sel
Rüya Tabirleri
Açılış  Giriş Sayfası Yap
Favori  Sık Kullanılanlara Ekle
MC ÜYE İŞLEMLERİ
Üyeadi:
Parola :
Ansiklopediler
Sponsorlu Bağlantılar
Secme Konular
· Kur'ân-ı Kerim'de İçkinin Haramlığı ve Yasaklanma Aşaması
· İslâm Kelimesinin Anlamları
· Nâs ve İnsan Kelimelerinin Anlam ve Mâhiyeti
· Allah'ın Kulu, Kulun Allah'ı Sevmesinin Belirtileri
· HAYY-KAYYUM
· Kur’an’da Ruh Sağlığı, Psikolojik Denge ve Huzur
· a- Hudûs Delili
· İnsan İle Diğer Canlılar Arasındaki Farklar
· Hikmetin Kur’andaki Dört Anlamı
· Sâlih İnsan Kimdir?.

Burayada Bak
· İkon
· İnhinâ
· Câhiliyye
· Din; Anlam ve Mâhiyeti
· Allah’ın Semî’ İsmine İnanmanın Gereği
· 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar
· Yağma.
· 2- Zihnî Yetenek ve Kültür
· Tevrat'ın Nüshaları
· Kur’an’ın İçine Aldığı Hükümler
· Ru’b
· Cüzhân
· Ana-Babanın En Büyük, En Kutsal Görevi Çocuklar, Çocuklar, Çocuklar!
· At
· Çarpmak

Son Okunanlar
· Takıyye; Düşman Kâfirlerden Gelecek Tehlikeden Dolayı Farklı Görünme .
· İsrâiloğullarının Karakteri / Yahudileşme Alâmet ve Özellikleri
· Diğer İnançlarda Din .
· 2) İlahi Vahiy
· Alkarısı
· Abradakabra
· 3) Hâmilelik ve Çocuk Emzirmek
· a) Cisimlerin So adan Yaratılması Esasına Dayanan Delil.
· Horoskop
· 3- Mubâdele



Kavramlar Ansiklopedisi     A B C Ç D E F G H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T V Y Z 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9

Takıyye; Düşman Kâfirlerden Gelecek Tehlikeden Dolayı Farklı Görünme .

Takıyye
Takıyye; Düşman Kâfirlerden Gelecek Tehlikeden
Dolayı Farklı Görünme                                 “Takıyye” canını, malını, ırzını düşmanın zararından korunmak için ondan sakınmak demektir. Takıyye, güçlü olan bir düşmandan; din, mal, can, ırz ve nâmus gibi üstün değerleri tehlikeli bir durum karşısında korumak için başvurulan bir tedbirdir. Bu gibi değerleri tehdit altında olan bir müslüman, bu tür risklerden kurtulmak, zarara uğramamak için imanını, kimliğini ve durumunu gizleyebilir. Kur’an buna  izin vermektedir: “Mü’minler, mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesinler. Kim bunu yaparsa, artık Allah’tan hiçbir şey beklemesin. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız (takıyye yapmanız) başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnızca O’nadır. De ki: ‘İçinizdekileri gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.” (3/Âl-i İmrân, 28-29) İslâm, bütün hayatı kuşatan bir dindir. O yalnızca kalplerdeki bir iman, bir ahlâk ya da bir kültür değildir. O hayatı bütün yönleriyle düzenlemek, ilâhî bir nizam meydana getirmek, Yüce Allah’a teslim olmuş bir toplum oluşturmak istemektedir. İslâm’a teslim olmuş müslümanlar, bir bina gibi birbirine kenetlenerek Tevhid Kelimesinin gereğini toplu olarak yerine getirmek zorundadırlar. Bunun sağlanılabilmesi için müslümanların sürekli çaba göstermeleri gerekir. Ancak, İslâm’ın hâkimiyetini istemeyen müşrikler ve tâğutlar, müslümanlarla mücâdele edeceklerdir. Müslümanlardan bazıları bu mücâdelede düşmanın eline esir düşebilir, eziyet görebilir, işkenceye uğrayabilir, bazı hakları tehdit altına girebilir. Bu gibi  durumlarda o mü’min, kendinin ve bağlı olduğu müslüman toplumun aleyhine olabilecek şeyleri söylememeli, sır vermemelidir. Böyle bir durumda kendini gizlemenin, hatta imanı açığa vurmamanın adı “takıyye”dir. Böyle bir takıyye, takvânın gereklerindendir. Takıyye de, takvâ gibi kişinin kendini ve bağlı olduğu müslüman toplumu elem ve zarar verecek şeylerden koruyup sakınması demektir. İslâm’ın Mekke döneminde, müşriklerin işkencelerine uğrayan bazı sahâbelere takıyye izni verildiğini biliyoruz. Bunun en canlı örneği, müşrikler tarafından gözünün önünde babası ve annesi fecî şekilde öldürülen Ammar bin Yâsir’dir. Yapılan işkencelere dayanamayan Ammar (r.a.), müşriklerin istediği sözleri söyler ve ölümden kurtulur. Sonra ağlayarak Peygamberimize gelir, Peygamber hakkında kötü konuştuğunu ve müşriklerin ilâhlarını  övdüğünü söyler. Peygamberimiz ona sorar: “Peki o anda kalbinde ne hissettin?” O da “kalbinin imanla dopdolu olduğunu” söyleyince, Peygamberimiz, aynı durumla karşılaştığı  zaman yine öyle yapmasını tavsiye etmiştir. (Hayâtü’s-Sahâbe, 1/245; Elmalılı, 5/263) Şu âyet bu durumu desteklemektedir: “Kim imanından sonra Allah’a (karşı) küfre sapıp da, -kalbi imanla tatmin olduğu halde, baskı altında zorlanan hariç- küfre göğsünü açarsa, işte onların üstünde Allah’tan bir gazap vardır ve büyük azap onlarındır.” (16/Nahl, 106) Bu konuda şu örnek de dikkat çekicidir: Yalancı peygamber Müseylime sahâbelerden iki kişiyi esir almıştı. Birine “Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şâhitlik eder misin?” diye sordu. O da “evet” dedi. Sonra kendisinin peygamberliğine şâhitlik edip etmediğini sordu. O yine “evet” deyince onu serbest bıraktı. Aynı soruyu ikinci sahâbeye de sordu. Ancak o, soruya cevap olarak “ben dilsizim!” deyince onu öldürttü. Olayı duyan Peygamberimiz, şehid olanın imanındaki doğrulukla öldüğünü (azîmeti tercih ettiğini) ve mübârek olduğunu; diğerinin ise Allah’ın ruhsatını kullandığını ve hata etmediğini söyledi. (nak. Elmalılı, 2/340) Takıyye’ye Âl-i İmrân, 28. âyetiyle de izin verilmektedir. Dikkat edilirse görülecektir ki takıyye, bir ruhsattır. Dileyen önemli bir tehlike karşısında takıyyeye başvurabilir. Ancak Kur’an’ın diğer âyetlerine baktığımız zaman kuvvetli olmayı, düşmanlara karşı hazırlıklı olmayı, cihad etmeyi, Allah yolunda canı ve malı harcamayı teşvik ettiğini, mü’minlerin önceki müslümanlar gibi deneneceklerini söylediğini görmekteyiz. Çeşitli âyetlerde kâfirlerden korkarak onlara dost olma yasaklanıyor. Asıl korkulması gereken insanlar değil; Allah’tır. Bütün bunlara rağmen  zayıf kalan, işkenceye uğrayan veya müslümanlar aleyhine bir şey söylemesi istenen mü’minler bu ruhsata başvurabilirler. Şüphesiz ki Allah uğruna katlanılan her şey, harcanan her türlü zaman ve mal, kat kat kaşılık görecektir. Allah (c.c.) kendi yolunda, kendi dini için mücâdele edenlere hem destek olacaktır, hem de onlara hesapsız ecir verip makamlarını yüceltecektir. Ancak hatırlatmak gerekir ki, takıyye ruhsatı hiç bir zaman dünyalık bir çıkar veya makam için, iki yüzlü davranmak, kıvırmak, ciddiyetsiz ve ilkesiz olmak demek değildir. Takiyye, müslümanlara karşı kullanılan bir aldatma silâhı değil; hasımlardan gelebilecek bir tehlikeye karşı sakınma ruhsatıdır. (5) İbn Abbas (r.a.) der ki: “Takıyye, kişinin kalbi iman ile dopdolu olduğu halde, sadece diliyle söz söylemesidir.” Takıyye yapmak yoluna, ancak öldürülmek, bir organının kesilmesi ya da ileri derecede eziyet ve işkence tehlikeleri halinde başvurulur. Mâhiyeti ise, kâfirler arasında yaşamak durumunda olan müslümanın onlarla “idâre-i kelâm” etmesidir. Aslolan, kâfirlere karşı uzlaşmaz tavrın -kalben dahi olsa- korunmasıdır, bu tavrın sürekliliğidir. Allah’a ve peygamberine iman, onlara sevgi beslemek; kâfirleri velî/dost edinmemeyi gerektirmektedir. Yine, takıyye sadece kâfirlere ve zâlimlere karşı kullanılabilir. Kişinin kendi çıkarından çok; ümmetin çıkarı dikkate alınarak uygulanması gerekir. Tehlikeli bir durum ortaya çıktığı zaman takıyye yapılıp yapılmayacağı, bu durumla karşı karşıya kalan müslümanın imanı çerçevesinde vereceği karara bağlıdır. Takıyye, ancak ölüm korkusu gibi kesin ve büyük ikrah olması ve niyetinin sağlam olması halinde câiz olur. Ancak belirli durumlarda, zarûret hallerinde uygulanabilir.    Takıyye, düşman olunması gerekenlere dostluk göstermek değildir. Düşmanın şerrinden korunmak için fiilî bir dostluğa cevaz yoktur. Onların emirlerine uyup peşlerinden gitmek değildir takıyye. Ancak mecbur kalındığı zaman sadece dille, sathî, şeklî, yapay ve sanal olarak düşmanlığın olmadığı görüntüsü vermektir. Seyyid Kutub, takıyye konusunda şunları söyler: Takıyye, sadece dilde olur; takıyye, öylesine görünmedir. Yoksa içten ve kalpten, istenilen şeye bağlılık ve dostluk gösterisi demek değildir. Takıyye, amel ve eylem bakımından da onlara dostluk beslemek ve yetki verme demek değildir. Kaldı ki, ruhsat veya izin verilen takıyye, mü’min ile kâfir arasında bir sevgi ve meveddetin doğması değildir. Herhangi bir şekilde çalışarak veya hizmet vererek mü’minin kâfire yardımcı olması da değildir. Bunların hiçbirisinin takıyye ile ilgisi yoktur. Böyle bir aldatma ile hâşâ Allah’ı kandırmaya kalkmak câiz değildir. (Fî Zılâl, Âl-i İmrân, 28. âyetinin tefsiri) İbn Kayyım da diyor ki: “Takıyye, kâfirleri sırdaş ve dost edinme demek değildir. Ancak Allah müslümanların kâfirleri dost ve sırdaş edinmekten uzak kalmalarını isteyince, aynı zamanda bu, onlara düşmanlığı ve onlarla ilişkiyi kesmeyi ve onlardan uzaklaşmayı gerektirir. Normal şartlarda bu kimselere düşmanlığı da açıkça gösterip ilân etmesi icap eder. Ancak bunların şerrinden korkulması halinde, takıyye yapmaları kendileri için mubah kılınmıştır.” Takıyye öyle bir kapıdır ki, bu kapıdan şeytan gayet kolay içeri sızabilir. Hasta kalplilere ve düşük karakterlilere bu işi süslü gösterir. Böylece onların  Allah’ın  düşmanlarına  yumuşaklık Gösterip meyletmelerini sağlar. Bunun içindir ki, Rabbimiz takıyye ifadesinden hemen sonra şöyle buyurmaktadır: Âllah, kendisine karşı gelmekten sizi uyarıp sakındırıyor. Dönüş yalnızca Allah’adır. De ki: ‘İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah herşeye kadirdir.” (3/Âl-i İmrân, 28-29) Eğer kalplerinizde kâfirlere karşı bir sevgi ve dostluk meyli varsa, onu saklasanız da Allah bilir. Ayrıca O, kâfirlere dost olmanızı yasaklamasına rağmen, yine de siz bundan vazgeçmezseniz, sizi cezalandırmaya da kadirdir. Kısaca, O’nun muttalî olmadığı ve cezalandırmaya gücünün yetmediği hiçbir kötülük ve isyan bulunmadığına göre, emrine âsi olmak cür’etini göstermeyin. Kur’an, dünyada mü’minleri bu konuda uyarıyor ki, bu kapıyı kendileri için bir dayanak ve destek yapmasınlar. Olur ki, bu çok büyük ve önemli olan hususu küçük ve kolay görürler. İşte böyle yapılmaması için uyarıyor. Zira bu olay, Allah’ın düşmanlarının dost edinilmesini, takıyye adıyla böyle bir işe girilmesini, şeytan hoş ve kolay gösterebilir. Kur’an; “dönüşünüz yalnızca Allah’adır” diyerek, gâfil olunmamasını istiyor. Dönüş Allah’a olunca, düşmanlara karşı gösterilen dostluk yüzünden Allah cezalandırır.                 


Son takip: 30.05.2020 - 03:34
Konu ile alakali düsüncelerinizi yaziniz:



· İkon · İnhinâ · Toplumsal Helâkler · Oruçluya Mekruh Olmayan Şeyler · Rızâlarını Almak · Nefsin Farklı Özellikleri · Câhiliyye · Din; Anlam ve Mâhiyeti · Allah’ın Semî’ İsmine İnanmanın Gereği · 2- İddetini Doldurmamış Kadınlar · Yağma. · 2- Dinî Emir ve Yasaklarda Gevşeklik ve İhmal · İblis'in Başvurduğu Yöntemler · 9. Mescidler İstirahat Yeridir · i- Fâiz · Yeryüzüne İndirilen İki Meleğin Mâcerâsı · Kadının Câhiliyye Tuzaklarından Kurtuluşunun Simgesi; Tesettür Tesettür Nedir? . · Kadının En Saygın, En Mübarek Konumu; Annelik · Kadının Fitne ve Fesat Unsuru Oluşu · Kadının Mahrem Olmayan Erkekle Tokalaşması
· GİRİŞ · AF-AFV · AĞLAMAK-GÖZYAŞI · AHİD · ÂHİRETE İMAN · ÂİLE VE EŞLERİN GEÇİMİ · AKIL · ALLAH (C.C.) · ANA BABAYA İHSAN · ARZ VE SEM · ATALAR YOLU · ÂYET · ÂYETܒL-KÜRSÎ · AZİM VE TEVEKKÜL · BAKARA VE İCL (SIĞIR VE BUZAĞI) · BÂTIL · BELA-İMTİHAN · BESMELE · BUHL/CİMRİLİK · CÂHİLİYYE · CEHENNEM · CENNET · CİHAD · Dalalet · DİN · DİN GÜNÜ · DUA · DÜNYA · DÜNYA HAYATI · DÜŞMANLIK · ECEL · EHL-İ KİTAP · EMÂNET · EMR-İ Bİ’L-MA’RÛF VE NEHY-İ ANİ’L-MÜNKER · ENDÂD · ENSÂRULLAH (ALLAH YOLUNUN YARDIMCILARI) · Esmau'l-Husna · ESMAULLAHİ'L-HUSNA · FAİZ · FAKİRLİK-ZENGİNLİK · Felah · FESAD · FETİH · FISK VE FÂSIK · FİTNE · FUHUŞ VE ZİN · GÂLİBİYET (ALLAH’IN YARDIMI VE ZAFER) · GAYB · GAZAP · GÜNAH · GÜZEL SÖZ · HAC · HAK-BÂTIL · HAKK · HAKKA BÂTILI KARIŞTIRMAK VE HAKKI GİZLEMEK · HALİFE-HİLÂFET · HALK (YARATMA) · HAMD · HARAM-HELÂL · HASENE-GÜZELLİK · HASTALIK · HAYIR-ŞER · HELÂK · HESAP · HEV · HİCRET · HİDÂYET · HİKMET · HİLÂFET-İMAMET · HIRSIZLIK · HÜKM-HÂKİMİYET · HÜZÜN-ÜZÜNTÜ · İbadet · İBLİS · İÇKİ VE KUMAR · İFSAD-İSLAH · İFTİR · İHLÂS · İHSAN-MUHSİN · İHTİLAF · İKRÂH · İLİM · İMAM · İMAN-MUMİN · İNCİL · İNFÂK · İNKÂR · İNSAN · İNSANLARA İYİLİĞİ EMREDİP KENDİNİ UNUTMAK · İNZÂR · İRTİDÂD-MÜRTED · İSLAMIN HAREKET METODU · İSLÂM-MÜSLÜMAN · İSRÂF · İSRAİL OĞULLARI · İSTİANE · İSTİÂZE · İSTİĞÂSE . · İSTİĞFAR · İSTİKAMET · İSTİKBÂR-MÜSTEKBİR · İSYAN-İTAAT · İTİKAF · İZZET-ZİLLET · KADIN · KÂFİR · KALB · KALP VE KALBİN MÜHÜRLENMESİ · KAN DÖKMEK · KARZ-I HASEN · KISAS · KITÂL-SAVAŞ · KİTAB-KUR'AN · KİTAPLARA İMAN · KIYÂMET · KÖLE-KÖLELİK · KORKU · KÜFÜR · KÜFÜR ÖNDERLERİ · LÂNET · MAĞFİRET · MAL-MÜLK VE MÂLİK · MÂSİYET · MEKR-TUZAK · MELEK-MELEKLERE İMAN · MESCİD · MESH (“AŞAĞILIK MAYMUNLAR OLUN!”) · MEYDAN  OKUMA  (KUR'AN'IN  İ'CÂZI) · MİLLET · MÎRÂS · MUHKEM VE MÜTEŞÂBİH ÂYETLER · MÜNAFIK-MÜNAFIKLAR · NAMAZ · NASARA-HRİSTİYANLIK · NEBİ-RASUL · NEFS · NESH · NİFAK-MÜNAFIK · NİKÂH VE TALÂK · NİSYÂN-UNUTMA · NÛR · ÖLÜM · ORUÇ · PEYGAMBER-PEYGAMBERLİK · PUT VE PUTA TAPMA · RABB · RİBAT-RABITA-MURÂBATA YAPMAK · RİYA · RIZIK · RUH · RUKÛ · SABİÎLER · SABIR · SÂLİH AMEL · SECDE · ŞEFÂAT · ŞEHİD · ŞERİAT · SEVGİ · ŞEYTAN · ŞİARLAR · SIDK/DOĞRULUK · SİHİR-BÜYÜ · SIRÂT-I MÜSTAKÎM . · ŞİRK · ŞÜKÜR · ŞÛR (İSTİŞÂRE/DANIŞMA) · SU VE YAĞMUR · TAAT · TAĞUT · TAHÂRET-TEMİZLİK · TAHRİF · TAKİYYE · Taklid · Takva · TÖVBE · TEVEKKÜL · TEVESSÜL-VESİLE · TEVHİD · TE’VİL VE TEFSİR · TEVRAT · TİCÂRET · TUĞYÂN · ÜLܒL-EMR · ÜMMET · VAHDET · VASİYET · VELÎ · YEME-İÇME · YEMİN · YÜSR-KOLAYLIK · ZALİM · ZEKÂT · ZİKİR · ZULÜM

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80


Google
 
Web ihya.org
CepAlem Gazeteler E-Kart E-Kitap Saglik Şiirler Sözlük
Kuran Meali Hadis Namaz Vakitleri Ingilizce Samil Fıkıh Fetva Rüya Tabiri
Kamus Hikayeler Forum Dini Terimler Haberler Oyun Resimler Ilahiler
Terimler isimler Sosyal Kavram Hadis Sözlügü imsakiye
Üniversite taban puanları ilmihal Rehber