sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· Adak.
· Diğer İnançlarda Din .
· Diğer Yaratıklara Güzel Davranma
· b- Haramı Mülkünden Çıkarmak
· En Büyük Korkuları Hata Yapmaktır
· 1- Sahîh alış-verişler
· Cemaat Yoksa
· 1- Uyulması Vâcip Olan Yeminler
· 2) Ailevî Cihad
· EHL-İ KİTAP .
· c- Cankurtaran olmalıdır.
· Bu İsimleri Bilmenin Faydası
· Bu İsimleri Bilmenin Faydaları
· 21- Ölüm Aranır
· Çalınan ve Gasbedilen Şeyi Satın Almak

Son Okunanlar
· 3. Akla Dayalı İhtilâflar
· Baba ile Oğul Bir mi, Değil mi?.
· Hayâl
· Biat Şartı İtaat
· Kolay Hesap
· Sevgi Mihenktaşıdır
· Vurgunculak.
· Gayb erenler
· Kur’ân-ı Kerîm’de Kıyâmet
· Ateş Gecesi Yortusu



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

3. Akla Dayalı İhtilâflar

3
3. Akla Dayalı İhtilâflar:
  Kendisini İlâhî vahiyden müstağnî veya onun üstünde gören her yaratılmış nesne, bu şey akıl dahi olsa, sapıklıktan kurtulamaz. Dolayısıyla “dinimiz akıl dinidir” dedikten sonra, aklını İlâhî vahyin üstünde bir seçici, bir tanımlama mercii olarak gören, aklına gelen ve aklî/mantıklı gözüken her görüşe iman eden akılcılar, akıllarına iman etmekle en büyük akılsızlığı yapan kimselerdir. Çünkü dizginlerini İlâhî vahye teslim etmeyen ve soyut gerçeklerden çok, somut realiteden etkilenen akıl, karşılaştığı tüm meseleleri soyut olan İlâhî vahye göre değil; somut olan realiteye göre değerlendirecek ve yaşanan realite bir câhiliyye ise, câhilî gerçekliğin samimi bir savunucusu durumuna gelecektir. Akıl sapması diyebileceğimiz bu hastalığın iki önemli virüsü, realistlik ve akılperestliktir. Oysa beşerî aklı, İlâhî vahyin önüne geçirmek, akıllılık, hatta akılcılık değil; akılperestliktir. Akılperestlik (akla tapmak, aklı putlaştırmak) ise, gerçek düzlemde, en büyük akılsızlıktır. Çünkü İlâhî vahyin denetiminde olmayan akıl, nefs ve hevânın denetiminde olup, ister istemez nefsin bencilliğini, nefsin maslahatını gözeten bir uşak durumuna düşmüştür. Meselâ, münâfıklar, böyle bir akıl sapması içinde bulunan kimselerdir. Günümüzdeki bazı şaşkınlar gibi Allah’ın düşmanlarını dost kabul etmeleri de, realiteden hareketle bazı aklî maslahatlar gereği yaptıkları bir tercihtir. “Allah’ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi velî (dost ve müttefik) edinmekte olanları görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Kendileri de (hakkı) bildikleri halde, yalan üzere yemin etmektedirler.” (58/Mücâdele, 14 ve bkz. devamı, 15-19). Demokrasi ve hoşgörü adına kâfirlerle dost olan, Allah'a kul olmak isteyen insanları böyle bir hoşgörüye ve uzlaşmaya dâvet eden, kendilerine göre gayet akıllıca ve gerçekçi olan konuşmalarıyla kendilerini doğru yolda zanneden böylesi kimselerle, hangi düzlemde konuşacak ve ihtilâflarımızı hangi ölçülere göre çözümleyeceğiz ki! Bunlar aklı, bizler nakli esas alıyoruz. Bunlar akla, biz nakle iman ediyoruz. Bunlar realiteye, statükoya göre hakkı değiştirmeye çalışırlarken, biz hakka göre realiteyi değiştirmeye çalışıyoruz. Peki, bunlarla nasıl anlaşacak, ihtilâfları hangi ölçüye göre çözümleyeceğiz? İhtilâflarla ilgili olarak bu açıklamalardan sonra, bazı ihtilâfları çözümlemeye kalkışmanın, boş bir uğraşı olacağı açıklık kazanmaktadır. “Allah’ın onların hepsini dirilteceği gün, (onlar) sizlere yemin ettikleri gibi O’na da yemin edeceklerdir ve kendilerinin bir şey üzerine olduklarını sanacaklardır. İyi bilin ki onlar, yalan söyleyenlerin ta kendileridir.” (58/Mücâdele, 18). Her şeyi hakkıyla bilen Yüce Rabbimiz’in huzurunda bile bir şey üzere olduklarına dair yeminlerini ve iddialarını sürdürecek olan böylesi kimseler, biz yaratılmışlar karşısında doğruyu kabul edip hakka teslim olurlar mı? Dolayısıyla Rahman ve Rahim olan Rabbimiz’in hükme bağlayacağı böylesi ihtilâflar karşısında faydasız tartışmalara, zararlı cedelleşmelere girmeden, bu ihtilâfları Allah'a bırakmamız gerekecektir. Çünkü bu gibi ihtilâfların yegâne çözümü, gerçekleşmesi mümkün olmayan ütopik çözümlerle uğraşmadan, tartışmalardan uzaklaşmak ve çözümü Allah'a bırakmaktır. Nitekim karşılaştığımız tüm ihtilâfları çözümleyebilecek yegâne kaynak olan Kur’ân-ı Kerim, böylesi ihtilâfların çözümü konusunda bizi bu yaklaşıma dâvet etmektedir: “De ki: ‘Ey gökleri ve yeri yaratan, gaybı ve müşâhede edilebileni (gizliyi de âşikârı da) bilen Allah’ım! İhtilâf ettikleri, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde, kullarının arasında Sen hüküm vereceksin.” (39/Zümer, 46) (11)                      Eğer yaratılıştaki fıtratımızı korusaydık ve hiçbir olumsuz dış etki olmasaydı, gayr-ı meşrû ihtilâf, yani tefrika da olmayacaktı. Bu dünyada yaşarken kazandığımız ve kaybettiğimiz şeyler ve şeytana uymamız bizi doğamıza yabancılaştırdı. Dolayısıyla bu dünya için ihtilâf, kaçınılmaz hale geldi. İnsanlar farklı biçimlerde bilgilendiler, farklı hobiler ve fobiler kazandılar. Şeytan, saflığı bozan bir unsur olarak aramıza girdi. Farklı zamanlarda, farklı mekânlarda ve farklı mizaçlarda ve kişiliklerde insanlar olarak birtakım farklı kanaatlere sahip olduk. Bu dünya hayatı, bizim için imtihan alanıdır. Allah, rahmetinin eseri olarak bu çelişkiler içinde bize sırât-ı müstakîmi göstermek için kitap ve peygamber gönderdi. Böylece hak ile bâtıl ayrıldı. Bizim gibi inananlar ile inanmayanlar arasında temel bir ihtilâf ortaya çıktı. Buna iman ve küfür diyoruz. Bu hak-bâtıl çizgisinde bir ayrımdır. Hizbullah ve hizbüşşeytan olmak anlamındadır. Bu temel bir ihtilâftır.
İhtilâf konusunda en önemli husus; hangi konuda ihtilâf edildiğidir. Bu alan, ihtilâfın meşrû ve yasak olanını belirlemek açısından temel bir ölçüdür. İhtilâf ettiğimiz şey nedir? Gerçek ve mutlak hakikati iyi anlamak gerek. Bazı gerçekler vardır ki, insanlara göre, zamana ve mekâna göre değişiklik gösterir. O, hayatın özünde var olan bir değişkenlikten kaynaklanan konjonktürel bir konudur. İhtilâfların özünde büyük ölçüde, mutlak hakikat ile değişken gerçeklik arasına bir çizgi çekememe konusu yatıyor. Ayrıntıda ihtilâf etmek, gerçeği yakalamak açısından, kolaylık ve maslahat yönünden büyük önem taşımaktadır. Dolayısıyla bu anlamda ihtilâf, kolaylık ve rahmettir. İkinci hakikat ise, mutlak hakikatte anlayış konusunda düştüğümüz ihtilâftır. Bu da beşer olmanın zaafından kaynaklanan bir konudur. Bu konudaki ihtilâfın meşrûiyet sınırı olarak üç mesele üzerinde durmak icap eder. İleri sürülen bir görüşün dayandığı temeller sağlam ise, vahiy ve mütevâtir sünnet ile te’yid ediliyorsa, aklî ve ilmî delilleri sağlam ise ve meşrû bir gerekçe ile ortaya konuluyorsa, bu görüşü doğru kabul edebiliriz. Zaten ictihadlar da, ya da ictihadlar arasındaki farklılıklar da buradan kaynaklanmaktadır. Yine bu da insanların anlayışlarını geliştirmeleri, akledip fikretmeleri açısından, tekâmülleri açısından bir zarûrettir.
Burada, dikkat etmemiz gereken husus; Kur’an’ı anlamaya çalışmamızdır. Yoksa, kendi zanlarımızı ve kanaatlerimizi te’vil yolu ile Kur’an’a isbatlatmak değil. Yine kendi kanaatlerimizi emretmekten/dayatmaktan kaçınmalıyız. Bu gibi konularda gereksiz ve özellikle kırıcı tartışmaya girmeme konusunda ihtiyatlı hareket etmemiz gerekir. Herkesin kendi fikri ile kişiliğini oluşturması ve özgür irâdesi ile Allah’ın ipine sımsıkı sarılması sûretiyle gerçek bir cemaat yapısı ortaya çıkabilir. Bu anlamda meşrû bir ihtilâf, cemaatin oluşması açısından zarûrettir. Herkesi aklî anlamda tek bir fikre getirmek, esasen mümkün değildir ve bu yönde vahdet adına girişilecek dayatmalar vahdeti parçalar.  


Son takip: 19.07.2019 - 08:37
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· Fesâdın Zıddı Salâh . · a) Cisimlerin So adan Yaratılması Esasına Dayanan Delil. · a- Ahlâkî Yönden · A- İslam'ı Açıklamak · B) Gayrimüslim halkın savaş korkusuyla başka yere göç etmesi sonucu boş kalan arâzîler. · b- Ehl-i Kitaba · b- Geçmiş Toplumlardan Haber Vermesi · b- İnsanların Şâkir-Şekûr Olmaları · c- Cennet, Melek ve Kaderle İlgili · c- Karşı Cinse Şehvetle Bakmak · d) Mutlak Olarak Ölülerden Ya Da Hayatta Bulunan Kimselerden Gerçekleştiremeyecekleri Ve Gaybi Bir İş Hakkında Yardım İstemek · Dârulİslâm · Dâru’l-Harb ve Dâru’l-Harbde kâfirlerin Malı · e- Beğenilmeyen yemek hakkında söz etmemek · Farklı Metotlar · g- İftirâ · Gâlibiyet, Zafer ve Başarı "Çok" ile Değil; "Hak" ile Birlikte Olmakla Mümkündür · h- Zekât, Kişiyi Cimrilikten Korur, Cömertleştirir · Hac ve Umre Esnâsında Safâ ile Merve’nin Tavaf (Sa’y) Edilmesi · Hadis-i Şerifler Açısından Müteşâbih.
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber