olması istenen mekân­lar ve za­rar görmesi istenen insanlar için yapılan büyülerde- Allah'ın yüce ad­ları ve âyet-i kerimeler pis sıvılarla yazılmakta ve ayakkabı to­puklarına, eşiklerin altına ve benzeri yakışıksız yerlere gizli şekilde yer­leştirilmekte­dir. Büyünün üçüncü niteliği ise onun, talihsiz bir çözüm arayışı olma­sı­dır. Çünkü büyü ile derdine derman arayan insan, eğer sorunun çö­zümü için akılcı ve legal bir yol varsa bu yola inanmayacak ya da gü­venmeyecek kadar rüşdünü yitirmiş biridir. Eğer tamamen çaresizlik içinde ise bunu, ikinci bir çaresizlikle birleştirecek kadar Allah'ın feyiz ve nurundan uzak, bilakis da­lalet karanlığına saplanmış biridir.   Bazı akâid yazarları tarafından, "Sihir haktır. " şeklinde kullanılmış olan sözden amaç şudur: Sihir (yahi büyü) Kur'ân-ı Kerim'de sözü edil­miş ve işlenmiş bir konu olarak vardır. Elbette ki büyü tarih bo­yunca in­sanları meşgul etmiş bir hadisedir. En uygar sanılan toplumlar içinde bile sihir ya­pan ve sihre inanan insanlar bulunmuştur. Onun için sihrin bir toplum gerçeği olarak var olduğunu inkâr etmek imkan­sızdır.   İlginçtir ki bazı yazarlar da "Sihir haktır. " sözüne, farklı bir yorum ge­tirmiş ve büyünün gerçek anlamda etki yaptığına inanmışlardır. Eğer bü­yü­nün gerçek anlamda etkisi olsaydı, büyücülerin açamadıkları kapı, çözümleyemedikleri sorun kalmayacaktı. Tarihte büyücülerden ve şar­latan­lardan medet uman nice krallar olmuştur ki bunların hepsi de so­nunda hayal kı­rıklığına ve hüsrana uğramışlardır. Büyünün bir tek kere dahi başa­rıya ulaş­tığı kanıtlanamamıştır. Kaldıki büyücülere meydan okuyan in­sanlar hiç bir zaman onların büyü yoluyla tertip ettikleri bir kötülüğe uğramamış­lardır! Bu bile büyünün ne büyük bir yalan olduğunu or­taya koyan başlı­başına bir kanıttır. Bazı kimseler eğer Kur'ân-ı Kerim'in 113 üncü Sûresi olan Felak Sûresi'nin 4'üncü Âyet-i Kerime'sini göstererek büyünün şerri hak­kında bir kanaat ortaya koymak istemişlerse, hemen ifade etmek gere­kir ki bu Âyet-i kerime'de şerrinden söz edilen büyü değil, tam tersine “Düğümlere üfleyip tüküren” büyücü kadınlardır. Binaenaleyh bu kimseler, büyü ile bü­yücüyü birbirine karıştırmışlardır! Hiç kuşku yok ki her devirde bu gibi nameşrû işlere kendini vererek duygusal insanların psi­kolojisini olumsuz yönde etkileyen kadınlar bu­lunmuştur. Genelde cahil topluluklar arasında faaliyet gösteren bu kadınlar, iplik düğüm­lemek, bu düğümlere üflemek, muska ve tütsü yapmak, kur­şun dökmek ve kehanetlerde bulunmak gibi batıl şeylerle bir yandan geçin­meye çalışır­ken bir kısım insanların iç dünyaları üzerinde etkili ola­bilmek­tedirler. Aslında bunlardan yararlanmak isteyenler, onların şer­rine daha çok uğra­yanlardır. Çünkü büyücüye inan­mak küfürdür. Yani İslam Dini'nden çıkmak için yeterli bir sebeptir. Bu ise şer ve kötülü­ğün en tehli­kelisidir. Ayrıca büyücüye, yapmış olduğu büyü karşılı­ğında ücret vermek, hem iş­lediği bu ağır günaha karşılık onu ödül­lendirmek, hem zararlı bir fa­ali­yete değer biçmiş olmak, hem de böyle bir faaliyeti cesaretlendirmek ba­kımından elbette ki bu yapılanların hepsi şer­dir, kötüdür. Rabb'imiz işte bü­tün bu kötülükleri işleyen kadınların şerrin­den kendisine sığınmamızı is­temiştir. Büyü, hiç bir reşit toplum içinde legal bir meslek niteliğini kaza­na­ma­mış, vicdanlarda mahkum olduğu için hep gizli yapılmış ve büyü ya­panla­rın da yaptıranların da sonu daima pişmanlık olmuştur.[1]
  [1] Ferit Aydın, İslam’da İnanç Sistemi, Kahraman Yayınları: 311-317.


Son takip: 04.06.2020 - 03:01
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· f- Allah Hakkında Kötü Zanda Bulunan Münâfık ve Müşrikler · b- Allah Adı Anılmadan Kesilen Hayvanların Etini Yemek · a- Savaştan Önce · Nakşîbendîliğin, Toplumsal Yaşam Üzerindeki Etkileri · Orucun Yasakları · Vahdet-i vücud · Vedîanın Hükümleri · 2) Allah'tan Başkaları Adına edilen Yeminler · d) Tevekkül Edenin, Tasarruf Ettiği Hususlarda Vekaletin Caiz Olduğu Alanlarda, Başkasını Vekil Tayin Etmek Suretiyle Tevekkül Etmesi · b- İcâbî Ahlâkî Cezalar (Psikolojik Yaptırımları Olan Cezalar) · 6- Birinci Adım İslami Akideye Davet. · Savaş Esirleri Konusunda Kur’an’ın Direktifi · Takıyye; Düşman Kâfirlerden Gelecek Tehlikeden Dolayı Farklı Görünme . · 8- Teknoloji Yoluyla Fesad · Hadis-i Şeriflerde Azim ve Tevekkül · Tevekkül; Anlam ve Mâhiyeti · Rabb Olmanın Üç Özelliği · Nefis ve Ruh · İhlâs; Anlam ve Mâhiyeti · c) Cemâl ve Cemîl
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber