Kavramlar Ansiklopedisi | Kategoriler | Konular

Kur'an'ın Tâviz ve Uzlaşmaya Bakışı

Kur

Kur'an'ın Tâviz ve Uzlaşmaya Bakışı

Kur'an'da Allah, İslâmî tebliğ ve
faaliyetin güçlenmeye başladığı dönemlerde müşriklerin mü'minlerle uzlaşma
taleplerinden bahsetmektedir. Onların teklif ve tehditlerine uyup İslâm'ın temel
ilkelerinden, tevhidî anlayıştan tâviz vererek uzlaşmaması için Kur'an,
Rasulullah'ın şahsında bütün mü'minleri uyarmaktadır. "(Sana şu
tâlimatı verdik:) Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına
uyma. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına
dikkat et. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak,
günahlarının bir kısmını onların başına belâ etmek ister. İnsanların birçoğu da
zaten yoldan çıkmışlardır." (5/Mâide, 49) Allah Teâlâ, müşriklerin
arzularına, hevâ ve heveslerine uymamak ve Allah'ın hükümlerinden bir kısmının
bile uygulanmasından tâviz vermemeyi peygamber şahsında mü'minlere
emretmektedir.

"Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan
kişiyi en iyi bilendir, hidâyete erenleri de en iyi bilen O'dur. O halde,
(hakikati) yalan sayanlara boyun eğme! Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın
da onlar da sana yumuşak davransınlar. (Rasülüm!) Alabildiğine yemin eden,
aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep
engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir
de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye,
sakın boyun eğme. Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, 'öncekilerin masalları!'
der. Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz)."
(68/Kalem, 8-16) Müşriklerin, Rasulullah'tan tevhid mücadelesinde tâviz verip
uzlaşma içinde olması yönünde istekleriyle ilgili olarak bu âyetler nâzil
olmuştur. Etkili çevreler siyasal güçlerini kullanarak, yetkili güçler
egemenliklerini perçinlemek için, para babaları paralarıyla her şeyi satın
alabileceklerini düşünerek ve bu sınıfların tümü müstaz'af halkın kanına ve
canına yapışan saldırgan pençelerinin koparılacağını düşündüklerinden hak dâvâ
eri tevhid önderlerine ya baskı yapmış veya uzlaşmaya zorlamışlardır. Bâtıl
zihniyetin özelliğidir bu; kendi çıkarlarını sürdürmek için her zaman ve her
mekânda hak dâvâyı savunanları tâviz ve uzlaşmayla etkisiz hale getirmeye
çalışmak. "Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak
davransınlar." (68/Kalem, 9)

"Sizin de kendileri gibi kâfir
olmanızı/inkâr etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız."
(4/Nisâ, 89)

"(Müşrikler,) sana vahyettiğimizden başka
bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse sana vahyettiğimizden
saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi. Eğer seni
sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, neredeyse onlara birazcık meyledecek-tin. O
takdirde hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık;
sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın."
(17/İsrâ. 73-75)

"Sabah akşam Rablerine, O'nun rızasını
dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat et. Dünya hayatının süsünü
isteyerek gözlerini onlardan çevirme. Kalbini bizi anmaktan gâfil kıldığımız,
kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye boyun eğme."
(18/Kehf, 28)

"De ki: 'Ey kâfirler! Ben sizin tapmakta
olduklarınıza tapmam/kulluk etmem. Siz de benim ibadet ettiğime kulluk
etmiyorsunuz. Ben sizin taptıklarınıza asla tapacak/kulluk edecek değilim. Evet,
siz de benim ibadet ettiğime kulluk yapıyor değilsiniz. Sizin dininiz size,
benim dinim de bana!" (109/Kâfirûn,
1-6)

"Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu
zaman, (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: 'Ya bundan başka bir
Kur'an getir veya bunu değiştir!' dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem
benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü
Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım."
(10/Yûnus, 15). Zamanımızda olduğu gibi,
Kur'an-ı Kerim'in indiği devirde de kendi kafalarına göre din isteyenler veya
Allah'ın hükümlerinin kendi arzu ve heveslerine göre değiştirilmesini isteyenler
olmuştur. Halbuki Kur'an belli dönemlerdeki insanların geçici ve değişken
arzularını karşılamak için değil; kıyamete kadar bütün insanlığın ruhî, ahlâkî
ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak, dünyevî ve uhrevî saâdetin yolunu göstermek
için indirilmiştir. Bu sebepledir ki, âyette belirtildiği gibi Peygamber de
dahil olmak üzere hiç kimsenin Kur'an'ın hükümlerini değiştirme yetkisi
yoktur.