Kavramlar Ansiklopedisi | Kategoriler | Konular

Günümüz ve İlim Kavramının Tahrifi

Günümüz ve İlim Kavramının Tahrifi

Günümüz ve İlim Kavramının Tahrifi

Müslümanın çok şeyinin gasb edildiği
gibi kavramları da tâğûtî güçler tarafından çalınıp Kur'anî anlamından içi
boşaltıldıktan sonra câhiliyyenin istediği şekilde tahrif edilip değişik ve
çarpık muhteva ile Kur'an'dan uzaklaştırılan insanlara sunulmaktadır. Bu konuda
örnekler sayılamayacak kadar çok. Din kavramından şehidlik kavramına, adalet ve
zulüm anlayışından İslâm, Kur'an ve sünnet anlayışına kadar yüzlerce kavramın
başına gelen budur. Kâfirler müslümanları daha çok kendi silâhları ile
vurmaktadır; Müslümanların sahip çıkmadıkları, kullanmasını bilmedikleri, yanlış
kullandıkları silâhlarıyla. İlim de bundan yeterli payını almış garip, mahzun ve
sahiplerinden şikâyetçi kavramlarımızdan.

İlim ve bilgi, birçok resmî gün ve
haftalarda mevsimlik programlarda ele alınıyor. Hem de dinî bir edâ ile; fakat
dine uymayan bir görüş ya da ideal için tema ve malzeme olarak kullanılıyor.
İşin tuhaflığına bakın ki, temeli dine dayalı bir kavram ile, dinî olmaması için
gayret edilen, üstelik dine bağlanması uygulanan yasalar ile suç olan bir
meselenin desteklenmesine, halka empoze edilmesine çalışılıyor.

Bilim denilen şey, şu haliyle
müslümanların felâhına ve yeryüzünde etkinlik kazanmasına sebep olmamakta, bilim
şu vaziyetiyle insanlığı sinsice tehdit etmekte, hidayetin yolunu tıkamaktadır.
İlim ki, aslında Yüce Allah'ın yeryüzüne ilettiği haberden, yani vahyden ve
Peygamber'in öğretilerinden ibarettir; şimdilerde Peygamber'in getirdiği İslâm'ı
başka türlü göstermek için kullanılmaktadır. İlim ki, Allah'ın mahlûkatı olan
kâinatın incelenmesinden ve Allah'a giden yola sarılmaktan ibarettir; şimdilerde
evrenlerin Rabbinden uzaklaştırmak için en etkin ve geçerli bir güç olarak
yürütülmektedir.

İlim, bir ilerleyiştir; insan beyninin
ve ruhunun yol alışıdır. Ama bu ilerleyişin uçuruma (dünya ve ahiret âfetlerine)
doğru değil; cennete doğru giden dosdoğru yola (sırât-ı müstakime) doğru olması
ilmin olmazsa olmazıdır. Müslüman için önemli olan ilerleyişin İslâm'a doğru ve
O'nun için olmasıdır. Temel çaba, ilmi bir yük olmaktan, hatta vebal olmaktan
çıkarıp Kur'an'ın gösterdiği şekilde İslâm'a uygun hayat haline getirmektir.

Bilimin ve teknolojinin şu asırlardaki
gidişi, bütünüyle evrene hükmetmeyi, tüm canlılara zararı hedef almış gibidir.
Akıl, bilim ve teknoloji, ne kadar evreni insana hizmetkâr yapma ve dünyayı daha
iyi yaşanır bir cennet haline getirme masallarıyla insanlara sunulsa da, hayatı
bir zindan haline getirdiğinin ve ebedî hayatı mahvettiğinin farkında bile
değildir. Modern insan, hevâsının yolundaki aklı ile icad edip semirttiği bu
bilim sultasının, teknolojik aygıtların, makinelerin tutsağıdır. Bundan
kurtuluşun yolu, önce ilim kavramının Kur'an'la sağlaması yapılarak tashih
edilmesi, bilgi birikimleri, dinin anladığı şekilde ?faydalı ilim? ise başa tac
edilmesi, değilse kendisinden Allah'a sığınılması gereken bir tehlike olarak
kabulü ile gerçekleşebilecektir. Vahiyden ve Allah'la bağlarından koparılmış
bilimin ve bilim sayesinde oluşan aygıtların, makinelerin ve maddeci hayatın
tutsaklığıdır modern insanın temel problemi; asrın insanının hüsrânı, çıkmaz ve
açmazları, bunalım ve streslerinin temel sebebidir bilimi ?cahil?ce, ?cahiliyye?
gözüyle değerlendirmek ve gerçek ilimden kaçmak. Bu esaretten kurtulmak, hevânın
gerçek akla dönüşmesi, bilimin, evrenin sırlarını ?halife? sorumluluğu ile
öğrenme ve Allah'a kulluk yönünde, yani en faydalı şekilde kullanılması
sayesinde olacaktır. Modern cahiliyyenin vahye, yani Allah'tan gelen gerçek ilme
ihtiyacı, Ebu Cehillerin cahiliyyesinden daha az değildir.

İnsan ömrünün sınırlı, günlerinin ve
alıp verdiği nefeslerinin de ilm-i ilâhîde mâlum ve muayyen olduğu hesaba
katılınca, öncelikle ne öğrenmemiz, hangi ilmi tahsil etmemiz gerektiğini tespit
etmek gerekir. Olur olmaz kimseler tarafından "ilmin faziletleri"nin
anlatıldığı, bazen bâtıl otorite sahipleri ve bozuk niyetli merciler güdümünde
ilim kavramının bâtıl maksatlar için istismar edildiği vakıası da hesaba
katılınca bu ilim gerçeğinin ne olup ne olmadığını belirlemek bir zaruret
olacaktır. Peygamberimiz, "faydasız ilimden Allah'a sığınırım" (et-Tâc,
Kitabü'l Ezkâr, c. 5, s. 124) diye dua edecek kadar faydasız ilmin zararı
konusunda hassasiyet göstermişken, mahiyetine ve kullanılış gayesine bakılmadan
ve şer'î ölçüyü hiç hesaba katmadan sürekli ilmin övücülüğünü yapmak, ilim
adına işlenen büyük bir cinayettir.

Mesela, "İlim istemek, ilim tahsil
etmek, kadın erkek her müslümana farzdır." Hadis-i şerifini ve "İslâm'ın ilk
emri oku emridir" düsturunu dillerine sakız edenleri bu hale örnek
gösterebiliriz. Evet, ilim tahsili herkese farzdır ama, hangi ilim, hangi
şartlarla ve ne maksatla?.. İşte bunu bir türlü belirtmiyorlar kavram
istismarcıları. Okumak tavsiyesini de bir zamanlar moda olan okuma seferberliği
girişimlerine halkı teşvik sadedinde delil getirenler, samimiyetsizliğin ve
çifte standartın en âdi örneğini sergiliyorlar. Bu hal, aynen bir ağacın
kökünü inkâr edip dallarını kabullenmeye benzer. İslâmiyeti bütünüyle
ve cemiyet plânında inkâr ettikten sonra onun bazı ilke ve kavramlarını kendi
gayelerinin gerçekleştirilmesi yönünde kullananların tutumu hangi mantık ve
samimiyetle bağdaştırılabilir?

Niyet bakımından böyle olduğu gibi,
içerik yönünden de İslâmî gaye esas alınmadan mutlak olarak kayıtsız şartsız
insanlara öğütlenen, bir dereceye kadar da öğretilen bu malumatlar, konusu ve
sonu görünüşe göre ne derece parlak ve verimli gibi olursa olsun, mutlak surette
bir fuzuliyattan ibarettir. İşin daha kötüsü, hakiki ilmin önüne bir perde ve
engel getirmek, insanı asıl yaratılış gayesinden uzaklaştırmaktır. Zamanın ilim
anlayışı, Din'in esprisi içinde bir ilim değil; resmî sistemler/câhiliyye
doğrultusunda bir bilim anlayışıdır. (16)