Kavramlar Ansiklopedisi | Kategoriler | Konular

4- Vesayet Akdinin Yapılışı

4

4-
Vesayet Akdinin Yapılışı:


Vesâyet akdi icap ve kabul ile
meydana gelir. Vasî tayin edenin; "Sen benim vasîmsin" "Sen benim malımda
vasîmsin" veya "Sen benim vefatımdan sonra vekilimsin" yahut, "Vefatımdan sonra
çocuklarımı sana teslim ettim, onların işlerini sen yönet" gibi ifadelerle
yapılacak teklif karşı tarafça da kabul edilince vesâyet sözleşmesi meydana
gelir.

Vasî vesâyet teklifini, vasî tayin
edenin bilgisi altında reddetse bu red geçerli olur. Eğer vasî tayin edenin
bilgisi yoksa onun bakımından aldanma olmaması için red onun bulunmadığı
mecliste geçerli olmaz. Vasî tayin edilen susar ve bu arada vasi tayin eden
ölürse, vasînin red veya kabul hakkı vardır.

Vesâyet sözle olduğu gibi fiil ile
de gerçekleşebilir. Meselâ; bir kimse vasî tayin edildiğini bilmeksizin
mirasçıların bir malını satsa veya onlara yarayışlı bir şey satın alsa veya
ölenin bir borcunu ödese yahut alacağını tahsil etse vasîliği fiilen kabul etmiş
sayılır.

Vasînin görev alanına vasî tayin
edenin çocukları girdiği gibi bu çocukların ölümü halinde onların çocukları da
girer. Vasî ile birlikte nâzir tayini de câizdir. Nâzımı tasarrufa yetkisi
yoktur. Ancak onun bilgisi olmadıkça vasî tek başına tasarrufta bulunamaz. Aksi
halde yetimin malında meydana gelecek zararı tazmin etmesi gerekir.

Vesâyet görevinin, Allah'a
yaklaşmak amacıyla ücretsiz yapılması gerekir. Ancak vasî tayin eden, vasî için
vasiyeti infaz bedeli olarak bir ücret belirlese bu iş sözleşmesi geçerli olmaz.
Çünkü bu sözleşme vasî tayin edenin ölümünden sonra yürürlüğe girmesi gerekeceği
için böyle bir iş akdi geçersiz olur. Ancak böyle bir ücret bir atıyye olarak
mirasın üçte birine kadar olan bölümünden verilir. Yine vasî tayin eden; "Benden
sonra çocuklarım üzerinde vasî olması için sana şu kadar ücret verdim" dese bu
şart bâtıl olur, fakat başka bir açıdan ona hizmeti karşılığında belli bir malı
veya ücreti vasiyet yoluyla bırakmış olur (Ömer Nasuhi Bilmen, İstilahatı
Fıkhıye Kamusu, İstanbul 1969, V, 179,180).

Diğer yandan vesâyet akdinin bir
sreye ve şarta bağlanması caizdir. Meselâ; "seni bir yıl süreyle veya oğlum
erginlik çağına girinceye veyâ Ahmed dönünceye kadar vasî tayin ettim" denilse
sınırlı bir süre için vâsi tayini söz konusudur. Şarta bağlama ise şöyle olur:
"Ben ölürsem, seni vasî tayin ediyorum" demek gibi. Çünkü vasî tayininde bir
takım bilinmezlikler ve tehlikeler söz konusudur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s)
Zeyd b. Hârise'yi Mûte Gazvesine gidecek olan bir askeri birliğe komutan tayin
etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Zeyd'in başına bir felâket gelirse, ondan sonra
Cafer, Cafer'in başına felâket gelirse Abdullah b. Revâha (r.anhüm) komutayı ele
alsın." (Buhârî, Cihâd, 7, Fedâilü Ashâbi'n-Nebî, 25, Cenâiz, 4; Ahmed b.
Hanbel, III,113.118, V, 299, 301).