Kavramlar Ansiklopedisi | Kategoriler | Konular

Bazı Fazîletli Zikir Sözleri

Bazı Fazîletli Zikir Sözleri

Bazı Fazîletli
Zikir Sözleri:


Ebû Mûsâ (r.a.) anlatıyor: Bir seferde Peygamber
(s.a.s.) ile beraberdik. Cemaat, yüksek sesle tekbir almaya başladılar. Bunun
üzerine Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Kendinize
acıyın; siz ne sağıra duâ ediyorsunuz; ne de bir gâibe! Muhakkak siz işiten
yakın bir zâta duâ ediyorsunuz ki, o sizinle beraberdir." Ebû Mûsâ: "Ben
onun arkasındaydım ve 'lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (güç ve kuvvet ancak
Allah'a mahsustur' diyordum. Bunun üzerine de: "Ey Abdullah bin Kays! Sana
cennet definelerinden bir define göstereyim mi?" dedi. Ben: "Hay hay yâ
Rasûlallah!" dedim. 'Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (güç ve kuvvet ancak
Allah'a mahsustur' de!" buyurdu. (Müslim, Zikir 44, hadis no: 2704)

"Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Onları kim
ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever."
(Müslim, Zikir 5, hadis no: 2677) Diğer rivâyet
şöyledir: "Gerçekten Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Bir müstesnâ yüz
isim! Bunları kim sayarsa cennete girer." (Müslim, Zikir 6, hadis no: 2677)

"Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe
illâllahu vallahu ekber' demem, benim için güneşin üzerine doğduğu her şeyden
daha sevgilidir." (Müslim, Zikir 10)

"Bir kimse günde yüz defa, 'Lâ ilâhe illâllahu
vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdu, ve hüve alâ külli şey'in
kadîr (Allah'tan başka ilâh yoktur. O'nun şerîki/ortağı yoktur; mülk O'nundur,
hamd de O'na mahsustur. Hem O her şeye kaadirdir)' derse, o kimse için on köle
(âzât etme) dengi sevap olur. Ve kendisine yüz hasene yazılır; yüz günahı da
silinir. O gün, akşamlayıncaya kadar şeytandan muhâfaza olur. Onun yaptığından
daha faziletli bir işi kimse yapamaz. Meğer ki, onun yaptığından fazla yapsın.
Ve bir kimse günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihî (Allah'ı hamdiyle
birlikte tenzih ederim)' derse; günahları denizin köpüğü kadar bile olsa sâkıt
olur." (Müslim, Zikir, 28, hadis no:
2691)

"İki kelime vardır ki, dile hafif, mîzanda ağır,
Allah'a makbuldürler. (Bunlar:) 'Sübhânallahi ve bihamdihî, sübhânallahi'l-azîm
(Allah'ı hamdiyle birlikte tenzih ederim. Yüce Allah'ı tenzih ederim)'
(kelimeleridir)." (Müslim, Zikir 31,
hadis no: 2694)

"Sübhânallahi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe
illâllahu vallahu ekber (Allah'ı tenzih ederim, hamd Allah'a mahsustur ve
Allah'tan başka ilâh yoktur. Allah her şeyden büyüktür)' demem, benim için,
üzerine güneş doğan her şeyden daha makbuldür."
(Müslim, Zikir 32, hadis no: 2695)

Mus'ab bin Sa'd (r.a.) anlatıyor: Bana babam
rivâyet etti. (Dedi ki: 'Rasûlullah (s.a.s.)'ın yanındaydık. "Biriniz her gün
bin sevap kazanmaktan âciz midir?" diye sordu: "Yüz kere tesbih eder (Sübhânallah
der) ve kendisine bin sevap yazılır. Yahut üzerinden bin günah indirilir"
buyurdu. (Müslim, Zikir 37, hadis no: 2698; Buhârî Deavât, Bed'ul-Halk; Tirmizî
Deavât; İbn Mâce, Sevâbu't-Tesbîh)

Muhâcirlerin fakirleri Rasûlullah (s.a.s.)'a
gelerek: 'Varlık sahipleri yüksek dereceleri ve devamlı nimetleri alıp gittiler'
demişlerdi. Rasûlullah (s.a.s.): "Neymiş o" diye sordu. Muhâcirler: '(Ne
olacak,) Onlar da bizim kıldığımız gibi namaz kılıyor; bizim tuttuğumuz gibi
oruç tutuyor. (Ama,) Onlar sadaka veriyor, biz veremiyoruz; onlar köle âzâd
ediyor, biz edemiyoruz' dediler. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.s.): "Ben size
bir şey öğreteyim mi? Onunla sizi geçenlere yetişir; sizden sonrakileri de
geçersiniz. Hem hiçbir kimse sizden daha fazîletli olamaz; meğer ki sizin
yaptığınız gibi yapmış olsun!" buyurdu. Muhâcirler: 'Hay hay yâ Rasûlallah!'
dediler. Rasûlullah: "Her namazdan sonra otuz üç kere tesbih (sübhânallah),
tahmid (el-hamdu lillâh) ve tekbir (Allahu ekber zikri) edersiniz." Bunun
üzerine fakir muhâcirler Rasûlullah (s.a.s.)'a dönerek: 'Mal, mülk sahibi din
kardeşlerimiz bizim yaptığımızı işitmiş; bunun mislini onlar da yaptılar'
dediler. Rasûlullah: "(Ne yapalım,) Bu, Allah'ın bir fazl u keremidir; onu
dilediğine verir" buyurdu. (Müslim, Mesâcid, 142, hadis no: 595)

"Bir kimse her namazın sonunda Allah'a otuz üç
defa tesbih, otuz üç defa hamd eder, otuz üç defa da tekbirde bulunursa,
bunların toplamı doksan dokuz eder. Yüzün tamamında da: 'Lâ ilâhe illâllahu
vahdehû lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdu ve hüve alâ külli şey'in
kadîr' derse, günahları denizin köpüğü kadar bile olsa (yine) affolunur."
(Müslim, Mesâcid, 146, hadis no: 597)

"Bir kimse, on defa 'Lâ ilâhe illâllahu vahdehû
lâ şerîke leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr
(Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O'nun şerîki/ortağı yoktur. Mülk O'nundur.
Hamd de O'na mahsustur. O her şeye kaadirdir)' derse, İsmâil oğullarından dört
kişi âzâd etmiş gibi olur." (Müslim,
Zikir 30, hadis no: 2693)

?Ebu'd-Derdâ (r.a.) anlatıyor: Rasûlullah
(s.a.s.) bir gün sordu: ?Size amellerinizin en hayırlısını, sizin derecenizi
en çok artıracak, Melîkiniz nezdinde en temiz, sizin için altın ve gümüş
bağışlamanızdan daha hayırlı, sizin için düşmanınızla karşılaşıp onların
boyunlarını vurmanızdan, onlar da sizin boyunlarınızı vurmalarından da hayırlı
amelinizi haber vereyim mi?? ?Bu nedir ey Allah'ın Rasûlü?? dediler.
?Allah'ı zikretmektir!? buyurdu. (İmam Mâlik, Muvattâ, Kur'an 24)

Hz. Âişe: "Peygamber (s.a.s.) (zamanının) her
ânında Allah'ı zikrederdi" dedi. (Müslim, Hayz, 117, hadis no: 373)

İmam Mâlik'e ulaştığına göre, Hz. İsa İbn Meryem
(a.s.) şöyle buyurmuştur: ?Allah'ın zikri dışında çok kelâm etmeyin,
kalpleriniz katılaşır. Çünkü katı kalp Allah'tan uzaktır, fakat bunu
bilemezsiniz. Kendiniz efendiler imişcesine insanların günahlarına bakmayın,
bilâkis kullar olarak kendi günahlarınıza bakınız. Çünkü insanlar(ın bir kısmı),
belâya mâruzdur. Bir kısmı da âfiyete mazhardır. Belâ (imtihan) sahiplerine
merhamet edin. Mazhar olduğunuz âfiyete de hamd edin.? (İmam Mâlik, Muvattâ,
Kelâm 8 (2, 986)

"Cennet halkının tek bir hasreti vardır: O da
hayatta Allah'ı zikretmeksizin geçirdikleri vakitlerdir."
(Hadis-i şerif rivâyeti)

"Her insan ölürken gayet susamış ve harâretli
olarak ölür. Yalnız, hayatında Allah'ı zikir ile ağzını ıslatanların son
nefeslerinde harâretleri olmaz."
(Hadis-i şerif rivâyeti)

"Gâfiller arasındaki zikreden, kaçanlar arasında
kahramanca harbeden gibidir."
(Hadis-i şerif rivâyeti)