Kavramlar Ansiklopedisi | Kategoriler | Konular

Kur'an'da Rızık.

Kur

Kur'an'da Rızık

Rızık kelimesi, türevleriyle
birlikte Kur'an-ı Kerim'de 124 yerde geçer. Kur'an'a göre rızık, ya doğrudan
doğruya veya sebeplendirme yoluyla Cenab-ı Allah'a aittir. İnsanlara verilen
rızka konu teşkil eden şeyler değişiktir: Eti yenen hayvanlar (22/Hac, 28, 34;
10/Yûnus, 59); Nebatî ürünler, meyveler (2/Bakara, 126; 14/İbrahim, 37); gerek
insanların, gerek öbür canlıların gıdaları, yiyip içilen şeyler (Bakara, 60;
Yunus, 59; Ankebut, 60); cennettekilere verilecek rızıklar (2/Bakara, 25);
yağmur (51/Zâriyat, 22; 40/Mü'min, 13; 45/Câsiye, 5) En çok rastlanan durum,
rızkın konusunun tayin olunmayıp, müphem ve genel bırakılmasıdır. Bu ise,
rızıklandırmanın şümulünü genişletmektedir. Bakara suresi, 3. âyetteki
"Kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden Allah yolunda harcarlar." genel
ifadesi, rızkın içine birçok şeyi dahil eder: Aynî mal, nakit para, gıda olacak
şey, hatta bedenî kuvvetle yardım, bilgisiyle faydalı olmak gibi. Rızık, manevî
nimet için de kullanılır. Manevî nimetlerin en önemlisi nübüvvet ve hidâyet
anlamında da kullanılmıştır (11/Hûd, 88); Rızık kelimesi, bunların
dışında; yerden ve gökten gelen yaşama vesileleri (16/Nahl, 73; Şura, 12);
uhrevî fazl ve nimet (22/Hacc, 58); teşekkür (56/Vâkıa, 82); servet, mal ve
mülk (16/Nahl, 71) anlamlarında da kullanılmıştır.
Kur'an, Allah'ın rızıklandırma
(terzîk) fiiline muhatap olanları da çeşitli hayat tabakalarından bütün
canlılar, tüm insanlar, şehidler ve cennet ehli gibi gruplara ayırır (Bkz.
2/Bakara, 126; 3/Âl-i İmran, 169; 11/Hûd, 6; 17/İsrâ, 31; 22/Hacc, 28; 29/Ankebut,
60; 40/Mü'min, 40; 42/Şûrâ, 19). Her canlının rızkını tekeffül eden Allah, bu
rızkı onlara dilediği gibi farklı ölçülerde vermektedir. (Bkz. 34/Sebe', 39; 39/Zümer,
52; 42/Şûrâ, 27)
Allah'ın ilminde bir insanın
ömrü boyunca yiyeceği rızıklar bellidir. Bir insan, dağlar kadar mal ve yiyecek
kazansa, onun ömrü boyunca bundan yiyeceği ve midesinin alacağı miktar
muayyendir. Kazandığı mal ve yiyeceklerin hepsini midesine doldurma gücü ve
imkânı yoktur. Bu sebeple bir mü'min kazandıklarından ihtiyaç fazlasını
muhtaçlara vererek manevi rızık (âhirete azık) kazanmaya çalışması Allah'ın
emrettiği güzel bir davranıştır.
Allah, erişilmesi, hatta
kavranılması imkânsız bir ilim ve vukufla bütün yarattıklarının rızkını tayin
edip yaratmış ve istifadelerine sunmuştur. Ağaçlarda meyveler, zerzevatlar,
tahıllar, canlılardan elde edilen gıdalar, barınmamız, örtünmemiz, yaşayışımızı
sürdürmemiz için icad ve halk ettiği her şey rızkımızdır. Fakat ihsan buyrulan
bu rızıklardan yararlanabilmemiz, çalışıp elde etmemize bağlıdır. Ekeceğiz,
hizmet edip yetiştireceğiz. Derleyeceğiz, gayret ederek bir şeylerin üremesine
katkı sağlayacağız ve yararlanacağız. "İnsan için, kendi çalışmasından başka
bir şey yoktur." (53/Necm, 39) Meyveler de elbette rızkımızdır ama ağacı
dikmek, yetiştirmek, bakımını yapıp meyvesini dermek bize düşmektedir. İnsan,
isterse açlık grevi yapar ve yemez. İsterse emredilen yoldan giderek helalinden,
isterse nehy edilen yoldan giderek haramından rızıklanır. Rızkı yaratan ve veren
Razzâk-ı âlem olan Allah'tır. Hangi rızkın ve rızkı elde etme biçiminin haram
olduğunu tayin edip bildiren de O'dur.
Rızkın haram olması iki şekilde
ortaya çıkıyor. Biri, bizatihi haram olan, sarhoşluk veren şeyler, ölü hayvan ve
domuz eti gibi. Diğeri ise, aslında helal olduğu halde; elde ediliş şekli ile
haram olandır. Çalınan şeyler, zulümle elde edilenler gibi. Fakat bütün bu
haramlar tek esasa dayanır; o da Allah'ın hududu, yasaklaması. Dolayısıyla rızık,
Allah'ın mubah kılması ve yasağına göre helal ve haram oluyor. Yoksa Allah,
kullarından bir kısmına helal; bir kısmına haram rızık veriyor değil. O sadece
rızık veriyor. Ama elde etmek için tutulan yola göre, ya da bizatihi haram
kılınmış olanı kullanan haram yemiş oluyor. İnsanların haram olan yollarla
rızıklarını elde etmelerine Allah'ın rızası yoktur. Haram lokmada hiçbir hayır
yoktur. Onun için mü'minler, haram olan yollardan rızıklarını kazanmaktan
sakınırlar. Haram olan rızıklar da yaratılma bakımından Allah'a isnad edilir,
elde etme açısından kullara nisbet edilir. "Yeryüzünde yürüyen her canlının
rızkını vermek Allah'a aittir." (11/Hûd, 6)