sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Vasînin Vekil Veya Başka Bir Vasî Tayin Etmesi
· Câhiliyyenin Bir Başka Yönü
· Mısır'dan Çıkış
· 2- Adâlet
· Ru’b
· Orucun Şartları
· Athene
· 3) Büyük Cehâlet
· Hoşa Gitmese de İtaat
· Fesat
· Münâfıklar
· İkon
· Tecessüd
· Arbede
· Câhiliyye

Son Okunanlar
· Sihir/Büyü ile İlgili Bazı Kavramlar
· Başkasına Yük Olmadan Yaşamak; Helâl Maîşet Temini
· Borç ve Borç Vermeyle İlgili Hükümler
· İş, Kazanç, Meslek ve Ticarî İlişkilerde Haramlar İş ve Meslekler
· İ’tikâfın Vakti ve Müddeti
· Irkçılık ve Asabiyye
· Cebrail’in, İbrahim’e Bir İhtiyacın Var mı? Diye Sorması
· Yasak Edilen Meslek ve İşler a- Yasak Seks (Zinâ-Fuhuş)
· Taksitli Satışlar
· 3- Allah yolundan bile bile saptırmak isterler.



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Sihir/Büyü ile İlgili Bazı Kavramlar

Sihir
Sihir/Büyü ile İlgili Bazı Kavramlar:   Afsun: Büyü, sihir, efsun.
Ak büyü: İyilik için yapıldığı iddia edilen büyü, sevgi büyüleri veya hastalıklardan kurtulmak için yapılan büyülere denir. Tehlikelerden ve özellikle rûhî hastalıklardan korunmak için yapılan pasif büyü de ak büyü sayılır. Arrâf: Falcı, kâhin, medyum; çalınan veya kaybolan eşyayı bulmak için falcılık yapan kimse. Gaybden haber veren kimselere verilen vasıftır. Cin, yıldız ve bazı tılsımlara dayanarak gelecekten haber vermeye çalışan kimselere verilen isim.
Astroloji: Yıldızların hareketlerinden hüküm çıkarma, ilm-i nücûm, müneccimlik. Astrolog: Yıldız falına bakan kimse, müneccim. Azâim: Yere ait ruhlardan, yani cinlerden yararlanılarak yapılan sihir; hastalık ve âfetten korunmak için duâ, efsun ve yazılan muskalar. Biyomanyetik alan: Bütün canlılarda var olan elektriksel alanların insanda fevkalâde yüksek güçte olduğu bilinmektedir. İnsanların bu manyetik alanları, hem etkileşimde, hem de iletişimde önemli rolü vardır. İnsanlardan yayılan enerji dalgaları, ışınsal enerjiler, biyolojik tepki olarak nazar, âşık etme, hipnotize etme, korkutma gibi duyguları ortaya çıkarabileceği kabul edilmektedir. Burç: Güneş sisteminde yer alan on iki takım yıldızın her biri: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık. Güneş her yıl bu takım yıldızlarından birinin bölgesinde bulunur. Burçlar, daha çok fal için, kişinin geleceğini öğrenmek gibi bâtıl, yalana dayanan ve büyük günah kabul edilen gaybı bilme iddiasının aracı olarak eski zamandan beri kullanılır. 
Cadı: Büyücü kadın; Geceleri dirilip insanlara kötülük ettiğine inanılan ölü kadın, hortlak. Cadı inancı özellikle ortaçağ Avrupa’sında çok yaygındı. Büyücülük yapanların da bu cadılar olduğuna inanılmış ve cadı kelimesi, büyücü anlamında da kullanılmıştır. Hıristiyanlık tarihinde büyücü avları gibi cadı avları da ünlüdür. Cadı sayılıp yakılanların sayısının ortaçağ hıristiyan Avrupasında milyonları aştığı tarihlerde yazılıdır.
Cifr: Harflere verilen sayı kıymeti ile, geleceğe veya geçen hâdiselere, ibârelerden tarih veya isme dair işaretler çıkarmaya denir. Ebced hesabının bir çeşididir. Harflere verilen ebced değerleri gibi, rakam ve remiz (sembol) ile ifade edilen, gelecek hakkında haber verdiğine inanılan bilgiye ad verilen cifr, hurûfilik denilen sapık bir tarikat tarafından dini, tümüyle zâhirinden farklı değerlendirmeye sebep olan anlayıştan etkilenerek ortaya çıkmıştır. Hurûfiliğin kaynağı da yahûdi kabalası, eski Yunanlardan kalma Pisagorculuk ve çeşitli câhiliyye tılsımlarıdır. Değişik sihirlerde, kayıp bulmada, gayba taş atmada ve muskalarda bol bol cifirden ve ebcedden yararlanılır. Cin: Gözle görülmeyen canlı varlık; Cinler tarafından çarpılmaya, daha doğrusu böyle kabul edilen felç vb. sakatlıklara cin çarpması, veya şeytan çarpması denilir.   Cincilik: Yere ait ruhlardan, yani cinlerden yararlanılarak, daha doğrusu böyle bir iddia ile yapılan sihirdir. Bu tür büyülerle uğraşanlara da cinci denir.
Ebced: Arap elifbâsını meydana getiren haflerin akılda tutulmasını kolaylaştırmak için düşünülen sekiz kelimeden ilki. Arapça eski Sâmi alfabesindeki harf sırasının sayı değerine göre tertiplenmesinden meydana gelen kelimelere verilen addır. Bu tertip, İbrânî ve Süryânî alfabesindeki harfleri içine alır. İbâredeki kelimeler şunlardır: Ebced, Hevvez, Huttî, Kelemen, Sa’fes, Karaşet, Sehaz, Dazığ. Bu sekiz kelime, bütün hurûf-ı hecâ denen yirmi sekiz harfi içine almış ve sıra ile eliften, ğayın harfine kadar, bir’den bin’e kadar her harfte aşağıdaki sıra ile gösterildiği gibi değerler verilmiştir: Elif: 1, be (ve pe): 2, cim (ve çim): 3, dal: 4, he: 5, vav: 6, ze: 7, ha: 8, tı: 9, ye: 10, kef: 20, lâm: 30, mim: 40, nun: 50, sin: 60, ayın: 70, fe: 80, sad: 90, kaf: 100, rı: 200, şın: 300, te: 400, se: 500, hı: 600, zel (ve je): 700, dat: 800, zı: 900, ğayın: 1000. Şimdiki Arapçada alfabe, bu sırayı tutmuyorsa da, harflerin rakam gibi kullanıldığı zaman, yine eski sıraya uymak için ebced sırasını da devam ettirmişlerdir. Eskiden, matematik ve fizikte bu harflerin rakam yerine kullanıldıklarını biliyoruz. Ebced hesabı: Harflerin ebced değerlerine göre tarih veya sayı çıkarma işi. Ebced harf tertibinde, Kur’an daha nâzil olmadan harflere rakam değeri verilerek tarih ve yazılır ve olaylar kaydedilirdi. Arap, Fars ve Türk edebiyatında hâdiselerin tarihleri, yer yer ebced hesabıyla yazılırdı. Önemli olaylar, bu hesaba uyularak mısrâlarla ifade edilirdi. Bu harfleri tılsımlı kabul edip olur olmaz anlamlar çıkartmak, Kur’an’ın bazı kelimelerindeki harflerin ebced değerlerinden mânevî anlamlar çıkarmak, hurûfilik gibi sapık bir tarikatın izinden gitmektir. Sihir ve tılsımlarda, muskalarda da bol bol ebced harf değerlerinden yararlanılır.         Efsun: Büyü, üfürük, afsun. Ervâh-ı Arziyye: Cinler için kullanılan “yer ruhları” anlamında sıfat. Filozoflar cinleri inkâr etmemiş, fakat onları ervâh-ı arziyye adıyla anmışlardır.  Ervâh-ı semâvî: Gök ruhları anlamına gelen bu ifade, filozofların meleklere taktıkları isimdir. Fakir: Hindistan’da bazı hünerler gösteren şahıslara verilen unvan; Hint fakiri.  Fakirizm: Hint fakirlerinin gösterdiği olağanüstü haller. Fal: İstikbalden haber almak, gelecekte olacak şeyler hakkında bilgi sahibi olmak için başvurulan çeşitli nesnelerden anlam çıkarma. Bakla falı, yıldız falı, kahve falı, iskambil falı, burç falı gibi çeşitleri vardır.  Göz bağcılığı: Arapça “Âhız bi’l-uyûn” denir. “Göz boyama” olarak da kullanılan bu terim, sahtelikle, gösterişle aldatmak için, el çabukluğu vb. şeylerle gözü kandırmaya denir. Hipnoz: Fizikî, rûhî veya mekanik yollarla meydana gelen sun’î/yapay uyku hali. İpnoz da denilen bu durum, hekimlikte de kullanılan, gönüllü ve kısmen güçsüz irâdelilere uygulanabilen bir telkin yöntemidir. Hipnotizma: Hipnozla ilgili uygulamaların ve olayların tamamı. Hipnotize: Hipnotizma ile uyutulmuş kimse. Hokkabazlık: Birtakım oyunları el çabukluğu ile yaparak göz boyamak ve böylece halkı eğlendirmek. Mecaz olarak; düzenbazlık, hile ve yalanla iş görmek, hilekârlık, dolandırıcılık. Hokka-bâz: Hokka ile oynayan, hokkacı demektir. Hokka: Hokkabazların oyunlarını icrâ ederken kullandıkları küçük su bardağını andıran kaba (kap) verilen addır.      Horoskop: Astrologların yıldızlardan çıkardığı gelecekle ilgili kehânet. Astrolog denilen modern kâhinler, horoskop denilen yıldızların, burçların bulundukları yerin haritasını çıkarıp, falına bakacakları kimsenin  doğum  tarihleriyle  kıyaslayarak o kişinin geleceği  -gayb-  hakkında  hüküm  çıkartırlar. Hurâfe: Dinî bilgiler ve kurallar arasına karışmış yanlış, bâtıl inanç, efsâne ve mitolojilere denir. Bunlar, gerçekle bağlantısı bulunmayan boş inançlar ve uydurmalardır. Atalara duyulan saygıdan dolayı, kuşaktan kuşağa aktarılan hurâfelerin temel özelliği, bunlar hakkında Kur’an ve sünnetten bir delili olmaması, hatta çoğunlukla bu iki kaynağa ters, İslâm akaidine zıt olmasıdır.  İllüzyon: His/duyu yanılması, yanılsama, hayal ve hile. El çabukluğuna ve kandırmaya dayanan, bazen teknolojiden veya özel hazırlanmış araçlardan yararlanılan, bir şeyi olduğundan farklı gösterme faâliyetidir. İllüzyonist: His yanılmasına dayanan hünerler gösteren kimse, hokkabaz, sihirbaz. İlm-i Nücum: Yıldızlar ilmi, astronomi, felekiyat anlamında olan bu terkip, astroloji için de kullanılmaktadır. Birincisi araştırma ve incelemelere dayanan gerçek bilgi olduğu halde, ikinci anlamı (astroloji), hurâfelere, bâtıl inanç ve kandırmaya dayanarak gayb hakkında bilgi edinme iddiası taşır. İspirtizma (spirtüalizm): Ölülerin ruhları ile haberleşme maksadıyla yapılan faâliyet. Bu kandırmacalara ruh çağırma da denilir. Ölülerin ruhlarıyla ilişki, sözde onların sözlerini algılayabilecek nitelikte olan medyumlar aracılığıyla kurulur. Aslında, ölü ruhun konuşması, hileden ibarettir, konuşan varsa bu, cinden başkası değildir. İstidrâc: Kâfirlerde, özellikle tâğutlarda ortaya çıkan veya öyle zannedilen hârikalara denir.        İstihâre: Aslında, Allah’tan hayır istemek, hayır duâsı demektir. İstişâre edilerek yapmaya karar verilen meşrû ve mubah bir eylemle ilgili olarak azmedip karar verdikten sonra, o işin sonucunun bilinmediği için, eğer hayırlı ise Allah tarafından kolaylaştırılıp nasip edilmesini, değilse zorlaştırılıp nasip edilmemesini istemek için duâdır. Klâsik uygulama şekli ise, bir çeşit rüya falıdır. Bir işin iyi ya da kötü sonucunu, önceden rüyada kestirme şeklinde kullanılarak sünnette olan bu duâ, dejenere edilmiş ve tahrife uğramıştır. Aslında rüya, bilgi kaynağı değildir; rüya ile amel edilmez. Rüyaların çoğu şeytânîdir veya arzuların simgeleşmiş şekli rüya halinde ortaya çıkar. Dolayısıyla istihâreye yatmak ve görülen rüya ile amel etmek, gayrı meşrû ve akıl dışı bir hurâfedir.        Kara büyü: İnsanın kötülüğü için yapılan büyülere denilir. Sevgilileri, karı-kocayı birbirlerinden ayırmak, düşman ve hasımlara zarar vermek, hastalandırmak, hatta öldürmek için yapıldığı kabul edilen aktif büyülere kara büyü denir. Kâhin: İsrail oğullarında ve bazı başka bâtıl din mensuplarında gâipten haber verme, gelecekle ilgili şeyleri bilme iddiasında bulunan kimse. Gaybden haber veren kimselere verilen vasıf. Cin, yıldız ve bazı tılsımlara dayanarak gelecekten haber vermeye çalışan kimselere verilen isim, kehânet yapan kimse. Kehânet: Sonradan olacak şeyleri haber verme, kâhinlik. Maji (magi): Büyü ve sihir kelimelerinin batı dillerindeki karşılığı.  Manyetizma: Telkin ve hipnoz olayları ve nazariyeleri. Bir insanın başka bir insanı ruhsal egemenliği altına almak yoluyla etkileyebileceği inancıdır. Bu inanca göre, bazı insanlarda akıcı bir öz vardır. Bu öze sahip güçlü kişilikler, elleriyle paslar vererek bu özü bir başka insana geçirebilirler ve onu ruhsal egemenlikleri altına alabilirler. Aslında uyumak için bahane arayan güçsüz kişilikler, gerçekten bu yolla uyutulabilir ve telkin altında tutulabilirler.  Manyetizmacı: Manyetizma yapan kimse. Manyetize: Manyetizma ile etki altına alınmış olan, manyetizma ile uyutulan. Medyum: Ruhlar arasında aracılık ettiğine inanılan kimse. Ölülerden, ruhlardan, cinlerden haber alabilecek olağanüstü güce sahip olduğuna inanılan kişi. Bunların hemen hepsi şarlatandır. Günümüzde kâhin ve falcılara, cinci olduğu iddiasındakilere de medyum denilmektedir.   
Metafizik: Fizikötesi; Duyularımızla idrâk edemediğimiz varlıkları konu edinen, asıl mesele olarak varlık problemini ele alan felsefe kolu. Metapsişik: Ruh ötesi, normal psikolojinin sınırları dışında kalan olayların incelenmesi. Muska (Nüsha): (Kelimenin aslı nüsha’dır.) Bazı hastalıkları, kötülükleri ve nazarı defetmek için boyna asılan veya üstte taşınan yazılı kâğıt. Hıristiyanlıktaki teslis inancının simgesi olarak üçgen şeklinde, üç köşeli katlanır; içinde çoğu zaman anlamsız şekiller ve uydurmalar bulunur. Kötülüklerden koruyacağına inanıldığı için, şirk unsuru kabul edilir. Nazardan koruduğuna inanılan nazarlıklar, nazar boncukları da muska kabul edilir. Büyü yapmak, ya da büyüden korunmak için kullanılan muskalar vardır. Müneccim: Yıldız anlamına gelen Arapça “necm” kelimesinden türetilmiştir. Yıldızla uğraşan, yani yıldız falcısı demektir. Yıldızların hal ve hareketlerinden ahkâm çıkaran kimse, astrolog, falcı.
Müneccim başı: Saray müneccimlerinin başı olan kimseye denirdi. Nazar; Göz değmesi: Bazı insanların bakışla, maddî ve mânevî olumsuz etkide bulunması. Nazar değmek: Göz değmek; birisinin hasetçi bakışıyla rahatsız olmak veya zarara uğramak. Nazar boncuğu: Nazar değmesine karşı takılan mavi boncuk; Göz boncuğu da denilen nazar boncuğunu takmayı, bulundurmayı veya bir yere asmayı dinimiz şirk unsuru kabul ederek, böyle bir boncuğun bir zararı def edeceğini sanmayı büyük günah sayar.   Obsesyon: Arapça tâbiriyle “tasallut”; cin gibi ruhsal varlıkların insan bedenine uzaktan, yakından veya içine girerek çeşitli derecelerde ona hükmedip etkide bulunmasına, daha doğrusu böyle olduğuna inanmaya denir. Önsezi: Hiss-i kable’l-vuku; Bir olay henüz meydana gelmemişken, ya da uzaklarda olan bir olayı sezme yeteneği. Bir tarz iletişim olan önsezi, az da olsa hemen herkeste vardır. İslâmî duyarlılığa sahip muttakî kişilerde basîret ve ferâset, Rahmânî ilham olarak önsezinin üst basamakları kabul edilebilir. Paranoya: Türkçe karşılığı; evham. Her şeyden şüphe etme, başkalarından kötülük bekleme, her şeyden şikâyet, emniyetsizlik, bencillik, gurur ve büyüklük duygusu şeklinde beliren ruh hastalığı. Paranoyak: Paranoya hastalığıyla ilgili; paranoya hastalığına tutulmuş olan kimse. Parapsikoloji: Tabiatüstü olayları araştıran psikoloji dalı. Peri: Dişi cin. Güzel ve iyilikseverlik sembolü olarak kabul edilirler. Mecâzî olarak güzel kadın veya kıza da peri veya peri gibi güzel denir. Ruhçuluk: Asıl unsur olarak ruhu kabul edenlerin görüşü, spirtüalizm, maddeci olmamak. Ruh çağırma: Batı dillerinde ispirtizma denilen bu terim için bkz. İspirtizma. Rukye: Daha çok rûhî hastalıkların tedâvisi için kullanılan formülasyonlardır. Türkçesi, tam olarak karşılamasa da efsundur. Koruyucu muska=hirz anlamı da taşır.   Riyâzet: Az yiyip az uyuma ve sürekli ibâdet ederek nefsi terbiye etme, nefsin arzularına karşı kendini tutma, dünya zevklerinden el çekmek sûretiyle nefsi kırma. Çile çekme anlayışı.    Şa’beze: El çabukluğu, hokkabazlık. Şaman: Eski müşrik Türklerde, birtakım doğaüstü gücü bulunduğuna, ruhlarla ilişki kurarak hastalıkları iyileştirdiğine inanılan, büyü yapma, gelecekten haber verme gibi işler yapan din adamı.
Telekinezi: Cisimlerin dokunulmadan hareket etmesi hali.   Telepati: Uzaktan araçsız haberleşme, mesafe kaydı duymadan insanlar arası zihinsel iletişim. Uzakta meydana gelen bir olayı ânında hissetme hali. Tılsım: Üzerine şekil veya harfler yazılmış, gizli ve sihirli kuvveti olduğu kabul edilen şey, sihir gücü olduğu kabul edilen şey, doğaüstü güç ve böyle bir güç taşıdığı sanılan muska, nazarlık vb. nesne.     Vefk: Duâ yazılı muska, denklem, sihirli kareler; sıralarının, sütunlarının ve köşegenlerinin toplamı aynı olan kareler. Matematiksel bir eğlence olmaktan öte hiçbir gizemi olmayan bu karelerdeki matematiksel simetri, matematikten anlamayan câhil insanları cezbetmiş ve onları bu denklemleri kutsallaştırmaya sevketmiştir. Büyük bir ihtimalle, halkın cehâletinden yararlanan kurnazlar tarafından amacından saptırılan “ebced” sayı sistemi, zamanla cincilerin, büyücülerin ve sahte doktorların menfaat tuzağı haline dönüşmüştür. Hatta Kur’an’ın yüce kelime ve âyetleri bile vefk (denklem) diye adlandırılan bu karelere şeytânî amaçlarla yerleştirilmiş ve ne acıdır ki âlim diye tanınan nice kişi tarafından da onaylanmıştır. Vesvese: Şeytanın meydana getirdiği iç karışıklığı, iç üzüntüsü, vehim, kuruntu, şüphe, tereddüt.    Yıldıznâme: Yıldızların hareketleri ile insanların kaderi arasında olduğu varsayılan ilişkileri konu edinen ve bunlardan ahkâm çıkaran kitap, astroloji.


Son takip: 06.06.2020 - 04:35
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· İRTİDÂD.. İrtidâd; Anlam ve Mâhiyeti · El-Azîz/Her Şeye Gâlip; Esmâü'l-Hüsnâ'dan Bir Diğeri · Diğer Yaratıklara Güzel Davranma · Papaz · Gerçek Islahatçılar Aynı Zamanda İnkılapçıdırlar · Orucu Bozmayan Şeyler · Bu İsmin Birçok Yüce Anlama Gelmesi · Muhkem, Müteşâbih ve Te'vil Konusuyla İlgili Âyet-i Kerimeler · Tabiat Felsefesi · Zeka, Kültür, Tahsil Durumu. · 16) Cündullah · 4) Apaçık Sapıklık · Levhv el-Hadis; Faydasız, Boş Söz. · Sosyalizm · Siz de mi Hâlâ Kıyâmetin Kopmadığını Sanıyorsunuz?. · Kur'an Okuma ve Hatta Öğretme Karşılığında Ücret Almayı Yasaklayan Hadis-i Şerifler · Cana Kıymanın Uhrevî Sorumluluğu. · Hadis-i Şeriflerde Af Kavramı · FALİKU'L-İSBAH-FALİKU'L-HARBİ VE'N-NEVA · Kur’ân-ı Kerim’de Mekr Kavramı
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber